Eklenme Tarihi : 30 Ekim 2012 Salı
Tevfik Dinçer

Dünya gıda krizi söyleminin ülkemizdeki yansımaları

Önce küresel ısınma, sonra kuraklık, daha sonra mortgage en son da finansal kriz ile gündemler oluşurken şimdilerde de dünya gıda krizi söylemleri bizleri endişelendiriyor


Son günlerde basına yansıyan ve sektörümüzü de direkt olarak ilgilendiren dünyada gıda krizi olacağı ile ilgili bir söylem var. Gıda; son yıllarda üzerinde sürekli yorumlar yapılan ve dünyada bununla ilgili spekülatif hareketlerin olabileceği endişesi konuşulan önemli bir konu.
Geçenlerde ABD hükümeti, ülkenin çiftçilerinin Belçika ve Lüksemburg’un tamamından daha fazla tarım alanını terk ettiğini açıklayarak gıda krizine yönelik endişeleri ateşledi.

Bununla ilgili basına düşen satırbaşlıkları şöyle:
• Dünyanın en büyük 20 ülkesinin yer aldığı G20 ülkeleri, ABD’de son 50 yılın en ciddi kuraklığının yaşanmasının ardından patlak veren gıda fiyatlarındaki yükselişe ortak bir yanıt vermek için harekete geçecek.

• Kapalı kapılar ardından yapılan tartışmalarda, son zamanların en yüksek seviyelerine yükselen hububat fiyatları için acil bir toplantının düzenlenmesinin istendiği belirtildi.

• ABD Tarım Bakanlığı, hasat için tahminlerini aşağı çekerken, gelecek yıl hububat fiyatlarında rekor yüksekliklerin yaşanacağını ifade etti.

• Financial Times’ın konuya yakın kaynaklara dayandırarak verdiği habere göre, G20 yetkilileri 27 Ağustos haftasında konuyu ele almak için bir video konferans düzenlemeyi planlıyor.

• Hedef paniğin önüne geçmek

Bu Konferansta Eylül sonu ya da Ekim başı gibi bir toplantının talep edileceği belirtildi. Toplantının Acil Çözüm Forumu toplantılarının ilki olacak. Yeni oluşturan bu acil durum forumu, G20 ülkeleri içindeki sorunların uluslararası sıkıntı yaratmadan önce çözülmesini hedefliyor.  G20 yetkilileri, yapılacak olan bu toplantın bir panik işareti olmadığının özellikle altını çiziyor. Yetkiler tam tersine toplantının, 2007-2008 gıda krizinde görülen ve birçok ülkede yiyecek için ayaklanmaların yaşanmasına neden olan ihracat yasağı ya da stoklama gibi politikaların önüne geçmeyi hedeflediğine işaret ediyor. Tarım politikacıları mısır, soya fasulyesi ve buğday fiyatlarının Haziran’dan bu yana yüzde 30 ve 50 arasında yükselmesinden endişe ediyor.

Peki, ülkemizdeki durum nedir?
• Gıda krizi söylemi, ülkemizin ekonomisine nasıl yansıyacak?
• Bu konuda ne gibi önlemler alınacak, bu söylemler senaryo da olsa dikkate alınmaları gerekiyor mu?
• Fiyatlar artar mı?
• Bu durumdan vatandaş nasıl etkilenecek.
• Sanayiciler ve üreticiler olarak bizler nasıl pozisyon almalıyız.

Son beş altı yıldır, özellikle de küresel ısınma söyleminin başladığı yıldan bu yana dikkat edilirse tarımsal ürün fiyatlarının yüksek olduğu görülecektir. Ülkemizde hasat Mayıs sonu itibarıyla başladı. Önce buğday, mercimek kırmızı ve yeşil mercimek hasadı yapıldı. Buğday fiyatları geçen yılın kapanış fiyatlarıyla başladı. Ve buğday rekoltelerimizde hiçbir olumsuzluk yaşanmazken bu söylemle birlikte önce buğday fiyatları ve buğday fiyatlarındaki yükselmeden kaynaklı makarna ve bulgur fiyatları yaklaşık olarak yüzde 10-15 civarında yükseldi.

Mercimek hasadı önce kırmızı çeşidiyle ardından yeşil çeşidi ile başladı. Kırmızı mercimekte, hasatla birlikte mal arzının fazlalığı ve bu yıl bölgedeki yağışların normal seyrinden dolayı verimli bir yıl geçirilmiş ve fiyatların düşmesine neden oldu. Yeşil mercimekteki kronik sorunumuz halen devam ediyor. Doğal olarak yurt dışı fiyatlarının çok üstünde bir fiyatla üretilen mallar piyasaya arz edildi. Daha sonra Gönen havalisinde beyaz nohut hasadı başladı. Nohut fiyatları normal seyrinde giderken önce dışarıdaki nohut fiyatlarının yükselmesi ardından ülkemizdeki leblebi sanayicilerinin aşırı mal talebi nohut fiyatlarını yükseltti. Şimdilerde de Nevşehir, Konya, Isparta, Muş ve Anadolu’da nohut hasadı halen devam ediyor.

Baldo fiyatları geçen sezonun kapanış fiyatlarıyla devam ediyor. Fiyatlar toptan bazda KDV’siz 2,60 -2,65 aralığında piyasaya arz ediliyor. Pirinçte ülkemizde son yıllarda yoğun tüketilen ve ülkemiz tüketicisi tarafından en çok rağbet gören Osmancık pirincinin durumu bence, pirinç piyasalarına yön verecektir, düşüncem odur ki baldonun fiyatının nerde duracağını da Osmancık pirinci belirleyecek. Osmancık pirincinin en yoğun ekilişinin yapıldığı bölge Trakya Bölgesi... Bu bölgede pirinç hasadına 15-20 Ekim gibi başlanacağı bilgileri alınıyor. Sonuç olarak, elbette dünyadan etkilenmemek mümkün değil ama buğday ve mısır fiyatlarının bu söylemden etkilenerek yükseldiklerini düşünüyorum. Ayrıca,  her yazımda belirttiğim gibi, vatandaş, sanayici ve ülke olarak sorun yaşamak istemiyorsak geçmişten çok daha fazla tarımsal üretimimize önem vermeliyiz.               

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive