Eklenme Tarihi : 06 Mart 2013 Çarşamba
Yılmaz Attila

Gıda trendleri

Gıda fiyatları yükselmeye devam edecek


Küresel ısınmanın neden olduğu iklim değişikliği yoluna devam ediyor. Geçen yıl Amerika’da son 50 yılın kurak yılı yaşandı. Tarım alanlarının yüzde 60’ı etkilendi. Afrika’daki kuraklık Afrika’da yaşayanları etkilerken, ABD’de yaşanan kuraklık temel ürün ithal eden ülkeleri doğrudan etkiliyor. Bunun serpintilerini yaşayacağız.

Otuz beş yaş altı tüketiciler giderek daha belirleyici olacak
Yeni nesil gençler tükettikleri konusunda seçiciler. Ürünlerin kaynağı nedir? Genetik değişime uğramış mıdır? Bunun kim garanti ediyor, kim kontrol ediyor? Hormon ve ilaç kullanımı ne düzeyde? Nasıl hazırlanmış? Nasıl saklanmış, nasıl sunuluyor? Bu ürünün son tüketilme tarihi neden bu kadar uzun? Acaba içindeki koruyucu maddeler nedeniyle mi? Bütün bu soruları ve hangi ürünlerin tüketilmesinin sakıncalı olduğunu daha sık duyacağız. Sosyal medya sağ olsun.
Yeni kuşak kalite konusunda seçici olduğu kadar fiyata da duyarlı... İyi olanın pahalı olması gerekmediğine inanıyor. Amaca uygunluk kadar ucuzluk da radarlarında...

Gıda ürünlerinin kalitesine duyarlık artacak
İşlenmiş et ürünlerinde, plastik ambalajlı suda yaşadığımız takip ve teşhir olayları artacak.  Teknoloji, sadece ürün geliştirmede değil, ürün analizlerine de derinlik kazandırıyor. Üreticiler, ham maddeleri kaynağa doğru daha da titizlikle takip etmek zorundadırlar. Sorun çıktığında kaynağın ham madde satıcısı olduğuna işaret etmek üreticileri sorumluluktan kurtarmayacak. Obezite hükümetin radarına girdi. Ailelerin ve bürokratların duyarlılığı çakıştığı oranda hızlı gıdalar okullardan uzaklaşmaya devam edecek. Minimalizm gıdada da kendine yer buluyor. “Bu ürün sadece un, yağ ve tuz içerir”, “En fazla 5 malzeme içerir”  etiketli ürünlerin çoğaldığını göreceğiz.

Ürünler daha da çeşitlenecek ve kişiye özel hale gelecek
Üretim yaygınlaşıyor, üreticiler de çoğalıyor. Arz artışı marjları aşağıya çekiyor. Daralan kar marjlarını korumak için üreticiler, seçkinci gıda tüketicilerine değer katılmış yüksek marjlı ürünleri sunmaya başladı. Tukaş, Türkiye’nin “ilk” közlenmiş patlıcan sosunu piyasaya sürdü. Hiç şüphe yok ki, diğer üreticiler de kozu takip edecekler.

Küreselleşme mutfağımıza yeni ürünler eklemeye devam edecek
Yurt dışına yapılan geziler, sadece satın alınan ürünleri değil, soframıza yeni lezzetleri de taşıyor. 50 yıl öncesine kadar lokanta sunumları; sulu yemekler, köfteci, dönerci, pideci, kebapçı olarak sınırlıyken, şimdi uluslararası hızlı gıda satanlar yanında, pizzacı, makarnacı, İtalyan, Çin, Hint, Thai gibi ülke mutfakları ile çeşitlendiriliyor.

Süpermarketler lokanta hizmeti de verecek
Zaman artık kısıtlı, karı koca çalışan genç nüfus artıyor. Bu nedenle, süpermarkete girip hazırlanmış yemeklerden seçim yaparak evde mükemmel bir sofra kurmak mümkün.
Özdilek, lokanta ve alışverişi aynı çatı altında birleştiren ilk perakendeci oldu. Bu konuda çok başarılıydı ancak sunum mağaza içinde değil, kasaların dışındaydı. Lokantayı mağaza içine ilk koyan, “al götür” sunumu ile 1999 yılında Kipa oldu. Daha önceleri tavuk, pizza gibi sınırlı sunum vardı. Kipa sıcak ve soğuk yemekleri dünya lezzetleri ile birlikte sundu. Ancak tüketiciler, bize ait lezzetleri tercih ettiklerinden mutfak Türk yemeklerine kaydı.

Gıda talebinde hacmi sade tüketiciler belirlemeye devam edecek
Nüfusun gövdesini; katkılı ürünleri yılbaşı, yaş günü gibi özel günlerde tüketen sade tüketiciler oluşturuyor. Temel ürünlerin fiyat artışları, ağırlıkla yalın ürünler satın alan, gelirlerinde gıda harcamalarının payı yüksek olan sade tüketicileri doğrudan etkiliyor. Sade tüketiciler ağırlıklı olarak temel ürünleri alıyor ve evde pirinç, kıyma gibi malzemeler ekleyerek çoğaltıyor ve lezzetlendiriyor. Önemli olan 4 kişilik bir ailenin akşam yemeğinin kaç paraya mal olacağı.  Bunun için bereketlenebilecek malzemeleri sunmak süpermarketler için önem arz ediyor. Eğer siz dördü 1 kilo gelen kabak satarsanız, ne kadar albenisi olsa da satışlarınızın kısıtlı olacağını bilmelisiniz. Rafınızda altısı 1 kilo gelen kabak bulunmaya başladığında satışlar da yürüyecektir.

Protein kaynakları çeşitleniyor
Proteinler hücrelerimizin, dokularımızın ve organlarımızın temel yapı taşları. Proteinler, sürekli parçalandıklarından sürekli olarak da yenilemek zorundalar. Et, süt gibi hayvansal ürünler temel protein kaynağımız. Bu ürünler, artan talep ve pahalanan ham maddeler nedeniyle sürekli pahalanıyor. İki trend protein tüketimimizi etkilemeye devam edecek. Birincisi, artan gelire paralel artan talebi karşılamak için süpermarketler, daha geniş donuk dahil soğutulmuş raflara sahip olmak zorundalar. Yatırım maliyeti yükselecek. İkincisi, soya gibi bitkisel protein kaynaklarına olan talep artacak. Etten yapılmış köfte yerine soya katılmış köfteyi daha çok yemeye başlayacağız.

Sonuç olarak gıdalar çeşitlenmeye, süpermarket rafları genişlemeye devam edecek
Nüfus artışı, aralanan gelir düzeyi, küreselleşmenin zenginleştirdiği tüketim alışkanlıkları,  teknolojinin kaliteli üretim imkânını herkese sunması, yeni nesillerin sorgulayıcı yaklaşımları, hükümetlerin duyarlılığının ve kontrolünün artması kalite standartlarını yükseltirken, gıda arzını da çeşitlendiriyor. Ancak, biz ucuz olanı seçmeye, annelerimizin, büyük annelerimizin pişirdiği yemekleri özlemeye devam edeceğiz.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive