Eklenme Tarihi : 18 Haziran 2012 Pazartesi
Yılmaz Attila

Büyümek kar etmek için yeterli değildir

Geçtiğimiz aylarda Hüsnü Özyeğinin gazetelerde yer alan Gima hayatımdaki en büyük hataydı demeci üzerine, bir derginin yaptığı Hüsnü Özyeğin gerçekten haklı mı? Perakende sektörü kazandırmıyor mu? araştırmasına gelen yanıtlar arasında, Ali Pehlivanoğlu dışında bu soruya açıkça Hayır, kazandırıyor diyen bir yanıt yoktu.


Düşük karlılık bütün dünyada olduğu gibi Türkiyede de gıda perakendeciliğinin yapısal özelliğidir. Üstüne, hesaplama yöntemi konusunda yaratılmış olan kafa karışıklığı, perakendecileri zor durumda bırakmaktadır. Fon Grup Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Şimşek, Maliyetlerimizi yukarıdan aşağıya hesap ederken, kar marjımızı aşağıdan yukarıya hesap etmeye firmaların da yönlendirmesi ile devam ediyoruz. Marjları yukarıdan aşağıya hesap etmeye başladığımızda ürün fiyatı yükseldiğinden firmaların işine gelmiyor diyerek, bu gerçeğe işaret etmektedir. Sektörün brüt kar oranının ortalama yüzde 25 olduğu kabul edilirse, aşağıdan yukarı hesaplama, marjı yukarıda aşağıya hesaplamaya göre 8 puan daha yüksek göstermektedir (25/100 karşısında 25/75). Hesabın yönü önemli değildir, önemli olan bütün gelir/gider kalemlerini aynı bazla değerlendirmektir. Üretim firmaların aşağıdan yukarıya hesaplamaları normaldir. Türkiye üretici piyasalarında eksik rekabet olduğundan, üreticiler maliyet artışlarını kolaylıkla fiyatlara bindirebilmektedirler. Hâlbuki perakendeciler tama yakın rekabet ortamında çalıştıklarından, karlılıklarını piyasa fiyatları belirlemektedir. Bu nedenle, firmaların önerilerine itibar etmek yerine, hesaplamayı net satış üzerinden, yukarıdan aşağıya, yapmak daha gerçekçidir.Borsa şirketlerinin karlılıkları ne durumda?İMKBde yer alan gıda ağırlıklı perakendecilerin son üç yılına baktığımızda tablo şudur:Şirketler, faaliyet raporlarında satış alanlarını belirtmediklerinden, büyümenin, satış alanı büyümesinden mi, yoksa birim alandan elde edilen artıştan mı kaynaklandığı değerlendirmeye alınamamıştır. Veriler, karlılığın büyüme ile paralel artmadığına işaret etmektedir. Azalan verim kanunun etkisi açıktır.o BİM üst üste yüzde 24 büyürken, faaliyet karı (yüzde 17) büyüme oranının gerisinde kalmıştır. Satış alanı artıkça, BİMin karlılığı mutlak olmasa da, göreceli olarak düşmeye devam edecektir.o Migrosun satışları ŞOKun satışı nedeniyle artış göstermezken, faaliyet karı yüzde 6,4 azalmıştır. o Hipermarketler, Carrefour ve Kipa sırasıyla yüzde 2,5 ve yüzde 7,7 büyüyebilmişlerken, Carrefourun karı yüzde 30 gerilemiş ve Kipa ise yerinde saymıştır.o Uyumun satışlarını yüzde 21 artarken, faaliyet karının eksiye düşmesi tipiktir.Perakendecilik bisiklete binmek gibidir; pedal çevirmezseniz düşersiniz. Bu bağlamda büyümek zorunlu ve kaçınılmazdır. Diğer taraftan, ne pahasına olursa olsun büyümek yanlıştır. Önce büyüyelim, sonra kar etmeye bakarız politikası firmayı büyütüp satmak hedefi açısından bir anlam ifade eder, ancak satışı hedeflerinin tepesine yerleştirmeyen ve işini karlı sürdürmek isteyen perakendeciler için iki defa düşünülmesi gereken bir yaklaşımdır.Gelecek daha iyi olmayacaktırGelir tablosunun alt satırı üzerindeki baskı artarak devam edecektir: Büyük oyuncular karlılık sıkıntısı çektikleri sürece satış fiyatları sıkışmaya mahkûmdur. Özellikle, hipermarketlerin kronikleşen satış kayıplarının yönü yakın gelecekte olumluya dönemeyecektir. ¬Aynı tüketicilere hizmet etmeye talip olan perakendeci sayısı arttıkça, her yeni satış alanına düşen satış geliri düşmeye devam edecektir. Her ne kadar kısa dönemde inişler olsa da, uzun dönemde petrol ve temel tarım ürünlerinin fiyatları satılan malın maliyetini artırmaya devam edecektir. Büyük başın derdi büyük olur Firma değerinin, pazar payı veya müşteri sayısı ile artığı doğrudur, ancak artış doğru orantılı değildir. Her yeni metrekarenin ve müşteri cüzdanının verimi öncekine göre daha düşüktür. İş hacmi, beraberinde yönetim sorunlarını da büyütür. Özellikle gizli maliyetler, kötü stoklar, stok değer kayıplarını ve envanter açıkları görmezlikten gelinir, halının altına süpürülür. Çözüm kolay değilse, patronlar dâhil, kimse sahip çıkmaz. Sabit kabul edilen giderler sabit değildir. Büyüme ile birlikte yönetim giderleri artmaya devam eder. Her operasyonu firma bünyesinde çözmek, yaygın uygulamanın aksine, karlı değildir. Odaklanmak esastır. Her işi erbabı yapmalıdır. Doğru işler, doğru firmalara outsource edilmelidir. Çözüm operasyonel mükemmelliği yakalamaktan geçer Her formatın kendine özel finansalları vardır. Süpermarket, indirim mağazacılığının veya hipermarketlerin finansallarını hedeflenemez (tabloyu inceleyeniz). Brüt kar marjını zorladığınız oranda satış kaybetmeniz kaçınılmazdır (Kilerin 30u aşan kar marjına karşılık yüzde 12lik faaliyet karı azalması). Doğru format marjını yakalayıp, dikkati satış artışına odaklamak şarttır. Bu bağlamda, ucuz almaya çalışmak tek başına çözüm getirmez. Personel giderlerini modelin gerektirdiği sınırın altına çekmek ölümcül sonuçlara yol açabilir. İş bir anda Nasreddin Hocanın açlığa alışırken nalları diken eşeğinin kaderine dönebilir. Perakende son tahlilde insanlardan insanlara yapılan iştir. İşler kötü gidiyor diye personel sayısında, formatın tolerans sınırının altında indirime gidilirse, sarmal döngü devreye girer ve iş bayır aşağı hızla inmeye başlar. Promosyonlu satış oranı, çalıntı ve kayıplar, enerji giderleri sürekli takip edilmeli, iyileştirilmelidir. Murphy yasası uyumaz: İşleri kendiliğine bırakırsanız, kötüden berbata döner. Yer seçiminde azami titizlik gösterilmelidir. Yer seçimi doğru değilse, ne kira ödenirse ödensin pahalıdır. Emin değilseniz, bırakınız rakipleriniz düşünsün. Karlılığı, müşteri sayısı ve aynı müşterilere daha çok satış artırır, satış alanı büyümesi değil...

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive