Eklenme Tarihi : 20 Nisan 2009 Pazartesi
Yılmaz Pekmezcan

Krizin de İşsizliğin de Çözümü: Perakende!..

Dünya ekonomisinin daralması sonucu kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlayan işsizlik sorunu, ülkemizde en son açıklanan Şubat ayı verilerine göre tam anlamıyla S.O.S. vermeye başladı


Aslına bakarsanız, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da veri yetersizliği ve çarpıklığı, sağlıklı bir değerlendirme yapma şansımızı azaltıyor. Aynı konu, bütün dünyanın sorunu haline gelmiş durumda. Diğer ülkelerle aramızdaki önemli farkların başında, sorunun kavram olarak iyi tanımlanması ve piyasalarının önemli bir kısmının kayıt altında olması geliyor... Kayıt dışılıktaki yüksek oranlar, bu konunun bizim için son derece acil ve önemli olduğunun en basit, en önemli göstergelerinden biri. Sorunu doğru tanımlayamazsak, çözümü konusunda da sağlıklı kararlar veremeyiz. Uluslararası Çalışma Örgütüne (ILO) göre bir kişinin işsiz olarak nitelendirilebilmesi için aşağıda belirtilen maddelerdeki şartları taşıması gerekiyor:* İş akdi sona erdiğinden ya da geçici olarak tatil edildiğinden, istihdama elverişli konuma giren, herhangi bir işe sahip olmayan ve ücretli bir iş arayanlar,* Daha önce hiçbir zaman istihdam edilmemiş olan ya da önceki statü durumu itibariyle bağımlı olmayan veya emekli edilmiş ancak belirli bir dönem için çalışmaya elverişli olan kişiler, * Belirli bir dönemden ziyade ilerleyen tarihlerde yeni bir işe başlama konusunda anlaşma yapmış olduğu halde, halen bir işe sahip olamayan ama çalışmaya elverişli olan kişiler,* Geçici ve belirsiz bir süreyle kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadan tensikata tabi olan kişiler.İşgücü piyasasında en dikkat çeken çarpıklıkların başında, çalışmayan ancak iş de aramayan nüfus olarak değerlendirebileceğimiz genç nüfus geliyor. Tarım dışındaki nüfusun yüzde 85i işgücüne katılmıyor. Tarımda çalıştığı ifade edilen kızların ise yüzde 86sı ücretsiz aile işçisi olarak değerlendiriliyor. Hiçbir sosyal güvenlik sisteminden yararlanmayan bu kesim, işgücüne katılıyor olarak gösteriliyor. Bir diğer çarpıklık da yasal olarak tarif edilen genç işgücü kavramından kaynaklanıyor. Yaş sınırı 13ten başlıyor ancak 24 yaş sınırındaki genç işsizlerin yüzde 25i 4 yıllık fakülte mezunu. Fakat okuyan kesim işsizler sınıfında değerlendirilmiyor. Oysa bu nüfusun önemli bir kısmı ikinci öğretim okuyor, önemli bir kısmı okulu birkaç dersten uzatıyor, yıllarca aynı kategori içerisinde bulunuyor ve genç işgücü sınıfında yer alıyor. Maalesef, her lise mezununu üniversiteye taşıma mantığıyla işsizliğin çözülmeyeceği açık... Zira genç işsizler olarak ifade edilen kesimin oranı, yetişkin işsizlerin iki katı! Herkese diploma vererek bu gençlerin beklenti düzeyini artırırken, sahip oldukları niteliğe uygun bir işte çalışma fırsatını, alt seviyelerdeki iş imkanlarını ise işin niteliğini beğenmedikleri için kaybettiriyoruz.İstihdam ile ilgili politikalarda bu durum dikkate alındığında, gençlerin eğitimiyle birlikte iş bulabilmelerine ilişkin iki temel konu karşımıza çıkıyor. Bunlardan birincisi, mezun olan öğrencilerin elindeki diplomanın niteliğiyle işgücü piyasasının ihtiyaçlarının uyuşmaması. İkincisi de eğitimden istihdama geçişte adaylara rehberlik, iş bulma ve eşleştirme gibi konularda destek verecek profesyonel kurumlara duyulan ihtiyaç. Avrupa başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerde eğitim oranı arttıkça işsizlik seviyesi düşerken, bizde tersi bir durum söz konusu! Durum o ki, yılın ilk iki ayında yıllık bütçe açığını verdiğimize göre, 2009da istihdam açısından sıkıntılı bir süreç yaşanacağa benziyor. Bu durumda alınan bazı tedbirlere ilave olarak gerçekleştirilen paketler, aslında nefes aldırmaya yönelik. Köklü bir yaklaşım, şu ana kadar göremedik... KDV oranlarındaki düşüş, doğrudan otomotiv sektörüyle bağlantılı gerçekleştiğine göre Avrupalının mı, yoksa bizim mi daha çok işimize yarayacağı tartışılır! Zaten ciddi rakamlarla borçlanan esnaf ve tüketicilerin, bu oranların indirilmesiyle borçları yerinde dururken, daha da borçlanma eğilimleri kısa vadede piyasaları (özellikle otomotiv sektörünü) canlandıracak. Ancak uzun vadede ciddi sorunlar yaşamamıza neden olacak... Halkı daha da borçlandırarak krizden çıkma şansımızın olduğunu düşünmüyorum. ABD, bunun en iyi örneği... Bu açıdan bakıldığında işsizliğin de, krizi yavaşlatmanın da çözümü, perakendede yatıyor. Perakende sektörü dendiğinde, yalnızca tekstil ve gıdadan ibaret olmayan dev bir pazarın kastedildiğini hepimiz tasavvur edebiliriz sanırım... İşte, bu pazarın harekete geçebilmesi için mevcut borçlar konusunda yapılandırma ve ödeme kolaylığı içeren geniş kapsamlı bir pakete ihtiyaç var. Her şeye rağmen perakende büyümeye devam ediyor. Desteklenmesi gereken bu sektör, istihdama katkısını kayıtlı ve kurallı bir şekilde sürdürecek. Tek şart, perakendenin bir meslek olduğu konusundaki nitelik arayışlarının devam etmesi ve gençler için gerçek kariyer fırsatları sunabildiğine inanmak...Kendi gelecekleriyle ilgili planı olmayanlar, başkalarının planlarına dahil olur!
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive