Eklenme Tarihi : 27 Kasım 2014 Perşembe
Sinan Asılyazıcı

Dayanıklılık üzerine çeşitlemeler

“Bir hiç olmak çok üzücüdür beyler. İnsanlar hep aranmak ister, dinlenmek ister, hayatta bir kez de olsa önemli olmak ister.” 12 Öfkeli Adam


 

Pist uzunluğu 13,469 km.
Süre 24 saat.
2 pilot katılıyor. Geçmişte 23 saat aralıksız kullanan pilot var.
Üç kategoride yarışılıyor, otomobil, kamyon ve motosiklet.
Evet, Le Mans 24 saat yarışından bahsediyorum. Her yarış gibi bu yarışında sonucu kazanmak üzerine. Ancak önemli bir farkı var, o da dayanıklılık. Bu nedenle öyle sadece tur bindirmek ve klasik şovlar yapmak yetmiyor. İşin gerisinde pilotların uzmanlığı, dayanıklılığı ve onları pistte tutan ekiplerin becerisi var. Bu arada bilmeyenler için anımsatayım, 1971 yılında çekilen ve başrolünde Steve McQueen’ nin oynadığı Büyük Yarış adlı film vardır. Filmde 1970 yılının Le Mans yarışından alınan sahneler vardır. İlginç bir filmdir. Meraklılarına öneririm.

Perakende sektöründe de dayanıklılık ve sürdürülebilirlik çok önemli! Önemi her geçen gün daha da artacak gibi görünüyor. Önce işin dayanıklılık kısmını ele alalım.

İşe alınmak önemli elbette ama iş doğallıkla ondan sonra başlıyor. Süre uzun ve zorlu. Üstelik zorluk beklentilerle orantılı olsa da olmasa da her geçen zaman daha da artıyor ve o da artacak gibi görünüyor. Peki, bu artan beklentilere karşın neler yapılıyor? ‘Ayna ayna söyle bana benim yöneticilerim iyi ve mutlu mu?’ diye sormak mı gerekiyor? Sanırım hayır. Pek böyle ayna önünde veya kristal küre karşısında zaman harcayan kişilerin olduğunu pek sanmıyorum. Belki de işin doğası gereği sanmak da istemiyorum. İlk sorumun cevabına vermeye çalışalım. Beklentilere karşın yapılacak şeyler elbette var. İyi anlamak ve iyi anlatmakla başlanabilir diyebiliyorum ilk olarak. Hanidir kalıcılık ve sürdürülebilirlik esas ya. Alt kadrolardaki dönüş hızı bir noktaya kadar kabul edilebilir oranlar içermekle beraber (bu konu firmadan firmaya farklılıklar göstermektedir) orta ve üst düzey çalışanlar için daha farklı beklentiler içermektedir.  O halde işe uygun kişiyi seçmek herkesçe bilinen bir gerçek olarak ortada durmakta ve ağırlıklı olarak da böyle yapılmaktadır. Söz konusu uygunluk işe alımda yeterli olmakta ancak sonraki süreçlerde yeterli olamamaktadır. Karşılıklı beklentiler arttıkça daha farklı dinamikler devreye alınmalıdır. Zaten bunu başaran ve uygulama yolunda giden kuruluşların adını ve yaptıklarını giderek daha fazla duyar hale gelmedik mi?  Bu kulvara girmek o kadar da kolay olmayabilir. Bu doğru kolay değil, ancak perakende sektörü kolay mı? Kolay değil ve olmayacak da.

O halde bir dayanıklılık yarışı gibi buna hazırlanmalı ve hazırlanılmasını sağlamalıyız.

İşte bunun için daha iyi ‘dokunuşlar’ yapmak ve bunu yapabilen kişiler gerekiyor. Seçmeden başlayarak diğer kademeleri içeren çalışmaların önemi daha fazla vurgulanır oldu ve oluyor.
Bu konuda da bir örnek vermek istiyorum.

“Dev çelik işletmeleri olan bir Japon şirketi genel müdür alacak. Üretim yeri oldukça zor koşullar barındırıyor.  Erimiş çelik sıcaklığı, toz duman ve zor bir ortam. Çok büyük başarıları olan genel müdür adayları var. Adayların her biri konusunda uzman kişiler. Sonuçta seçilen kişinin diğer adaylardan tek farkı, dökümhanede işçilerle sake içmiş olması.” Bu alıntı ile ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün. Burada altını çizmek istediğim bir noktada saha tecrübesi ve onun önemine değinmek. Özellikle belli görevlerde bu konunun önemini belirtmek istiyorum. Elbette ki belli konuda saha tecrübesi olmayan ancak farklı görevleri neticesinde geldikleri görevde büyük başarı sağlayan kişiler de var. Bu bağlamda ders çıkarılabilecek başarı ve başarısızlık örnekleri de onlarca sıralanabilir.

Son dönemlerin fazlaca ele alınan tanımlardan biride sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik, perakende sektörü için de oldukça önemli bir konu. Kanımca ‘altını doldurmak’ ve doğru politikalar üreterek ele alınması gereken bir süreç. Moda bir kavram ve çalışma şeklinde ele alınmasının, bir fayda yaratmayacağı herkesin malumu. Perakendecilikte de mutlaka üzerinde durulması gerekli, sürdürülebilirliğin. Çünkü dünün gereksinimlerine saplanıp kalmış, gerekli politikaları üretemeyen ve her şeyi farklı kişilere ve bahanelere yıkan bazı kuruluşlar için zor bir süreç olacaktır sürdürülebilirlik.

Dayanıklılık, kişilerle orantılıdır. Sürdürülebilirlik ise daha farklı ele alınmaktadır. Le Mans yarışında olduğu gibi. Sadece tur bindirmek yetmiyor, yarışı kazanmak, tüm zorluklarının üstesinden gelerek ve pistte kalmaya devam ederek kazanmak önemli. Bu arada ben yarışları karıştırdım galiba.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive