Eklenme Tarihi : 24 Mart 2010 Çarşamba
Yılmaz Pekmezcan

Perakendenin Çevresi

Çevreye verilen zararın inanılmaz boyutlara ulaşması ile bunun bir sonucu olarak küresel ısınmanın yaşandığı dünyamızda çevreye karşı duyarlılığın gün geçtikçe artması bir nebze de olsa gelecek adına sevindirici bir gelişme olarak değerlendirilebilir


25-30 yıllık gelişmelere bakıldığında toplumdaki bazı değer yargılarının ön plana çıkartılarak daha fazla önemsendiği görülmektedir. Başta insan hakları, çevre koruma hareketleri, insanların inanç dünyasındaki anlayış veya dinin toplum hayatındaki artan önemi son yıllarda çok tartışılan konular arasında yer almaktadır. Çok sayıda kamu kuruluşu, özel ve sivil organizasyon aktif olarak doğayı korumak amacıyla oluşturulmuştur. Bunlarla birlikte toplumlarda halkın desteğinde alternatif sivil kuruluşların yaşama geçirilebilmesi, etkin çalışabilmeleri için önemli girişimlerde bulunulmuştur. Artan eleştiriler ve çevreye duyarlılık hareketlerinin başlangıç coşkusu, çevrecilere insan ihtiyaçları ve dar ekolojik çerçevenin dışında daha kapsamlı bir boyut ve hedef göstermiştir. 1980li yıllara gelindiğinde daha aktif girişimler ve çevre koruma ile ilgili mücadelelerin daha yoğunluk kazandığı bir evre olduğu görülmektedir (Karacan, 2007:2). Çevre ve işletme arasındaki üretim ve tüketim eksenindeki doğal bağ, aslında çevreye karşı duyarlılıkta her işletmenin çevreyi kirletsin ya da kirletmesin (kanaatimce istisnasız her işletme doğrudan ya da dolaylı olarak çevreyi mutlaka bir şekilde kirletmektedir!) sorumluluk sahibi olduğunun bir göstergesi sayılmaktadır. Dar anlamda sorumluluk: Toplumsal açıdan adil, dürüst ve olumlu bir imaj oluşturmayı ifade eder. Geniş anlamda ise işletmeler açısından sorumluluk ise: İşletmelerin içinde yer aldıkları topluma kendilerinden kaynaklanan ya da kendileri dışında oluşan çeşitli sosyal sorunların çözümünde etken bir rol üstlenebilmeleridir (Gökbunar,2007:2). İster dar anlamda ister geniş anlamda her iki açıdan bakıldığında da işletmelerin, çevre sorunlarının nihai etkilenicisi olan bireylerle nihai müşterilerinin ortak paydayı oluşturuyor olması, çevre konusundaki sorumluluklarını bir kez daha kalın çizgilerle altını çizmektedir. Öyle ki; gelişmiş ülkelerdeki işletmeler kalkınma amaçlı yatırımlar ile çevre arasındaki tercihlerini çoğunlukla çevre lehine kullanmakta olduklarını biliyoruz. Perakendeci işletmelerin de çevre konusunda uzun vadeli düşünerek, çevreyi koruduğunuz takdirde yalnız doğa değil, işletmeniz de kazanır sloganı ile hareket etmeliler. Çünkü günümüzde müşterileri artık çevre konusundaki duyarlı olan ürün ve işletmelere daha yüksek bedeller ödeyerek yaşadığı dünyaya bir çeşit kibar davranarak geçmiş adına adeta özür dilemektedir. Dünyada birçok perakendeci ürün ve hizmetlerin sunumunda kullandıkları malzemelerde çevreye zarar veren materyalleri terk ettiklerini açıklamışlardır. Örneğin kimi kloroflorokarbonlu tabak kullanmayacağını ilan ederken, kimileri de özellikle ozon tabakası üzerinde olumsuz etkisi olduğu bilinen prohelan gazı olmayan spreyler kullanmaya başlamışlardır. Ya da bazı marketler inorganik naylon torba kullanımından vazgeçerek organik torba kullanımına geçmektedir. Yine bir başka örnekte ise bazı ağaç ürünleri tüketen firmaların ağaçlandırma çalışmalarına destek vererek müşteriler tarafından beğeni toplamaktadır. Perakende formatlar bu konulardaki yasal düzenlemeleri birer külfet olarak değil uzun vadede şirket imajı ve gelecekleri ile ilgili kazanım olarak değerlendirmelidir. Özellikle ürünlerin ambalajlarında kullanılan bir takım semboller ya da ifadelerle çevre konusunda perakendeci işletmeler çevre duyarlılıkları konusunda müşterilere daha çok mesaj verebilmektedir. Geri dönüşebilir, çevre dostu, çevreyle barışık gibi ifadelerle yine ambalajlarda kullanılan yeşil noktalar müşterilerin satın alma kararları üzerinde ciddi bir etki yarattığı bilinmektedir. Özellikle mağazalardaki boşa çıkan ambalaj ve atıkların kategorik olarak geri dönüşüm sürecine dâhil edebilmeleri, daha az enerji tüketen elektrikli ve elektronik ürünlere yönelmeleri, özellikle soğutmada kullanılan cihazlardan salınımı gerçekleşen gazların mümkün olduğunca çevreye duyarlı olması yönünde tercihlerde bulunmaları işletmeler açısından çevreci yaklaşımlar olarak akla gelebilecek ilk tespitlerdir. Unutulmamalıdır ki hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz. Dünyamızın tüm kaynakları insanlığın ortak malıdır. Dedelerimizden miras değil çocuklarımızdan emanet bu kaynakların kıt olduğu düşünülürse, herkesin bu konuda söyleyeceği ve alacağı bir önlem mutlaka olmalıdır. Dünyadaki birçok enerji kaynaklarının yok olduğu, birçok bitki ve hayvan türünün kaynakların sorumsuzca ve tahrip edilerek tüketildiği, üretim ve tüketim süreçlerindeki zararlı yöntemler sonucu küresel ısınmanın meydana geldiği açıkça belli ve bilinmektedir. Hatta ülkemizde çok yakın zamanlara kadar var olduğu bilinen 42 hayvan ve bitki türünün yok olmak üzere olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan bir tanesi de Sevgi çiçeğidir. Halk arasında gelin düğmesi olarak da bilinen bitki türü, Türkiyeye özgü ve sadece Ankaranın Gölbaşı ilçesinde yetişiyor. Bu bitki, Bern Sözleşmesi ile korumaya alındı!
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive