Güç 'marka'da artık - 2

Perakende sektörü uzun soluklu bir yol. Başlangıcınızla devam ettiğiniz süre, hiçbir zaman kalan süreden daha fazla olmayacak. Hal böyle olunca da sektörde geliştikçe gelişmek, büyüdükçe büyümek gerekecek. Peki, ama nasıl? Her sokak arasında başka bir perakendeci varken bu nasıl mümkün olacak? Aynı sektöre hemen hemen aynı hizmeti sunan firmalar nasıl farklılaşacak? Markalaşmak adına nasıl bir yol izlenmeli? Marka stratejileri nasıl oluşturulmalı? Bu soruların cevaplarını sektörde söz sahibi olan firmalarla ve sektör için önemli isimlerle birlikte aradık

Eklenme Tarihi : 18 Ağustos 2014 Pazartesi
guc-markada-artik-2

Onur KAYA, Yaren ÖZ, İpek GÜL

Yazı dizimizin 1'inci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Marka olmak sektörde koşulan yolun en çetrefilli parkuru belki de. Marka, bir ürünün, bir firmanın kimliği... Hatta kısaca her şeyi… Ancak marka nasıl olunacak? Sadece iyi olabilenlerin ayakta kalabildiği süreçte markanız nasıl bir farklılık yaratacak ki, tercih edilme sebebi olacak? Veya marka olmak hiç mümkün olmayacak mı? Her gelen aslında eskisini, her giden de gelecek olanı aratacak belki ama beklentiler karşılanabilecek mi? Tüketici mutlu olacak mı? Marka olmak, paha mı yoksa ulaşılabilirlik mi?

Marka olmak fonksiyonel bir iş
Hamit Akçay
Kim Market Genel Müdürü

Ben gıda perakendesinde marka olmanın çok da mümkün olmadığını düşünüyorum. Çünkü gıda perakendeciliği benim nazarımda fonksiyonel bir iş. Yani marka olmak dediğiniz şeyin pratik tanımı şudur; bir malı daha pahalıya satabilmektir ya da ürüne rasyonel faydalarının yanı sıra irrasyonel faydalar ekleyebilmektir. Gıda perakendeciliğinde kendiniz bir şey üretmiyorsanız bu anlamda marka olabilmeniz çok mümkün değil. Bilinirlilik ve marka olmak aynı şey değil. Bilinir olabilirsiniz ama pratikte aynı ürünü rakiplerinizden daha pahalıya satabiliyorsanız marka olursunuz. Şu ana kadar Türkiye’de bunu başarabilen olmadı bence çünkü en pahalı satan firmanın rakibi çıkıp daha uyguna bir ürün sattığında firma pazar kaybediyor. Bunların konuşulması perakende açısından çok önemli fakat marka olmanın fonksiyonel olduğu unutulmamalı. Biz marka stratejimizi fonksiyonelite üzerine kuruyoruz. Bunu da tüketiciye katma değer sağlayabilmek adına yapıyoruz. Tüketiciye katma değer sağladığınızda tüketici sizi tercih ediyor ve bu da sizi büyütüyor. Bunun peşinden tanınırlık geliyor, sadakat geliyor. Son 4 yılda biz Kim Market olarak yönetim stratejimizi yeniledik. Bu yenileme sonucunda da bugün Kim Market uluslararası bir perakendeci konumuna geldi.

Çıkış noktası tüketici olmalı
İlke Ülger Tunçay
Lila Kâğıt Pazarlama Direktörü

Bizim çıkış noktamız hep tüketici ihtiyacı oldu. Tüketici ihtiyacını bulduğumuz nokta bizim için çok kritik. Bunun yanı sıra farklı ürünlerle piyasada olmak da bizim için çok önemli. Şu anda Sofia ile tek banyo havlusu hatta Avrupa’ya da baktığınızda tek banyo havlusu olan markayız. Ürünlerimizi mutfak ve banyo havlusu diye iki gruba ayırdık. Baktık ki havlu kullanımı, kullanım yerine göre çok farklılık gösteriyor. Mutfaktaki ürünlerde daha fazla beyaz ürünler kullanılırken, banyoda daha hijyenik ve aynı zamanda dekoratif kokulu ürünler ön planda. Dolayısı ile biz bu ihtiyacı tespit ettiğimiz noktada, bu ürünün ayrımını gerçekleştirdik. İki farklı ürün haline getirip, mutfak ve banyo olarak 2 farklı segmentte havlu çıkarttık. Aslında odak noktamızda dediğim gibi hep tüketici var. Tüketici ihtiyaçları bizi motive ediyor ve işlerimizi geliştirmemizi sağlıyor.

Marka demek güven, bilinirlilik, izlenebilirlik demek
Tuncay Kural
Marmarabirlik Pazarlama ve Satış Müdürü

60 yıldır bu topraklarda hizmet veriyoruz. 60 yıldır üretici bir kuruluşun markasının var olması önümüzdeki uzun yıllar içinde çok büyük önem arz ediyor. Markalı ürünlere tüketici teveccüh gösteriyor. Marka demek aynı zamanda güven, bilinirlilik, izlenebilirlik demek. Bu noktadan dolayı da marka olmak bu topraklarda hep devam edecek. Ayrıca marka olmak için kesinlikle ulaşılabilir olmak gerekiyor. Türkiye’nin her ilinde, her ilçesinde, her marketinde ürününüzün bulunması lazım… Buralarda ürününüzün bulunması tüketici nezdinde bir güven oluşturuyor. Güven kazanmak içinde biz 60 yıldır aynı marka, aynı ambalaj, aynı kalite ve aynı tadı tüketiciye sunuyoruz. Sunulan bu hizmet de güven olarak size geri dönüyor. Ulaşılabilir olmak, güvenilir olmak sizi tercih ettiriyor ve tercih edildiğinizden dolayı siz de sizi tercih edenleri mahcup etmeme çalışmalarına odaklanıyorsunuz.

Güven oluşturmak büyük bir avantaj
Kemal Aktaş
Pakmaya Tüketim Ürünleri Satış ve Pazarlama Müdürü

Marka, bir ürünün, bir firmanın kimliğidir bence. Hatta kısaca her şeyidir. Son 10 yıldır çok ciddi markalar ortaya çıktı. Aslında Türkiye, markalaşma konusunda hala aç ve baktığınızda doğru uygulamalar yaparsanız kolaylık gösteren bir ülke. Sadece oyunu doğru oynamanız gerekiyor. Kendi açımızdan baktığımızda, Pakmaya, zaten jenerik bir marka. Ürünüyle özdeşleşmiş durumda. Maya deyince akla Pakmaya geliyor. Yeni çıkarttığımız puding ve pişirme yardımcısı kategorilerinde de açıkçası biz bu markanın gücünü kullanmak istedik. Çünkü tüketicinin kafasında, Pakmaya’nın yarattığı bir güven algısı var. Tabii biraz zor olabiliyor mayadan bu tip ürünlere geçmek ama alt toplamda bir Pakmaya markası görüldüğünde tüketicinin gözünde bir güven oluşuyor. Bu bizim için bir avantaj. Bunu kullandığımızı, tüketicinin de buna cevap verdiğini düşünüyoruz.

Göz zevkine de hitap eden ürünler çıkarıyoruz
Ferhat Sucu
Parex Genel Müdürü

Türkiye markalaşma konusunda özellikle son yıllarda önemli bir yol kat etti. Pazara baktığımızda çok güçlü rakiplerimiz var. Bizim burada üzerimize düşen görevse özellikle Türk markalarını çok güçlü hale getirmek ve dünyaya açılmak olmalı. Parex, 3 yılda marka kimliğini edinmeyi başarmış, çevik, hızlı ve yüzde 100 Türk sermayeli bir marka. Parex markasını çıkarış amacımız, yeni inovasyonlar yapmak ve tüketicinin ihtiyaçlarını tespit edip ona uygun ürünler çıkarmaktı. Bunu firma olarak iyi gözlem yoluyla uygulamaya geçirdik. Ayrıca biz kozmetik markası da olmayı istiyorduk. Bunu da renklerimizle, sıcaklığımızla ve yaptığımız farklı aktivitelerle duyurmaya çalıştık. Bu konuda da başarılı olduk. Türk tüketicisi Parex’i çok çabuk benimsedi, satın aldı ve performansından memnun kaldı. Bu yüzden de almaya devam ediyor. Ayrıca biz sadece kullanırken değil kullandıktan sonrası için göz zevkine de hitap eden ürünler çıkarmayı başardık. Bu da bizi 3 yıl gibi kısa bir sürede çok önemli bir noktaya getirdi.

Marka olma gücümüz, yerel olmamız
Fikret Yıldırıcı
Sultanlar Grup Satış Koordinatörü

Tüketiciye güven unsuru markayla ortaya çıkıyor aslında. Biz bunun farkında olarak markalarımıza yatırım yapıyoruz. Biz bir diğer unsuru daha ortaya çıkarıyoruz, yüzde 100 yerel olmamızı marka gücümüz olarak görüyoruz. Bunun yanı sıra Türk tüketicilerini de iyi tanıyoruz. Markalarımızı diğer markalardan farklılaştırmak için yerel market kanalını çok iyi kullanıyoruz. Bu kanalda aktif olurken çok hızlı kararlar alıp uyguluyoruz. Aldığımız kararlarla da marketin tüketici profiline uygun ürünlerle raflarda yerimizi alıyoruz. Reklam çalışmalarına verdiğimiz önemle markalarımızı tüketicimize tanıtıyoruz.

Marka olmak için organize olunmalı
Atilla Akgül
Superfresh Türkiye Perakende Satış Müdürü

Marka Türkiye’de çok önemli bir gündem arz ediyor. Ülkemizde markalaşmış ya da markalaşmaya çalışan firmalar arasında ciddi ayrımlar var. Markalaşmış firmalar piyasada güçlü olduğunu her alanda belli ediyor. İşin perakende kısmında da daha fazla söz sahibi oluyor. Markanın gücünü hissetmek çalışana ayrı bir mutluluk ve keyif veriyor. Markalaşmak içinse organize olmak ve iyi bir pazarlama ağına sahip olmak gerekiyor. Eğer bu özelliklere sahipseniz bu sahada biraz daha önde rol alıyorsunuz. Biz Superfresh olarak bu stratejiyi iyi uyguluyoruz.

Önemli olan uluslararası platformda var olabilmek
Okan Aras
Üçge Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili

Marka, aslında Türkiye için henüz yeni sayılabilecek bir olgu. Çünkü gelecekte gerçekten bu kadar büyük konumlara gelebileceğini düşünemiyor firmalar. Bu nedenle isimlerini seçerken biraz eksik ya da yanlış davranabiliyorlar. Çünkü markanın birinci aşaması doğru isim ve konumlandırma. Ama görüyoruz ki, şu an Türkiye’de pek çok marka var. Önemli olan bu marka değerini uluslararası platformda da öne çıkartmak. Ancak o şekilde siz marka oluyorsunuz. Aksi halde biz birbirimize bunlar iyi markadır diyerek konuyu geçiştiririz. Umuyorum ki önümüzdeki süreçte Türkiye’deki pek çok perakendeci, uluslararası alanda da kendilerinin marka olduğunu ve yapmış olduğu uygulamalarla dünyaya örnek olduklarını kanıtlayacaktır.

Basit ve açık ol
Charles Fishman
Wal-Mart Etkisi kitabının yazarı

Türkiye’de yerel zincirler enerji dolu ve güçlü. Fakat Amerika’da durum aynı değil. Çoğu gitmiş durumda… Burada sofistike bir ortam var, paylaşımlarda bulunuyor, birbirlerinden birçok şey öğreniyorlar. Wal-Mart, kendine “biz ne için buradayız, alıcılar bizden ne istiyor?” diye sorar. Amerika’da herangi biri Wal-Mart hakkında şunu düşünür: Kesinlikle düşük fiyatlar... Eğer etkili bir marka olmak istiyorsan, ihtiyacın olan şey, basit ve açık olmak.

Her bölgeye bir akademi kuracağız, bilinç yaratacağız
Mustafa Altunbilek
Altunbilekler Yönetim Kurulu Başkanı

Marka olmak hem zor hem kolay... Marka yatırım ister, vizyon ister, işi geliştirmek ister. Marka, çalışan demek, hizmet demek... Dolayısıyla kolay oluşmuyor. Hedefimiz, Türkiye’de marka olmanın yanı sıra dünyaya nasıl açılabileceğimizi, kendi markamızı oraya nasıl götürebileceğimizi, bunun için federasyon adına markalaşma adına neleri daha hızlı yapabileceğimizi görmek ve gerçekleştirmek. Federasyon olarak bu sene markayla alakalı atılımlarımız olacak. Federasyonun bu seneki en büyük projesi, her bölgemize bir akademinin kurulması... Akademi ne demek dersek eğer, okul demek, eğitim demek. 16 bölgemizde şu an akademimiz bitmiş durumda. Başında Yılmaz Pekmezcan hocamızın olduğu, her bölgeye, her marketçinin kendi bünyesine bir akademi kuracağız. Bu durum marketçinin işini geliştirmesi demek... Şu an bizim çalışanlarımız perakendeyi pek meslek olarak görmüyor. Öncelikle çalışanlarımızın farkındalığını yaratıp markaya odaklanacağız. Çalışanı önemsemez, değerli kılmazsak markalaşmanın da zor olacağı kanaatindeyim. Bu akademinin, bu sene perakendeye çok katkı sağlayacağını düşünüyorum.

5 yıl içerisinde önemli markalar oluşacak
Yılmaz Pekmezcan
Akademisyen

Yerel Zincirler Buluşuyor organizasyonunun bu seneki mottosu ‘Dönüşümü Başlat, Geleceği Kazan’dı. Bu fuar Türkiye’de yerel perakende için düzenlenen bir fuar. Yerel perakendecilerimiz son 10-15 yılda büyük başarılara imza attı ve gelinen noktada bu büyüme hızıyla birlikte belli bir dönüşüm noktasına geldi. Bu dönüşüm noktasında da insan, marka ve teknoloji ile bir dönüşümü başarmak istiyor. Bunun içinde yerel perakendemizin markayla ilgili gideceği daha çok yol var. Özellikle ülkemizin değişik bölgelerinde marka olma yolunda hızla ilerleyen, hatta ülkemizde ulusal anlamda marka olmuş firmalar var. Bu nedenle bu temayla yeni bir içerik, bu konuşmacılarla yeni bir ufuk kazandırmak ve farkındalık oluşturmak istedik. Ben inanıyorum ki, önümüzdeki 5 yıl içerisinde ülkemizde, yerel ve uluslararası faaliyet gösterebilecek birden fazla marka, yerel perakendeci boy gösterecek.

 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive