Eklenme Tarihi : 28 Şubat 2014 Cuma
Vedat Diriker

Discount’un önlenemez yükselişi ve tehlikeleri

Discount mağazacılık konsepti bütün dünyada ilgi çekmeye ve yeni oyuncular kazanmaya devam ediyor. Hızlı büyüme gücü, mağaza sayısıyla birlikte satış ve dolayısıyla satın alma volümündeki etkili artış ve krize dayanıklı yapısı discount’u her ülke için cazip hale getiriyor. İndirim mağazacılığı perakende piyasasında yatırımcısını da kısa sürede söz sahibi hale getiriyor.


Müşteriler üzerinde etkili fiyat yapısıyla, cazibe merkezi, tedarikçiler karşısında yüksek volümüyle, vazgeçilmez bir müşteri, emlak kiralama piyasasına getirdiği olağanüstü hareketlilikle, dükkân sahipleri için tercih edilir bir kiracı ve çalışanlar için de hızlı bir kariyer planlama hayaliyle iyi bir gelecek vaat ediyor. Discount dışında hiçbir perakende konsepti bütün bu özellikleri birlikte barındırmıyor.

Bunun son örneği Mısır ve Fas’taki denemelerden sonra İran’da yaşanıyor. Hayat Holding’in discount girişiminin ardından global siyasi-ekonomik gelişmelerin de olumlu etkisiyle İran, perakende yatırımcısına göz kırpmaya devam ediyor. Çeşitli uluslararası oyuncunun yanı sıra pek çok yerli üretici, yatırımcı da discount için kolları sıvıyor veya arayış içinde. Tabii Türkiye’de ve benzeri çeşitli ülkelerde yaşanan hataların benzerleri de bu ülkede yaşanıyor.

Çünkü discount, bütün bu cazip özelliklerinin yanı sıra çok tehlikeli bir özellik daha taşıyor: Basitlik. Ne yapalım ki discount’un böyle de bir oyunu var. Gerçi onca deneyime rağmen hala Türkiye’de de bazı yanlışların ısrarla tekrar ettiğine şahit oluyoruz. O kadar kolay yapılabilir gibi duruyor ki, yıllardır dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştığımız basitliğin belki de bu konseptin en zor yanı olduğu gerçeği gözden kaçıyor. 

Bir discount mağazasına girip o sahanın gözle görülebilir basitliğine aldanan her girişimci küçük küçük başlayıp çok büyük finansmanını bu basitlik tuzağında harcıyor ve ciddi mali kayıplarla oyunu terk etmek zorunda kalıyor.

Discountun gözle görülen basitliğinin arkasında gizli olan ve eğer o zihniyetle eğitilmemiş ve tecrübe kazanmamışsanız, görmeniz pek de mümkün olmayan güçlü kurgusunu hayata geçiremezseniz bu basitlik tuzağı sizi de yutabilir.

Türkiye’de zamanında gördüğümüz gibi, herhangi bir marketin ürün çeşitliliğini, sayısını ya da raf –palet sistemini gözlemleyebildiğiniz kadarıyla bir discount markete benzeterek discount olunmuyor ne yazık ki. Bu basit iş öyle bir uzmanlık gerektiriyor ki, iş işten geçtikten sonra bu uzmanlığa sahip olmak bile ortaya çıkan kargaşayı düzeltmeye yetmiyor.

Her fırsatta dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Yaptığınız iş yerleri süpürmek gibi basit görünen bir iş bile olsa eğer süpürgeyi nasıl tutacağınızı bilmiyorsanız, rüzgârın yönünü hesaplayamıyorsanız onca çerin çöpün yüzünüze bulaşması işten bile değil. Korkarım bu eline yüzüne bulaştırma durumu yaşanmaya devam edecek. Ben yine uzmanlık, eğitim, tecrübe diye bağırmaya,  herkesin her işte başarılı olamayacağını haykırmaya devam edeceğim ama birbirinden ayrı 5 şehirde 5 mağaza açıp discount yapanlara da, satın alma prensiplerini oturtmadan, herhangi bir bakkala mal alır gibi mal alanlara da, discountun en temel özelliklerini out source ederek buradan tasarruf ettiğini zannederek asıl büyük balığı kaçıranlara da rastlayacağız.

Bu, herkesin her işin uzmanı, duayeni olması / olduğunu zannetmesi durumu, ne kadar çok zarar verdi bizzat o “uzmanlara”… Bir sürü insan işini kaybetti, milyonlarca dolar yandı bitti kül oldu, yatırımlar güdük kaldı, sosyoekonomik yıkımlar ortaya çıktı ama ne duayenler duayenliklerinden vazgeçtiler ne de yatırımcılar bu kör dövüşünde rol almaktan geri durdular.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive