Eklenme Tarihi : 28 Şubat 2014 Cuma
Yılmaz Pekmezcan

Acil eleman (nitelikli) aranıyor!

Son yıllarda ülkemizin hemen hemen tüm sektörlerinde en çok baş gösteren sorunudur “eleman bulamamak”. Aslında tam olarak eleman da değil; sanırım “nitelikli eleman” asıl sorun.


Bu konunun yalnızca bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde başlı başına bir sorun olduğunu düşünürdüm. Almanya ekonomi bakanının yaptığı açıklamaları duyunca açıkçası şaşırmadım da değil. Çünkü Almanya özellikle gelişmiş batı içerisinde özellikle sanayi sektörlerinde nitelikli ara eleman konusunda en iyi çözümleri üretmiş ve uygulamış olan bir ülkedir. Özellikle ortaöğretimin sonunda her vatandaşının koluna adeta bir altın bilezik takarak mezun eden ve sanayi ile adeta iç içe eğitim süreçlerini geliştiren bir ülke konumunda. Bizdeki meslek liseleri ve meslek yüksekokulları benzeri yapıların tartışmasız en iyi modellerinin bulunduğu ve en iyi uygulamalarına sahip en iyi ülke Almanya’dır.

Kısaca Almanya eğitim sistemine bir göz atalım:
Almanya'da okula devam mecburiyeti 6 yaşını doldurmuş çocuklar için başlar ve 18 yaşına kadar sürer. Tam gün okula devam mecburiyeti; Baden-Württemberg, Bayern, Hamburg, Hessen, Niedersachsen, Mecklenburg-Vorpommem, Rheinland-Pfalz, Saarland, Sachsen, Sachsen-Anhalt, Schleswig-Holstein ve Thüringen eyaletlerinde 9 yıl; Berlin, Brandenburg, Bremen ve Nordrhein-Westfalen eyaletlerinde 10 yıl olarak uygulanmaktadır.

Almanya'da ilköğretimin 1. kademesi 4 yıldır. Ancak, Berlin ve Brendenburg eyaletlerinde 6 yıldır. İlköğretimin 4. sınıfından (Grundschule) sonra öğrenciler, yetenek, ilgi ve başarılarına göre öğrenimlerine Hauptschule, Realschule, Gesamtschule veya Gymnasium'dan başlamak suretiyle 15 yaşını dolduruncaya kadar öğrenimlerine devam etmek zorundadırlar. Bu okullar arasında, öğrencilerin başarı durumlarına göre yatay geçişler yapılabilmektedir.

Tam gün zorunlu eğitimden sonra genel öğrenime devam etmek istemeyen her Alman vatandaşı, 18 yaşını dolduruncaya kadar öğrenimine yaygın meslekî eğitim kurumlarında devam etmek zorundadır.

Eğitim sistemi ana hatlarıyla ilköğretim, ortaöğretim ve meslek okulları olarak ayrılır. Meslek okullarına daha ortaöğretim kısmından itibaren yetenekleri belirli konularda ön plana çıkan öğrenciler yönlendirilerek en az 3 yıllık bir eğitim sonrasında uzmanlık elde edebilmektedirler. Ortaöğretim birinci ve ikinci basamak olarak ayrılmakta, yalnızca ilk basamakta beş (5) farklı okul tipi bulunmakta. Ve bu okullara öğrenciler tamamıyla fiziksel ve zihinsel yetenekleri başta olmak üzere eğitim sürecinde göstermiş oldukları başarı durumlarına göre yönlendirilerek liselere oradan da “olgunluk sınavını” (Abitur) başarıyla tamamlayan öğrencilerin herhangi bir sınava tabi tutulmadan Almanya’daki yüksekokul ve üniversitelere kayıtları yapılabilmektedir. Her bir okul tipinden mezun olunduğu takdirde gidilebilecek okullar ile devam edilmediği takdirde seçilebilecek meslek alanları belirlenmiş durumda. Örneğin Realschule’lerde genel olarak Almanca, sosyal bilgiler (tarih, politika, coğrafya), matematik, fen bilgisi (biyoloji, kimya, fizik), İngilizce, iş bilgisi (teknik, ekonomi, ev ekonomisi), müzik/sanat eğitimi/tekstil işleri, din bilgisi ve beden eğitimi dersleri okutulmaktadır.  Realschule'yi bitirenler, başarılarına göre Berufliches Gymnasium, Gymnasium, Berufsfachschule, Höhere Handelsschule, Fachschule veya Fachoberschule'lere gitmektedirler. Realschule'yi bitirip öğrenime devam etmeyenler; büro, banka ve devlet dairelerinde görev almaktadırlar.

Diğer okulların tamamına göz atıldığında bir kısım okullar zihinsel ve fiziksel olarak gelişimi yeterli olmayan öğrencilere yönelik. Diğer kısımlar ise okulların türlerine göre, tabii ve temel bilimler, sosyal bilimler, yabancı dil, güzel sanatlar, din eğitimlerinin ağırlıkta olduğu okullardan tutunda öğretimi yapılan başlıca otuz adet meslek türünün bulunduğu Berufsbildende Schulen’lere kadar çok yönlü mesleki eğitim veren ve meslek adamı yetiştiren okullar mevcut. Almanya’da hal bu iken ekonomi bakanlarının “Herkes üniversiteli olmak zorunda değil, üniversiteli sayısı çok fazla. Bu durumda mesleki alanlarda ihtiyaç duyduğumuz elamanı bulamıyoruz” söylemi, gerçekten de bizim üzerinde çok düşünmemiz gereken bir konu değil mi?

4+4+4 sistemine geçiş yaptık belki ama asıl iş sanırım bundan sonrasıydı, her zaman olduğu gibi asli işlerimizi ve sorumluluklarımızı unutarak şeklen bir şeyler yaptık ve orada kaldık. Evet, ülkemiz gerçektende son on yılda potansiyelini çok artırdı ve gelecek vaat ediyor. Ancak eğitim sistemimiz ciddi sıkıntılarla dolu. Şayet bu konuda öngörülü ve devlet adamlığı vasfı ile acil kalıcı çözümler bulamaz isek bu gelişimimizi sürdürebilmemiz mümkün olmayabilir. Eğitim sistemimiz siyasi konulara alet edilemeyecek kadar önemli. Aslında bana sorarsanız devletin en büyük ve temel üç görevinden bir tanesi eğitim diğerleri de sağlık ve savunmadır. Diğer alanlardaki gelişimler olmazsa olmaz ve devlet bir kısmında ise sadece düzenleyici görevini görmelidir.

Görebildiğim şu ki; firmalar yana yakıla nitelikli eleman arıyor. Herkes üniversite mezunu olmak istiyor. Hiç kimse hakkında razı değil. Kısa yoldan köşeyi dönme arzusu mevcut. İlk ve ortaöğretimde maalesef insanımızı “olgunlaştıramıyoruz”. Çıktı kalitemizi kontrol edemiyoruz ya da etmiyoruz. Sonuçlarla kimse ilgilenmiyor. Sadece nicelik olarak rakamlarla ilgileniliyor. Ve en önemlisi de mesleğe yönelik yeterli ve kalıcı hiçbir çözüm arayışımız olmadığı gibi maalesef mevcut uygulamalar ise SOS veriyor. Son söz: Gelecek için acil eğitim. Hemen şimdi!

“Okul eğitimin sonu değil, başlangıcıdır…”
Lord Prougham

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive