Kaanlar, dünyada ilk 3’e girecek

Tekirdağ Malkara’da peynir ve Çanakkale’de çiftlik, Manisa Akhisar’da ise zeytin tesisleri olan Kaanlar, bu yıl 300 milyon TL ciro bekliyor. Mevcut tesislerine yapacağı ilave yatırımla kapasite olarak dünyada beyaz peynirde ilk 3’e gireceklerini anlatan Kaanlar Pazarlama, Satış ve İş Geliştirme Grup Müdürü Abdurrahman Kaan, önümüzdeki yıl fonksiyonel ürünler içeren Tazelen Serisi'ne yoğunlaşacaklarını anlattı

Eklenme Tarihi : 04 Şubat 2015 Çarşamba
kaanlar-dunyada-ilk-3e-girecek

Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU, Murat KÜÇÜK

Kaanlar Gıda bildiğim kadarıyla tam bir aile şirketi. Firma öykünüzde yer alan kilometre taşları neler? Şu an kaçıncı kuşak yönetimde?
Kaanlar, Trabzonlu 6 erkek kardeşin 1978 yılında bir araya gelerek kurmuş olduğu bir aile şirketi. Bu 6 erkek kardeşin kız ve erkek çocuları da, yani hem 1 hem 2’nci kuşak yönetimde. 2’nci kuşak ağırlıkta tabii, bizler yavaş yavaş işlerimizi devrediyoruz. Ben 1985 yılında girdim şirkete, 30 yıl oldu. Gıda alanında süt ve zeytin olmak üzere iki faaliyet alanımız var. Zeytin üretimine 1995 yılından sonra geçtik. Süt ürünlerinde de sadece peynir ve süzme yoğurt üretimimiz var. Hem peynir hem zeytinde tonaj olarak ilk sıralardayız. Peynire verilen süt miktarına bakıldığında da hem siyah hem yeşil zeytinde de ilk 3’teyiz.

Ürün gamınızda kaç çeşit peynir var?
Çeşit olarak 40’a yakın, barkod olaraksa 300 kalem ürünümüz var. Zeytini de işin içine katarsak, toplamda 500 barkodu buluyor.

Üretim süreçleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Üretim kapasiteniz ne kadar, depolama ve lojistik çalışmalarınızı nasıl sağlıyorsunuz? Tesislerinizde kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz?
220 köyde, 10 bin üreticiden süt alıyoruz. Yani 220 köye yatırım yapıyoruz; soğutmalarını kuruyoruz, orada birer insan görevlendiriyor, sütleri taze almaya çalışıyoruz. Bu, hammaddenin düzgün alınabilmesi açısından önemli… Son dönemde büyük firmaların hepsi bu sisteme geçmek durumunda kaldı. Bayilik sistemiyle çalışmıyoruz. 2001 yılına kadar bayiliklerle devam ettik, daha sonra doğrudan satışa geçtik. Peynirde en iyisi olduğumuzu söyleyebilirim. Bu konuda pek mütevazı değiliz. Koyun peynirinde de, keçi peynirinde de en fazla süt kullanan firma biziz. Doğrudan satış yaptığımız için, genelde hızlı satış noktaları ağırlıklı çalışıyoruz, BİM gibi. BİM’in ana tedarikçilerinden biriyiz. Bunun yanı sıra, Doğu Karadeniz’de Samsun ve Trabzon’da 2 tane bölge müdürlüğümüz var. Bunlarla birlikte yaklaşık 80 ilde ürünlerimiz bulunuyor. Bünyemizde 500’e yakın işçi çalıştırıyoruz. Zeytinde de yaklaşık 2 bine yakın üreticimizden var, yani toplamda yaklaşık 12 bin üreticiye hizmet ediyoruz. Lojistiğimizi kendi araçlarımızla sağlıyor, bazı durumlarda da lojistik firmalarıyla çalışıyoruz.

Sütleri köyden nasıl topluyorsunuz?
Kaliteli ürün üretebilmek için kendimiz topluyoruz. Biz peynirciyiz. Peynir, kuru madde demektir. Uygun fiyatlı paket sütleri incelediğinizde içine yüzde 20 ila 30 su katıldığını görürsünüz. Bu yüzden tüm operasyonu kendimiz yapıyoruz. 2001 yılından bu yana 2 tane 250 metrekarelik laboratuvarımız var. Türkiye‘de Ar-Ge, inovasyon, teknoloji geliştirme konusunda da öncü bir firmayız. 10 bin kişiyi kontrol etmek zor. Hareketli bir ekibimiz var. Yaklaşık 8 kişi köyde çalışır. 220 köye soğutma kurduğunuz zaman, yeterince temizleniyor mu gibi konuları tetkik etmeniz gerekiyor. Bunun için gezici bir ekibimiz var. Numune alıyoruz, her gün en az 300 tane kontrol yapıyoruz. Bugün Avrupa’da aynı tonajdaki bir firma 100 tane üreticiyle uğraşıyor, biz 10 bin üretici ile uğraşıyoruz. O hiç kontrol yapmıyor, biz hep yapıyoruz. Bunun sadece laboratuvar sarfiyatı bile ciddi bütçeler oluşturuyor. Bu arada bulunduğumuz bölge açısından avantajlıyız. Sütümüzün büyük kısmını Trakya bölgesinden alıyoruz. Bu bölge, hastalıktan arı bir bölgedir. Arkada Meriç nehri, diğer taraflar da boğazlarla çevrili olduğu için hayvan hareketleri de bu köprü geçişlerinde izlenebilir. Bu yüzden Trakya bölgesinin süt yapısı Türkiye’nin diğer bölgelerine göre daha temizdir.

Kendi çiftliklerinizi kurmayı düşündünüz mü hiç?
Hayvan üretimiyle ilgili 2 sene önce Çanakkale’de bir tesis kurduk. Orada da günlük 10 ton sütümüz var. Öncesinde de, 2006 yılında Çanakkale Kumkale Tarım İşletmesi’ni biz almıştık fakat o zamanki TİGEM ile yapmış olduğumuz tüm anlaşmalar doğrultusundaki yer sit alanı çıkınca yatırım yapamadık. Orada yaklaşık günlük 50 ton sütü kendimizin üreteceği bir çalışma vardı. Aynı zamanda sözleşmeyle üretim de yapacaktık. Yani köylere hayvan dağıtımı yapıp süt alma garantisiyle iyi bir şey geliştirmeyi planlıyorduk. Şimdi onu küçük bir bölümde, kendi arsamızda, kendimiz yapıyoruz.

Öncü Ar-Ge çalışmalarınız da var bildiğimiz kadarıyla?
1984 ile 1996 yılları arasında marketçilik yaptık. Barkodlu sistemi ilk uygulayan firmalardan biriyiz. Buradan edindiğimiz tecrübeyle birlikte 1995 yılında, özellikle BİM’in Türkiye’de yapılanmasıyla standart gramaj ürün ihtiyacı ortaya çıktı. Benim de 1985 -1995 yılları arasında 10 yıllık sıcak satış tecrübem var. Perakendeyi bilirim. Türkiye genelinde gitmediğim yer yok diyebilirim. Bu doğrultuda BİM’in de o zamanlar 500 gram beyaz peynir, 500 gram kaşar, tereyağ, tulum peyniri tarzındaki isteğiyle ilgili olarak ilk çalışmayı yapan kişiyim. O zaman hiçbir firmanın barkodlu ve sabit gramaj bir ürünü yoktu. Eskiden büyük tenekeler vardı. 6 ay içinde 33 tane ürün çıkardık ve o şekilde BİM’e girdik.

BİM’de kendi markalarınızın yanı sıra private label ürünlerinizle de yer alıyorsunuz sanırım?
BİM’le Kaanlar olarak çalışıyoruz, Kaanbey markalı bir de kaşarımız var. 700 gramlık kaşar olarak en çok satılan üründür Kaanbey. Private label olarak Aknaz, Dost, Binvezir markaları tedarikçilerindeniz.

Sütlük dolapları kapaklı olmalı

İnovasyon konusunda neler söylersiniz?
Dede mesleği marangozluk, teknik bir yönümüz de var. Rahmetli babam makine mühendisiydi. Yani makine ve paslanmazı cok severiz. Türkiye’de ilkleri genellikle biz yaparız. Eskiden taze kaşarları tozlanmasın diye şeffaf bakliyat torbalarına koyar, markete öyle verirdik. İki gün sonra başlardı küf yapmaya. Daha sonra yurt dışından vakum ambalajı getirdik, termaforn ambalajı, Türkiye’de baskı tekniği olarak ‘tifdruk’ baskıyı 1996’da yine ilk biz yaptık. Peyniri karton kutuya da plastik kutuya da sabit gramajlı ve barkodlu olarak ilk biz koyduk. Son 3 senedir kilitli kapak sisteminden çıktık, üstü folyolu ve vakumlu sisteme geçtik. Şu anda Kaanlar’ın elinde bulunan teknoloji, yani peynirde insansız üretim, dünyada 7-8 firmada var. 2001 yılından bu yana bu şekilde çalışıyoruz. Bu da yetmedi, 600 bin euro’luk yatırımla bir havalandırma sistemi kurduk. Bugün o paraya 30 tonluk bir işletme kurabilirsiniz ancak bu sistemle tesisimizde nem olmadığı için bakteri üremesi de düşmüş durumda. Tüm ürünlerimizin helal belgesi var. Ürünlerimizin hiçbirinde koruyucu yok. Ancak şu da var, biz ne kadar iyi ürün üretirsek üretelim, neticede satış noktalarımız marketler. Ben ürünümü en mükemmel şartlarda üretip marketin kapısına kadar getiriyor, teslim ediyorum. Ürünüm market rafına dizilene kadar soğuk zincir kırılıyor. Sütlükler de hep açık… 23 – 24 derecelik ortamlarda bulunan açık sağlıksız dolaplarda bu ürünlerin soğuk kalması mümkün değil. Ürünlerimizin +5 derecede muhafaza edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla oda sıcaklığındaki market sütlüklerinde bu ürünler bozuluyor. İnsan sağlığı için süt ve süt ürünlerinin kapaklı dolaplarda muhafaza edilmesini özellikle önemsiyoruz. +7 derecenin üzerine çıkıldığında, hangi ürün olursa olsun mikrobiyolojik kirlenme başlar. Bu kirlenme 20 – 44 dereceler arasında en hızlı şekilde çoğalır.

Yeni ürün çalışmalarınız var mı?
Sağlıklı beslenmeye özen gösterenler için Tazelen serisini çıkardık. Bu seride yüzde 50 daha az kalorili tereyağı, düşük kalorili kaşar peyniri, tuzsuz peynir ve protein içeceği yer alıyor. Doğal, katkısız ve yağsız bir ürün olan protein içeceği, formda kalkmak isteyenlerin ihtiyacı olan proteini, enerjiyi sağlıyor. Bu içeceğin 1 litresini elde etmek için yaklaşık 30 litre peynir altı suyu kullanıyoruz. Çok konsantre bir ürün. 30 gram protein içeren başka bir ürün yok. 30 gram protein alabilmeniz için 200 gram pişmiş et yemeniz lazım.

Protein içeceği yalnızca spor salonlarında mı satılıyor? Marketlere girmeyi düşünmüyor musunuz?
Yalnızca discount’lara girmeyi düşünüyoruz. Şu anda yeni ambalaj üzerinde çalışıyoruz. Bu konseptte ilerde düşük yağlı yüksek proteinli yine bir yoğurt çalışmamız olacak. Biz genelde ekmek yiyen, un tüketen, protein ihtiyacını unlu mamullerden alan bir toplumuz. Bunu yavaş yavaş sütlü, etli mamullere dönüştürmemiz lazım. Çok konsantre bir ürün olduğu için içerisinde ciddi oranda kalsiyum da var. 350 cc içtiğiniz zaman 1,5 grama yakın kalsiyum alıyorsunuz.

2014 yılı sizin için nasıl geçiyor? Beklentilerinizi yakalayabildiniz mi? Geçtiğimiz yıl yalnızca BİM cironuz 200 milyon lirayı aşmıştı… Bu yılki hedefiniz nedir? 
Süt ürünlerinde bizim ciromuz daha yüksek tabii. Bir de zeytin ciromuz var. Çok hızlı büyümüyoruz, yüzde 20 ile 30 arası bir büyümemiz var. 2014 yılı cirosu için 300 milyon TL diyebiliriz. 2015 yılında, bir süre önce piyasaya çıkan sağlık konseptindeki Tazelen serimize yoğunlaşacağız. Proje bazlı, sağlığı önemseyen, kaliteli üretim yapan, kısa mesafe değil, uzun maraton koşan bir firmayız.

Peki, yeni bir tesis, fabrika düşünüyor musunuz?
Mevcuttaki yeni tesisimizin bin 400 ton günlük süt işleme kapasitesine göre alt yapısını kurduk. Şimdi ona göre de bina alt yapısında ilavelerimiz oluyor. Bunun dışında şimdilik yeni bir fabrika düşünmüyoruz. Mevcut teknolojimize ilave bir yeni teknoloji geliyor, onu da Mart 2015’te devreye almış olacağız. Özellikle koyun, keçi peyniri gibi geleneksel ürünlerimizi yine insan eli değmeden otomasyonla üreteceğiz. O zaman kapasite olarak dünyada ilk 3’e gireceğiz. Öte yandan Kaanbey’i 2001 yılından beri kalıpsız, yarı otomatik sistemle üretiyoruz. Bir avantajımız da iade oranımızın binde 5 olması. Doğrudan satış yapmamız, hızlı noktalarla çalışmamız bize iade getirtmiyor. Sektör ortalaması yüzde 7, bizde binde 5. Sistemi en baştan buna göre kuruyoruz. İadesizlik anlaşması yapıyoruz.

İhracat çalışmalarınız ne durumda? Şu an kaç ülkeye ulaşıyorsunuz?
Geleneksel Türk peynirini 24 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler içerisinde ağırlıklı Orta Doğu var ama butik olarak Amerika da, Japonya da, Hong Kong da var. Ülke sayısı yakında 30’a çıkacak. İhracat açısından peynirde ilk 10 içerisindeyiz. Satışımız içerisinde ihracatın payı yüzde 5-6’lar seviyesinde. Türkiye’de süt pahalı olduğu için, çok fazla ihraç etmeniz mümkün değil. Ayrıca bir de ülkemizi tanıtmanın mücadelesini veriyoruz.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive