Eklenme Tarihi : 03 Şubat 2014 Pazartesi
Odd Roar

Gelişim göstermenin yolları 2

Önceki makalemde belirttiğim üzere, perakende sektörü her zamankinden daha hızlı bir değişim içinde. Twitter ve Facebook jenerasyonu büyüyor ve yakın gelecekte sizin hedef müşteri kitlenizi oluşturacaklar. Tüm dünyada, son yıllarda mağazalara girdiğini gözlemlediğimiz en büyük “dijital” değişiklik: Digital signage


Yalnızca 3 sene öncesine kadar, Türkiye'de digital signage hakkında konuştuğum insanlar bana “dijital ne?” şeklinde cevap verirdi.

Son üç senede çok şey değişti ve bu kapsamda Migros'un İstanbul'daki mağazalarında büyük ölçüde digital signage sistemini uygulamaya geçirmesinin payı büyüktü. Bu durum, sektörün digital signage teknolojisinin farkına varmasını sağladı. Bu sayede, tanışıp konuşma fırsatı bulduğum pek çok perakendeci, bunun reklamlarını yapabilecekleri yeni ve pahalı bir yol mu yoksa işlerini kolaylaştıracak bir araç mı olduğunu görmek istiyorlar.

Daha önce de söylediğim gibi Türkiye’de çok avantajlı bir konuma sahibiz, yalnızca yurtdışına bakarak neyin işe yarayıp yaramayacağını söyleme şansına sahibiz. Hiç şüphesiz, digital signage teknolojisi tüm perakendeciler için olmazsa olmaz bir teknolojidir.

Geçen sene, Türkiye'de digital signage teknolojisine olan ilginin bir anda artması sonucu, pek çok digital signage “uzmanı” ortaya çıktı. Üç sene önce Google üzerinde “Digital Signage İstanbul'' ifadesini arattırdığımda, yaklaşık 8 bin tıklama sonucuna ulaşmıştım, bugünkü rakam ise 148 bin tıklama şeklinde.

Bir genel müdür yalnızca bu teknolojiye yatırım yapıp yapmamak noktasında veya niçin yatırım yapması gerektiği noktasında karar vermekle yükümlü değildir. Aynı zamanda kiminle çalışacağı veya neye ihtiyaç duyduğu konularında karar vermek durumundadır.

Öyleyse; digital signage teknolojisi şirketim için gerekli mi ve neden sorusuyla başlayalım.
İnternet üzerinden, digital signage teknolojisi hakkında temel iddialardan, doktora derecesindeki çalışmalara kadar olağanüstü büyüklükte bir bilgi birikimine ulaşılması mümkündür. Fakat bu konu ile ilgili olarak en iyi çalışmalardan birinin IBM tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Bu çalışmada, ortalama bir insanın her gün yaklaşık olarak 3 bin adet pazarlama mesajına maruz kaldığı gösterilmektedir. Fakat insan beyni, bunları filtreleyecek şekilde gelişmiştir. Bu sayede onları görmeyiz veya hatırlamayız.

Bu, 3 bin adet yeşil ağaç bulunan bir ormanın önünde dikildiğinizde, “yeşil” renkte olan tüm ağaçların sizin dikkatinizi çekmeye çalışması gibi bir durumdur. Onlardan bir tanesini fark etmeniz veya hatırlamanız ne denli mümkün olabilir? Bunun imkansız olduğunu söyleyebilirim. Fakat içlerinden bir tanesi “kırmızı” renge bürünürse, gözünüze çarpacağı için onu görürsünüz ve hatırlarsınız.
Bu analoji, tüm perakende sektörleri ve mağazalar için geçerlidir. Hiç bir şekilde, bundan 10-15 sene önceki etkinlik derecesini yakalayamadığı kanıtlanmış olsa da, kazancımızın çok büyük bir kısmını, basılı pazarlama malzemelerine harcıyoruz. Beynimiz bu mesajlar tarafından “aşırı yüklenmiş” olduğundan, bu mesajlar bloke edilmektedir.

Avrupa'daki, büyük perakende mağazalarının birinin genel müdürü şu şekilde bir saptamada bulunmuştur: “Digital signage yatırımı için gereken miktarı, biz 5 aylık süre zarfında, basılı materyaller için harcıyorduk. Bizim açımızdan kolay bir karardı; paramızı işe yaramadığı kanıtlanmış bir şey için mi harcamalıydık, yoksa işe yarayan bir teknolojiye mi geçiş yapmalıydık?” Cevabı içinde saklı. Perakende sektörü değişiyor çünkü müşteriler değişiyor.

İşte bu noktada, digital signage gündeme geliyor ve olmazsa olmaz bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Basılı materyallere oranla müşterilerin dikkatini 7 kat daha fazla çekiyor ve müşteriler görüntülenen mesajı 5-10 kat arasında daha fazla hatırlıyor. Ürün tanıtımı amacıyla, basılı materyaller yerine digital signage teknolojisi kullanıldığında plansız satın alınan ürünlerin oranları ikiye katlanırken, müşterilerin markayı hatırlama oranı yüzde 47 artış gösterir ve aynı zamanda sektöre bağlı olarak yüzde 10 ila 15 arasında talep artışı gerçekleşir. Bütün bunların tek bir anlamı vardır: Daha fazla satış.

Burger King  (BK) ve Wall-Mart gibi çok büyük firmalara ait çok iyi örnekler mevcuttur. Burger King basılı materyallerle tanıtımı yapılan ürünlere kıyasla, digital signage ile tanıtımı yapılan ürünlerin satış oranları arasında yüzde 63'lük bir artış gözlemlemiştir. Wall-Mart digital signage teknolojisini kullanmaya başladıktan sonra, tanıtımı yapılan elektronik ürünlerde yüzde 7, yemek ürünlerinde yüzde 13 ve sağlık ve güzellik ürünlerinde yüzde 28'lik bir artış gözlemlemiştir.  Bu durum, neden 2- 3 sene önce Türkiye'deki tüm Burger King restoranlarının birdenbire digital signage teknolojisini kullanmaya başladıklarını açıklamaktadır.

Öyleyse, digital signage teknolojisinin lüks olduğu söylentisine artık bir son verelim. Digital signage, bugünün ve yarının pazar şartlarında rekabet edebilmek için olmazsa olmaz bir teknolojidir. Şunu söyleyen genel müdürler duydum: “Şu an için ihtiyacım olan son şey bu, digital signage'dan önce raflara, ışıklara, para sayma makinesine ve personel üniformalarına ihtiyacım var”. Bundan 10 sene önce bu doğru olabilirdi fakat mevcut durum böyle değil. Müşteriler değişiyor ve siz bu değişime ayak uydurmazsanız, yarışta geri kalırsınız.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive