Eklenme Tarihi : 06 Aralık 2010 Pazartesi
Selim Taşkın

Mantık mı akıl gözü mü?

Strateji mantıksal bir süreç midir sizce? Yoksa duygu ve sezgilerimizi de mi koymalıyız? Peki, siz stratejilerinizi sezgilerinizle mi kurgularsınız?


Milattan önce 6000li yıllarda yaşamış Çinli filozof Sun Tzu, uzun bir savaştan kimsenin kârlı çıkamayacağını, saldırının düşmanın zayıf karnına yapılması gerektiğini, hızlı harekâtın önemini ve inisiyatif kullanarak hamle yapmanın, savaşın kaderini belirleyen en önemli özellik olduğunu belirtmiş. Bu öğretiler günümüze kadar gelmiş. Ancak bugünkü anlamında strateji kavramının ilkelerini Michael Porter geliştirmiş. Porter şirketlerin rekabet üstünlük analizini rekabetin 5 kuvveti (five forces of competition) ile açıklamıştır. Rekabeti yönlendiren güçleri;1. Sektöre yeni girecek olan şirketlerin potansiyel tehlikeleri ve engeller (barriers to entry)2. Tedarikçilerin pazara olan hâkimiyetleri (supplier power)3. İkame ürünlerin tehditleri (threat of substitutes)4. Alıcıların pazarlık güçleri (buyer power)5. Endüstri içindeki firmaların kendi aralarındaki rekabetleri (industry rivalry)olarak açıklamıştır. Tüm dünyada kabul gören Porterın yönteminde nereye gidiyoruz ve oraya nasıl varacağız sorularının öngörülebilir bir yanıtını buluyorduk. Değişkenleri tarif ediyor ve bu değişkenlerin bizim tarifimize göre davranacağını düşünüyorduk. Böylece geleceği de tahmin edebildiğimizi düşünüyor ve gelecek ile ilgili belirsizlikleri azalttığımızı hissediyorduk.Veriler ile karar almak önemli idi ve gelişmiş iş zekâsı çözümleri de bizi rahatlatıyordu. Biraz bütçe ayırarak değişkenlerin davranışını bile tahmin edebilirsiniz, ne güzel değil mi? Hatta insanoğlu belki de böylece belirsizliğe karşı kendi üstünlük egosunu da biraz olsun tatmin ve hatta ilan etmiyor muydu? Öyle ya insan aklı üstündür(!)1990lardaki söyleminde Gary Hamel gibi düşünürlerden şirketin temel yetkinliklerini (core competencies)de anlamanın çok önemli olduğunu öğrendik. Çevresel faktörleri analiz et, şirketin temel yeteneklerini iyi tarifle ve başarıya ulaş! Ne kadar garantili değil mi?Aslında çok iyi biliyoruz ki gelecek hiç de öngörülebilir olmadı hiçbir zaman İş dünyasında görüyoruz ki çok büyük şirketler çok kolay çökebildi, dünyanın en büyük bankaları iflas edebildiler. Böyle bir dönemde hâlâ gelecek hakkında ne kadar bilgiliyiz sizce? Hiçbir şey!General Clausewitz, Napolyonu çok yakından tanımış. O, savaşın üzerine geliştirilebilecek teknik ve matematiğin yetersiz kalacağını, savaşın kendi kurallar ve yasalarına rağmen aslında tamamen belirsizlik ortamı olduğunu iddia etmiştir. Napolyonun askeri dehasının tek bir yetenek değil, aklın ve duyguların ahenkli bir bileşiminden kaynaklandığını da Clausewitz belirtiyor.Clausewitz savaş hiçbir istihbarata yüzde yüz güvenemediğimiz, hiçbir zaman sağlam bir zemine basamadığımız, sürekli olarak tesadüflerin ve şansın belirsizliği artırıcı etkisinde olduğumuz kaygan bir zemindir (şans yerine kader/kısmet de diyebiliriz). Bir savaşta strateji belirlemesi gereken komutan, kendisini durmadan umduğundan farklı gerçekler karşısında bulur. İster istemez planları altüst olur, kararları çok sık kullanılamaz hale gelir. Yeni bir karar almak için ise o anda gerekli veri ve bilgiler elinin altında değildir. Genellikle harekât sırasında ani kararlar almak zorunluluğu vardır. Ne yeni durum değerlendirmesine ne de uzun boylu düşünmeye vakit vardır. Cephede oluşan gerçekler anlaşıldıkça, kararsızlık azalacağı yerde artar der... Ne güzel söylemiş! Çok iyi bilmek, çok iyi hazırlanmak, çok deneyimli olmak bile en doğru yanıtı bulmaya yetmeyecektir. Napolyon kazandığı hiçbir savaşta önceden strateji belirlememiş, zamanı, mekânı, olayları çok hızlı kavrayarak belirsizlikleri ustaca yönetmiş Duygu-akıl dengesini iyi kullanmış, Akıl gözü ile de görmüş Elbette bunlar donanım ve birikim olmadan olamayacaktır. Napolyon önceki başarılı olmuş komutanların nasıl savaştıklarını çok iyi biliyormuş, tahmin edilemeyecek hamleler yaparmış, o anı iyi görüp tarihi kararlar alabilmiş, manevi gücü yüksek olarak sorumlulukları üstlenip, kritik durumda mantıktan çok duyguları ile karar almış bir komutan...Hayat aslında öngöremediğimiz birçok olayın diğerini değiştirdiği bir ortamdır. Başarı istiyorsak belirsizliği kucaklamalıyız. Geleceği sadece verilerle, raporlarla, programlarla doğru öngöremeyeceğimiz kesin, sadece fikir verebilirler Hesaba katmamız gereken o kadar değişken var ki, mantığımızla bu işi çözemeyiz! Bazen değişim o kadar sert olabilir ki hiç bir bilgisayar veya insan mantığı öngöremeyebilirÖyleyse akıl gözünüzden yararlanın Elbette şirketinize ait kaliteli verileriniz olsun, doğru raporlarınız olsun, çok hızlı rapor alabilin, iş zekâsı programları ile öngörüler oluşturmaya çalışın, rakibi tanıtın hamlelerini izleyin ancak bilgi ve deneyimlerinizi, sezgilerinizi de katarak akıl gözünüzle görmeye çalışın ve öyle kararlar alın, hamleler yapın Böylece daha hızlı, esnek ve daha doğru öngörüye ulaşabilirsiniz, daha doğru kararlar alabilirsinizBir perakendecinin deyimi ile perakende kansız bir savaş değil mi? Napolyonun yaptığı gibi akıl gözünüzle görmek, stratejilerinizde mantık yanında duygu ve sezgilerinizi de koyarak en doğru öngörüler ile karar almanız temennisi ile
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive