Eklenme Tarihi : 27 Mayıs 2014 Salı
Berrin Yangınözü

Fikirlerinizi paylaşın, beyin fırtınası yapın

Bize gelen fikri genelde “saçma” ya da “bize uymaz” diye geri çeviriyoruz. Lütfen önyargılı olmayalım. Einsten şöyle demiş: “Ortaya atılan yeni fikirlerde bir ilginçlik, saçmalık yoksa bu fikirde umut yok demektir.” Dahası başlangıçta aptalcaymış gibi görünen bir fikir, başka fikirlerle birleşince çok yararlı işlere ve başarılara vesile olabilir.


İnsanın problem üreten ve problem çözen yönü, onu diğer canlılardan ayıran önemli bir özelliğidir. İnsanoğlu daha yaratılırken problemlerini çözmede kullanabileceği her türlü donanıma sahiptir. Tabiki bu donanımların çalışır hale gelmesi ise öğrenmeyle, tanımayla ve eğitimle gerçekleşir. İnsanların ve toplumların problemlerini çözmedeki başarıları da donanımlarının zenginliğine ve onun kullanılabilirliğine bağlıdır.

İnsan, hayatı boyunca karşılaştığı problemleri çözerken genelde analitik, alternatifli, esnek, orijinal ve sentezci-sistemci düşünme biçimlerinden birini veya bunların herhangi bir kombinasyonunu kullanır. Analitik (tahlilci) düşünmeyle üretilen çözümler, mantıki olması, tek veya az sayıda cevabı ihtiva etmesi, cevapların belli bir eksende kesişmesi ve dikey yığılım özellikleriyle karakteristiktir.

Alternatifli sıradışı düşünme ise hayal gücü gerektirir ve insanı pek çok muhtemel cevaba veya düşünceye götürür. Alternatifli sıradışı düşünme, daha önce aralarında ilişki kurulmamış nesneler veya düşünceler arasında münasebet kurulmasını sağlar.

Alternatifli sıradışı düşünme biçimi ile üretilen fikirler dizisi içinden uygulanabilir olanları tespit etmek için, analitik düşünmenin ve yöntemlerinin kullanılması gerekir. Her iki düşünce biçimi birbirinin tamamlayıcısı olduğundan problemlerin çözümü farkında olunsun veya olunmasın, hem alternatifli-sıradışı, hem de analitik düşünmeyi gerekli kılar.

Peki, bunlar yetiyor mu problem çözmeye? Problemimiz varken başka bireylerin fikirlerine ihtiyacımız olmuyor mu? Daha önemlisi bu fikirleri istemeyi biliyor muyuz? Daha da önemlisi aldığımız fikirleri nasıl bir araya getirip çözüme ulaşıyoruz? Benim size nacizane tavsiyem bol bol fikir üretin ve fikir ürettirin çalışanlarınıza. Tabii ki bunun da yöntemleri var.

Beyin fırtınasının temel prensibi şudur: Bir problemi çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir üretir. Buradaki problem illa da bir sıkıntılı durum olmayabilir. Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir şirket, yılsonunda elde ettiği kârı en verimli bir şekilde nasıl kullanacağını bir beyin fırtınası seansı ile halledebilir. Beyin fırtınası seanslarında üretilen fikirler mantıksız, sıra dışı, çılgınca ve görünüşte imkânsız olabilir. Burada temel kaide, kesinlikle eleştiri ve kritik olmaması... “Nasıl olur? Bu da mı olur? Yahu, hadi be sen de! Kafayı mı yedin?” türünden sözler henüz yeni ortaya çıkmış veya çıkacak olan fikri hemen yok edebilir.

Amerikalı Edwin Land 1943′te sahilde küçük kızının fotoğrafını çektiği zaman kızı sabırsızlıkla, “Baba! Niçin resmi hemen şimdi göremiyorum?” diye sormuştu. Bu soru babayı düşünmeye sevk etti. Düşünmesinin semeresini ise ona ün kazandıran Polaroid makineyi geliştirerek gördü. Burada küçük kız, o güne kadar düşünülmemiş veya hayata geçirilememiş bir olay için babasına ilham kaynağı oldu. Beyin fırtınası yeni keşif ve icatlara zemin hazırlayan yollardan biridir.

Genel olarak bir beyin fırtınası çalışmasında aşağıdaki 4 temel kuralın dikkate alınması önerilir:
•         Aptalca fikir yoktur! Beyin fırtınasında herkes ele alınan konu veya problemi alanı içinde kalmak kaydıyla her türlü fikri ve öneriyi ortaya rahatlıkla atabilmelidir. Yani atış serbest.
•         Fikirler ve öneriler kesinlikle eleştirilmemeli veya yorumlanmamalıdır.
•         Katılımcılar birbirlerinin ortaya attıkları fikir ve düşüncelerden esinlenebilir. Birisinin sunduğu bir fikir bir başkasının zihninde daha farklı veya daha büyük bir düşüncenin gelişmesini tetikleyebilir. Buna izin verilmelidir.
•         Beyin fırtınası çalışmasında ortaya atılan fikirlerin “kalitesinden” ziyade “sayısına” yani çokluğuna bakılmalıdır. Yani katılımcılar tarafından ne kadar çok yaratıcı fikir veya öneri üretilebilirse onun kadar iyi olur.

Mağazacılık açısından  ele alınabilecek konular neler olabilir:
•         Mağaza satışlarını nasıl artırabiliriz?
•         Müşteri ihtiyaçlarını nasıl ortaya çıkarabiliriz?
•         Müşteri memnuniyetini artırmak için neler yapabiliriz?
•         Fiş (müşteri) başına satışı nasıl artırabiliriz?
•         Mağaza dönüştürme oranını nasıl artırabiliriz?
•         Fiş (müşteri) başına ürün sayısını nasıl artırabiliriz?
•         Adam / saat başına satışı nasıl artırabiliriz?
•         Müşteri sadakatini nasıl sağlayabiliriz?
•         Mağaza içinde merkez arasındaki iletişimi nasıl daha sağlıklı hale getirebiliriz?
•         Mağaza giderlerimizi nasıl azaltabiliriz?

Özellikle mağaza yöneticilerimizi mağaza performansını geliştirmeleri açısından personeli ile konuşmaya ve fikirlerini almaya teşvik etmeli, onlara rol model olmalıyız.

İyi fikirlerin performansa dönüşeceği başarılı bir ay diliyorum.
Tabii ki sevgi ile.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive