Eklenme Tarihi : 29 Nisan 2011 Cuma
Mehmet Akalın

AVMler ve sosyal yaşama etkileri

Türkiyede AVMleşme süreci devam ediyor. Süreç batıdaki örneklerine göre genç. Etkileri taze. Etkileri şimdilerde sorgulanıyor.


Ancak, kentin en değerli noktasında hatta tam ortasında bütün görkemiyle yükselen AVMlere hiçbir şekilde etkilerine bakmadan izin veren sistemi sorgulamaya başlamak için çok geç kaldık. AVMleşme sürecinin ana aktörleri -bu cümleme kızacaklar ama- sistemsizliğin etkisi en olumsuz şekilde müşterilerimizden önce bizleri etkileyecek, hatta etkiliyor. Müşteri için tercih sadece bir kavşakta sağa ya da sola dönmek kadar kolay. Ya AVMler için?..Davranışlarımızı belirleyen en temel üç unsur ihtiyaçlarımız, isteklerimiz ve korkularımız. Öncelikle, hayatta kalmayı başardığımızda yaşamımıza dair tercihlerimizi, sosyalleşme biçimlerimizi belirlemeye başlarız. Bunları da başarınca hayatı daha güvenli, daha konforlu, daha elit, daha sevilen, daha popüler, daha fark edilen, daha saygın şekilde sürdürme faslına geçeriz.Yaşadığımız modern toplumda tüketim bizlerin sosyal statüsünü belirleyen bir en temel özellik haline geldi. Arzularımızın sınırsızlığı kapitalizmle birlikte ortaya çıkmadı. Biz var olduğumuzdan bu yana var. Sadece arzularımızı gerçekleştirecek ortam ve para olmadığı için arzularımızı sınırlıyoruz. Kapitalizmin yaptığı, bu arzunun sömürülmesi sağlayacak mabetler yaratmak. Yarattığı mabetlerde ihtiyaçlarımızı değil, arzularımızı asıl davranış biçimiz olarak almamızı sağlar. Arzularımızın daha iyi tatmin edilebilmesi ve yepyeni arzularımızın oluşması için yeni formül, perakendeciliğin merkezleştirilmesi ve organize yapılması. Ülkemizde de en büyük metropolümüz İstanbulda bir merkeze toplanan perakendeciler, organize bir şekilde ilk olarak Galleria ile bizleri AVM ile tanıştırdı. Yazın serin, kışın sıcak bir iklim, iç açıcı bir aydınlatma, dolaşırken zaman duygusunu kaybettiren peş peşe vitrinler, hayranlık uyandıran dekor ve süslemeler, yetişkinler ve çocuklar için türlü türlü etkinlikler ile salt alışveriş mabedi olan AVMnin bu denli hayatımızın bir parçası olmasını hızlandıran faktörleri sıralamak gerekirse;Mekân kalitesi, başka yerde olmayan markaların olması, hizmet kalitesi, personel kalitesi, güvenli alışveriş, tatmin edici marka zenginliği, tatmin edici mal ve hizmet çeşitliliği, sosyal alanların gelişkinliği, sosyal aktiviteler, çocuk oyun alanları, kişisel gelişim faaliyetleri, sosyalleşme, orada olma duygusunu tatmin, oradakinin statüsüne ulaşma isteği.Akademetredeki dostlarımız sormuşlar AVMye gitme amacınız nedir? Katılanların yüzde 88,5 i alışveriş yapmak, yüzde 38,3 ü vakit geçirmek için giderim demiş. Ben bu iki cevabın içine sosyalleşmek, eğlenmek, aidiyet kazanmak ve kimlik edinmeyi de ekliyorum. Kapalı bir mekân olan AVMyi ziyaret eden milyonları salt alışveriş yapmak olgusu ile sınırlandırmak haksızlık olur. AVMye gelenler sadece alışveriş yapmaktan, vitrin bakmaktan, yemek yemekten veya etkinliklerden beslenmiyorlar. Şöyle düşünmek lazım. Kentin içinde kentten koparılıyoruz ancak kentin vitrinine koyuluyoruz. Bizim için önemli olan merkezleri (ekonomik, sosyal ve mekânsal) değiştirerek kendisini merkez haline getiren AVMler, dışarıdaki sıradanlıktan çıkarıp bizleri vitrine koyuyor. Dilimizde AVMler için kavramalarımız var. Bunlar aslında AVMlerin üzerimizdeki etkilerinin de kısa yolları.İyiler: Popüler, tanıdık, modern, Avrupai, güvenilir, keyifli, prestijli, saygın, kentli, pratik, kolay ulaşılan, moda, yeni, bol çeşit, kıyaslayabilme, sıcak/serin ortam, kapalı otopark, çocuk eğlencesi, ben de oradayım.Kötüler: Yorucu, basık, fırsatçı, karmaşık, pahalı, monoton, yozlaştırıcı, gürültülüÇoğunlukla olumlu şeyler söylüyoruz. AVMler artık doğrudan hayatımızı etkiliyor. Etkileşim sadece AVMden müşteriye değil, müşteriden de AVMye doğru oluyor. AVM, müşterinin kültüründen ve bulunduğu çevreden etkileniyor. Aynı bizler gibi AVMler de yaşayan organik yapıya dönüşüyor. AVMler aynı zamanda bir bakıma da özel mekânlar. Çünkü içerideki insanlar sürekli olarak denetleniyor ve uygun olmayanlar ise içeriye alınmıyor. (Sarhoşlar, dilenciler gibi). Sokak sosyalliğinden farklı bir sosyalliğe sahip. Bu bağlamda alışveriş merkezlerinin yarı kamusal nitelikli, özel mekânlar olduklarını söyleyebiliriz. Ticarettin en önemli düsturlarından olan müşteri velinimetimizdir sözü alışveriş merkezleri için mekânın mülkiyeti müşterilere aittir seviyesine ulaştı artık. Alışveriş merkezi kamuya ait bir alan haline geldi. Buradan bir adım öteye geçtiğimizde ise serbestçe gezilebilen ve satın alma zorunluluğu olmayan, sadece vitrinleri seyretme eğiliminin yaşandığı alışveriş merkezlerinde özel mülkiyet ile kamusal alan arasındaki fark flulaşıyor. Neredeyse karnaval ambiyansında sunulan ortamda müşterinin ürüne bakması, kendine ait olmayan ürünleri üzerinde denemesi için izin veriliyor böylece müşteriye kendine ait olmayan mekânlarda kendi mülkiyeti gibi davranması için her ortam sağlanıyor.ODTÜ Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Aksu Akçaoğlunun Kentin Alışveriş Merkezlerine Odaklaşması başlıklı çalışmasında yer verdiği mülakat sonuçlarına göre, alışveriş merkezleri, cinsiyet, gelir ve yaş gruplarına göre farklı anlamlar taşıyor. Alt gelir grubu için alışveriş merkezi turistik bir gezi mekânı, orta gelir grubu için günlük kent hayatının parçası, üst gelir grubu için ise ev ve iş arasındaki istasyon işlevi görüyor. Gelinen noktada AVMler alışveriş kültürünü, sosyal ve kültürel hayatımızı değiştirdi. Tüketim bir zorunluluk olmaktan çıktı. Alışveriş merkezlerine gitmeye başladığınızdan bu yana düşünün, kaçına zorunlu alışveriş için gittiniz? Ya da AVMye gittiğinizde aldığınız şeyler gerçekten ihtiyacınız ve alınması zorunlu olan şeylerdi?

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive