Eklenme Tarihi : 02 Ocak 2014 Perşembe
Orhan Ataç

Gıda kalitesi ve gıda güvenliği tüketici taleplerine bağlı

“Kalite, sürekli gelişmeyi öngörür.” “Kalite kontrol herkesin işidir.” “Kalite bir ahlak felsefesidir.” Armand V. Feigenbaum


Kalite bir hayat standardı, hedef ise sürekli iyileştirme olmalıdır, değil mi? İnsanlar en iyiyi hak ederler. Üretimi, süreçlerini, ülkemize ve Avrupa Birliği kalite standartlarına göre düşünürsek, üretici ve tüketicilere standatların belirlenmesi için görevler düşüyor. Tüm kural ve standartlar, sağlık, ahlaki, ticari kuralların yanında, tüketici güveninin kazanılması için de oluşturulmalı.

Tüketici talepleri, üretim standartlarına doğrudan etki ediyor. Bu gerçeği bilerek birkaç analiz ve fikir ile gıda üretimi, üretim kalitesi ve gıda güvenliği konularını nasıl iç içe olduğuna birlikte bakalım. Üreticiler açısından baktığımızda cevap aradığımız birkaç soruya, geleneksek üretim yapan küçük işletmeler, köylerde yapılan üretim ve kısıtlı bütçeler nedeni ile karşımıza çıkan olumsuzluklar, kalite ve üretim süreçlerine ne kadar etki edebilir, etkileri ne yönde olabilir? Bazı örnekler değerlendirelim;
• Hammadde, girdi, yarı mamul kalitesi?
• Tam donanımlı bir üretim tesisi?
• Sabit maliyetler, değişken maliyetler, rekabet koşulları?
• Üretim sürecinde ki kalifiye personel, ustabaşı ve üretim müdürü?
• Üretim sürecine etki edecek ihtiyaç duyulan teknik donanımlar, gıda güvenliği ekipmanları?
• Lojistik, satış noktası da dahil soğuk zincirin tam olması?
• ERP-MRP ve muhasebe yazılımları ile süreç analizleri?
• Satış noktalarından, üretime gelen dayatmalar?
• Mali Zorluklar, teşvikler, vergiler, yönetmelikler?
• Denetim, denetimsizlik, fırsat eşitliği yada eşitsizlikleri vb.

Türkiye'de üretici olmak… Bu başlığı da, yukarıdaki başlıkları çoğaltarak, birçok açıdan tekrar gözden geçirmeli, üretim süreçlerine etki eden paydaşları, kalite ve gıda güvenliği genel kurallarına dahil ederek ayrıca değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Neresinden bakarsak bakalım, kalite bir bütündür. Prensiptir. Bize göre değil, objektiftir. Ölçülebilir, izlenebilir, sürdürülebilir olmalıdır. Üretimde, toprak, tohum, gübre gibi başlangıç girdileri, hammaddeler, üretim tesisi, ekipmanları, lojistik ve satış noktası ile tüketimi içeren, tüm paydaşlar arasında ki süreçleri içerir. Değişken değil, standarttır.

“Size yapılmasını istediğiniz şeyi başkasına yapmayın. Onun zevki sizinkine benzemeyebilir.”
Bernard Shaw

Gıda kaynaklı sorunlar, biz tüketicilere sürekli gıda kaynakları ve üreticilerine karşı güvensizlik yaratır. Yakın geçmişimizi düşünelim, Uğur Dündar'ın birçok televizyon kanallarında, tavuk tüketimine tekrar güven kazandırılması için gösterilen filmleri hatırlayabiliriz. Sektör, tekrar güven kazanabilmek için ciddi paralar harcamak zorunda kalmıştı. Birçok yatırımlar yaparak, üretim süreçlerini iyileştirmiş ve tüketicilere göstermişti. Yaşanan olumsuzluk sonucu sektörün karşılaştığı maddi - manevi kayıpları, üretim yatırımlarını ve tekrar güven kazanabilmek için harcadığı zaman ve büyük yatırımları düşünürsek, gıda güvenliğinin önemi hakkında tekrar bir fikir yürütebilir, tüketiciler olarak bu konudaki pozisyonumuzun önemini anlayabiliriz. Yapılan herşey, harcanan her kuruş, tüketici güvenini kazanmak için yapılmıştı.

Dünyada son otuz yıl içersinde hayvansal kökenli olan ve insan sağlığı için ciddi tehdit, tehlike ve hatta binlerce ölümle sonuçlanan gıda kaynaklı sorun nedeniyle birçok araştırmalar yapıldı. Yaşanan olumsuz olaylardan dolayı bir bilinçlenmeye doğru gidiş yaşandığı görülüyor. Birçok gıda güvenliği uzmanları bu dönemde yetişti, özellikle üreticilerden tüketicilere kadar olan tüm zincirin parçalarında kaliteli üretim ve izlenebilirlik üzerine sayısız araştırma yaparak bir standart belirlenmesi için çalışmalar yaptı. Kırmızı ette "deli dana", kanatlı sektöründe "kuş gribi” olarak da bilinen “H5N1 viral enfeksiyonu” ve buna bağlı olarak Uzak Doğu ülkeleri ve ülkemizde görülen ölümler, "gıda güvenliği" ile ilgili çalışmaların önem kazanmasına neden olan önemli sonuçlar. Yaşanan olumsuz sonuçlara bağlı olarak özellikle gelişmiş ülkelerde, gıda güvenliği ve kalitesi konusundaki duyarlılıkları arttı, bu yönde etkili yöntemlerin uygulanmasını isteyen tüketiciler tepki koymaya başladı. İçinde bulunduğumuz küresel ölçekli üretim zincirleri ile tohumdan, gübreye, hayvan yemine kadar globalleşme yaşadığımız dönemde, tüketiciler güvenli ve kaliteli gıda, hayvan hakları, sağlığı ve refahına da saygılı tarımsal üretim istiyo. Sonuçta tüm bu beklenti ve istekler, yaşanan ölümcül olaylar, ahlaki problemler sonucunda, devlet yönetimleri gıda güvenliği ile sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınma için birtakım tedbirler almaya ve yasal düzenlemeye gitmeye zorlandı.

“Kalite geliştirme asla sona ermeyecek bir seyahattir.” Thomas J. Peters

Kanunlar, kurallar ve standartların belirlenmesi, tüketici talep ve isteklerine göre şekillendirilmesi önemli. Kurallar ve standartlar insanlar içindir varsayımından yola çıkarak, Avrupa Birliği içerisinde onlarca tüketici taleplerini toplayan, aynı zamanda tüketicileri bilinçlendirmekle görevli Avrupa Tüketici Merkezleri bulunur. Avrupa Tüketici Merkezleri, Avrupalı tüketicilerin iç pazarın tüm gelişmelerinden haberdar olmalarını ve bunlardan yarar sağlamayı amaçlar.

“Düşmanı bulduk; biziz.” Pogo

Gıda güvenliği ve standartlarını belirleme görevine sahip önemli kurumlar, devletlerin destek ve yönlendirmesi ve birçok hammadde, makine -teçhizat, hijyen, malzemesi üreten şirketler ile ortak çalışmalar yaparak, standartların geliştirilmesi için çalışmalar yapar. Bu kurumlardan ilk akla gelenler: Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları (HACCP), İyi Tarım Uygulamaları (GAP), İyi Üretim Uygulamaları (GMP), İyi Hijyen Uygulamaları (GHP), İyi Laboratuar Uygulamaları (GLP), İyi Dağıtım Uygulamaları (GDP), İyi Ticaret Uygulamaları (GTP), İyi Veteriner Uygulamaları (GVP). Bu kurumlar, gıda güvenliğine yönelik öncü çalışmalar yaparak hayati önem taşıyan standartları belirler.

Ülkemizde, kapsamlı olarak Tarım Bakanlığı’nın 2010 yılında yasalaştırdığı 5996 sayılı kanuna göre, Türkiye’de tohumdan tabağa gelene kadar yediklerimizin nereden geldiğini, kimin ürettiğini, hangi hayvanın ürünü olduğunu öğrenebileceğiz. Gıda güvenliğinde tek yetkili kurum Tarım Bakanlığı’dır.
Özetle, tüketiciler, güven merkezli talepler oluşturabilmesi için üretim süreçleri ve geçmişe dönük izlenebilirlik konularında bilgi sahibi olmaları gerekir. Avrupa'daki gibi tüketici dernekleri, ilgili bakanlık ve üreticiler arasındaki tüketici merkezleri yaygınlaşmalı. Kaliteyi, bilerek talep etmeliyiz.

Kaliteli olmayan şeyler daha fazla paraya mal olur.” Philip Crosby

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive