Eklenme Tarihi : 24 Ekim 2014 Cuma
Vedat Diriker

6 bin yıllık hatıra var

Çocuklarımıza zeytin dalı mı bırakacağız yoksa her geçen gün dünyanın sonunu hızlandıran bu ölüm çukurlarını mı?


Ormanlar yandı, dereler kurudu, yağmur, düşecek toprak bulamıyor. Sıra zeytinliklerde. Bugünlerde sessiz sedasız bir tasarının yasalaşması için yoğun çaba sarfediliyor. “Elektrik Piyasası Kanunu ile Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanunda Değişikliğe Dair Kanun Tasarısı”, 25 dönümden küçük zeytinlikleri zeytinlik vasfından çıkaracak. Ne kadar basit geliyor değil mi kulağa? 25 dönüm nedir ki? Ama şunu duyunca iş biraz değişiyor. Ülkemizdeki zeytinliklerin yüzde 60’a yakını 25 dönümün altında. Bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte miras hukuku ve aile içi paylaşımlar sonucu bu rakamın çok daha fazla olduğu da söyleniyor. Neredeyse yüzde 70’lerde… Bu da sorunu tam olarak ortaya koymuyor değil mi? Peki, şu rakam nasıl? Ülkemiz dünyanın en büyük 5 zeytin üretecisinden birisi. Tarım alanlarımızın yüzde 3,5’ten fazlasını zeytincilik oluşturuyor. 500 bin ailenin geçim kaynağı ve zeytinle başlayan bu üretim sürecinin içinde yaklaşık 10 milyon kişi çeşitli şekillerde bulunuyor, geçimini sağlıyor. 10 yıllık bir süre içinde 3 milyar dolar değerinde bir üretim herefleniyor. Ve Türkiye zeytinin genetik anavatanı... 167 milyon zeytin ağacımız var. Hükümet zeytin üretiminde dünya ikinciliğini önüne hedef olarak koydu. Zeytincilik çok önemli bir ihracat kanalımız ve ülkemizin en önemli zenginliklerinden birisi.

Peki, öyleyse ne dönüyor? 805 bin hektarlık ve çoğunluğu Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde bulunan zeytinliklerimiz kimin iştahını kabarttı?
Sakın bunun arkasında bazı inşaatçılar, nükleer santralciler, termik santralciler, altın arayıcılar olmasın.
Konu giderek rahatsız edici oluyor. Toparlayalım. Ülkemizde toplam alanı 805 bin hektar olan, çoğunluğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bulunan ve zeytinlik sınıfında olduğu için yapılaşma, santral yapma, altın arama vebenzeri faaliyetlere izin verilmeyen alanların yarısından fazlasının üzerindeki koruma kalkanı kaldırılıyor.
Bundan kimin ne menfaati olabilir dersiniz? Zeytinciler bütün güçleriyle direnmeye çalışıyor, yöre halkı toplantılar düzenliyor sesini duyurmaya çalışıyor, kamuoyunun zaten bilgisi yok, bilgisi olan işin vahametinin farkında değil. Hükümet zeytincilikte dünya ikincisi olmayı önüne hedef olarak koymuş her yıl zeytin üretimi artıyor, zeytin sahaları gelişiyor, verimlilik yükseliyor.
Öyleyse kim? Kim olur da “gelin arkadaşlar ülkemizin zeytin alanlarının yarıdan fazlasını zeytinlik vasfından çıkartalım ve bu alanları inşaat şirketlerinin, altın arayıcıların kucağına verelim” der, kim böyle bir rantın hesabını yapar?
Bu tasarıyı hazırlayanlar kimler? 2006’dan beri her fırsatta bu ve benzeri yollarla zeytinlikler imara ve talana açılmaya çalışılıyor. Bir şekilde bu peşkeş çabası geri püskürtülüyor ama işte yine yeniden bir saldırıyla karşı karşıyayız. Hep tetikte olmalıyız, ya bu defa geçerse?
Geçerse ne olacak? Ülkemizin en güzel bölgelerinde yer alan yüzbinlerce dönüm çok değerli arazi birkaç şirketin rant alanı olacak. 6 bin yıldır insanlığa besin ve geçim kaynağı olan, doğaya, insana ve geleceğimizi korumaya hizmet eden zeytinliklerimizi kaybedeceğiz. Ömrü anca 10 yıllarla ifade edilebilen madenlerin ya da termik santrallerin kepçeleri bu kez zeytinliklerimize girecek. Maden arayıcılar çocuklarımıza topraktan yüzlerce yıl temizlenmesi imkansız olan kimyasallarını, santraller dünyayı her geçen gün kirleten ve nasıl temizleneceğini dahi hala bilemediğimiz atıklarını bırakıp gidecek. Onlar gittiklerinde geriye çukurları kalacak.
Bu tasarıyı hazırlayanlar, bu tasarıyı onaylamak ya da reddetmek için ellerini kaldıracak olanlar neyle karşı karşıya olduklarını iyi görmeli.
 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive