Yılmaz Pekmezcan
Ad Soyad : Yılmaz Pekmezcan
E-posta : ypekmezcan@gmail.com

Aile işletmeleri ve kurumsallaşma nedir?

Aile işletmeleri genellikle bir ya da birden fazla aile üyesinin önemli derecede sahipliğinin bulunduğu ve bunların işletmenin faaliyetleri üzerinde önemli derecede etkiye ve kontrole sahip olduğu işletmeler algılanmaktadır. Dünyada Türkiyedeki işletmelerin yüzde 95inin aile işletmesi statüsünde olduğu görülmektedir.
Eklenme Tarihi : 10 Mayıs 2012 Perşembe

. Aile işletmelerinde organizasyonel yapı genellikle işletmenin pazarlama, muhasebe, satın alma, finansman, insan kaynakları ve üretim gibi fonksiyonlarının (birimlerinin) genelde aile bireyleri tarafından sevk ve idare edildiği görülmektedir. İşletmelerde genel yönetici ve benzer pozisyonlarda profesyonel personel çalıştırılsa da nihai olarak karar verici olan aile bireyleri olmaktadır. Yapılacak işler genelde aile bireylerine bilgi ve becerileri doğrultusunda verilmemektedir. Görevlendirmelerde baskın role sahip olan, işletmenin kurucusu ya da ailenin reisi olmakla beraber, aile bireyleri kendileri için uygun olduğuna inandıkları görevlere talip olmaktadırlar. İşletmeler büyüdükçe aile bireylerinin işletmenin tüm fonksiyonlarını kontrol etmeleri ve onları yönlendirmeleri mümkün olamamaktadır. Ayrıca aile işletmelerinde nesil değişimi ile birlikte aile bireyleri arasında çatışmalar çıkmaktadır. İşletmelerin tepesinde bulunan baskın gücün (işletmenin kurucusunun ya da aile reisinin) sistemden çıkması ile birlikte aile bireyleri arasında çekişmelerden veya aile bireylerinin yapılan işlere tam hâkim olamamalarından dolayı çatışma yaşanmakta ve nihayetinde birçok aile işletmeleri ikinci kuşakta dağılmaktadır. Çeşitli sebeplerden dolayı aile işletmelerinin yüzde70i ikinci kuşağa, yüzde 90ı üçüncü kuşağa geçemeden yok olmaktadır. Bu duruma neden olarak işletmelerin geleceğin varis yöneticilerin yetişmesine ilişkin planlarının olmaması, gelişimini ve hazırlığını tamamlamamış halefler ve aile içi rekabet gibi çeşitli sebepler gösterilebilir. Genel olarak bu durumun işletmelerin kurumsallaşmanın gereklerini tam olarak yerine getirememiş olmalarından kaynaklandığını söylemek mümkündür. Sermayenin milliyetinin kalmadığı ve sürekli yer değiştirdiği pazarlarda rekabet edebilmek ve varlığını sürdürebilmek için işletmeler kendilerini gelişen pazar şartlarına uyumlu hale getirmek ve geliştirmek zorundadırlar. Pazardaki değişim ve gelişmelere uyum sağlamaya yönelik faaliyetler, aile işletmeleri için kurumsallaşmayı zorunlu hale getirmiştir.Kurumsallaşma, tekrarlanan eylemlerin ve alışkanlıkların topluluklar içerisinde standart hale gelmesi ya da uyulması gereken kurallar anlamı taşır. İşletmeler için yaşamsal bir öneme sahip olan kurumsallaşma; bir işletmenin kişilerden bağımsız olarak kurallara, standartlara, prosedürlere sahip olması, değişen çevre koşullarını takip eden sistemleri kurması ve gelişmelere uygun olarak organizasyonel yapısını oluşturması, kendisine özgü iletişim ve iş yapma yöntemlerini kültür haline getirmesi ve böylece diğer işletmelerden farklı ayırt edici bir kimliğe bürünmesi sürecidir. Kurumsallaşma, bütün sosyal yapılar için çok önemli olmakla birlikte, aile işletmeleri için çok daha önemlidir. İşletmelerde kurumsallaşmanın işareti, özel örgütsel formlara başvurulması ve örgütsel hayatın alanı olarak kabul edilen örgütsel sahanın oluşturulmasıdır. Aile işletmelerinin kurumsallaşmasının birinci adımı ailenin ve şirketin anayasasının hazırlanmasıdır. Aile şirketinin anayasası, esasen işleyişin kurallı hale gelmesini sağlayan ve ortakları aynı zeminde buluşturan kuvvetli bir araçtır. Kurumsallaşmada; kişiler yerine tüzel kişilik ön plana çıkartılarak, bireylerden bağımsız, modern iş ve işletmecilik anlayışı üzerine bir sistem kurularak, bu sistemin organizasyon yapısına, işletme politikalarına, kültürüne; yönetim, insan kaynakları, tedarik, üretim, pazarlama, finansman ve araştırma geliştirme gibi işletme fonksiyonlarına hâkim kılınmasıdır. Kurumsallaşma, bir işletmenin tüm fonksiyonlarının ve süreçlerinin belirli kurallar ve sistematik içerisinde kendiliğinden yürür hale getirilmesini ifade etmektedir. İşletme faaliyetlerinin yürütülmesinin belirli bir sistematiğe ve kurallar dizisine bağlanması işletme kültürünün doğmasını ve kurumsal kimliğin oluşmasını sağlar. Kurumsallaşmanın en temel felsefesi işlerin ve süreçlerin kişiye değil bir modele dayandırılmasıdır. İşler ve süreçler bir modele dayandırıldığında işletmenin yöneticilerin ve sahiplerinin kimler olduğu işletmenin devamı için pek bir anlam ifade etmez. Kurumsallaşma kendi içinde rekabeti ve yenileşmeyi getirdiği için sürekli gelişme söz konusudur. Kurumsallaşma, işletmenin belirli amaç ve hedefler doğrultusunda, belirli ilke ve değerler çerçevesinde yönetilmesidir. Bu amaç ve hedefler öylesine güçlü ve çekici, ilke ve değerler öylesine sağlam ve bağlayıcıdır ki, firmanın mevcut yöneticileri kendilerini bunlara uygun hareket etmek zorunda hissederler. Diğer bir ifade ile bunlar, yöneticilerin kişilik ve kararlarından etkilenmeyen kavramlardır. Bu kavramlar, vizyon, misyon, ilke ve değerlerden oluşur. Belirlenen amaç, ilke ve değerler işletme yöneticileri dâhil işletmede çalışan herkesi bağlar. Nihai olarak ülkemizde kurumsallaşma süreçlerinin işletmelerde sağlıklı bir yapıyı oluşturarak varlığının ve başarısının devam ettirilebilmesi olarak ne olduğunun anlatılması çabalarından önce kurumsallaşmanın aslında ne olmadığı yönündeki çabaları sarf etmek zorunda kalıyoruz! Özellikle perakende sektörü için söylemek gerekirse artık bu düzeyi aşma vakti geldi. Geç olmadan işe koyulmak gerek.İnsan akıbetinin efendisi değildir ve hiçbir zamanda olmayacaktır. İnsanın aklı onu daima bilinmeyen ve öngörülmeyen yeni şeyler öğrenmeye doğru götürecektir. Friedrich A.von Hayek

Yazarın Diğer Makaleleri

Firma Haberleri

Tümü