Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2013 Çarşamba
Vedat Diriker

Discountta başarısızlığın garantili yolları

Dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum, hiçbir zaman gerçek bir perakendeci sayılmam. 17 yıldır bu sektörün yalnızca tek bir alanında bulundum. İndirim mağazacılığı, discount. Perakendenin, discount dışındaki ve özellikle de hard discount dışındaki kulvarlarında fazla deneyim yaşamamış olmam beni kaçınılmaz olarak su katılmamış bir discounter yaptı


Dünyanın en başarılı discounteri Aldi’nin, dünyanın en başarılı uyarlaması olarak görünen Bim örneğinin hayata geçmesi sürecini sıfırdan en tepe noktasına kadar birebir yaşadım. Prosedürleri, görev tanımları, stratejileri tam olarak oturmamış bir yapıyı, Türkiye’nin en başarılı zincirine dönüştüren sürecin parçası olmak ister istemez beni bu başarıyı gölgeleyecek her türlü uygulamaya karşı da kör ve sağır yaptı. Zaman içersinde bu duymaz, görmezliğin ve discounter basitliğinin nasıl başarı getirdiğini ve bunun tersinde de, gördüğü duyduğu her şeyi discounta uygulama ve basitliği küçümseme cehaletinin de nasıl başarısızlığa yol açtığını gördüm.

Sistem kendi “basit” kuralları içersinde sessiz sedasız Türkiye’nin bir numarası oldu. Ama o kadar basitti ki, kimi zaman çabuk kazanma, bugünün kısır çıkarlarını geleceğin büyük menfaatine tercih etme kimi zaman da sistemin zihniyet yapısını anlayamama gibi nedenlerle pek çok taklidin sabun köpüğü gibi yok olduğuna ya da yok olmaya yüz tuttuğuna şahit oldum. Bu konseptin başarısı için nelerin vazgeçilmez olduğunu o kadar çok anlattım ve ama o kadar çok anlatamadım ki artık bundan vazgeçiyorum.

Pek çok örnek gösteriyor ki, başarıyı küçümsüyor basitliğin zorluğunu anlayamıyor ve başarısızlığa yürüdüğümüzü göremiyoruz. O zaman ben de karar verdim, mademki genel eğilim bu, ben de başarısızlığın ipuçlarını vermeye başlayayım. Böyle olursa danışmanlığım da bir işe yarar. Ben zaten başarısızlığı anlatıyorum, ilgilenenler de beni izliyorlar ve sayemde başarısız oluyorlar diyebileyim. İşte başarısızlığın herkesçe bilinen sırları, kuralları:

Kural 1. Discount, sadelik ve basitlik üzerinde değil, karmaşıklık üzerine kurulmalı. Şirket, yapısı, çerçeveleri net şekilde çizilmiş görev tanımları ve prosedürlerle değil, oradan buradan toplanmış, danışmanlık firmaları tarafından üflenmiş prosedürlerle yönetilmeli, her kafadan bir ses çıkmalı. Her kadro, kimin kime bağlı olduğu anlaşılmayan, kafaları her sabah yeni soru işaretleriyle dolduran alttan üstten sağdan soldan herkesin birbirine hesap verdiği bir kaosun içinde çalışmalıdır ki karar vermeye korkar hale gelsin.

Kural 2. Basit ve sade ve her geçen gün şirketin işleyişini görmemize yetecek sayılı rapor üretmek yerine, kağıtlar havalarda uçuşmalı, her gün ve her mağaza için yüzlerce, binlerce rapor üretilmeli. En azından bu sayede rapor üreten departmanlar da çok iş yapmış olur, kâğıt tüketimi artar, her kadro ürettiği kâğıt miktarına göre performans primi bile alabilir.

Kural 3. Discountta en önemli 3 rakam, satış, masraflar ve marj değildir. Yüzlerce önemli rakam vardır ve bunlar içinde en önemli olan, patronun o sabah hangisini daha fazla önemsediğine göre belirlenir.

Kural 4. Discountta yönetici kadroların inisiyatif kullanması ve delegasyon kesinlikle engellenmeli. Yüzlerce, binlerce mağazada inisiyatif kullandırılırsa halimiz ne olur? Allah muhafaza standartlar tamamen ortadan kalkar. Çünkü standartları “ankasibesa” ettirecek zaman da yoktur. Discountta askeri bir işleyiş şarttır. Mesela 20 bölge, 2 bin mağaza. Tek bir “engenel müdür” yeter. O ne derse o olur. Böylece 2 bin mağaza aynı anda aynı hatayı 2 bin kere yapmış olur. 2 bin ayrı hata yapma riski ortadan kalkar en azından. Şirket de kullandığı inisiyatife bağlı olarak sorumluluk bilinci giderek artan, sadık kadrolara bağlanmamış olur. Perakendenin en dikkat çekici noktalarından birisi olan yüksek personel sirkülâsyonu discount için de geçerli olmalıdır. Nasıl olsa bu ücretlere bu işi yapacak binlerce genç hazır bekliyor.

Kural 5. Satın almanın discount için özel bir önemi yoktur. Satın alma kadroları, aylarca süren iş süreçleri eğitimlerinden geçmemişlerdir ve geçmeseler de olur. Satın alma satın almadır, portakal alan fasulye de alır, cıvata alan çocuk bezi de. 700 ürün almakla 70 bin ürün almak arasındaki tek fark rakamlar arasındaki 0 farkıdır.

Kural 6. Discountta farklı bölgeler, farklı yönetim sorumlulukları icat ederek maliyetleri artırmaya gerek yoktur. Mademki bütün mağazalar standart olarak çalışıyor ve standartları da “engenel müdür” belirliyor, o halde tek ve çok güçlü bir merkezi yapı yeterlidir.

Kural 7. Discountta günlük ciroyu hemen ve derhal artırmak için her şey mubahtır. Gramajlar, farklı ambalajlar, meyve sebze, bol bol gıda dışı ürün, süratle ve kalitesine bakılmaksızın raflara konabilir. Müşteri nasıl olsa gelir, alır ve gider. Kalite sorunlarını fark ettiğinde ise iş işten geçmiş olur. Sonra da unutulur gider.

Kural 8. Discountta mağaza tasarımının önemi yoktur. Ucuz mağazacılık anlayışına uygun olarak, ucuzluktan taviz verilmemelidir. Müşteri için önemli olan tek şey ucuzluktur.

Devam edecek…

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive