Perakendenin Asaleti: Mücevher

2008 verilerine göre Türkiyenin toplam ihracatı içinde yüzde 1.18 gibi bir paya sahip olan kuyumculuk sektörü, parlayan bir geleceğin habercisi mi? Global krizle birlikte hedeflerde sapma var mı? İhracatçılar zora düştü mü? Perakendecilerin vitrini ne durumda? Gelişimin genel seyri nasıl? Mücevher sektörünün duygulandıran ve en çok arzu edilen kadın takılarını tasarlayan Assos, keşif yolculuğumuzun ilk kahramanı. Sonra devam ettik yola diğer markalarla...

Eklenme Tarihi : 30 Ekim 2009 Cuma
perakendenin-asaleti-mucevher
Berrak COŞKUNKüçük atölyelerden fabrikalara geçen, mağazalaşma sürecini hızlandıran, tasarımı teknoloji ile destekleyen, dış ticaret hacmini artıran Türk kuyumculuk sektörü, parlayan bir geleceğin habercisi mi? Son yıllarda izlediği yükseliş trendine bakarsak, öyle. İç talebiyle dünyanın en büyük ilk 4-5 pazarından biri olan Türkiye, altın mücevherat üretiminde de dünyanın ilk 5 ülkesi arasında gösteriliyor. Yılda 400 tona yaklaşan altın işleme kapasitesiyle sektör, büyük bir gücü temsil ediyor. Modern teknoloji kullanan, 200bin 500 dolayında çalışanı bulunan 50 kadar şirket var halihazırda. Altın ve pırlantalı mücevherde 141 ülkeye satış yapan Türkiye, ihracatta liderliğe aday. Şu anda, İtalyanın ardından dünyanın ikinci büyük ihracatçısı konumunda. Hatta pek çok ürün grubunda İtalyayı zorluyor. Rusya, Ukrayna, ABD, Ortadoğu ve AB ülkeleri, başlıca alıcılar... İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2008 verilerine göre, 1 buçuk milyar doları aşan bir ihracat söz konusu. Bu, ülkemizin toplam ihracatında yüzde 1.18 gibi bir paya tekabül ediyor. İthalat ise 6 milyar dolar civarında. 250 bin kişiye istihdam sağlayan sektörün yarattığı katma değer de ortada. Herkesin merak ettiği şey aynı: Global krizle birlikte hedeflerde sapma oldu mu? İhracatçılar zora düştü mü? Perakendecilerin vitrini ne durumda? Gelişimin genel seyri nasıl? Bilindiği üzere, ABD ve Rusya krizden çok etkilendi. ABDde işsizlik rakamları, rekor düzeylere ulaştı. Rusyada, menkul kıymetler borsasının kapandığı günler yaşandı. Fakat Türk markaları umutsuz değil. 2009 yılında dolar bazında ihracat rakamlarının, -altının ons fiyatındaki artışa bağlı olarak- 2008dekilerle aynı seviyede kalabileceği ya da çok az bir düşüş gerçekleşeceği kanısı ağırlıkta. Mücevher sektörünün duygulandıran ve en fazla arzu edilen kadın takılarını tasarlayan Assos markası, bu sayıda keşif yolculuğumuzun ilk kahramanı. Sonra devam ettik yola; Altınbaş, Ariş, Atasay, Favori, Goldaş, Jival, Koçak Gold, Pera Pırlanta, Sezgin Group, Storks ve Zen Diamondla... Mustafa Kemal ÇEÇEN - Assos Genel MüdürüGenç ve dinamik pırlanta markası Assos, sektördeki faaliyetlerine ne zaman başladı? Markanın gelişim sürecini anlatır mısınız? Genç bir marka olduğumuz doğru. Sektörde değişimi ve yeniliği temsil ettiğimiz de... Dinamizm en mühimi. Köklü bir marka sayılacak kadar yılı geride bıraktığınızda dahi, gençliğinizi koruyacak yegane olgu çünkü. O nedenle sonsuza dek yeni kalacak bir pırlanta markası olmayı ilke edindik. Assos patentli ürünlerimizi, ilk kez 1999 yılında piyasaya sunduk. 2005te, toptan mağazacılık hizmetine geçiş yaptık. 2008de ise markamıza ilişkin talebi karşılamak amacıyla perakende sektörüne girdik. Bugün, toptan ve perakende olmak üzere, iki ayrı koldan yürütüyoruz faaliyetlerimizi. 2005 sonu itibariyle ulusal iletişim ağını daha etkin kullanmaya başladık. Markanın gelişim süreci de iletişim odaklı projelerle birlikte hız kazandı. Bu sürecin tamamlanmayacağını iyi biliyoruz. Gelişim bitmez çünkü. Tamam deyip gelişmekten vazgeçtiğiniz anda, marka biter. Mutluluğa şahit özgün tasarımlarMarkalaşmak ama nasıl?.. Assosta nasıl bir anlayış söz konusu? Gıdadan tekstile, beyaz eşyadan lüks tüketim ürünlerine kadar, her alanda markalaşma dikkat çekici boyutlarda. Markalaşma süreci, bizim sektörümüzde de iyiden iyiye hissettiriyor varlığını. Nihai tüketici, bütün gereksinimlerini karşılayan markalı ürünlere yöneliyor artık. Üstelik sadece kaliteli ve şık ürünler üretmeniz yetmiyor. Sunum ve hizmet kalitesinde ciddi farklılıklar yaratmanız bekleniyor. Marka iletişim faaliyetleriyle tüketicinin zihninde yer almak, giderek daha elzem hale geliyor. Kişilerin markalı ürünlere gösterdiği yoğun ilgi ise satın alma davranışlarını ve alışveriş kültürünü direkt etkiliyor. Dolayısıyla müşteri memnuniyeti ekseninde geliştirilecek bir anlayış hakim olmalı pazarda. Assosun yaklaşımı, tam manasıyla böyle. İşbirliği yaptığımız müşterilerin başarısını, nihai tüketicinin mutluluğunu esas alıyoruz. Değişen ve gelişen dünya ile uyumlu, hızlı, dinamik bir yapı sergilemek şart tabii. Sektörü doğru analiz edip kim olduğunuza karar vermeniz, her şeyin başı. İlerleyen adımlarda, yine marka kimliğine tutunarak hareket etmeniz gerekiyor. Ancak önceden planlanmış bir kurgu ve istikrarlı bir duruşla markanın gelişimini kontrol edebilirsiniz. Marka vaadini hedef kitleye doğru aktarabilmek ve o vaadi desteklemek, kesinlikle çok önemli. Yoğun rekabet ortamında kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Assosun vizyonu hakkında neler söylemek istersiniz? Mücevher ve kuyumculukla ilgili tüm klişeleri, tüm ritüelleri reddediyoruz bir kere. Rekabette öne çıkmanın yöntemi, farklılaşmak! Farklılaşmak, bir buluş değil şüphesiz. Fakat zor. Herkesin kendi yaptığını farklı sandığı bir dünyada, farkınızı kanıtlamak için epey çaba harcamanız gerekiyor. Samimiyet isteyen hassas bir iş. Gerçekten özgünseniz, yeterince farklısınız derler. Ben buna inanıyorum. Kim olduğunuza karar verdiğinizde başlıyor asıl mücadele. Her türlü detayı, o kimlik etrafında şekillendiriyorsunuz. Yarattığınız imaj, sunduğunuz konseptler, tasarladığınız ürünler, hatta mağazalarınızın dizaynı, büyük resmin parçaları... Hepsi birbiriyle örtüşmeli ve belirlediğiniz vizyona uymalı. Assosu, modern ve yenilikçi bir pırlanta markası olarak tanımlıyoruz. Kişi, kendi tarzını takılarıyla ifade etmek gibi bir özgürlüğe, bir ayrıcalığa sahip olmalı. Bu fikri savunduğumuz için de koşullarını hazırlıyoruz. Karakteristik ve özgün tasarımlar üretiyoruz. Yüksek ama ulaşılabilir bir imaj, marka kimliğimizin en temel niteliği. Mücevheri modaya dönüştüren markaÖyle anlaşılıyor ki zor bir kavşak faklılaşmak... Siz nasıl başardınız? Mücevherde modern mağazacılığın öncüsü olan markamız, moda yaratan tasarımları ile altın ve pırlantalı takı sektörüne yön veren ilklerin uygulayıcısı aynı zamanda. En kaliteli ürün, en kaliteli hizmet prensibini, satış sonrası servislerimizle teyit ediyoruz. Daima müşteri mutluluğuna odaklanarak, kullanıcımıza mükemmel takı deneyimleri yaşatmayı hedefliyoruz. Sanırım, farkı buralarda aramak lazım. Tesadüfen kazanılmış bir başarıdan söz edemeyiz. Hepsi düşünülmüş, planlanmış hamleler... Daha en başta, markamızı konumlandırırken, ürün grubunu ve hedef kitlemizi çok net belirledik. Ne satacağız? Kime satacağız? Nerede, nasıl satacağız? Bütün soruların yanıtları verilmişti bizde. Marka mesajımızı tüketiciye ulaştıran iletişim faaliyetleri devreye girdi sonra. Ürünlerimizin özgünlüğü ve kalitesi sayesinde, devamlı surette yükseldi başarı grafiğimiz. İlk günlerde ne söylüyorsak, şimdi de aynı şeyleri söylüyoruz aslında. Assos, prestijli bir marka. Amacımız; halihazırda sunulan ürünlere alternatif yaratmak değil, hiç yapılmamışı yaparak fark yaratmak!.. Modern ve orijinal yorumlarla pırlantaya yepyeni bir soluk getirirken, mücevheri modaya dönüştüren marka olma iddiasını hayata geçiriyoruz. Öncelikle duygulara hitap ediyoruz. Tarzını takılarına yansıtan kadınla aynı dili konuşuyoruz. Her kadın için ve bir kadının her anı için özenle tasarladığımız takılar sayesinde, kolayca ayrılıyoruz diğerlerinden. Yurtdışında tasarım avantajıAssos olarak, kaç mağazayla hizmet sunuyorsunuz? Ürünleriniz hangi noktalarda tüketiciyle buluşuyor? İstanbul dışında nerelerde? Mağazacılıkta henüz çok yeniyiz. İlk mağazamızı, 2008de açtık. Şu an, 8 konsept mağazamız var. Biri yurtdışında, Bulgaristanda. Diğerleri Türkiyede; Ankara, İstanbul, Aydın ve Antalyada. Konsept mağazalarımızdaki mimari tasarım, iç dekorasyon ve ürün teşhiri uygulamaları, dünya standartlarında hizmet kalitesine imkan tanıyor. Mağazalarımız dışında, -yurtiçi ve yurtdışında- bine yakın satış noktasında tüketiciyle buluşuyoruz. Markamıza yakışan, seçkin noktalar hepsi. Böylelikle Türkiyenin bütün illerine, yurtdışında ise 30 ülkeye ulaşıyoruz. Mücevherde küresel bir oyuncu olmak için sürdürdüğünüz çalışmalardan da bahseder misiniz? Yurtdışında nasıl bir açılım planlıyorsunuz? Dünden bugüne, bugünden yarına aldığımız tüm kararlarda, Assosu bir dünya markası haline getirmeyi amaçlıyoruz. İhracata ağırlık vererek dünya pazarında etkin roller üstlenmeyi, satış noktalarımızın sayısını artırmayı ve farklı ülkelerde konsept mağazalar açmayı planlıyoruz. Acelemiz yok. Hızlı büyümeden ziyade, verimli ve kârlı bir gelişim süreci hedefliyoruz. Dünyanın her yerinde, markamızın aynı şekilde algılanmasını sağlamak zorundayız. Attığımız her adımın ardından algıyı kontrol edişimizin sebebi de bu. Öte yandan, yurtdışında elimiz çok güçlü. Tasarımda eriştiğimiz seviye, mücevherde markamızı ayrıştıran önemli bir avantaj. Yarattığımız özgün konseptler, çok çabuk fark ediliyor. Kadın ruhuna hediye: Assos Satış noktalarınızın ayırt edici özellikleri neler? Türkiyenin dört bir yanında ve yurtdışında hizmet veren cornerlarımızı, büyük bir titizlikle belirliyoruz. Markamızı nihai tüketici ile buluştururken, belirttiğimiz kalite standartlarına uygun davranmalarını bekliyoruz onlardan. Yetkili satış noktalarımızın marka kimliği ve genel imajla örtüşmesi, bizim için hayati bir konu. En başta, yenilik ve değişikliğe açık olmaları gerekiyor. Mağazanın fiziki yapısından işletim sistemine kadar, aklınıza gelebilecek her türlü konuda kendilerine profesyonel destek veriyoruz. Başlıca kazanımımız ise markamıza duydukları sarsılmaz güven ve inanç... Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz? Ürün gamınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Çalışan, üreten, çalışmıyorsa bile hayatın ön saflarında yer alan, 20 yaş ve üzeri, sosyal, bakımlı, özgüveni yüksek, modern bir kadın, hedef tüketici profilimizi oluşturuyor. Assos kadını, göz alıcı asaleti ile her zaman tüm bakışları üzerine çekmeyi biliyor. Eğlenceyi de ciddiyeti de kendi doğallığında yaşıyor. Sürprizlere açık, tarzında cesur. Hayata seyirci değil, katılımcı. Bazen sade, düz ama şık bir stille ifade ediyor duygu ve düşüncelerini, bazen iddialı bir tasarımla. Kimliğini saklamıyor. Bütün ürünlerimizde görebileceğiniz feminen ve modern çizgiler, tam ona göre. Onun ruhuna hediye... İnsanı, kadını anlatan, tutkunun değişen hallerini yansıtan özel tasarımlar da markamız adı altında tüketicinin beğenisine sunuluyor. Doğru lokasyon, doğru zaman, doğru proje Ürünleri farklılaştırırken, pazarlamada nasıl bir politika uyguluyorsunuz? Pazarlama, etkin bir planlama süreci. Hedefe ulaştıracak yolun ve kullanılacak araçların doğru tespit edilmesi ile başlıyor. Marka vizyonunun ve misyon edindiğiniz değerlerin çalışanlar tarafından benimsenmesini, sistemin kusursuz işleyişini sağlayacak temel faktörler arasında sayabiliriz. Ürün gamının pazar beklentisini karşılayıp karşılamaması, iletişim ve üretim birimlerinin koordinasyonuna bağlı. Bizim en çok vurguladığımız konu bu. Yeni bir konsept, yeni bir ürün grubu veya yeni bir oluşumun gündeme gelmesi, daha sıkı ilişkilerin kurulması için zemin teşkil ediyor. Her detay, etraflıca irdeleniyor o aşamada. Beyin fırtınası şeklinde geçen toplantılarda, nihai tüketici özne kabul ediliyor. Markamıza ait algı ve paylaşmak istediğimiz duygusal mesaj paralelinde süreç planlanıyor. Tasarım, sunum, lansman, organizasyonun öteki ayakları... Mağazalaşma atağında, önceliği AVMlere mi vereceksiniz? Pazar olanakları açısından önümüzdeki dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni yaşam pratiği içinde alışveriş merkezlerinin rolü tartışılmaz. Konforlu ve kaliteli bir mekanda zaman geçirmek, ihtiyaçları tek noktadan karşılamak, hayata artı değer katan unsurlardan... Hobi ve sosyal faaliyetlere de fırsat tanımaları, modern çağın vazgeçilmezi konumuna taşıyor onları. Sayılarının hızla artması, nihai tüketicinin tercih ve memnuniyetini açıkça gösteriyor zaten. Yok saymak, doğal seyrin dışına çıkmak, mümkün değil. AVMlerde ve marka imajımızla örtüşen lokasyonlarda var olmayı sürdüreceğiz. Mücevher sektöründe edindiğimiz deneyimi güncelleyip geliştirirken, ayrıcalık duygusunu pekiştiren evrensel konseptlerimiz ile -hem Türkiyede hem dünyada- ışığımızı yaymaya devam edeceğiz. Hakan YÜCESAN - Atasay Kuyumculuk Mağazacılık Genel Müdür Yardımcısı Ne zamandan beri sektördesiniz? Pazarda ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Verdiğiniz hizmete olan ilgiyi değerlendirir misiniz? 70 yılı aşkın bir süredir kuyum sektöründeyiz. Kalbimizle, emeğimizle ortadayız. 1937 yılında, Sarraf Hacı Mustafa Kamer tarafından, Denizlinin Çivril kazasında başlatılan bir yolculuk bu... İşe verilen değerle, çabayla, özveri ve çok çalışmayla atlatılmış nice badire var geride. Yolculuk boyunca elde ettiğimiz kazanımlar da bir hayli fazla. Bugün, Türkiyenin 500 büyük sanayi şirketi arasında yer alıyoruz. Piyasaya farklı tarz ve ayarda 50 binin üzerinde ürün sunuyor, 120 milyon doları aşan yıllık hacmimizle Türkiyenin toplam altın takı ihracatının yüzde 15ini gerçekleştiriyor, son 5 yıldır da sektörel ihracat lideri sıfatını ülkemiz adına gururla taşıyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki ofislerimiz vasıtasıyla 62 ülkede, 5 milyondan fazla kadınla buluşturuyoruz ürünlerimizi. 15 ton altın takı üretim kapasitesi ile her türlü modern teknolojiyi bünyesinde barındıran fabrikamız ise dünyanın en büyük 10 tesisinden biri... Son 20 yılda, hem ulusal hem de uluslararası pazarda öne çıktığımız kesin. Güvenilir, farklı, kaliteli ve erişilebilir bir marka algısı uyandırıyoruz sektörde. Yurt çapında 117 mağazadaTürkiye genelinde kaç mağaza ile hizmet sunuyorsunuz? Anadoluya daha fazla yatırım yapmayı planlıyor musunuz? Yurt çapında 117 mağaza ile ulaşıyoruz tüketiciye. Doğru ve etkin lokasyonlarda yatırımlarımızı sürdürmek niyetindeyiz. Atasay için AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Neden? Alışverişteki rahatlık, hizmet avantajı ve birçok markayı aynı mekanda bulabilme imkanı, AVM mağazalarını tüketici nazarında daha cazip kılıyor. Bizim açımızdan öyle bir ayrım yok, tüm mağazalarımızda eşit hizmet kalitesi sunuyoruz. Alışveriş merkezlerindeki uygulamamız neyse, caddede de o! İkisi aynı değerde. Nasıl bir bayilik modeli uyguluyorsunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili kriterleriniz neler? Kendi bölgesinde gücünü ve kalitesini kanıtlamış kuyumculara öncelik verirken, Atasay konseptini temsil edebileceğine inandığımız girişimcilere de fırsat tanıyoruz. Bulunduğu lokasyonda iyi konumlandırılmış, minimum 50-80 metrekare büyüklüğünde bir mağaza, sisteme katılmanın ilk şartı. Bölgesel talebe göre değişen ama neticede doygun ürün teşhirini mümkün kılan bir sermaye yatırımı ve banka teminatı ile birlikte, mağazanın iç-dış dekorasyonunun konseptimize uygun biçimde düzenlenmesi gerekiyor. Franchiseelerimizden sisteme katılım bedeli almıyoruz. Atasayın Ar-Ge çalışmalarından, teknolojik donanımından, mali ve hukuk danışmanlarından bedelsiz olarak yararlanabiliyorlar. Personel eğitimindeki desteğimiz ise onların başarı şansını artırıyor. Merkez organizasyonuna bağlı hareket ettiğimiz için küçük işletmelerin karşılaşabileceği riskleri minimize ettiğimizi söyleyebilirim. Yarı fiyatına mücevher konsepti tuttu!Türk mücevher sektörünün ilk outlet mağazasını İstanbul Outlet Parkta açtınız, sonra başka halkalar da eklediniz zincire... Bu konsept nasıl bir perspektif getiriyor tüketiciye, ne gibi katkılar sağlıyor? Haklısınız, kuyum sektörüne yepyeni bir kavram kazandırdık. İstanbul Outlet Park (Beylikdüzü) dışında; ArmoniPark Outlet Center, Via/Port Outlet Shopping, İzmit Outlet Center, Forum Ankara, Antalya Deepo Outlet Center, Deposite Outlet Alışveriş Merkezi, Optimum AVM ile Ümraniye ve fabrika satış mağazalarımızda outlet konseptini uyguluyoruz. Dünyada pek çok kadını özgün tasarımlarıyla tanıştıran Atasay Kuyumculuk, farkını da burada belli ediyor. Eski sezon ve ihraç fazlası ürünlerimizi, outlet mağazalarımızda yüzde 50ye varan indirim imkanlarıyla sunuyoruz. Özlem Süer danışmanlığındaki tasarım ekibimizin geçmiş sezonlarda tasarladığı tüm model ve koleksiyonlar, böylece çok daha ulaşılabilir hale geliyor. Gördüğü ilgi üzerine, outlet mağazalarımızın sayısını artırmayı hedefliyoruz. 2008 yılı itibariyle yurtdışı pazarlara ağırlık vermeye başlayan Atasay, bu strateji doğrultusunda ilk mağazasını dünyanın en büyük alışveriş merkezi olarak bilinen Dubai Mallde açtı. Şimdi sırada ne var? Türk kuyum sektörüne yön verdiğimiz gibi, yurtdışındaki yatırım atağımızı da sürdürmek istiyoruz. Mevcut ekonomik ortam sebebiyle şimdilik biraz yavaşlattık çalışmalarımızı. Uluslararası piyasaları koklayıp, doğru zamanı bekliyoruz. Gelecek dönemde, özellikle Avrupa başkentlerine ilişkin büyük planlarımız var. Sedat YALINKAYA - Goldaş Kuyumculuk CEOsu Sektörde kaçıncı yılınız? Goldaş açısından neler değişti, neler aynı kaldı bu zaman zarfında? Markanın gelişim sürecini bizimle paylaşır mısınız? Planlı, verimli, dolu dolu geçen 16 yılı geride bıraktığımızı söyleyebilirim. Süreçle beraber pek çok şey değişti ama başarıya olan inancımız aynı kaldı. 1993te kendi üretim tesisimizi kurduk ve 1990lı yılların sonuna kadar, ihracat ağırlıklı ilerledik. Sektörde tanınan, güvenilen bir firma haline geldik. 2000li yıllarda, nihai tüketici nezdinde de bilinirliğimizi artırmayı hedefledik. Markalaşma anlamında önemli yatırımlar yaptık. Altın ve mücevherat sektörünün farklı alanlarında büyümeyi seçtik. Kıymetli maden ticareti, madencilik ve perakende odaklı bir büyüme stratejisi uyguladık. 1999dan itibaren, üretimi mağazacılıkla desteklemeye özellikle dikkat ettik. Zincire yeni halkalar eklerken, Türkiye sınırlarını aştık. Rusya, Romanya ve Almanyadaki bayi mağazalarımızla yeni açılımlar yakaladık. Satış-dağıtım ağınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Türkiyede, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Kaç mağaza ile hizmet veriyorsunuz tüketiciye? Perakendeye yönelik faaliyetlerimizi, Goldaş Mağazacılık ve Pazarlama AŞ çatısı altında yürütüyoruz. Hem Goldaş hem Assortiede, yurt çapında yaygın bir satış organizasyonuna sahibiz. Toplam 73 mağazamız var. İstanbul, İzmir, Ankara gibi metropoller dışında, Anadoluda da geniş bir kesimi kucaklıyoruz. Grup bünyesinde bulunan Goldaş Dağıtım ve Pazarlama AŞ ise 6 ayrı bölgede hizmet veren yetkili distribütörlükler vasıtasıyla çok daha fazla tüketiciye ulaşmamızı sağlıyor. Türkiyenin her yerinde aktif pazarlama yapan büyük bir ekiple çalışıyoruz. Yıllık üretim miktarı 18 milyon adet Rekabetin yoğun yaşandığı sektörde, kullanıcıyı yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Goldaşın farkı, yenilikçi olmasında saklı. Tasarımları, ürün çeşitliliği ve mağaza konsepti ile tekrarsız, taklitsiz yenilikler vaat ediyor müşterisine. Öte yandan, her bir parça hikayesiyle çıkıyor vitrine. Çok geçmeden, markanın kullanıcısı da dahil oluyor o hikayeye. Kendini ait ve özel hissediyor. Sanırım, hepsini bir bütün olarak değerlendirmek lazım. Üretim kapasitenizden, biraz da ürün gruplarınızdan bahseder misiniz? Yıllık üretim kapasitemiz, 18 milyon adet civarında. 70 bini aşkın üründen oluşan portföyümüze, her sene 5 bin yeni model katılıyor. Farklı fiyat aralıklarıyla sunduğumuz geniş ürün yelpazesi, müşteri için önemli. Çünkü seçim şansıyla birlikte, ödeme kolaylığı artıyor. Altın ve değerli taşlardan ürettiğimiz koleksiyonları, değişik formlardaki gümüş modellerle tamamlıyoruz. Güncel temalara uygun modern tasarımlar kadar, klasik ve oryantalist parçalara da yer veriyoruz. Osmanlı, Hitit, Lidya, Truva, Theodora, geçmişten ilham alan tarihi koleksiyonlarımız... Hediye konsepti ile konumlandırdığımız Goldaş mağazalarında, erkeklere hitap eden özel koleksiyonlara rastlamanız mümkün. Kravatlar, şık kaşmirler, hediyelik gümüşler ve lisanslı ürünler, bir arada... Yeni yatırımlar askıda bekliyor! Mağaza sahibi olmak mı, franchise kanalıyla büyümek mi daha avantajlı? Sizce hangisi makul? Türkiyedeki bütün mağazalarımız, Goldaş Mağazacılık ve Pazarlama AŞ bünyesinde. Geçmişte franchise projeler üzerinde çalıştık ama uygulamaya geçmedik. Uluslararası geçerliliği olan bir marka yaratmak, yüksek maliyetler gerektiren uzun soluklu bir süreç. Kendini kanıtlamış global markaların ticari başarı ve potansiyeline ortak olmak, onların işletme bilgisinden dersler çıkarmak, yeni iş kurmak veya işini büyütmek isteyen girişimciler için gerçekten yararlı. Franchise da markaların mağazalaşması açısından avantajlı bir sistem fakat bazı güçlükleri beraberinde getiriyor. Goldaşın yurtdışı operasyonları hakkında neler söylemek istersiniz? Yeni yatırımlar bakımından, nasıl bir gelişim göstermeyi planlıyorsunuz? Rusya, Romanya ve Almanyada, halihazırda hizmet veren bayi mağazalarımız mevcut zaten. Söz konusu ülkelere yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Dünyayı ve Türkiyeyi etkisi altına alan ekonomik krizle de ilgili biraz. Krizin etkileri azaldığında, kaldığımız yerden devam edeceğiz yola... Sevgi Karagülle SOYSAL - Pera Pırlanta Genel Müdürü Pera Pırlanta, İstanbulun eski ve gösterişli bir semtinden alıyor adını. Aşkın, nostaljinin, modanın, coşkunun, hareketliliğin semti Peradan... Bütün bu güçlü çağrışımları bünyesinde toplayan markanız, dünyada ve ülkemizde nasıl bir organizasyona sahip? Haklısınız, adımız kadar sorumluluk taşıyoruz. Söylediğiniz bütün o güçlü çağrışımların hakkını vermek için dünya mücevher sektörünü yakından takip ediyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ve planladığımız projeler ile Türk mücevher modasına yön veren uluslararası bir marka olma yolunda hızla ilerliyoruz. Pırlanta pazarı, Türkiyede de milyar dolarlık rakamlara doğru gidiyor. Öyle ki, 2007 yılında 650 milyon dolarlık bir büyüklüğe erişen pazar, Türkiyeyi dünya pırlanta sektörünün en hızlı gelişen ülkesi konumuna getirdi. Araştırmalara göre, ülkemizde her 100 kişiden 18inin pırlantası var. Hâl böyleyken, sektörün tüm bileşenlerini çok iyi analiz etmek gerektiğinin farkındayız. Attığımız her adımda, araştırma sonuçlarına paralel stratejiler kurguluyoruz. Olivium Outlet Center, Airport AVM ve Nuruosmaniyede bulunan konsept mağazalarımız dışında, 100 seçkin satış noktasında tüketiciyle buluşuyoruz. Yurtdışında kendi adımızla mağazalar açmak, önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli hedeflerimiz arasında. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve KKTCdeki cornerlarımız vasıtasıyla markamızı etkili bir biçimde tanıtıyoruz şu an. Avrupa ülkeleri, Türki Cumhuriyetler ve Rusyada önemli açılımlar planlıyoruz. Doğuda ise İranla yürüyeceğiz hedefe, peşinden diğer potansiyel ülkeler gelecek. 6 yıldır yatırımın ta kendisi marka!Mücevher tutkunları ile tanışmanız, tam olarak ne zamana rastlıyor? Rekabetin yoğun yaşandığı sektörde, kullanıcıyı yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Yaklaşık 6 yıldır, markamızla hizmet veriyoruz sektöre. 2007 yılı sonlarında da pırlantalı mücevher üretimine girerek, farklılaşma sürecini başlatmış olduk. O zamana dek sadece satış noktaları aracılığıyla nihai tüketiciye ulaşırken, pırlantaya geçişle beraber franchising çalışmalarımızın altyapısını hazırladık. Düzgün konumlandırma, markamızın başarısında kilit rol oynuyor. Her şeyden önce, markanın kendisi bir yatırım. Öyle bakmak lazım, karar ve işleyiş düzenlemelerine... Dolayısıyla markaya ait özel bir strateji yaratmak şart. Statik bir stratejiden söz edemeyiz. Sektördeki dinamikleri dikkate alarak, sürekli güncellemek gerekiyor onu. Pera Diamond imzalı mücevherler, nasıl bir iddiayı temsil ediyor? Sektörde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Amacımız, pırlanta denince akla gelen ilk marka olmak... İddiamız, kalitemiz. Avantajımız, satın alma davranışları ile perakendenin kurallarını çok iyi bilmemiz. Özgün modellerimiz sayesinde, kadının her anına eşlik edebilecek mücevheri sunuyoruz. Her zevke, her tarza uygun. Günden geceye uzanan koleksiyonlar bunlar. Her bir pırlantaya yüklenen sayısız anlamla duyguları rahatça ifade etmeye yarayan takılar... Tasarım gücümüz, kalitemiz, müşteri memnuniyeti ilkesine inancımız ve fiyatlarımız, en belirgin özelliklerimiz arasında başı çekiyor. Dünya trendleri, pazar yapısı ve ekonomik gelişmeler paralelinde -değişik kategorilerde- oluşturduğumuz koleksiyonlar, birbirinden farklı hedef kitleler için ideal önerilerle dolu. Tek taş, tria, fantezi ve değerli renkli taşlarla, kendi marka adımızla ürettiğimiz pırlantalı mücevherler, en çok tercih edilen ürün grubu. Hikayesini tüketicinin duygusal yoğunluğuna emanet eden, böylece ışıltısını artıran takılarımız da çok beğeniliyor. Değişik materyalleri yan yana kullanmamız ise hayal gücünün sınırsızlığından beslenen yeni akımlar yaratıyor mücevherde. Klasik kalıpların ötesinde, bildik deneyimlerin dışında... Ulaşılmaz değil, üretkenizMağazalaşırken, nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? Özel lokasyonlarda, bizimle aynı vizyona sahip kuyumcularla işbirliği yapmaya özen gösteriyoruz. Franchise sistemi ile mağazalaşma atağına hız vermeyi, son kullanıcıya daha yakın olmayı hedefliyoruz. Tercihen alışveriş merkezlerinde tabii. Halihazırda devam eden pek çok projemiz var. Kazan kazan felsefesine dayanarak, her iki tarafın da yüzde 100 kâr elde edebileceği biçimde detaylandırıyoruz sistemi. Açılan mağazalarda sergilenecek koleksiyonları, bölgesel talebe göre özenle seçiyoruz. Eğitim ve reklam dahil, tüm konularda iş ortaklarımızı destekliyoruz. Öte yandan, ulaşılmaz görünmek istemiyoruz. Herkesin kendinden bir şeyler bulabilmesi için emek harcıyor, ayrıntılara odaklanıyoruz. Konsept mağazacılık anlayışımıza gelince... Ürünlerin uyandırdığı eşsizlik ve sonsuzluk hissiyle uyumlu. Yurtdışında ödül alan özel bir tasarım uyguluyoruz dekorasyonda. Beyazın zarafeti ürünleri öne çıkarırken, siyahın ihtişamlı ve ağır görüntüsünden faydalanarak gerekli kadrajı sağlıyoruz. Sergileme alanındaki efektlerle pırlantanın asaletini vurguladığımız kesin. Satış ve pazarlama ilkelerinizi otomatize eden temel öğeler neler? Perakende sektöründe, -daha çok pırlantalı mücevherde- butik hizmet veren markaların en iyileri arasında anılmak gibi bir çabamız olduğu açık. Uzman ekibimizle pazar analizleri yapıyoruz. Satış noktalarımızın ve mağazalarımızın potansiyel kazancını yakından izliyor, düzenli bilgi akışını değerlendirerek akılcı çözümlere varıyoruz. Mevcut pazarlama taktiklerine ek olarak, lokal tespitlerimiz neticesinde kâr artırıcı ekstra kararlar alabiliyoruz. En iyi hizmet, en kaliteli takıları üretebilmekle doğru orantılı. Satış, zincirdeki son halka. Yaratıcı fikir ve duyguların yoğrulmasıyla ortaya çıkan tasarımları, pazarlama faaliyetleriyle destekliyoruz. Aslına bakarsanız, ödünsüz kaliteyle inşa ediyoruz markamızın geleceğini. Online satış ise geleceği bugünden karşılama uğraşımıza ışık tutan yeni bir mecra. Göze hitap eden, kullanıcının işini oldukça basitleştiren bir satış sitesi açtık: Perapirlanta.com. Zamanla yarışan müşterilerimiz son derece memnun. 2010da mağaza hamlesi Peki, ürün gamınız?.. Nelerden oluşuyor, nasıl bir tasarım algısı hakim? Yaratıcılığı ticari başarıya dönüştüren mücevherler tasarlamak, her zaman mümkün değil. Bazen gerçekten zor. Trendleri izlemek zorundasınız, büsbütün reddedemezsiniz. Fakat taklitten uzak, farklı dizaynlar üretmelisiniz. Üstelik satılmaya elverişli olmalı her biri. Yoksa niye vitrine koyasınız? Biz de duygulardan ilham alarak, kendi hikayesini anlatan mücevherler üretiyoruz. Mücevhere yüklediğimiz derin anlamlarla daha değerli kılıyoruz onu. Satış sonrası destek hizmeti anlamında, neler vaat ediyorsunuz tüketiciye? Pırlantalı mücevhere, salt bir ürün diye yaklaşamazsınız. Marka ile tüketici arasında güvene dayalı bir ilişki geliştirilmesi şart. Maddi ve manevi değeri yüksek bir alışveriş yapıldığından, satışı izleyen süreçte de müşterinin yanında durmak gerekiyor. O nedenle tasarımdan sunuma kadar, her şeyi dikkatlice ayarlıyoruz. Seçilen malzemenin standardı, el işçiliği, kalite kontrol aşamaları... Hepsi önemli. Her bir koleksiyon ve her bir ürün için aynı sınava tekrar tekrar girmeye benzetebilirsiniz bunu. Özel kutusunda, sertifika ile sunuyoruz ürünlerimizi. Müşteriyi, kullanılan materyaller hakkında bilgilendiriyoruz. Satış sonrasını destekleyecek arkadaşlarımız da merkezde, görevleri başında. Sistemin aksamadan işlemesini, onlara borçluyuz. Orta ve uzun vadede, büyümeye ilişkin planlarınız neler? Bugün, alışılmışın dışında bir sunumla yorumluyoruz perakendeyi. Yarın da aynen öyle olacak. Pera Pırlanta mağazaları ve Pera satış noktalarındaki tüm düzenlemeler, kendini ayrıcalıklı hissetmek isteyenler için. Pırlanta üretim kalitesiyle farklı koleksiyonları birleştirmeye, her ürün grubunu özel bir konsept dahilinde paylaşmaya devam edeceğiz. Temalı parçalara daha fazla eğileceğiz mesela. Büyüme yönlü politikamızda değişiklik yok. Sağlam adımlar atarak ilerliyoruz. 2010 yılı sonuna kadar mağaza sayısını 15e çıkarmak, önümüze koyduğumuz ilk hedef. Satış noktalarındaki faaliyetlerimiz, aralıksız sürecek zaten. Atilla KESKİN - Altınbaş Kuyumculuk Genel Müdürü Ne zamandan beri sektördesiniz, markanızın gelişim sürecini anlatır mısınız? Altınbaş Kuyumculuk, -markaya adını veren aile tarafından- 1975 yılında Gaziantepte kuruldu. İstanbulda toptancılıkla devam eden gelişim seyri, 1999da ilk marka mağazasının açılmasıyla birlikte yeni bir boyut kazandı. İlerleyen dönemde franchiseların devreye girmesi, perakende sürecini de hızlandırdı tabii. Kuyum, enerji, finans ve taşımacılık alanında hizmet veren Altınbaş Holdingin, sektörel lider markası konumundayız bugün. Yıllar içinde katettiğimiz mesafe ve sergilediğimiz istikrarlı büyüme, kendimize duyduğumuz güveni artıran en temel unsur... Hayat kadar sürprizli, aşk kadar ilham verici tasarımlarıyla çarpıcı koleksiyonlara imza atan Altınbaş, dünyada ve Türkiyede nasıl bir organizasyona sahip? İthalat, ihracat, üretim, toptan ve perakende satış olmak üzere, 5 ayrı kolda faaliyet gösteriyoruz. Profesyonel tasarım ekiplerimiz, Altınbaş koleksiyonlarını yaratırken, dünya trendlerini ve yenilikleri yakından takip ediyor. Üretimin büyük bölümü, İstanbul Beylikdüzündeki fabrikamızda, ISO 9001 kalite belgeli olarak gerçekleştiriliyor. Burası, aynı zamanda Türkiyenin en büyük altın fabrikası... ABDden Almanyaya, AB ülkelerinden Avustralyaya, Balkanlardan Türki Cumhuriyetlere kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada, 40 ülkeye ihracat yapıyoruz. Perakendede ise -Türkiye ve yurtdışında- toplam 130 mağazada, 3 bini aşkın satış noktasında tüketiciyle buluşuyoruz. Geleneksel, modern, postmodern Sektörde ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Aslına bakarsanız, pek çok ilkin sahibiyiz. İlk bayilik sistemi, ilk reklam ve sponsorluk çalışmaları, bize ait. Yaptığımız yatırımlar, getirdiğimiz yenilikler, sektörün kabuk değiştirmesine neden oldu. Bu anlamda öncüyüz. Farklı lokasyonlarda, üstelik Türkiyenin her yerinde, hedef kitleye rahatça ulaştığımızı söyleyebilirim. Modern ile geleneksel bir arada bizde. Geçmişin izleriyle hayat bulan takılarımız, gelecek düşlerine karışıyor en nihayetinde. Altınbaş, tüketicinin gözünde de uyum ve sentez markası. Hem tanıdık hem güvenilir. Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? Sektörün genelini değerlendirirsek, kendi mağazasını açan mücevher markaları ağırlıkta. Sadece Türkiyede değil, dünyada böyle. Altınbaşın tutumu daha farklı. Ülkemizde ve tüm hedef pazarlarda, franchising sistemini geliştirip yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Özel mimari konseptler hazırlayıp sunarak, perakende mağazacılığının geldiği son noktayı yakalamak istiyoruz. Amacımız, müşteriye tek tip alışveriş deneyimi yaşatabilmek... Ürün gamınızdan bahsedelim mi biraz, nelerden oluşuyor? 14, 22 ayar düz altın ve 18 ayar pırlantalı ürünler, mağazalarımızda geniş yer tutuyor. Alyans ve elmas gruplarında iddialıyız. Özgün tasarımlar, özel koleksiyonlar da zengin ürün yelpazemize dahil. Yakın dönemde üretimi artırma planınız var mı? Satış ivmesine bağlı olarak, istediğimiz zaman üretimi artırabiliriz. Ana tedarik noktamız, dünya standartlarında teknolojiyle donatılmış Altınbaş Mücevher Fabrikası. Tasarladığımız modelleri uygulayan ve Altınbaş için özel üretim yapan başka küçük atölyeler de bulunuyor Türkiyede. Hindistan, Kore ve İtalyada ise yine bizim tasarımlarımızı çalışan, markamız adı altında fason üreten firmalar var. Bunun miktarını, talebe göre düzenliyoruz. Büyüme ama makul ve makbul zeminde!Yurtdışındaki Altınbaş mağazalarında yapılan satışlarla ülkemizdekini kıyaslar mısınız? Ticaret hacmimiz yüksek. Bulgaristan, Romanya ve KKTCde çok iyi tanınıyor, hatta trend yaratıyoruz. Batıda, İtalyan stili altın ve pırlantalı ürünler revaçta. Türkiyede ise öyle homojen bir küme yok, bölgeden bölgeye farklılık gösteriyor. Altınbaşın büyümeye yönelik hedeflerini, orta ve uzun vadeli planlarını öğrenebilir miyiz? Tasarım, ürün, müşteri hizmetleri ve insan kaynağı kalitemiz ile başarılı bir dünya markası kimliğini bütünleştirmek üzere yola çıktık. Yeni distribütör ve satış noktalarıyla gücümüze güç katıyoruz. Türkiyedeki mağazalaşma atağımızı sürdüreceğiz. Yurtdışında da aynı şekilde. Avrupa, eski Doğu Bloku ülkeleri ve Türki Cumhuriyetlerde, makul büyüklüğe erişmeyi planlıyoruz.Kerim GÜZELİŞ - Ariş Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı 100 yılı aşkın süredir içinde bulunduğu mücevher sektöründe tecrübesiyle ışıldayan Ariş, nasıl bir vizyon çiziyor? Nasıl bir iddiayı temsil ediyor? Mücevher sektöründeki teknolojik gelişmeleri sanatla harmanlayan, her daim güncel tasarımlarla zamana meydan okuyan, süreçle birlikte ürün/hizmet kalitesini yükselten ve kurumsal yapısını güçlendiren Ariş, Türkiyede haklı bir üne sahip. Her şeyden önce, tutkulu bir ekip var perde arkasında. Heyecan verici modellerimiz sayesinde, müşteri beklentilerinin çok ötesine geçebiliyoruz. Her zevke uygun tasarımlarımızı, kendimize ait showroomlar ile ülke genelinde faaliyet gösteren bayilerimizde tüketicinin beğenisine sunuyoruz. Edindiğimiz köklü tecrübe ve birikimi, en üst seviyede değerlendirdiğimiz kesin. Aynı başarıyı yurtdışına taşımayı da hedeflediğimizden, bir dünya markası olmamızı sağlayacak stratejiler uyguluyoruz. Arişle bir uçtan öteki uca İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Satış noktalarınızı belirlerken, önceliği AVMlere mi veriyorsunuz? Niçin? Kuyumcukentteki modern üretim merkezimiz ve 6 mağazamız dışında, 100e yakın satış noktası ile İstanbuldan Erzuruma, İzmirden Trabzona uzanan yaygın bir satış ağını yönetiyoruz. Türkiyede, pırlantalı mücevher pazarının en etkin markalarından biriyiz. Satış noktalarımızı seçerken dikkate aldığımız ilk kriter, iş ortaklarımızın Arişe ve pırlantalı mücevhere duyduğu samimi ilgi... Alışveriş merkezleri, cadde mağazalarına kıyasla biraz daha avantajlı tabii. Fakat asıl ayırt edici olan, mağaza personelinin tüketiciyle kurduğu ilişki! Bunu gerçekten çok önemsiyoruz. Müşteri memnuniyeti konusunda sergilediğimiz özenli tavrı ve fedakârlığı, onlardan da bekliyoruz. Yurtdışı operasyonlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz, orada nasıl konumlandırıyorsunuz markayı? Bütün dünya ekonomik krizle sarsılırken, geniş çaplı bir satış-pazarlama etkinliği yürütmüyoruz. Temkinliyiz. Sadece birkaç ülkede, zamanla dostumuz haline gelen satıcılarla çalışmayı sürdürüyoruz. Gelişmeleri izlerken, orta ve uzun vadeli planlar yapıyoruz. Global durgunluk aşılır aşılmaz, uluslararası arenada ciddi atılımlarımız olacak. Sadakat yaratan müşteri memnuniyeti Pazarın yerli ve yabancı oyuncuları arasında rekabet gücünüzü nasıl besliyorsunuz? Yüzyılı aşkın bir zamanda kazandığımız mücevher deneyimi, iyi tasarımcı veya iyi üretici olmanın çok daha ötesine taşıyor Arişi. Türkiyeyi ve Türk insanının alışkanlıklarını sindirmiş, üstelik kendine özgü bir üslupla yorumlamayı başarmış bir markadan bahsediyoruz çünkü. Yoğun rekabet ortamında bir adım öne çıkmamızı sağlayan, yine aynı deneyim ve birikim. Pırlantalı mücevheri sanat eserine dönüştüren marka olarak, sunduğumuz özgün tasarımlar ve hayata geçirdiğimiz yenilikçi girişimlerle dinamizmimizi koruyoruz. Sözgelimi; uluslararası piyasalarda kesim, kırat (ağırlık), renk ve berraklık kriterleriyle ilgili 4C Kuralına göre değerlendirirsiniz pırlantayı. Onların arasına bir dördüncü maddeyi, yani sertifikayı biz ekledik. Dolayısıyla 5C Kuralını Türkiyede uygulayan ilk mücevher markası olduk. Öte yandan, www.e-aris.com sitesinde uygun fiyatlı binlerce ürün tanıtan, böylelikle internet ortamında alışveriş devrini başlatan ilk mücevher markası da biziz. Arişin rekabet gücünü besleyen asıl unsur ise sadakat yaratan müşteri memnuniyeti... Pırlanta sanatkârı Ariş için nasıl bir gelecek tasarlıyorsunuz? Orta ve uzun vadeli planlamalara göre nasıl bir büyüme stratejisi izleyeceksiniz? Lüks tüketim sektöründe marka olmak, marka kalmak, ciddi bir yatırım gerektiriyor ama tek başına yeterli değil. Ancak sevgiyle, heyecanla mümkün bu uzun soluklu mücadelede direnç gösterip, ayakta kalabilmek... Üç nesildir eksiltmeden koruduğumuz heyecan, ilerleyen dönemlerde de yolumuzu aydınlatan ışık olsun istiyoruz. Yaptığı işi seven, severken sevdiren, tatmin duygusuyla yaratıcı ve yenilikçi yönünü geliştiren bir firmayız. Geleceğe yatırım anlamında, kurumsallaşmayı kesintisiz sürdürüyoruz. Markamızı dünyaya tanıtma amacı, attığımız her adıma eşlik ediyor.Dr. Selami ÖZEL - Favori Yönetim Kurulu Başkanı Ne zamandan beri sektördesiniz? Pazarda ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? 1992 yılından bugüne, Favori markası ile kuyumculuk sektörüne hizmet veriyoruz. Başlarken, 7 kişilik bir teknik kadroyla yola çıkmıştık. Süreç içinde, çalışan sayımızı ve üretim miktarını artırdık. Türkiyenin her köşesine, dünyanın 45 ülkesine ürün satan bir firma haline geldik. Aile kuyumcusu olma misyonunu benimsedik. Dolayısıyla ürün yelpazemiz geniş. Uluslararası standartlarda çalışarak, en müşteri odaklı dünya markasını yaratmak istedik. Hedefe doğru emin adımlarla ilerlediğimiz kesin. Yılda ortalama 6 bin yeni ürünü piyasaya sürdüğünüzü biliyoruz. Ürün gruplarınızdan ve alt markalarınızdan bahseder misiniz biraz? Çok doğru. Her yıl, 6 binin üzerinde yeni ve özgün modeli piyasaya kazandırıyoruz. Taşlı takımlar, zincirler, örgülü altın takılar, incili ve mineli tasarımlar, bileklikler, kolye uçları, erkek ürünleri, büyük ilgi görüyor. Pembe Düşler Koleksiyonu, özel günler için. UNESCO Dünya Mevlana Yılında hazırladığımız Mevlana Koleksiyonu gibi çalışmalarda ise kültürel motiflere ağırlık veriyoruz. Favori Goldy ile çocuklara, Favori Lovely ile gençlere ve daima genç kalanlara, Favori Alyans ile evlenecek çiftlere farklı seçenekler sunuyoruz. Favori Antique, Favori Boutique ve Favori Colore, ürün çeşitliliğini sağlayan diğer konseptlerimiz... Kısa bir süre önce, Favori Pırlanta markası ile pırlanta pazarına da girdik. Kendimiz mağaza açmayacağızTürkiye genelinde, nasıl bir organizasyonla hizmet sunuyorsunuz? Satış ve pazarlamada nasıl bir model geçerli? Tüketiciyle buluşurken, iki ayrı dağıtım kanalı kullanıyoruz. İlki, yani satış noktası olarak seçtiğimiz sözleşmeli kuyumcular, yaygınlaşmada önemli rol oynuyor. Sadece Favori ürünleri satan franchise mağazalar da dağıtım anlamında yararlandığımız ikinci kanal... 73 müşterimizle bayilik sözleşmesi imzaladık. Bunlardan 20 tanesi açıldı, bir kısmı ise hazırlık aşamasında. 2 bini aşkın satış noktası ve sayısı her geçen gün artan Favori mağazaları sayesinde, Türkiyenin en uç köşesine bile sorunsuz ulaştırabiliyoruz ürünlerimizi. 8 ayrı ilde konuşlanan ofislerimiz ve uzman satış ekiplerimiz, perakendeciye her konuda yardımcı oluyor. Forum Ankara Etlik, Çanakkale Çarşı Caddesi, Denizli Çivril, Edirne Uzunköprü, İstanbul Eyüp ve MetroCity Alışveriş Merkezi, İzmir Menemen, Kastamonu Belediye Caddesi ve Barutçuoğlu AVM, Kocaeli Gebze, Konya Ereğli, Sinop Sakarya Caddesi ile Zonguldak Demirpark AVM, franchise mağazalarımızın bulunduğu yerler... Mağaza sahibi olmak yerine franchising yöntemiyle büyümek, daha mı avantajlı? Şimdilik, kendimize ait perakende mağazaları açmayı düşünmüyoruz. Üretici firma olarak kalmaktan yanayız. Böylelikle hem yıllardır güzel ilişkiler kurduğumuz perakendeci meslektaşlarımızın sahasına girmemiş oluyor hem de tasarım ve üretim işine daha iyi odaklanabiliyoruz. Üretimin yüzde 40ı ihracataNasıl bir franchising modeli uyguluyorsunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili kriterleriniz neler? Herhangi bir kotamız yok. Ancak benimsediğimiz sistem doğrultusunda, her iki tarafın ayrı sorumlulukları var. Beklentileri karşılayacak üstün kaliteli ürünleri en makul fiyatlarla sunmak, satış sırasında ve sonrasında müşteri memnuniyetini garantilemek için mağazalara danışmanlık yapmak, gerekli her türlü eğitim desteğini vermek, markanın tanınırlığını artırmak... Hepsi, bizim sorumluluğumuzda. Bilimsel metotlarla ilerleyip, 12 ciltten oluşan Favori Mağazacılık Elkitabını hazırladık. Sabancı Üniversitesi işbirliğinde, 3 kademeli perakendecilik eğitim programını başlattık. Franchise alanlar, bu kitaplara uygun hareket etmek ve eğitimlere katılmak zorunda. Sloganımız basit: Mutlu mağazalar, mutlu müşteriler!.. Karar süreçlerimiz esnasında başvuru sahiplerinin sermaye yapısı kadar, karakter özellikleri ve iş yapış biçimleriyle, hatta hizmet gönüllüsü olup olmadıklarıyla bile ilgileniyoruz. Yurtdışı operasyonlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz, orada nasıl bir açılım söz konusu? Yurtdışı operasyonlarımızı, iki farklı boyutta yürütüyoruz. İhracat ayağımız sağlam. 1995ten beri, yabancı pazarlara satış yapıyoruz. Üretimin yüzde 40ını, ABD ve Avrupa başta olmak üzere, 45 ülkeye ihraç ediyoruz. Franchising çalışmalarını da hızlandırdık. Azerbaycanda 3, Kazakistanda 2 Favori mağazası açmış bulunuyoruz. Romanya, Bulgaristan, KKTC, Almanya ve Hollanda, yakın tarihli projelerimizden... Naim GENÇOĞLU - Jival Yönetim Kurulu Başkanı Jival, kalitede istikrarlı üretici kimliği ile güvenilirliğini kanıtlayan Gessart şirketinin ilk markası... Süreci biraz anlatır mısınız? Güçlü bir marka yaratıp, perakende sektörüne adım atmaya nasıl karar verdiniz? Kuyum sektörüne uzun yıllar üretici olarak hizmet veren dört firmanın birleşmesi, 2006da Jivali yarattı. Marka olmadan olmaz! düşüncesi, ortaklık yapımızın temel taşı... Aslında aklımızın bir köşesinde hep vardı bu. Eyleme dökmemiştik sadece. Tecrübe, yaratıcılık ve estetik yargıların uyumlu kombinasyonu ile markamızı geleceğe taşıyoruz şimdi. Pek çok ilki gerçekleştirerek, yeniliklere öncülük ediyoruz. Geleneksel kalıpları kırdığımızı, üstün bilgiişlem altyapımız sayesinde uluslararası standartları yakaladığımızı söyleyebilirim. Firmaların 15 yılda katettiği mesafeyi, 3 yılda aldık biz.9 bölge müdürlüğü ile bin 700 kuyumcuya Altın dünyasının parıldayan yıldızı Jival, şu anda nasıl bir organizasyona sahip? Türkiye çapında faaliyet gösteren 9 bölge müdürlüğü ve 20 satış ekibi ile bin 700den fazla kuyumcuya ulaştırıyoruz koleksiyonlarımızı. Bu sene, mağazalaşma sürecini de başlattık. Hizmet kültürü ve kalite anlayışımızı kendi logomuz altında sunup, daha geniş kitlelerle paylaşabilmek için Jival Konsept Mağazacılık Sistemini kurduk. Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Konsept mağazacılık projeniz, hangi temel ilkelere dayanıyor? Jival Konsept Mağazacılık Sistemi, stratejimizi belirleyen esas ve usullerin kaynağını teşkil ediyor. Kurumsal kimliğimizi tanıttığımız ve genel yapıyı aktardığımız marka sunumları, yatırımcı adaylarıyla aramızdaki diyaloğun ilk adımı. İş ortaklığına dair uzlaşma, bayilik sözleşmesiyle resmiyete kavuşuyor. Takip eden dönem ise mağaza koordinatörünün danışmanlığında, yatırımcı ile birlikte yönetiliyor. Altın, pırlanta, saat ve erkek aksesuarlarının yer aldığı ürün gamına ilişkin seçimlerde, hem bulunulan lokasyon hem de müşteri segmenti etkili. O aşamada verdiğimiz danışmanlık hizmeti, üstlendiğimiz en önemli sorumluluklardan biri. Kadro seçimi, bilgi akışı ve personel eğitimleri sürerken, bölgesel reklam çalışmalarımız ağırlık kazanıyor. Nasıl bir bayilik modeli oluşturdunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili kriterleriniz neler? Jivalin iş felsefesiyle bağdaşan orijinal fikirlere her zaman açığız. Kurum kültürümüze uyum gösteren kuyumcularla çalıştığımız gibi, sektör dışından gelen talepleri de değerlendiriyoruz. Sermayede yeterlilik, ticari devamlılık, müşteri ve piyasa referansları, dikkate aldığımız belli başlı kriterlerden... İdeal mağaza ortamı için 60 metrekareye yakın bir büyüklük öneriyoruz ama şart koşmuyoruz. Mimariye bağlı değişik avantajlar yaratılabilir çünkü. Kotaya dair kesin sınırlar çizmek, pek mümkün değil bu bağlamda. Mimari yapı, kotayı dinamik olarak şekillendiriyor. Ayda 100 yeni model AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? Bazı AVMlerde gider kalemi yükselse bile En iyisi cadde mağazaları diyemeyiz. Ciro kârlılığı, lokasyon ve o lokasyondan gelen taleple alakalı. Doğru zaman, doğru yer, doğru proje! İnanın, başka formül yok. Peki, üretim sürecine de katılıyor musunuz? Hayır, o tamamen başka bir iş. Altın ve pırlanta ürün temininde, ortağı olduğumuz üretici firmalara başvuruyoruz. Kendimiz üretmiyoruz. Özellikle altın ürün gamında, kuyumculardan -dolayısıyla nihai tüketiciden- gelen talep doğrultusunda hareket ediyor, tedarik zincirimizi yönetiyoruz. Her ay, yaklaşık 100 farklı model koyuyoruz müşterimizin önüne. Jivalin büyümeye yönelik hedeflerini, orta ve uzun vadeli planlarını öğrenebilir miyiz? Mağazacılıkta çok genciz. İlk mağazamızı, Eylül 2008de Palladium Alışveriş Merkezinde açtık. Hemen peşinden, Pendikte buluştuk tüketiciyle. 2009un kazanımı ise Tekirdağ Tekira AVM ile Bursadaki mağazalarımız oldu. Yurtiçinde 30, yurtdışında 5 mağaza açma hedefini, 2010 sonuna kadar hayata geçirmeyi planlıyoruz. Altyapımız ve rotamız hazır. Önceliğimiz KKTCde. Lefkoşa mağazasının proje safhasını geride bıraktık, mimari çalışmalar da bitmek üzere. AB ülkeleri, Ortadoğu, Doğu ve Kuzey Avrupa ile hızlandıracağız bu büyüme atağını... Emil GÜZELİŞ -Zen Diamond Yönetim Kurulu Başkanı Köklü bir aile geleneğini yansıtan Zen Diamond, nasıl dünya markası oldu? 1890lardan günümüze neler değişti?Haklısınız, köklerimiz 1890lara uzanıyor. O yıllarda, üretimle başlanıyor işe. Mardinde... Bir aile yadigarı gibi geçmişten bugüne taşınıyor bilgi ve tecrübemiz. Ben, ailenin üçüncü kuşak temsilcisiyim. Ekim 1998de hayata geçirdiğimiz Zen Diamond ise deneyimlerimizi taçlandırdığımız son nokta... Kurulduğumuzda, sadece üretici firmaydık. Üretimimizi, 10 kişilik küçük bir atölyede gerçekleştiriyorduk. 1998 ile 2005 yılları arasında üretici-toptancı firma olarak faaliyette bulunan şirketimiz, daha çok yurtdışına ihracat yapıyordu. 2005e geldiğimizde, hedeflerin çıtası da yükseldi. Kendi mağazalarımız dışında, franchise sistemi ile büyüyerek, perakende sektöründeki yerimizi aldık. Mevcut mağazalarımızla 7 kıtaya, 60 ülkeye yayılmış durumdayız şu an. Önemli merkezlerde ofislerimiz bulunuyor. Sektördeki yenilikleri yakından takip ederken, Zen Diamond tasarımlarını tüm dünya ile paylaşabiliyoruz. Marka imajını kuvvetlendiriyorMücevher sektöründe kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Küresel rekabetle başa çıkmayı ve fark yaratmayı, nasıl başarıyorsunuz? Zen markasıyla sektörde birçok yeniliğe imza attık. Pırlantanın kemerine yazı yazma tekniği uygulayan, pırlanta laboratuvarını kuran, sigortalı ve sertifikalı ürün satan ilk firma biziz Türkiyede. Birleşmiş Markalar Derneğine üye olan, Turquality Marka Destek Programı kapsamına alınan ilk mücevher firmasıyız aynı zamanda. Sunduğumuz özel koleksiyonlar ve ülkemize getirdiğimiz yeniliklerle marka imajımızı devamlı surette güçlendirmeyi hedefliyoruz. Hem tanınan hem güvenilen bir marka olmak, çok önemli. Küresel rekabetle başa çıkmanın tek yolu ise kurumsal kimlikle fark yaratmak!.. Tüketici, sadece ürün değil, ürünle birlikte sağlanan hizmetleri de satın alıyor. Değiştirme ve geri satma şartlarını öğrenmeye çalışırken, mücevher bakımı konusunda gerekli desteği göreceğinden emin olmak istiyor. Yeterince güven uyandırdığınızda, markanız tercih edilir duruma geliyor. Sürekli proje üretip, orijinal koleksiyonlar hazırlıyoruz o nedenle. Değişik organizasyon ve davetler düzenleyerek ürün gruplarımızı tanıtıyor, çeşitli etkinliklerin sponsorluğunu üstleniyoruz. Ürün portföyümüzü genişletmek için uluslararası bilinirliğe sahip markalarla işbirliği yapıyoruz. Sözgelimi, Damiani Groupun ülkemizdeki iş ortağıyız. Bu gruba ait Salvini, Bliss ve Alfieri St.John markaları, Türkiyede sadece Zen Diamond mağazalarında satılıyor. Dünyanın kâr amacı gütmeyen en büyük bilim ve eğitim gruplarından National Geographic ile yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz şimdi. National Geographic Societynin (NGS) ilk ve tek lisanslı mücevher üreticisiyiz artık. Yılda 300 bin adet mücevher Üretim avantajınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yıllık üretim miktarınız hangi seviyelerde? Üretimi kendi fabrikamızda gerçekleştirmemiz, bütün iş süreçlerine yansıyor. Yılda 300 bin adet mücevher üretimiyle Avrupanın en yüksek kapasitesine ulaştığımızı söyleyebilirim. Pırlanta, yalnızca özel günlerde kullanılır şeklinde bir kanıyla karşı karşıyayız maalesef. Sonra kaldırılıp, mücevher kutularında saklanıyor takılar. Üretim avantajımızdan yararlanarak, bunu değiştirmeye çalışıyoruz ülkemizde. Günün 24 saati takılabilecek özel parçalar yaratıyoruz. Mücevher modasını yakından takip edip, yeni trendler doğrultusunda hazırlıyoruz tüm koleksiyonlarımızı. Hedef kitlenin yaşam biçimi, hayalleri, istekleri, bazen de itiraf edilmemiş duyguları, ilham kaynağımız. 18-24 yaş arası genç nüfusu unutmadık mesela. Pırlantayı gösterişten arındırıp, rahatlıkla kullanabilecekleri modeller öneriyoruz onlara. Büyük taşlı, bol pırlantalı, gösterişli tasarımlarımız, klasikten vazgeçemeyenler için. Pırlantalı kravat, kemer, kol düğmesi, saat, cüzdan ve pasaportluklar ise erkeklere göre... Üretimin ne kadarını ihracata ayırıyorsunuz? Yurtdışındaki örneklerle kıyasladığınızda, markalı mücevher satışında Türkiyeyi hangi noktada görüyorsunuz? Son 4 yılda yaptığımız ihracatla sektörde birinci sıraya oturduk. Toplam ihracat tutarımız 30 milyon dolar. Açık ara öndeyiz. Pırlanta tutkusu zamanla artsa da daha çok altın tüketen bir ülkeyiz biz. Geçmiş yıllarda tüketiciye yanlış bilgiler verildi çünkü. Kalitesi düşük pırlantalar, çok yüksek fiyatlardan satıldı. Aldatıldığının farkına varan tüketici, doğal olarak markalı mücevherlere yöneldi. Ülke çapında 300 cornerdaTürkiye genelinde kaç mağaza ile hizmet sunuyorsunuz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Kendimize ait 21 mağazamız var. Hatta bunlardan 12 tanesi, İstanbulda. Ankarada Panora Alışveriş Merkezi ve Hilton Otel, İzmirde Alsancak ve Forum Bornova, Denizlide Forum Çamlık, Forum Mersin, İzmit, Adapazarı, Kahramanmaraş, diğer Zen mağazalarının bulunduğu yerler. Ayrıca Anadolunun güvenilir kuyumcularıyla yaptığımız corner anlaşmaları yürürlükte. Mağazalarımız hariç, ülke çapında 300ü aşkın noktada müşterimizi kucaklıyoruz. Nasıl bir bayilik modeli uyguluyorsunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili kriterleriniz neler? Franchise sistemini uygulamaya 2006da başladık. 3 yıl boyunca da ayda ortalama 1 mağaza açarak, sayıyı 34e çıkardık. Franchiselarımızı, özellikle Zen satış noktaları arasından seçmeye özen gösteriyoruz. Böylesi, ticari açıdan daha uygun. Markamızı temsil edecek firmaların vizyonuna bakıyoruz önce, bizimle uyum içerisinde olmaları şart. Sektör dışından gelenleri, 2 aylık eğitim sürecine tabi tutuyoruz. Gerekli altyapıyı kurduktan sonra, bir süre kendi personelimizle destekliyoruz. Üstelik franchise bedeli almıyor, karşılıklı kazan-kazan prensibiyle hareket ediyoruz. Mağazaların konsept ve dekorasyon koşulları zaten belli. Onlar hayata geçiriliyor. Franchiselar, yaklaşık 10 bin dolar mimari hizmet bedeli ile ortalama bin 500 dolar/metrekare dekorasyon maliyeti ödüyor. Mağaza büyüklüğüne bağlı olarak, en az 300 bin dolar sermaye yatırımı yapmak zorundalar. Anlaşma uyarınca, sadece Zen ürünleri satıyorlar. Yıl sonu cirolarından da yüzde 3 reklam katkı payı alıyoruz. Hedef: 25 yılda bin mağaza Peki, ya yurtdışı organizasyonunuz?.. Detaylarını sizden öğrenelim mi? Kurulduğumuz günden beri hedefimiz aynı: Bir dünya markası olmak! Bu amaçla New York, Antwerp, Dubai, St. Petersburg ve Moskovada ofis açtık. Ofislerimiz kanalıyla birçok noktaya mücevher gönderebiliyoruz. KKTC, Belçika, Kazakistan, Romanya ve Rusyada, toplam 13 mağazamız bulunuyor. Azerbaycan, Barselona, Madrid, Londra, Dubai, Bahreyn, Sofya, Frankfurt, Berlin, Mekke, Lefkoşa ve Milano ile zincire yeni halkalar eklemeyi planlıyoruz. Ağırlıklı olarak ABD, Rusya, AB ve Arap ülkelerine ihracat yapıyoruz. Her bin kadından biri, Zen Diamond mücevheri takıyor. İleriye yönelik büyüme hedefleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? Sektördeki ihracat liderliğimizi koruyacağız. 25 yılda bin mağaza hedefimizde sapma olmayacak. Ekonomik durgunluk nedeniyle gerekli kontrolleri yapıp, mevcut mağazaları güçlendirme yoluna gidiyoruz ilk etapta. Önümüzdeki dönemde yenilerini açacağımız için doğru zaman ve yer analizleri yapıyoruz. Gözümüz, kulağımız, krizin yarattığı fırsatlarda... Emlak sektöründeki daralmadan dolayı değişen şartları ve düşük fiyat avantajlarını değerlendirmek niyetindeyiz. İstanbula yakın bölgelerde fabrika alanı arıyoruz. Fabrika satın almayı da deneyebiliriz. Konuyla ilgilenen bir Ar-Ge bölümü bile oluşturduk. Satın alımın ardından uygun koşulları bulursak, o bölgede kuyumculuk meslek okulu açmayı düşünüyoruz. Ahmet MAKULOĞLU - Storks Mağazalar Kurumsal Sorumlusu Pazarlama ve üretimle başlayan, Storks mücevher mağazaları zinciriyle de başarılı bir perakende sunumuna dönüşen marka gelişim sürecini sizden öğrenelim mi? Biraz anlatır mısınız, sektöre girişinizden itibaren yaşananları?.. Sümer Kuyumculuk olarak, 1971 senesinden beri sektörde faaliyet gösteriyoruz. Üretim, pazarlama, satış ve ihracat konularında uzmanlaştık önce. 1997de, -kendi dalımızda- Türkiyenin mücevher üreten ve pazarlayan en büyük şirketi haline geldik. Yıllar içinde edindiğimiz tecrübeyi, çok doğal bir seyirle markalaşma sürecine yansıttık. Tüketicinin neler beklediğini iyi bildiğimizden, Storks mücevher mağazaları zincirinin temellerini atmakta zorlanmadık. İmalat, ithalat ve ihracat yaparken, perakende dünyasında da varlığımızı kanıtladığımız kesin. 2002 yılında Antalyada açılan, 7 bin 200 metrekare kapalı alan üzerine konumlandırılan Mega Storks mağazası, Türkiye ve Avrupanın en büyük perakende satış merkezi. 2005 yılında, İstanbul Eminönündeki tarihi Zindan Handa hizmete giren mağazamız ise 3 bin metrekare kapalı alanı ile perakendeye yönelik ikinci büyük yatırımımız. Yurtiçinde nasıl bir organizasyonla faaliyet gösteriyorsunuz? Storks bünyesinde 22 mağaza dışında, 43 bayimiz var. Bugün, 65 ayrı satış noktasında tüketiciye ulaşır durumdayız. Franchise sistemini başarıyla uyguluyoruz. Adana, Adapazarı, Antalya, Afyon, Artvin, Aksaray, Ankara, Antakya, Balıkesir, Bartın, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorlu, Çorum, Düzce, Edremit, Giresun, İzmir, Kırklareli, Mersin, Ordu, Rize, Samsun, Tekirdağ, Ünye ve Zonguldakta bulunan mağazalarımız, hedef kitlenin her türlü ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte. Üstelik hepsinde aynı konsept geçerli. Stratejik partner seçiminde öncelik AVMlerin...AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? AVMler, cadde mağazalarına oranla yılda 170 işgünü daha fazla çalışıyor. Alışverişi mesai saatleri ile sınırlamamaları, tüketiciye cazip geliyor. Öte yandan, sosyalleşmeye imkan tanıyan birer buluşma noktası olarak karşımıza çıkıyorlar. İçeri girerken, otopark sorunu yaşamıyorsunuz. Yemek yiyor, sinemaya gidiyor, alışveriş yapıyor ve çocuklarınızı eğlendirebiliyorsunuz. Hepsi aynı çatı altında! Bütün bunlar, toplumsal tercihleri etkiliyor. Biz de müşteri portföyümüze uygun, mücevher konseptimize yakışan, marka karmasıyla orta ve üst gelir gruplarına hitap eden AVMleri seçiyoruz. Nasıl bir bayilik modeli uyguluyorsunuz? Mağaza metrekaresi ve ürün kotası ile ilgili kriterleriniz neler? Her ilde, tek bir kişiyle bayilik anlaşması yapıyoruz. İkinci bir satış noktasına daha ihtiyaç duyulması halinde, mağaza açma haklarını yine o kişiye veriyoruz. Mağaza mülkünün işletme sahibine ait olması veya minimum 5 yıllık kira kontratı gerekiyor. Eğitim, bilgi ve yeterli finansal kaynak, dikkate aldığımız başlıca hususlardan. Mağazanın konumu ile metrekaresi de önemli. Yurtdışı operasyonlarınız hakkında neler söylemek istersiniz? Pusulamız, eski Doğu Bloku ülkelerini gösteriyor. Rusya ve Ukraynada kendi mağazalarımız, Almanyada ise ofisimiz bulunuyor. 5 yeni şehir, 5 yeni mağaza Üretim olanaklarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Talep, hangi miktar ve yoğunlukta? Yıllık üretim miktarımız, talebe göre 1525 bin adet arasında değişiyor. Üretim faaliyetlerini tek elde toplamamız, müşteri isteklerini zamanında gerçekleştirmemizi ve kalite standartlarını korumamızı kolaylaştırıyor. Dünya trendlerini takip ederek, üretimi yönlendirmek de mümkün oluyor. Güncel tasarımları, uluslararası markalarla birlikte sunabiliyoruz pazara. Süreç işlerken, yalnızca ürünü hayal ediyoruz. Modelde kısıtlama yok. Her hayal, yeni bir model demek bizim için... Üretimin ne kadarını ihracata ayırıyorsunuz? Toplam iş hacmimizde önemli bir paya sahip. Üretimin yüzde 50sini ihracata bağlıyoruz. Büyümeye ilişkin planlarınız neler? Orta vadede, mağazalarımızın dekorasyon ve konseptini yenilemeyi düşünüyoruz. Şimdiye dek ayak basmadığımız 5 şehre daha markamızı taşımak, önümüzdeki ilk hedef. Ayrıca uyguladığımız özel yazılım sayesinde, tüm mağazalarımızın tek bir mağazaymış gibi satış yapabilmesini sağlıyoruz. En iyiyi arama uğraşımız, ileride de devam edecek. İsmet KOÇAK - Koçak Gold Yönetim Kurulu Başkanı Ne zamandan beri sektördesiniz? Koçak Gold ile pazarda nasıl bir vizyonu temsil ediyorsunuz? 1958 yılında, açılan ilk perakende mağazamızla birlikte, Ankarada faaliyete geçtik. 1987de, İstanbul Kapalıçarşıya taşındık. Toptan satışı daha sağlıklı yönetebilmek için... Başlangıçta, 3 küçük mağazamız bulunuyordu. Bunları tek çatı altında toplayınca, büyüyen metrekareye bağlı olarak işlevselliği de artan bir mağaza kazandık. Nuruosmaniyedeki 7 katlı merkez binamız ise oldukça yeni, 2007de yerleştik oraya. Geçmişten miras aldığımız Koçak adını, -bu adın altını dolduran değerlere, geleneklere bağlı kalarak- ulusal ve uluslararası arenada başarıyla temsil etmeyi sürdüreceğiz. Lider, yetkin, dinamik, yenilikçi, güvenilir bir marka vizyonu ile Türkiyeyi kuyum sektöründe gururlandırmak istiyoruz. Türkiye genelinde kaç mağaza ile hizmet sunuyorsunuz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Şu an, bizim adımızı taşıyan 4 mağaza var. Eylül sonuna kadar, sayıları 7ye çıkacak. Bütün mağazalarımız İstanbulda. Çoğu Marmara Bölgesinde olmak üzere, 500den fazla satış noktasına ürün gönderiyoruz. Türkiye genelinde ise online satış vasıtasıyla geniş bir kesime sesleniyoruz. Mağazanın kalbi AVMde atıyor!Satış noktalarınızı belirlerken, önceliği AVMlere mi veriyorsunuz? Niçin? Öyle kesin bir kural yok. Markamızın gelişim seyrine uygun bazı semtlerde de bayilik veriyoruz. Ancak son dönem tüketici tercihlerinin AVMlere yönelmesi ve söz konusu eğilimin giderek artması, önemsediğimiz bir kriter. Her türlü ihtiyacı tek bir noktadan karşılaması, ziyaretçisine hava şartlarından bağımsız hareket etme imkanı tanıması, günümüz insanı için AVMleri daha cazip kılıyor. Bunu görmezden gelmek mümkün değil. Ulaşımı kolay, üst düzeyde konfor sağlayabileceğimiz mekanlara yönelmemiz normal. Peki, yurtdışında nasıl bir organizasyon söz konusu? Biz burada konuşurken, ürünlerimiz dünyayı dolaşıyor aslında. Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Macaristan, Polonya, Litvanya, Azerbaycan ve Batı Avrupa ülkelerine ihracat yapıyoruz. Her renk altınla hazırlanan bilezik, zincir, alyans, yüzük, küpe, kolye, kolye ucu ve broş koleksiyonlarımız, hem zevklerin hem tarzların yorumu şeklinde. Çok geniş bir kesimin ideallerini, düşlerini yansıtıyoruz mücevhere. Dolayısıyla ilgi çekmekte zorlanmıyoruz. Yurtdışındaki marka bilinirliğimizi besleyecek yeni fırsatlar yaratıp, hızla bayileşmek için de düğmeye bastık. Sunum ve satışını gerçekleştirdiğiniz koleksiyonlarda, üretimin ne kadarı size ait? İhracata ayırdığınız pay ne düzeyde? 22 ayar altın ve pırlantalı ürünlerde, üretimin tamamı bize ait. İhracata gelince... 2009 yılının ilk 6 ayına göre değerlendirirsek, yüzde 68lik bir paya sahip. Mücevherden ziyade, mutluluk satıyoruzPazarın yerli ve yabancı oyuncuları arasında rekabet gücünüzü nasıl besliyorsunuz? Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir politika uyguluyorsunuz? 50 seneyi aşan kuyumculuk tecrübesiyle müşterilerimizin güvenini kazanmış durumdayız. Özgün, modaya uygun, yüksek kaliteli, tam ayar garantili ürün yelpazemizde, çeşit anlamında hiçbir kısıtlama yok. Yeni koleksiyon ve model üretimini, aralıksız sürdürüyoruz. Tüketici, devamlı surette kendini tazeleyen bir markayla karşı karşıya olduğunu biliyor. Mücevherden ziyade, mutluluk satıyoruz biz. Bazen sımsıcak bir gülümseyişe, bazen içten bir sarılışa bedel mutluluk... Öte yandan, altın takı trendlerini yakından takip ediyoruz. Uluslararası fuarları izleyerek, her geçen gün daha fazla seçenek yaratıyoruz. Sunduğumuz cazip fiyatlar dışında, kampanya dahilinde yürüttüğümüz promosyon çalışmalarıyla da marka sadakatini güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, Koçak Gold için nasıl bir gelecek tasarlıyorsunuz? Yeni bayilerle hedef kitlenin erişimini kolaylaştırmaya, özgün koleksiyonlar hazırlamaya, pazarlama iletişimine, orijinal kampanyalarla tüketiciyi sevindirmeye, ulusal ve uluslararası pazarlarda büyüme yönlü strateji izlemeye devam... Hakan SEZGİN - Sezgin Group Yönetim Kurulu Başkanı 60 yıllık köklü geçmişinden aldığı güçle ışıltılı bir geleceğe uzanan Sezgin Mücevherat, nasıl bir misyonu temsil ediyor? En büyük yatırımını kaliteye yapan, yenilikçi ama aynı zamanda değerlerine sahip çıkarak gelişebileceğine inanan, özgün, dinamik bir firmayız. Tasarımlarımız, 40 bini aşkın ürün çeşidimiz, nitelikli insan kaynağımız ve satış sonrası hizmetlerimizle geleceği kurgularken, sektörde farklı konumlandırıyoruz kendimizi. Üretim avantajınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Yıllık üretim miktarınız hangi seviyelerde? Zamanı iyi yönetmemiz ve kaliteyi yüksek tutmamız, üretim imkanlarımızla ilgili. Böylece tamamen bize özgü modeller yaratabiliyoruz. Yıllık üretimimiz, 10 ton civarında. Teknik donanımımız sayesinde, birçok sistemi aynı anda kullanabiliyoruz. Ürün çeşitliliğimiz, buna bağlı olarak artıyor. Gümüş, çelik ve pırlantalı takıda iddialıyız. Ayda ortalama 100 yeni model sunabiliyoruz. Şık ve modern tasarımlarla pazardaki yerimizi alırken, her tarza hitap ediyoruz. So Chic, Fix Silver Takı Saat ve Moj diye bildiğiniz 3 ayrı mağaza konsepti, perakendedeki yüzümüz... Aynı adlı markalı ürünlerimiz, geniş bir kesimin beğenisini kazanmış durumda. Pırlantalı ürünlerde Rosy Diamond var. Style-Steel, Fix Mix ve Charm Collection ise hedef kitlenin beklentilerine göre şekillenen diğer markalarımız. Ürün portföyümüze gelince... Tematik koleksiyonlar bakımından hayli zengin olduğunu söyleyebilirim. En son, Cennetten Bir El ve VAV ile çıktık vitrine. Anlamlı hikayeleri takı üzerinde ölümsüzleştiren estetik modellerimiz, düşle gerçek arasında bir yerde duruyor bana kalırsa. Tüketiciden aldığımız geri bildirimler de son derece pozitif. İhracat çıtası yüzde 70lerdeÜretimin ne kadarını ihracata ayırıyorsunuz? Markalı ürün kullanımı, yurtdışında daha yaygın. Ürünlerimizin yüzde 70ini ihraç ediyoruz. Ülkemizdeki potansiyel, refah seviyesinin artmasıyla doğru orantılı. Türkiyede hangi markaları temsil ediyorsunuz, tam listeyi sizden öğrenelim mi? Misaki, Morgan, Skagen, Thomas Sabo, Pierre Cardin, Joop, Carrera, Elite, Kenzo, Mexx, Police, Rotary, Alviero Martini, Cat, Chevignon, Elle, French Connection, Lotus, Thierry Mugler, Cacharel, Ted Lapidus ve Paris Hilton gibi dünyaca ünlü seçkin markaları nihai tüketiciye ulaştırıyoruz. Nasıl bir organizasyona sahipsiniz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? So Chic, Fix Silver ve Moj mağazalarında, hem kendi özgün tasarımlarımızı hem de dünyanın en iyi takı, aksesuar, saat markalarını bulunduruyoruz. Türkiye ve yurtdışında farklı operasyonlar yürüterek, yatırımcılarımıza yüksek fayda sağlayacak koşulları yaratıyoruz. Franchise ve merkez mağazalarımız, aynı çatı altında hareket ediyor. Hizmet, ürün, fiyat, ulaşılabilirlik ve kalite politikalarımızı, tüketici beklentilerini baz alarak biçimlendiriyoruz. Attığımız her adım, kazan-kazan felsefesini hayata geçirmeye yönelik. Yurtiçi ve yurtdışında, 100den fazla satış noktasına sahibiz. Toplam 5 bin metrekareye ulaşan mağaza ve sunum alanımız, pazar payındaki etkinliğimizin ölçüsü bir bakıma. İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Muğla, Aydın, Trabzon, Samsun, Gaziantep, Mersin, Eskişehir, Konya, Kayseri ve Tekirdağ, faaliyetlerimizin sürdüğü iller... Yurtdışı operasyonlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Hangi ülkeler ürünlerinizle tanıştı?.. So Chic markamızla çeşitli ülkelerde yatırım yaptık. İngiltere, Almanya, Hollanda, Rusya ve Romanyada, değişik lokasyonlarda açtık mağazalarımızı. Azerbaycan, Bulgaristan ve Ukraynadakiler ise yakında hizmete girecek. Bu haber Mağaza dergisinde yayınlanmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive