Eklenme Tarihi : 07 Şubat 2011 Pazartesi
Yılmaz Pekmezcan

İstihdama panoramik bir bakış! (2)

Gençlere belirli bir eğitimin sonunda sahip oldukları kazanımları ile enerjilerini bir yere kanalize edebilecek iş sahalarını ve imkânlarını mutlaka sunabilmeliyiz.


Elbette ki üniversitelerin iş bulma gibi bir görevi bulunmuyor. Fakat üniversite sanayi işbirliğinin gerçek manada sağlanarak özellikle üretim ve hizmet sektörleri için gerekli ihtiyaç ve talepler doğrultusunda eğitim planlaması yapılabilir. Sanırım bu işbirliği gerçek manada sağlandığı takdirde özellikle ara işgücü temini konusunda daha gerçekçi adımlar atılacaktır. Sektör aradığı elemanı temin edebilme konusunda biçimsel eğitim yollarını daha süreç devam ederken kullanarak kaynak planlaması yapabilir. Böylelikle eğitim kurumları da mezunlarının bir an önce işe yerleşmesiyle, başarılarını tescil etmiş olacaklar.Bir eğitim kurumunun başarısı sanırım mezunlarından ne kadarının kurumsal bir firmada, dolgun ücretli ve saygın bir konumda iş bulabildiği ve ne kadarının üretim sürecine katılarak katma değer üretebildiği ile ölçülebilir. Düşünün bir kez; çok iyi bir üniversite ya da bölüm fakat mezunlarının yüzde 10u ya da 15i iş bulabilmiş, yüzde 90ı işsiz! Gözü de kulağı da tırmalıyor bence. Bu durumda eğitim kurumları bence misyonlarını yeniden gözden geçirmeli! Tekrar ifade etmek isterim ki; elbette ki üniversitelerin iş bulmak gibi bir görevi yok. Ancak; ülkenin her alandaki muhtemel gelişimlerine ya da geliştirilecek alanlarına paralel üniversite, bölüm, program ve öğrenci planlaması yapılarak eldekilerin sanayinin ve sektörel kurumların beklentilerine cevap verecek donanımla hazır hale getirilmesi gerekir. Kariyer, iş hayatında olsun ya da olmasın her insanın ilgisi dâhilinde olması gereken bir kavram. Zaman, her an aleyhimize işleyen bir mefhum aslında. O ilerledikçe hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak ve şayet geleceğe dair bir hedefimiz var ve buna ulaşmak için bir çabamız olacaksa sorun yok. Ancak; çabamız ve hedefimiz yoksa işte o zaman tüm sorunların başladığı yerdeyiz demektir. Böyle bir durumdaki kişinin yapacağı en kolay iş: başta devletini, hükümetini, ailesini ya da kendilerini eğitenleri suçlamak olacaktır. Bu süreçteki asıl acı olan ise, suçlama sürecinin artık çaresizlik içine düşüldüğü dönemlerde yani sorumluluk ve inisiyatif alması gereken bir dönemde başlayacak olması. Böyle bir dönemde psikolojik bunalımın eşiğindeki ya da içindeki bir insanın artık ne kariyerinden bahsedilebilir ne de ülke ekonomisine katkısından. Tam aksine bu durumdaki bir kişi bir de genç ise kendi kendisine bu durumun üstesinden gelmesi beklenemez. İnsanın ekonomik varlığının temeli çalışma hayatıdır. Diğer bir deyişle en temelinde geçinebilmemizin yegâne yolu çalışmaktır. Çalışmak, hem bireysel açıdan hem de ülke ekonomisi açısından yaşamın devam edebilmesi için tek gelir elde etme unsurudur. Dünya kadar petrolünüz ve yer altı zenginlikleriniz bile olsa çok çalışarak bu rezervlerin kullanımı konusunda yeter olmalısınız. Aksi durumda bu rezervler bile gün gelir sonunuz olabilir!İşte, eğitim kurumları böylesi olumsuz durumların yaşanmaması ve ülkenin kalkınabilmesi için, eğitim gören milyonlarca gencini sağlıklı bir şekilde topluma kazandırılabilmesi için kariyer planlamasına yardımcı olmalı, önlerine ulaşılabilir hedefler koyarak ülke genelinde bir bütünlük içinde onları geleceğe hazırlamalı. Bu konudaki en önemli desteği de sanayiden alabilmeli. Bu açıdan bakıldığında evet kanaatimce işsizliğin de, krizi yavaşlatmanın da çözümü perakendede yatıyor. Sektör olarak bakıldığında herhalde bir tanım yapmama gerek kalmaksızın perakende sektörü denilince yalnızca tekstil ve gıdadan ibaret olmayan dev bir pazarı hepimiz tasavvur edebiliyoruzdur. İşte bu pazarın harekete geçebilmesi için, mevcut borçlar konusunda bir yapılandırma ve ödeme kolaylıkları içeren geniş kapsamlı bir pakete ihtiyaç olduğu açık. Her şeye rağmen perakende büyümeye devam ediyor. Desteklenmesi gereken bu sektörde istihdama katkısını kayıtlı ve kurallı bir şekilde sürdürmeye devam edecektir. Tek şart perakendenin bir meslek olduğu konusundaki nitelik arayışlarını devam ettirmesi ve gençler için gerçek bir kariyer fırsatları sunabildiğine inanması.Perakende sektörü üniversitelerin ilgili bölümleri ve programlarından mezun olan öğrenciler açısından tüm yararları elde edebileceği ve kısa sürede başarı yoluyla elde edebileceği statülerle çok cazip imkânlara sahip. Ancak sektörün genel problemleri içerisindeki çalışma saatleri ve ücret politikaları konusu maalesef bu açıdan bakıldığında sektörün nitelikli işgücü problemini de beraberinde getiriyor. Bu durumda, kanaatimce önemli bir uyarı da sektör temsilcilerine yapılması gerekiyor. Nasıl ki bireyler kendi kariyer planlamalarını yaparak iş hayatında arzuladıklara yerlere ulaşmak, başarılı olmak, sosyal ve psikolojik açıdan tatmin olarak iyi yerlere gelmek istiyorlarsa; işletme sahiplerinin de kendi kaynak planlamaları ve politikalarını bu doğrultuda hazırlamaları gerekiyor. Kurumsal başarı yalnızca teknolojik ve bir takım yapısal süreçlerle ilgili değişikliklerle değil; en önemli kaynağın insan olduğu gerçeğinden hareketle gerçekleşebileceğinin anlaşılması gerekir. Unutmayın kaliteli firma/marka, arka planda mutlaka kaliteli insan demek! Kendi gelecekleriyle ilgili planları olmayanlar, başkalarının planlarına dahil olurlar!
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive