200 yıllık lezzet: Şekerci Cafer Erol

İstanbul’un ticari geçmişinde önemli bir yere sahip olan Şekerci Cafer Erol, bugün dördüncü ve beşinci kuşak temsilcileriyle, yıllara meydan okuyarak varlığını sürdürüyor. Bir şeker müzesini andıran Kadıköy’deki mağazasında ziyaret ettiğimiz Şekerci Cafer Erol’un dördüncü kuşak temsilcisi ve Genel Müdürü Mehmet Nurtekin Erol ile bu asırlık çınarı konuştuk

Eklenme Tarihi : 22 Eylül 2015 Salı
200-yillik-lezzet-sekerci-cafer-erol

Röportaj: Murat KÜÇÜK-Şenay KIZIL

Şekerci Cafer Erol, Türkiye’nin en eski markalarından birisi. Biraz markanın geçmişini anlatır mısınız?

Şekerci Cafer Erol’un dördüncü kuşak temsilcisiyim. Mehmet Nurtekin Erol olarak 60 yıldır işin içindeyim. Firmamız 200 yıla yakın geçmişiyle Türkiye’nin en eski markalarından birisi. 1800’lü yılların başında Eminönü’nde başlayan bu tarihi yolculuk I.Dünya Savaşı’na kadar aynı dükkanda devam etmiş. Araya savaş girince bütün ticari işletmeler gibi biz de etkilenmişsiz. Sonrasında babam 1940’lı yıllarda Kadıköy’de faaliyetlere tekrar başlamış. Ben kendimi bildim bileli Kadıköy’ün içindeyiz.

Endüstriye üretilen şekerleme ürünleriyle sizin ürünlerin arasındaki farklar nelerdir? Tüm ürünleri kendiniz mi üretiyorsunuz?

En basit haliyle söyleyeyim; evde pişen yemek ile dışarıda pişen yemek aynı olur mu? Endüstriyel üründe bir reçete var. Bu reçeteye uygun standart ürün yapılır. Bizim ürünlerimizde de bir reçete var ama işin bir de ruhu var. Kullanılan malzeme de çok fark ediyor. Fabrikasyon üretim büyük tonajlı mal alımı yaptığı için aldığı ürünü tam inceleyemiyor. Biz daha düşük limitli alımlar yaptığımız için mutfağa giren tüm malzemeyi seçerek alırız. Fındığı, fıstığı, cevizi, bademi ve diğer tüm ürünleri kaliteyi korumak adına sezon başında bildiğimiz iyi hasatlardan seçeriz. Butik üretim yaptığımız için bunlara dikkat ederiz. Mutfağa ne girerse girsin en iyisi olmak zorunda. Osmanlı tulumbasını hala eski usul yaparız. Çok makine aldık ama hiçbir şey el yapımı gibi olmuyor. Akide şekerini de hala elle yaparız. Makinenin yaptığı akide ile el yapımı akide aynı değil. El yapımı daha yüksek derecelerde piştiği için içindeki tüm suyu atar ve rutubet olmaz. Makinede üretime istediğiniz gibi müdahale edemezsiniz. Böyle birçok sebepten dolayı el yapımının tadını makine üretimi akide şekerinde yakalamak çok zordur.

Şekerle yapılabilecek her şey var

Toplam kaç çeşit ürün var mağazanızda? En çok satılan ürün nedir?

Akide şekerinin sadece 25’ten fazla çeşidi var. Fındıklı, fıstıklı, güllü gibi 35’e yakın çeşitte lokum üretiyoruz. Marzipanlarımız ve çeşitli şekilde badem ezmelerimiz var. Helva ve reçellerimiz çok tercih edilen ürünler arasında yer alıyor. Başta Osmanlı tulumbası olmak üzere şuruplu tatlılarımızda da çok iddialıyız. Çikolata konusunda da son dönemde önemli bir mesafe aldık. Ürün çeşitliliği konusunda çok iyi olduğumuzu söyleyebilirim. Çifte kavrulmuş fıstıklı ve fındıklı lokum en çok talep gören ürünümüz. Narlı ve damla sakızlı lokumlar da çok seviliyor.

Son dönemlerde insanlar gurme mekanlara yöneliyor. Siz de bu popülariteden etkileniyor musunuz?

Medya, son dönemlerde bizim gibi köklü firmalarla ilgili önemli haberler yapıyor. Ayrıca İstanbul üzerine belgesel yapan yabancı misafirlerimiz önce bizlere geliyor. Özellikle gençler yabancı yayınları takip ettiği için, oralarda bizim gibi köklü markaları görünce mutlaka bizi ziyaret ediyorlar. Gençler gelip ürünlerimizi tadıyor, dükkanlarımız geziyor. Bizim mağazalar onlara bir müze gibi geliyor. Bu gelip gitmeler zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor.

Mağaza tasarımlarınız taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanıyor. Mağaza tasarımlarında nelere dikkat ediyorsunuz?

Mağaza tasarımlarımızın; orijinal Kadıköy’deki tarihi Şekerci Cafer Erol gibi olmasına özen gösteriyoruz. Alüminyum ve metal yerine ahşap kullanıyoruz. Ahşap malzeme köklü geçmişimizi en iyi şekilde yansıtıyor.

İstanbul dışında sadece Erzurum’da şubeniz var, bunun özel bir nedeni var mı? Yeni şubeler açmayı düşünüyor musunuz?

Bir dostumuz Erzurum’da, Şekerci Cafer Erol mağazası açmak istedi biz de onu kıramadığımız için orada franchise mağazası açtık. Yeni şubeler açmak isteriz fakat ciddi bir personel sıkıntısı var. Bizim ürünlerimiz ustalık gerektiren ürünler ve hepsi el işçiliği. Mağazaların hepsinde aynı kaliteyi sunabilmek çok şubeli mağazacılıkta zor...Yeni şube için baktığımız bir iki nokta var. Ben AVM taraftarı değilim önemli caddelerde ve çarşılarda mağazalaşmamızı istiyorum. Ama çok önemli AVM projeleri var onları da inceliyoruz.

2 bin 500 metrekarelik yeni üretim tesisi

208 yıllık bir firma olarak sanırım kalite kavramını en iyi anlatacak düzeydeki firmalardan birisiniz. Kalite kavramını anlatır mısınız?

Bizim işimizde kalite; hammaddeden sunuma kadar olan süreçtir. Ürünümüzün kalitesi, markamızın kalitesini yaratır. Biz tozşeker alırken bile Konya’dan başka bir yerden almayız. Cevizi Niksar’dan ve Bitlis’ten, fıstığı Gaziantep’ten, fındığı Giresun’dan alırız. Reçel için çilek almaya Ereğli’ye gidiyoruz. Bu kaliteli malzemeler iyi ustalıkla bir araya gelince kalite oluşuyor.

Bu kadar sene çağa ayak uydurabilmek için güçlü bir Ar-Ge gerekiyor. Ar-Ge konusunda neler yapıyorsunuz?

İmalatımızı yeni üretim tesisimize taşıyoruz. 2 bin 500 metrekarelik bu tesis bize daha rahat üretim imkanları sağlayacak. Bu yeni üretim tesisinde Ar-Ge merkezimiz de olacak. Daha iyi ürünler üretmek komple bir iş. Biz daha iyisini üretmek için ev hanımlarının tariflerinden bile faydalanıyoruz. Sürekli daha iyisini üretmek için hep çalışmak gerekiyor. Edindiğimiz bilgileri sektörden arkadaşlarımızla da paylaşıyoruz. Kalite tüm meslektaşlarımıza yansımalı ki el yapımı kalitenin farkı ortaya çıksın. Daha sonrasında yarışmalar da düzenlemeyi düşünüyoruz. Böylece kaliteyi, Şekerci Cafer Erol’a yakışacak noktada tutacağız.
 

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive