Türkiyede zincir kuracaksanız ya dev olun, ya kaybolun

Demir Sabancı ile birlikte Gratisi kuran Alman akademisyen Joachim Behrendt, aynı zamanda Türkiyenin en büyük teknoloji ihracatçılarından. Türk ekonomisi ve perakende sektörüyle ilgili ilginç gözlemleri olan Behrendt, Türkiyede zincirler, ne yazık ki, yavaş yavaş büyüyemiyor. Ya devsiniz ya da kaybolur gidersiniz diyor

Eklenme Tarihi : 29 Temmuz 2010 Perşembe
turkiyede-zincir-kuracaksaniz-ya-dev-olun-ya-kaybolun
Alman Joachim Behrendt, hem işadamı, hem akademisyen, hem yönetici, hem de bir motor tutkunu... 15 yıldır İstanbulda yaşıyor. Türkiyeyi ilk kez 1990da Almanyadan Vana direksiyon salladığı bir yolculukta görmüş. O geziden kalan hatıralar nedeniyle ilk fırsatta geri dönmüş. Dr. Behrendt bugün Türkiyenin teknoloji ihracatı yapan en büyük şirketlerinden Nexumun sahibi. Aynı zamanda işadamı Demir Sabancının kişisel bakım mağazaları zinciri Gratisin yönünü çizen kurmay ekipte. İşadamı ve beyaz yakalı kimliği taşıyan Behrendtin Türk ekonomisi ve perakende sektörüyle ilgili ilginç tespitleri var: Türkiyede, ne yazık ki, zincirler için durum şöyle: Yavaş büyüyemiyorsunuz. Ya devsiniz, ya kaybolup gidersiniz.Behrendt, eşi Filiz Hanım ve kızı Denizle bir ayağı İstanbul, diğer ayağı Almanyada yaşıyor. Türkiye macerasına başladığında, enflasyonun pençesinde bir ekonomi ve emekleme dönemini bitiren bir perakende sektörü bulan Behrendt, kariyerini de bunların üzerine kurmuş. Behrendt, 1993de Almanyada doktoramı bitirdim. Yurt dışına gitmek istiyordum. Türkiyeden öğretim görevlisi olma teklifi alınca hemen geldim diyor. Türk eşini Londrada bulduMarmara Üniversitesinde 4 yıl işletme dersi veren Behrendt, hemen bir danışmanlık şirketi de kurmuş. Behrendt şöyle anlatıyor: Türkiyede o zaman çok önemli olan enflasyon konusunda danışmanlığa başladım. Metro Group ve Pınar müşterim oldu. 1997de London School of Economicste ders vermek üzere Londraya gittim. Orada eski öğrencim Filiz Hanımla yakınlaştık. Hemen evlendik. Türkiyeyi özlüyorduk. Boğaziçi Üniversitesinden teklif gelince 2000de döndük.Kriz arka kapıdan girdi Aynı yıl bilişim şirketi Nexumu kuran Behrendt, şirket çok büyüyünce üniversiteyi bırakmış. Behrendt o dönemdeki gözlemlerini şöyle aktarıyor: Türkiye çok önemli bir dönüşüm yaşıyordu. 1994te perakendede profesyonelleşme başladı. Mesela Metro geldi. Sonra süpermarketlerin gelişme dönemi yaşandı. Daha sonra da indirimli market dönemi açıldı. Onu Teknosa gibi uzmanlık mağazaları izledi. Gratis de bu özel zincirlerden. Dünyada daha pek çok uzman zincir var. Türkiyeye gelmeye devam edecekler.2000li yıllarda Türkiyede bilişim alanında da büyük bir boşluk gördüğünü anlatan Behrendt, Nexumla internet sitesi kurmaya başlayınca Bosch, Siemens, Profilo gibi müşterilerimiz oldu. Bugün 60 ülkede 100 internet platformu yönetiyoruz. Danışmanlık işimizde de kriz yönetimi bir numara. Kriz, Türkiyeyi teğet geçti ama arka kapıdan girdi. Şirketler yeni düzene göre tekrar şekillenmek zorunda diyor.En büyük tutkusu motorBehrendtin bir tutkusu da motosiklet. 30 yıldır motor kullanan Behrendt, İstanbul trafiği tehlikelerle dolu olsa da burada da alışkanlığından vazgeçememiş. Behrendt şunları anlatıyor: Motosikletten büyük keyif alıyorum. Almanyada param olmadığı için motorla gezerdim. Ama sonra tutku haline geldi. Burada bir Honda motosiklet aldım. İşe gidip geliyorum. Sık sık da Rumelifeneri, Kilyos ve Garipçeye kadar geziyorum. Datçaya yakın bir çiftliğimiz var. Bu yaz oraya motorla gitmeyi düşünüyorum.Favorisi Yakup, Hayal Kahvesi ve BabylonGeldiği ilk günden bu yana Türkiye hakkındaki fikirleri çok değişen Behrendt, Buraya kafamda klişelerle adım attım. Almanyadaki Türklere bakarak bir düşüncem vardı. Ancak alakası olmadığını gördüm. Hatta Türkiyeden ayrılıp İngiltereye gidince özlemeye başladım. Almanyada insanlar esnek değil. Bir şeyleri değiştirmek çok zor... Türkiyede 5 haftada yaşanan değişim, Almanyada 5 yılda zor olur. İstanbulda en çok Taksim ve Tünel bölgesini seviyorum. Galata da iyi gelişiyor. Yabancı dostlarımı oralara götürüyorum. Hayal Kahvesi, Babylon ve Yakup çok özel diyor. Kayak öğretmeni olarak başladıBehrendt, iş hayatına 1982 yılında küçük bir turizm şirketi kurarak başlamış. Şirketiyle kayak organizasyonları düzenleyip, kayak hocalığı yapmış. Türkiyedeki tüm kayak tesislerini gezme imkânı bulan Behrendt şunları anlatıyor: 4 yaşından beri kayıyorum. Türkiyedeki tüm pistleri denedim. Bence en iyi pist Erzurum Palandökende. Kayseri Erciyes ise yeni başlayanlar için çok iyi. Eşimi orada alıştırdım. Kartalkaya da İstanbula yakın olduğundan hafta sonları için ideal. Türkiyedeki kayak tesislerinin Alplere oranla farkı, orada küçük küçük dağ köyleri ve yerel halkın işlettiği butik oteller varken burada ise çoğu şey yapay... Ne yazık ki, dağın tepesine koca koca oteller yapılıyor.Gratisin yönetici ortağıGratisin yönetici ortağı olan Behrendt ve Demir Sabancının tanışması Teknosa, EP ve MediaMarkt elektronik zincirlerinde yöneticilik yaptıktan sonra Gratisin kurucuları arasına giren Mustafa Altındağ vasıtasıyla olmuş. Behrendt, Altındağ yüksek lisans öğrencim olmuştu. Teknosa ve EP dönemlerinde birlikte bazı çalışmalar yaptık. Bir gün bana gelerek Demir Sabancının Gratisi kurduğunu ve profesyonel bir yönetim kurulu oluşturmak istediklerini söyledi. Ben de yönetim kuruluna dahil oldum. Çalışma ortamı çok hoş. Yapılması gereken işler var. Kalite ve fiyat dengesini sağlamak için iyi markalar bulup bize özel üretim yapmalarını sağlıyoruz. Ayrıca şu an bir prim sistemi üzerinde çalışıyoruz. Her çeyrekte başarılarına göre çalışanlara prim ödeyeceğiz diyor. Sabancı yönetir, domine etmezBehrendt, Demir Sabancının yönetim sistemini ise şöyle anlatıyor: Demir Sabancı yönetim kurulunu kendisi yönetir ama domine etmez. Yönetim toplantıları 5 - 6 saat sürer ama bir tartışma platformu gibi geçer. Sabancı Gratisle ilgili çok tutkulu. Türkiyede, ne yazık ki, zincirler için şöyle bir durum var: Yavaş yavaş büyüyemiyorsunuz. Ya devsiniz, ya da kaybolur gidersiniz. Gratisin önemli bir fırsatı var. Zapsunun For You şirketi artık yok. Ancak bu mağaza konseptini Türkiyeye iyice kabul ettirmek gerekiyor. Bunun için de para harcamak lazım. Birkaç yıl içinde Gratis 500 dükkâna çıkabilir.Kaynak: Serkan Arman - Milliyet
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive