Eklenme Tarihi : 06 Şubat 2013 Çarşamba

Bu mazeretler size pahalıya patlamasın

Sosyal medya iletişimine ve pazarlamasına kapılarını sıkı sıkı kapalı tutan markaları gördükçe hem üzülüyor, hem de şaşırıyorum. Peki, bu denli yoğun rekabetin yaşandığı bir süreçte muhteşem imkanlar sunan sosyal medya pazarlamasına birçok marka adım atmakta neden zorlanıyor?


İşte, en dikkat çeken mazeretler:

“Ya pazarımı ve müşterimi rakibime kaptırırsam?”
“Hedef kitlemle sohbete başlarsam ve birçok şeyimi ifşa edersem rakibim gelir benim pazarımı ve müşterilerimi elimden alır” diye korkuyorsanız, kusura bakmayın, siz rekabete hazır değilsiniz ve ürün ve hizmetiniz ne yaparsanız yapın bir süre sonra rekabet edemez hale gelecek ve bir şekilde rakipleriniz tarafından geçileceksiniz.

Ya ürün ve hizmetinizi benzersiz hale getirin ya da rakipleriniz ne yaparsa yapsın müşteriniz sizden vazgeçemeyecek kalitede, heyecanda, coşkunlukta bir ürün ya da hizmet sunun. Unutmayın, herkesin, her şeyi konuştuğu ve birbirine bu muazzam network içerisinde önerilerde bulunduğu, deneyimlerini paylaştığı ve bunlara her an ulaştığı bir ortamda kafanızı nereye kadar kuma sokabilirsiniz. Telaşlanmayın, daha vaktiniz var; ama vaktin aleyhinizde işlemeye devam ettiğinin farkına vardıysanız!

“Daha zamanı var”
Emin misiniz?
Zamanı geldiğini düşündüğünüz zaman, “dönülmez akşamın ufkunda” olmayasınız? Ah evet, o zaman nasıl olsa şarkıyı tekrar tekrar başa alıp hayıflanacak bol zamanınız olacak. Önemli olan markanızı rakiplerinizden önce olması gerektiği zamanda, olması gerektiği şekilde, olması gereken yere götürmeyi başarabilmek.

Zamana, bugüne kadar olagelen şekillerle bakmaya devam ederseniz, size zamanı geldiğini gösterecek rakiplerinizle bol bol karşılaştığınızda kaybettiğiniz o yılların ve zamanın acısını sık sık “felekten bir gece çalarak” düşünebilirsiniz. Tercih de sizin zaman da.

“Sosyal medya için bütçem yok”
Tamam, haklısınız; çoğu firma ve rakiplerinizin çoğunluğu bugüne kadar alışageldiğiniz usulleri kullanıyor. Hala o bitmez tükenmez ve artık sınırlı bir satış etkisine sahip reklam harcamaları, klasik halkla ilişkiler çalışmaları ve bilindik pazarlama ve satış yöntemlerini kullanıyor ve siz de onlara bakarak “sürüden ayrılmaya” korkuyorsunuz. Çünkü herkesin yaptığını yapıyor ve bu sayede siz de doğrusunu yaptığınızı düşünüyor ve kendinizi güvende, rahatlamış hissediyorsunuz.

Tabii ne denilebilir para sizin, bütçe sizin; nasıl olsa çevrenizi sarmış olan ve ne olup bittiğinden bihaber bir ton geleneksel ajanslar, halkla ilişkiler şirketleri ve pazarlama danışmanları var. Ve sürekli size “aman efendim ne gerek var; daha vakti var; kim kullanıyor ki bunları; ölçümleyemiyoruz” gibi bir sürü “aman müşteriyi elden kaçırmayalım” masalları anlatıp duruyor. Değişime ve yeniliğe ve elbette fırsat alanlarına zihnen ve ruhen barikat kurmuş olan benliğiniz bu gerekçelerle çok çabuk ikna oluyor. Ama emin olun halen oluk oluk kullandığınız bütçelerin belki de yarısı oranında bir bütçeyle daha etkin biçimde hedef kitlenize ulaşmaya başlamanız ve birçok rakibinizin uyumasından istifade etmeniz mümkün.

Ama ne gam, önce sizin tez elden uyanmanız gerek ve elbette rakiplerinizin uyanmaya başladığına tanık olup yüzünüze değen soğuk suyun serinliğiyle uyanmaya başlamadan önce…
Elbette bütçeniz var. Sorun siz henüz hedef kitlenizle bağ kurmaya, onlarla sohbet etmeye, gönül bağınızı açmaya hazır değilsiniz.

“Bu işlerle ilgilenecek zamanım yok!’
Zaten kimin var ki?
Herkes bir yerlere koşturuyor, bir şeylere yetiştirmeye çalışıyor; randevular, görüşmeler, siparişler, iadeler vesaire herkes bir cangılın içinde boğuşuyor. Ama evet, siz rekabette avantaj elde etmek, rakiplerinizi alt etmek istiyordunuz değil mi? Oysa ne de çok onların oyun kurallarıyla oynuyor, onlarla aynı şeyi yapıp, aynı kalabalığın içinde boğulup gidiyorsunuz?

Tabii ki durmadan boşa kürek çekerken zaman bulamazsınız. Durun hele, bir soluklanın; birkaç dakika şöyle bir kenara çekilin, ne olup bittiğine bir bakın ve müşteriniz, hedef kitleniz için “farklı ne yapabilirim, onlara yeni ve heyecanlı nasıl fırsatlar sunabilirim” diye bir düşünün. Bırakın rakipleriniz o cangılın içinde enerjilerini harcamaya ve boğulmaya devam etsin ve “dönülmez akşamın ufkuna doğru yol alsın”
Zihninizde patlayan flaşın aydınlığıyla bir anda ne de çok zamanınız olduğunu gördünüz değil mi?

“Bu işlerle kim ilgilenecek?”
Elbette, herkesten önce siz!
Önce siz ilgilenecek ve durumun vahametinin farkına varacaksınız ki, sosyal medya pazarlamasının önemini kavrayasınız ve bir girişimci olarak, nasıl ki bir mühendis, bir sekreter istihdam etme kararı veriyorsanız, nerede, kimi çalıştıracağınızın, ya da hangi ajanstan, danışmanlık firmasından hizmet alacağınızın da ayrımına varabilesiniz.

Başkaca gerekçeler de var elbette ama ne yaparsınız, bu yazının sonuna geldik…

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive