Evrensel Lezzet: Makarna

Makarna, dünyanın her yerinde en sevilen yemekler listesinin ilk sıralarında yer alıyor. Hazırlanması adeta bir sanat olan bu yemeğin binlerce çeşidi olsa da, üretim açısından dünyada ilk 5te yer alan ülkemizde yeterince tüketilmiyor. Makarna sektörünü üretici firmalar ve bu ürünleri son kullanıcıya sunan perakendecilerle konuştuk...

Eklenme Tarihi : 30 Mart 2010 Salı
evrensel-lezzet-makarna
Özlem ELGÜNOrtak bir tutkunun adı olabilecek kaç yemek çeşidi var? Hazırlanışı adeta bir sanat olarak kabul edilen? Haşlanarak doğan, zaman içinde sosu ile bütünleşen; lezzeti, onu hazırlayanın zevkini, bilgisini ve tecrübesini yansıtan? Makarna, işte böyle bir şey...Çeşitli tarihi kaynaklar makarnanın Eski Roma, Arap ve Çin medeniyetlerinde kullanıldığını belirtiyor. Roma yakınlarında bulunan Cerveteride yapılan kazılarda, Eski Roma dönemine ait makarna yapımında kullanılan aletler bulundu. Romalıların lagana dedikleri Lasanya türü makarnanın da bu dönemden kalma olduğu düşünülüyor. Milattan sonra 1inci yüzyılda yaşamış olan Apicio, De re coquinaria adlı eserinde Lagana yani Lasanyadan söz ediyor. Arap medeniyetinde ise makarna ile ilgili kaynağa daha çok rastlanıyor. 10uncu yüzyılda makarnanın kervanlar ve gemilerle nakledildiği, büyük fetihlerle birlikte çeşitli milletlerin de bu şekilde ilk defa makarna ile tanıştığını Arap tarihçilerin eserlerinden öğreniyoruz. Çin medeniyetinde ise makarna kullanımı daha eskilere dayanıyor. Milattan önce 1700 yıllarında Çinde makarna tüketildiği biliniyor. Kaşif Marco Polonun Çine yaptığı seyahat sonrasında 1292 yılında beraberinde Spaghetti adı verilen makarna çeşidini getirdiği biliniyor. Sonuç olarak makarna birçok medeniyette kullanılmış ve farklı şekillerde üretilmiş.Makarna önceleri ev yapımı olduğundan, üretimi sınırlıydı. 18inci yüzyılda üretimde kullanılabilecek makinelerin geliştirilmesi ile birlikte fabrikalarda üretilmeye başlandı. Besleyici özelliğinin tespit edilmesi, makarnaya olan talebi artırdı. Teknolojinin gelişmesi, yeni metotların kullanılması ile ucuz ve bol üretim imkanını yakalayan makarna sektörü, 20nci yüzyıldan başlayarak sürekli artan talebe cevap vermeye çalışıyor. Erişteden makarnaya Türkiyede makarna üretimi Cumhuriyet Döneminde başladı. Önceleri tamamı ev yapımı olarak erişte adı altında tüketilen makarnanın sanayi olarak Türkiyeye giriş tarihi 1922. İlk makarna tesisi İzmir-Bayraklıda kuruldu. Türkiyede üretim 1950lere kadar küçük kapasiteli tesislerde yapıldı. 1960 yılından sonra fabrika sayısı ve üretim kapasitesi arttı. 1962 yılında 33 bin ton/yıl ton olan kurulu kapasite, 1970li yıllarda büyük fabrikaların açılmaya başlamasıyla 100 bin ton/yıla, 1980 yılında 250 bin ton/yıla ve yeni fabrikaların kurulmasıyla birlikte diğer fabrikaların da kurulu kapasitelerini artırmaları sonucu 1993 yılında 530 bin ton/yıl, 1995 yılında 593 bin ton/yıl,1997 yılında da 710 bin ton/yıla, 1998de 818 bin ton/yıla yükseldi. 2003 yılı sonu itibarıyla kurulu kapasite 1 milyon ton/yılı aşmış bulunuyor.Sektördeki mevcut üretim tesisleri coğrafi olarak makarnalık (durum) buğdayının yetişme alanları olan Güneydoğu Anadolu, Orta Anadolu ve Batı Anadoluda yoğunlaşıyor. Gaziantep ili en önemli üretim bölgesi. Türkiyede mevcut üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 40ı burada bulunuyor. Diğer önemli üretim bölgesi ise toplam üretim kapasitesinin yüzde 30unu gerçekleştiren Orta Anadolu Bölgesi. Ege Bölgesinin toplam üretimdeki payı da yüzde 23. Sektörde dış pazarlarda pay sahibi olan entegre tesislerin yanı sıra mahalli özellik arz eden tesislerle birlikte 26 fabrika bulunuyor. Halen 22 fabrika faal olarak çalışıyor. 1995 yılında sektörde 2 bin 500 kişi çalışırken, 1997 yılında kurulu kapasitenin artmasının yanı sıra ihracatın en yüksek olduğu ve dolayısıyla üretimin de en yüksek seviyeye çıkmasıyla çalışan sayısı 3 bin 200e yükseldi ancak 1999 ve 2000 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sonucunda bu sayı 2 binlere kadar indi. Halen sektörde 3 bin kişi istihdam ediliyor. Kaynak: http://www.makarna.org.tr/Makarnada dünya beşincisiyizDünya makarna üretiminde 5, ihracatta ise İtalyadan sonra 2nci sırada yer alan Türkiyenin sektördeki durumunu Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bozkurt ile konuştuk TMSD kimler tarafından, ne zaman kuruldu? Şu anda kaç üyeniz var? Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD), Kasım 1993te Makarna Sanayicileri Derneği adıyla kuruldu. Yurt içinde üretilen makarnanın büyük bir kısmını dernek üyelerinin oluşturması nedeniyle,1997 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile adının başına Türkiye eklendi ve uluslararası platformda adını duyurmaya yönelik ilk adımı attı. Türkiyeyi temsil etme yetkisine de sahip olan derneğimizin Uluslararası Makarna Üreticileri Birliğinde (IPO) kurucu, Birleşmiş Milletler Makarna Üreticileri Birliğinde de fahri üyeliği bulunuyor. Şu anda 33 üyemiz var.Derneğin amacı ve çalışmaları hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?Derneğimizin amacı, Türkiyede makarna sanayiinin gelişmesine ve sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak, makarna sanayicilerine mesleki, sosyal, teknik ve ekonomik konularda yol göstermek. Ülkede makarna kullanımının kalite ve kantite açılarından gelişmesine, makarnanın Türk halkınca daha yakından tanınmasına, halk sağlığına uygun ve dünya pazarlarında kalite, standart ve maliyet yönünden rekabet gücü üstün makarna üretimi hedefinin gerçekleştirilmesine, ülke içinde artan üretim kapasitesine yeterli talep yaratılmasına ve dış pazarlarda ihracat olanakları yaratılmasına katkıda bulunmak. Makarna kullanımının kalite ve miktar açısından gelişme yollarını araştırarak, makarnanın beslenmedeki önemini tüketicilere anlatmak ve fert başına yıllık tüketimi 8 kilograma yükseltmek, yıllık miktar kotası ile tarım payı adı altında karşılıklı olarak alınan vergiyi kaldırmak, hammaddemiz olan durum buğdayını ülkemiz çiftçisinden ve TMOdan temin etmek ve böylece üreticimizi desteklemekMakarna sektörünün büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Bu sektörde faaliyet gösteren kaç firma var, bunların toplam üretim kapasiteleri nedir?Sektörde halen faaliyet gösteren firma sayısı 22, bunların toplam yılık kurulu kapasiteleri de 1,3 milyon ton.Ülkemizdeki makarna tüketimi konusunda neler söyleyebilirsiniz?Türkiyede makarnanın yıllık tüketim miktarı kentlerde ve kırsal kesimlerde giderek yükseliyor ancak halen arzu edilen seviyede değil. Fert başına yıllık makarna tüketimi 6 kilogram seviyelerinde. Derneğimizce yaptırılan tüketim araştırmalarında makarnanın ailede hemen herkes tarafından sevildiğine, çocukların zevk alarak yediğine, doyurucu olduğuna, ucuz ve pratik bir yemek olduğuna inanmasına karşın yine de büyük bir kesim makarnanın kilo aldırdığına inanıyor. Bu yanlış inanış sebebiyle makarna maalesef ülkemizde arzu edilen seviyede tüketilmiyor. Makarna tüketimi bölgelere göre de farklılık gösteriyor. Örneğin Marmara Bölgesinde kişi başına yıllık makarna tüketimi 8,1 kilogramken, Ege Bölgesinde 6,8 kilogram, Akdeniz Bölgesinde 5,8 kilogram, İç Anadolu Bölgesinde 5,9 kilogram, Karadeniz Bölgesinde 4,7 kilogram, Doğu Anadolu Bölgesinde 7,2 kilogram ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde ise 5,4 kilogram olarak tüketiliyor.Makarna sektörünün dünyadaki yeri nedir? İhracat rakamları ve en çok ihraç edilen ürünler konusunda bilgi verebilir misiniz? Türkiye, dünya makarna üretiminde 5inci, ihracatta ise İtalyadan sonra 2nci sırada yer alıyor. 2008 yılında 116 ülkeye ihracat yapmışken, 2009 yılında ihracatımızı 123 ülkeye çıkarmış bulunuyoruz. Ağırlıklı olarak Asya ve Afrika ülkelerine ihracat yapıyoruz. 2009 yılı, sektörünüz açısından nasıl geçti?2009 yılı sektörümüz açısından özellikle ihracatta çok verimli ve başarılı geçti. Zira bu yıla kadarki en yüksek rakamımız 2006 yılında 193 bin 205 tonken, 2009 yılında 215 bin 233 tonla yeni bir rekor kırıldı. 2010 yılındaki ihracat hedefimiz de 250 bin tonu geçmek. Buna karşılık iç pazarda arzu edilen büyüme maalesef gerçekleşmedi. Bu da sektörümüzün iç pazara daha fazla yönelmesini ve makarnanın şişmanlatmayan bir ürün olarak algılanmasını sağlayacak çalışmalar yapılmasını gerektiriyor.2010 yılı, sektör açısından nasıl geçecek sizce? Sektörün ne kadar büyüyeceğini ve hangi rakamlara ulaşacağını düşünüyorsunuz?Sektörümüzün hedefi, yıllık 6 kilogram olan fert başına makarna tüketimini 8 kilograma yükseltmek. Bu hedefe ulaşabilmek için ilk etapta 2009 yılında 628 bin ton olan makarna üretimini 700 bin tona çıkarmak.Sektördeki en büyük sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?Sektörümüzün şu andaki en ciddi sorunu kaliteli hammadde temini. Bilindiği üzere makarna hammaddesi durum buğdayı. Bu buğdayların en önemli gen merkezlerinden biri de Türkiye olmasına rağmen, kaliteli durum buğdayı üretimi çok az. Öncelikle ülkemizde kaliteli durum buğdayı tohumluğuna önem verilmesi ve çiftçiye yeteri kadar dağıtılması sağlanmalı.Arbella Dış Ticaret Müdürü Gülçin Arslan Hazar Arbella ve Arbella Family markalarının üreticisi Durum Gıdanın tesisleri, 2006 yılında Mersinde kuruldu. 15 milyon euro yatırım yapılarak kurulan tesislerde üretim, son teknolojiyle yapılıyor. Dünyanın kabul ettiği kalite belgelerine sahip ender Türk firmalarından biri olan Durum Gıda, dünya bakliyat devi olan Mersin merkezli Arbel Grubu bünyesinde yer alıyor. 1980 yılında Mersinde kurulan Arbel Grubu, global oyuncu olmak adına 2002 yılında Kanadada, 2007 yılında da Amerika ve Avustralyada tesis yatırımı yaptı. 2007 yılında yurt dışı yatırımlarını Alliance Grain Traders (AGT) çatısı altında toplayan şirket, aynı yıl Toronto Menkul Kıymetler Borsasında halka açıldı. 2009 yılı Eylül ayında Arbel ve Durum Gıdayı da aynı çatı altına alan AGT gıda sektöründeki tüm yatırımlarıyla borsada işlem gören sektöründeki en büyük şirketlerden biri oldu.Arbel Grubu olarak geniş bir pazarlama ağına sahibiz ve bu pazarlarımıza Arbella Makarnayı da kalitesi ve tadı ile kabul ettirdik. Ürünümüzün kalitesinin yanında teknik ve pazarlama konusunda güçlü ve tecrübeli bir ekibe sahibiz. Global bir şirket bünyesinde olmanın yarattığı sinerjiyle gerek iç gerekse dış piyasada ciddi bir büyüme kaydettik. Türkiyenin en genç markalarından biri olmamıza rağmen, 2008 yılında makarna ihracatında lider olduk.2009 yılında da liderliğimizi sürdürecek kapasite ve pazar ağına sahibiz. 2007 yılında Arbella markasıyla tüketicilerle buluştuk. Kısa sürede yurt içi ve yurt dışında tüketicinin beğenisini kazanarak en büyük ihracatçı şirketlerden olmayı başardık. Arbella Makarna, yenilikçi ve eğlenceli vizyonuyla makarna sektörüne yeni bir soluk getirdi, önemli bir bilinirlik seviyesine ulaştı. Warner Bros ile yaptığımız anlaşma ile çizgi film karakterlerinden oluşan vitamin katkılı çocuk makarnaları ürettik ve bu segmentte lider konumundayız. Ülkemizde makarna, ana yemek olarak sofralarda yerini alamıyor. Bu nedenle Türkiyede makarna tüketimi diğer ülkelere nazaran az. Öncelikli görevimiz, makarna tüketimini artırmak için bilinçlendirme çalışmaları yapmak.Makarna hakkında bilinen yanlışları düzeltmek ve makarna yeme kültürünü oluşturabilmek için tüketiciyle buluşabileceğimiz her alanda reklam kampanyaları yaptık, tadım aktiviteleri ve seminerler gerçekleştirdik. Okulları tesisimizde ağırlayarak, çocuklarımıza sağlıklı beslenme ile ilgili bilgiler verdik, üretim aşamalarını gezdirdik. Arkamızdan bizi takip eden şirketler oldu, bizi model aldılar. Türk makarna sektörüne dinamizm kattık. Bundan gurur duyuyoruz, çünkü yapılan bu çalışmalar sektörü büyüttü. Makarna sektöründeki bu büyüme ivmesi, atıl durumda olan kapasitelerin değerlendirilmesinde, ekonomiye kazandırılmasında etkili olacak. 2009 yılı içerisinde büyük bir yatırımı tamamladık, yeni yatırımları değerlendirme kapsamına aldık.2010 yılında pazar çeşitliliğimizi artırmayı ve Arbella markasının bir dünya markası olmasını hedefliyoruz. Yeni pazarlar bulmak ve burada Türk makarnasını kabul ettirmek için sürekli arayışlar yapıyor, dünyadaki tüm gelişmeleri ve olanakları takip ediyoruz. Girilmesi en zor pazarlara girerek ve ürünümüzü kabul ettirerek, Türkiyedeki makarna sektörünün önünü açma misyonunu yüklendik. Yakın zamanda yurt dışı pazarlarda da reklam çalışmaları yapacağız. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmaları artırarak sürdüreceğiz. Dünyada makarna ürünlerine olan genel talep, bu ürünlerin lezzeti, ucuzluğu, besleyici olması, kolay hazırlanması, uzun süre muhafaza edilebilmesi gibi özelliklerinden dolayı istikrarlı bir şekilde artıyor. Kaliteli makarna durum buğdayından yapılır. Bu sert buğday türü, dünyanın belli bir bölümünde yetiştirilebiliyor. Bu nedenle bu buğday türü, üretimlerinin iç talebi karşılayamadığı ya da hiç üretim yapılamadığı ülkeler ithalatçı konumunda. Ülkemizde yetiştirilen durum buğdayı dünyanın en kaliteli durum buğdayından. Türk makarna üreticileri bu avantajdan yararlanmak, en büyük ihracatçı 10 ülke içine girmek için çalışma yapmalı. Dünyanın en büyük ithalatçı ülkesi olan ABD, İtalya, Çin ve Belçikadan sonraki en büyük ihracatçı ülke. Ülkemizdeki makarna üreticilerinin dünya pazarlarını daha yakından tanımak ve yeni pazarlar oluşturmak için, teknolojiden de yararlanarak araştırmalar yapması, elindeki gücü kendi lehine kullanması gerekiyor. Şirket olarak çok sevdiğimiz ve benimsediğimiz bir söz var: Çok gezen kurt aç kalmazBarilla Gıda Ülke Müdürü Güneş KarababaBarilla ve Filiz markaları altında farklı damak zevklerine hitap ediyoruz. Filiz markası ile geleneksel Türk damak tadına uygun ürünler üretiyoruz. 1974den beri Filiz markası, makarnada lezzet, kalite ve güven arayan tüketicilerin tercihi oldu. Filiz markası altında ayrıca, makarnada farklı tatlar arayanlar için yumurtalı, domatesli ve ıspanaklı karışık çeşitlerimiz var. Makarnasını yerken, günlük vitamin ihtiyacına destek sağlamak isteyenler için de Filiz Vitaminli serisi mevcut. TÜBİTAK ile beraber formülünü geliştirdiğimiz Fizi çocuk makarnası, eğlenceli paketleri ve küçük şekilleri ile keyifli bir sofra yaratırken, çocuk gelişiminde gerekli vitamin ve minerallerin de takviyesini sağlıyor.Filiz ve Fizi markaları altında 29 çeşit makarnayı tüketicilerin beğenisine sunuyoruz. Barilla markası altında ise ülkemizde ürettiğimiz ürünlerle makarnada İtalyan tarzını ve tadını arayanları hedefliyoruz. Barilla, 1877 yılında İtalyada doğmuş, şu anda da tüm dünyada makarnada pazar lideri bir marka. Türkiyede, sadece durum buğdayından üretilen 15 çeşidin yanı sıra, Barilla La Collezione serisi adı altında çok özel 7 çeşit daha mevcut. Bu seride yer alan peynir dolgulu Tortellini, Lazanya, Tagliatelle, Pappardelle gibi ürünlerle de makarnada İtalyan lezzetini arayanlara hitap ediyoruz. Barilla markası, makarnanın yanı sıra birbirinden lezzetli 8 çeşit makarna sosu ile de İtalyan restoranlarını evlerimize taşıyor. Tamamen doğal, katkı maddesi içermeyen, domatesli ve sebzeli soslar, evde şahane makarna yemekleri yapmayı kolaylaştırıyor.Tam buğdaydan yapılan Barilla Integrale serisi 2009 yılından itibaren raflarda yer almaya başladı. Ekmek, bisküvi gibi sektörlerde tam buğday ürünlerinin kullanımı giderek artıyor. Sağlıklı beslenmenin temel taşlarından birinin; lifli gıdalar tüketmek olduğu artık bilinen bir gerçek. Araştırmalar gösteriyor ki, vücudun günlük ihtiyacı olan enerjinin yarısı, makarna gibi sağlıklı karbonhidrat kaynaklarından karşılanmalı. Bu 2 sağlık ihtiyacına aynı anda cevap veren bir ürün olan Barilla integrale ile hem yüksek lif oranını hem de lezzeti bir arada sunuyoruz. Dünyada makarna ürünlerine olan genel talep istikrarlı bir artış içinde olmasına rağmen, ülkemizdeki makarna tüketimi beklenen düzeye ulaşmadı. Ayrıca bölgesel farklılıklar da gösteriyor. Bu arada ülkemizde makarna kültüründe henüz gerçek anlamda gelişmemiş olması da tüketimde beklenen artışların yaşanmasını engelliyor. Dünya makarna üretimi 11 milyon 876 bin 983 ton. Makarna üretimi birkaç ülkede yoğunlaşıyor. İtalya 3 milyon 100 bin 843 ton ve yüzde 32 pay ile dünyanın en büyük üreticisi. İtalyayı yüzde12 ile ABD, yüzde11 ile Brezilya ve yüzde 6 ile Rusya Federasyonu izliyor. Türkiye, dünya makarna üretiminde 5inci sırada. Üretimdeki payı ise yüzde 5.1. Dünyada kişi başı makarna tüketiminde 28 kilogramla İtalya ilk sırada yer alıyor. İtalyayı 13 kilogram ile Venezuella ve 11.7 kilogram ile Tunus izliyor.Türkiyenin kişi başına makarna tüketimi 6 kilogram. Sektörün hedefi, fert başına tüketimi yıllık 8 kilograma çıkarmak. Türkiye`de makarna tüketiminin arzu edilen seviyeye gelememesinde sos kültürünün Türk mutfağında yerleşik olmaması, makarna pişirme konusunda halkın yeterince bilgi sahibi olmaması, üretimde çeşitliliğin yeni başlamış olması ve makarnanın besleyici değerinin yeterince anlatılamamış olması gibi nedenler etkili. Günlük karbonhidrat ihtiyacını ekmekten karşılayan Türk halkı, makarnayı gerek bulgur gerekse pirinç pilavında olduğu gibi ana yemek kabul etmedi.Ancak son yıllarda hızlı nüfus artışı, makarnanın ekonomik olması, pazarlama ve ulaşım olanaklarının artması, hızlı kentleşme sonucunda çalışan kadınların hazırlaması çabuk gıdaları tercih etmelerinin makarna tüketimini artıracağı bekleniyor. Makarna sektöründe ise son dönemde yeni oyuncular ve artan üretim kapasitesini görüyoruz. Oysa sektörde mevcut kapasite bile verimli olarak kullanılamıyor ve çok yüksek oranda atıl kapasite var. Orta vadede, sektör oyuncuları arasında konsolidasyonlar ve satın almalar bir sektör dinamiği olarak ortaya çıkabilir. Hem sektöre hem de ülkemize katma değer yaratmak için ise tarım politikalarının ele alınması ve Türkiyeyi bir makarna ihracatçısı ülke olarak şekillendirilmesi gerekiyor. Bugün kurulu kapasite ile dünya dördüncüsü bir ülkeyken, makarna tüketiminde 17nci sırada yer alıyoruz.Beşler Makarna Genel Müdürü Kemal Çakmak Beşler Makarna, temel gıda ürünleri imalatı yapan Beşler Grupun ikinci sanayi yatırımı olarak, 2004 yılında kuruldu. Başlangıçta günlük 140 ton olan kapasite yapılan yeni yatırımlarla 300 tona yükseltildi. Birçok makarna çeşidi yüksek standartlarda üretiliyor. Beşler Makarna, yaklaşık 90 ülkeye gerçekleştirdiği ihracat sayesinde 2008 ve 2009 yıllarında sektöründe en fazla ihracat yapan firma olmayı başardı. Makarna çeşitleri ayrıca Türkiye çapındaki 70 distribütör aracılığıyla yurt içine de dağıtılıyor. Beşler, Santa Sophia ve Gonca markalarıyla makarna ile irmik üretimi gerçekleştiren Beşsan Makarna, İstanbul Sanayi Odasının Türkiyenin 1000 Büyük Sanayi Kuruluşu ve Türkiye İhracatçılar Meclisinin 1000 Büyük İhracatçı listelerinde yer alıyor.Öncelikle sektörün ihtiyaç duyduğu kaliteli hammaddenin dünya fiyatlarıyla sağlanabilmesi gerekiyor. Tarım arazilerinin yağmurlama sistemiyle sulanabilmesini sağlayacak projelerin üretilmesi, tohum ıslah çalışmalarının yapılarak çiftçilere kaliteli tohumluk temin edilmesi ve süne ile etkili bir mücadele yapılması, kaliteli buğday üretimi için gerekli şartlar. Türkiye makarna sektörü dış pazarlarla rekabet yeteneği gelişmiş bir sektör. Ancak bunun sürdürülmesi ve hatta rekabet gücünün artırılabilmesi için mutlaka doğru politikalar aracılığıyla devlet tarafından desteklenmesi gerekli. Sektöre kaliteli hammadde temini, üretim girdilerinin düşürülmesi ve dış piyasalarda sektörün önünün açılması gibi konularda verilecek teşvikler, mutlaka ihracat ve istihdam artışı olarak karşılık bulacaktır.Golda Makarna Genel Müdürü H. Hüseyin DemirözKaramanda kurulu tesisimizin günlük makarna üretim kapasitesi 250 ton. Tesisimizde üretilen ürünler Golda ve Melda markası ile tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Türkiye makarna ihracatında söz sahibi olan Golda makarna, ihracat yaptığı ülke sayısını her geçen yıl artırıyor. Önümüzdeki yıllarda hem iç hem dış pazarda rekabet edebilecek projelerin çalışmaları devam ediyor. Makarna sektörünün en büyük çıkmazı, kurulu kapasitenin yüksekliğinin yanında makarna tüketiminin yetersiz olması. Bölgesel olarak değişiklik göstermekle birlikte Türkiye makarna tüketimi yıllık kişi başı 6 kilogram civarında. Bununla birlikte kurulu kapasite yıllık 1 milyon tonun üzerinde. Türkiye makarna sanayiinin ciddi problemlerinden biri de marka oluşturma konusundaki kısır döngü. Rekabet yoğun olduğu için üreticilerin kâr marjları düşük kalıyor, dolayısıyla markalaşmaya yatırım yapamıyorlar. Makarnanın dünyada en çok tüketildiği ülke olan İtalyadaki makarna algısı Türkiyede yerleşmemiş durumda. Makarnayı tüketicilerimiz tam olarak tanımıyor. Sektör aktörleri olarak bizler sos kültürünü artırır ve makarnayı öğünlerimizde ana yemek olarak yerleştirebilirsek, sektörümüzün gelişimi olumlu yönde ivme kazanacaktır. Makarna tüketiminin artırılması konusunda Dünya Makarna Örgütünün (IPO) bilimsel dayanağı olan iki projesi herkes için makarna ve çocuklar için makarna, Makarna Sanayicileri Derneğinin dikkatini çekti. Bu ve benzeri çalışmalar uygulanabilirlik kazanırsa, makarna üreticileri uzun vadede sektörün rahatlamasını görebilir. Kurulu kapasitenin büyüklüğüne ve tüketimin azlığına rağmen Türkiyede makarna sektöründe yatırımlar halen sürüyor.Selva Gıda Pazarlama Müdür Yardımcısı Ahmet Nurullah Güler Selvanın irmik değirmeni buğday kırma kapasitesi 350 ton/gün buğday, makarna üretim fabrikası 36 bin ton/yıl, un paketleme tesisi ise 27 bin ton/yıl. Selva Ziyafet Sofrası serisi ülkemizde ilk kez üretilen ürünlerle genişliyor. Türkiyede ilk kez üretilen Yassı Çubuk ve Kristal Kesme makarnalar ve zengin şehriye çeşitleri sofraların vazgeçilmezi olacak. Ayrıca Selva, Çorba Sefası serisiyle çocuklara çorbayı sevdirmeyi amaçlıyor ve çorbalar için özel üretilen Midye Şehriye, Kare Şehriye ve Kulaklı Şehriye tüketiciyle buluşturuyor. Selva, amber durum buğdayı irmiği ile zenginleştirilmiş mantı ve erişte çeşitlerini sofralara yeniden taşıyor. Selvanın yeni Anadolu Lezzetleri gurubu; Ispanaklı Mantı, Soyalı Mantı, Kepekli Mantı, Bol Kepekli Erişte ve Yumurtalı Erişte olmak üzere 5 farklı çeşitten oluşuyor. Ürünlerin her biri 400 gramlık paketlerde sunuluyor. İşleri ve dersleri çok yoğun, yemek yapmaya vakti olmayan, karnı çok acıkıp sabrı kalmayan öğrenci ve çalışanlar bunun yanında aniden misafiri gelen modern hayatın hızına ayak uydurmakta telaşa düşen birçok kişi için Şipşak Makarnayı ürettik. Normal makarnalar 8-12 dakikaya kadar pişerken, bu süre Şipşak Makarna ile herhangi bir kimyasal karışım olmadan 3 dakikaya iniyor. Tamamen kalıp özelliklerinin etkisiyle, kaynar su ile temas eden yüzey miktarının genişlemesi, makarnanın 3 dakikada pişmesine neden oluyor. Türkiyedeki makarna üretiminin fazlalığı birçok dezavantajı ortaya çıkarıyor. Rakamlara bakarsak, Türkiyede 1.3 milyon ton kurulu kapasite varken, üretilen makarnanın sadece yüzde 55i ihracatta ve tüketimde kullanılıyor. Geriye kalan yüzde 45 fazlalık ise sektörde haksız rekabete, atıl kapasiteye, bununla birlikte Türkiye ekonomisine kazanç sağlamayan ürüne dönüşüyor. Geçtiğimiz yıllardaki kuraklık, makarnalık durum buğdayının yüksek fiyatlarda satılmasına neden olmuş, bu da ekonomiyi etkilemişti. Bu yıl ise makarnalık durum buğdayının bol ama kalitesiz olması sektörü bir hayli sıkıntıya soktu. Bütün bunların üzerine Türkiyede makarna yeme kültürünün eksikliği, sosları çeşitlendiremememiz, yavan ve yabancı tatlar kullanmamız makarnada itibar eksikliğine neden oluyor, bu doğrultuda da fazla tüketilemiyor. Türkiyede ekmek çok fazla tüketiliyor. Bizim en büyük rakibimiz ekmek. Ayrıca makarna sektörü için en büyük dezavantajı da ekmek oluşturuyor. Biz bu dezavantajı sektörde farklılık yaratarak makarna tüketimine çevirmeyi hedefliyoruz. Son iki yıldır gerçekleştirdiğimiz iletişim çalışmaları ve yeni ürün dağılımıyla bunu başarıyoruz da...Adese Alışveriş Merkezleri Satın Alma Müdürü Adil UzunMakarnanın Adesenin toplam cirosundaki payı yüzde 1 civarında. Mağazalarımızda 8 marka ürün sergileniyor. Bu markaların klasik, yumurtalı, şipşak ve diyet gibi 15-30 çeşit ürününü raflarımızda bulundurmaya çalışıyoruz. Ülkemizde makarna sektörü yükselen bir trend izliyor. Dünyada ve Türkiyede tüketimin artmasına bağlı olarak gelişimini sürdürüyor. Ancak Türkiyedeki tüketim, Avrupadakinden oldukça az. İtalyada kişi başı yıllık tüketim 13 kilogramken, ülkemizde 5,5 kilogram civarında. aMakarna hafif, lezzetli, sağlıklı, pratik ve ekonomik bir yemek olması itibarıyla önemli bir besin. Ayrıca makarnanın hammaddesi olan durum buğdayının yoğun olarak üretildiği bir coğrafyada bulunuyoruz. Üretici firmalar sektöre değer katacak, makarna tüketimini artıracak ve kategoriyi geliştirecek çalışmalar yapmalı. Tüketimin artması için makarnanın sağlıklı ve besleyici olduğu gerçeğinin altının çizilmesine yönelik faaliyetlerde bulunulmalı. Ayrıca üreticiler makarna kalitesini yükseltecek rekabeti oluşturmaya zemin hazırlamalı ve tüketicilerine hep en iyisini ucuz fiyatla sunmayı hedeflemeli.Akyurt Satın Alma Uzmanı Mustafa AlkanMakarna grubunun tüm ciro içindeki payı yüzde 6, gıda grubundaki payı ise yüzde 2,5 seviyesinde. 2010 verilerine göre toplamda ortalama 500 ton makarna satışı gerçekleşti. Bu satış rakamının önemli bir kısmını bölgesel bir güç olan tek bir marka alıyor. Reyonlarımızda toplamda 3 marka, 45 çeşit ürün bulunuyor. Portföyümüzü ucuz, orta, pahalı şeklinde, fiyat yapılarına göre oluşturarak sunuyoruz. Makarna sektörü, bölgemiz itibarıyla tüketicilerinin marka bağımlılığının oldukça yüksek düzeyde olduğu bir yapıda. Satış rakamlarının yüzde 80ini tek marka alırken, diğer markalar yüzde 20lik kısmı teşkil ediyor. Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler, önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kısa sürede hazırlanan bir yemek olması nedeniyle, tüketimi hızla artıyor. Makarna hakkındaki yanlış bilinenleri düzeltecek tanıtım ve bilgilendirme çalışmaları yapmak, sağlıklı ve besleyici bir ürün olduğu kadar pratik bir yemek olduğunu da sıklıkla vurgulamak gerekiyor. Ülkemiz makarnanın hammaddesi olan durum buğdayı üretiminde ön sıralarda yer almasına rağmen, yeterince makarna tüketilmiyor. Bunun için üreticilerden makarnanın sağlıklı bir besin olduğunun anlaşılmasına yönelik çalışmalar bekliyoruz.Akyüz Genel Müdürü Şuayip ÇeşmeMakarnanın genel ciromuzdaki payı yüzde 1,6. Reyonlarımızda beş ayrı markanın ürünü bulunuyor. Makarna, her evin temel ihtiyaçlarından bir tanesi. Bu yüzden satışında çok fazla sorun yok. Ancak her ürün gibi makarnada da geri hizmeti iyi yapan ve bazı bölgelerde ön plana çıkan markalar elbette daha fazla ciroya sahip. Zamanla makarna kültürü de değişti. Çeşitli soslarla birlikte ana yemek olarak sofralara geliyor olması ciroyu artıran etkenlerin başında geliyor.Beğendik Ticaret Müdürü Talat Topaç Makarnanın ciromuz içerisindeki payı yüzde 0,49. Raflarımızda bulunan marka sayısı 6, çeşit sayısı ise 114. Türkiye makarna üretiminde dünyada üst sıralarda olmasına rağmen tüketimde özellikle İtalya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinin çok gerisinde. Bu durumun başlıca sebepleri arasında Türk halkının makarnayı pirinç ve bulgur pilavı gibi ana yemek olarak kabul etmemesi, Türk mutfağında sos kültürünün çok az olması, makarna pişirilmesi konusunda yeterli bilgiye sahip olunmaması ve makarnanın besleyici değerinin yeterince anlaşılamaması geliyor. Önceki yıllarda karbonhidrat ihtiyacını ekmekten karşılayan Türk insanı, son yıllarda hızlı nüfus artışı, kentleşme ve çalışan kadın sayısındaki artışlarla beraber ekonomik ve hazır gıda olan makarnaya yönelmeye başladı. Burada üretimdeki çeşitlilik ve pazarlama olanaklarının artması da makarna tüketimini artıran faktörler arasında. Yıllık makarna tüketiminin tamamını karşılayacak üretim kapasitesine sahip olan Türkiye, bu alanda ihracatçı konumda. Türkiyede makarna üretiminde kullanılan buğday yeterli olmasına rağmen kaliteli değil. Kalitenin düşük olmasının temel nedenleri, yüksek verimli, soğuğa ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerin ıslahının yeterince yapılmaması, kalitesiz çeşitlerin üretimden kaldırılmaması, buğday tohumluk üretimine gereken önemin verilmemesi ve dolayısıyla üreticilerin tohumluklarını periyodik olarak değiştirmemeleri. Kalitede yaşanan bu olumsuzluklar nedeniyle makarna üreticileri buğdayı da ithal etme yoluna gidiyor. Yaşanan rekabet koşullarından ve talebin düşük olmasından dolayı üretici firmalar, üretim kapasitelerinin çok altında çalışıyor. Bu da sektörde atıl kapasite oluşmasına sebep oluyor. Makarna üretimi yapan firmaların ürün çeşitlemesi, yeni ürün geliştirilmesi ve ürün adaptasyonu üzerinde yaptıkları çalışmalar istenilen düzeyde değil. Özellikle dış piyasada İtalyan makarnasına oranla daha az tanınan Türk makarnasının rekabet gücünü artırması açısından Ar-Ge ve tanıtım çalışmalarına önem verilmesi gerekiyor. Ayrıca ihracatın artması ve üreticilerin üretim kapasitelerini istenilen seviyelere getirebilmeleri için ihraç edilen ürünlerdeki kalitenin de artırılması lazım. Kalitenin artırılması ise üretimde kullanılan durum buğdayının istenilen seviyede ve kalitede, sürekli olarak temin edilmesine bağlı. Bunun için makarnalık buğday ıslahı gerçekleştirilmeli ve tohumda çeşitleme yoluna gidilmeli. Üretimde kalite arttığı zaman tüketim de artar. Makarna tüketiminin artması halinde bundan yüksek kapasite ile çalışacak sektör ve dengeli beslenme fırsatı bulacak olan tüketiciler kazançlı çıkacak. Ancak makarnanın şişmanlatıcı bir besin olduğunun düşünülmesi ve besin değerlerinin yeterince bilinememesi ile sos kültürünün gelişmemiş olması, tüketimin artmasını engelliyor. Bu sorunun aşılabilmesi için öncelikle makarnanın taşıdığı özellikler konusunda tüketicilerin aydınlatılması ve kalitenin yükseltilmesi sağlanmalı. Makarnanın fazla besleyici olmadığı ve kilo yaptığına dair yaygın olan inancın kırılması için aile içi mutfak ihtiyaçlarının saptanması ve damak zevklerinin yönlendirilmesinde etkili olan hanımlara makarnanın enerji veren ancak kilo aldırmayan bir besin olduğu anlatılmalı. Bunun yanı sıra vitaminlerce zenginleştirilmiş çocuklara yönelik makarnaların etkili bir reklam kampanyası ile piyasaya sunulması makarna tüketimini artıracak bir faktör. Yapılacak reklam ve tanıtım kampanyaları ile özellikle çocuklar ve gençlerden başlanarak tüm tüketicilere makarnanın doğru şekilde tanıtılması ve tüketicilerde yaygın olan yanlış bilgilerin düzeltilerek makarna yemeye teşvik edilmesi amaçlanmalı. Tüketim artışında etkili olacak bir diğer faktör ise belirli sayıda ürün alan kişilere yemek tarifleri içeren kitaplar veya çeşitli hediyelerin verilmesi, genelde yoğurt, ketçap gibi ürünlerle tüketilen makarnaya yönelik Türk tüketicisinin damak tadına uygun makarna soslarının piyasaya sunulması söz konusu ürüne olan talebi artırır.CarrefourSA Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörü Av.Merter ÖzayReyonlarımızda Carrefour marka makarnanın yanı sıra yerli ve yabancı olmak üzere toplam 10 firma mevcut. Bu firmaların portföyünde ise yaklaşık 20 kaleme yakın ürün çeşidi bulunuyor. Makarna üretiminin en önemli ana maddesi olan durum buğdayı en iyi ve en çok Antep bölgesinde yetişiyor ancak buna rağmen bu durum üretime, çeşitliliğe ve fiyatlara maalesef pek yansımıyor. Makarna, şekerden sonra en çok rağbet edilen temel tüketim maddesi olduğu için, ekonomik kriz döneminde de alım gücü düşen müşterilerimizin alışveriş listesinden eksik olmadı. Bu nedenle üreticilerden beklentimiz, temel tüketim ürünü olan makarnayı daha uygun fiyatlarla tüketicilerle ulaştırmak. Bunun yanı sıra makarna kategorisinde daha kaliteli ürünlere yönelmeleri ve bu ürünleri de uygun fiyatlarla tüketicilerle buluşturmaları önem taşıyor.Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent UğursesMakarna ürünlerinin ciromuzdaki payı yüzde 1in altında. 13 marka ve 158 SKU ürün ile çalışıyoruz. Makarna, ülkemiz için önemli bir ürün... Tüketimi tarım sektörümüz açısından da faydalı olacağı için kategorinin daha verimli çalışması adına hem üretici hem de sanayicinin analitik açıdan daha iyi planlama yapmasının zaruri hale geldiğini düşünüyorum. Kişi başına tüketim Avrupa'da bize benzer ülkelere kıyasla halen az. Makarnanın besleyici özelliği ile tüketiminin artması sağlıklı gelecek nesiller için olmazsa olmaz.Hadim Satın Alma Müdürü Cengiz KüçükayMakarnanın toplam ciromuzdaki payı yüzde 1,2 civarında. Raflarımızda üçü geleneksel, ikisi lüks olmak üzere toplam beş makarna markası bulunuyor. Makarnanın ana vatanının Çin, Roma ve Arabistan olduğu söylense de, makarnayı dünyaya sevdirenlerin İtalyanlar olduğu hususunda görüş birliği var. Makarna, ülkemizde erişte, mantı gibi değişik şekillerde isimlendirilse de tüm coğrafi bölgelerimizin ortak paydasında yer alan önemli bir lezzet. Makarna sektöründe yoğun bir rekabet yaşanıyor. Rekabeti yoğun hale getiren en önemli etken, perakendeci portföyü içerisinde toplam kategoriler raf payı yüzde 10ken, ciro payının yüzde 1,2 - 1,5 aralığında olması. Üreticilerden hem sağlıklı hem ucuz olan makarnanın reklam ve tanıtım kampanyaları ile tüketimin artırılmasına destek vermelerini bekliyoruz.Onur Group Gıda Satın Alma Müdürü Havva ÖzerMakarnanın ciromuzdaki payı yüzde 1.36. Raflarımızda 5 farklı makarna markası çeşidi bulunuyor. Makarna, fiyat ve besin değeri olarak halkımızın tercih ettiği bir besin maddesi olması dolayısıyla sofralarımızda sık sık yer alıyor. Türkiyede kişi başına düşen makarna tüketiminin her geçen yıl daha da artacağını öngörüyoruz. Makarnanın kalitesi de giderek yükseliyor. Üretici firmalar kaliteyi daha da geliştirerek lüks pazar ürünlerinde makarnaya olan talebi artırabilirler.Diyetisyen Taylan KümeliMucizevi besin: MakarnaKalori ve yağ oranı çok düşük olan makarna hafif bir sosla yapılırsa sanılanın aksine şişmanlatmaz. Hem de vücudun gereksinim duyduğu tüm vitamin ve mineralleri içerir Makarna, durum buğdayından elde edilen irmiğin su ve bazı zenginleştirici maddeler ile karıştırılması ve istenilen biçimler verilip kurutulması suretiyle elde edilen yarı hazır bir gıda maddesidir. Özellikle kepekli makarna kompleks (yararlı) karbonhidrat olduğu için kan şekerini birdenbire yükseltip düşürmez. İçindeki şeker kana yavaş yavaş karışır. Pankreasın aşırı çalışıp yorulmasına gerek kalmaz, insülini yavaş yavaş salar. Kan şekeriniz de sabit kalır. Böylece hemen acıkmazsınız ve enerjiniz çabucak azalmaz. Bu tip karbonhidratlardan gelen enerji kaslarda depolanır ve gerektiğinde kana salınır. Kan şekerimizin ve enerjimizin sabit kalmasını sağlar. Örneğin sporcular vücutlarında enerji depolayabilmek, müsabakalarda enerjilerini daha uzun süre koruyabilmek için kompleks karbonhidratlar açısından zengin beslenirler. makarna da tercih ettikleri yiyeceklerin başında gelir.Yağı az ve doyurucuMakarnanın kalori ve yağ oranı çok düşüktür. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Çünkü içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz. Zayıflama programlarında yiyeceklerin yağ oranı ve glisemik indeksleri büyük önem taşır. Makarnada hem yağ çok azdır hem de glisemik indeksi çok düşüktür. Kullanılan sosların içeriği kilomuzu artırabileceğinden, formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Bir protein kaynağıdır. Vücudumuzda üretilmeyen ancak yiyeceklerle mutlaka almamız gereken aminoasitlerden çoğunu içerir. Et, tavuk, peynir, diğer süt ürünleri veya fasulyeyle karıştırıldığında protein değeri daha da artıyor, tüm zorunlu aminoasitleri içeren bir yemek haline geliyor.Domates sosu* Malzemesi: 2 yemek kaşığı sıvıyağ, 100 gram havuç (küp şeklinde), 200 gram kereviz (küp şeklinde), 1 adet rendelenmiş soğan, 1 diş ince kıyılmış sarımsak, 1 adet defne yaprağı, 1 dal taze kekik, 100 gram un, 300 gram domates püresi, 1 çay kaşığı tuz, 1 tutam karabiber.* Yapılışı: Derin bir tavada yağı kızdırın. Havuç, kereviz, defne yaprağı, taze kekik, soğan ve sarımsağı ilave edip hafifçe kızartın. Unu katıp sarı meyane kıvamına gelinceye kadar pişirip soğumaya bırakın. Domates püresini ekleyip karıştırın. Tuz ve karabiberi ilave edip kısık ateşte 1 saat, dibini tutmaması için sürekli karıştırarak pişirin. İnce bir süzgeçten geçirip süzün. Makarnanın ana yemek olarak yenebilmesini sağlayan en büyük yardımcı etken sostur. Farklı makarnalar için uygun olan soslar da farklılık gösterir. İşte size soslara göre makarna seçiminde birkaç ipucu...Spagetti: Spagetti gibi uzun ve yuvarlak makarnalarda genellikle sıvıyağ ile yapılmış domatesli ve salçalı soslar kullanılır. Erişte gibi yassı makarnalar: Bu çeşitler için daha yoğun kıvamlı; mesela peynir, yumurta ve krema bazlı soslar tavsiye edilir.Burgu ve ince uzun makarnalar: Bu tip makarnaların sosun suyunu emme özelliği bulunur. Bu sebeple sulu ve sebzeli soslar bu şekiller için idealdir. Mantı ve midye şekilli makarnalar: Daha çok etli ve kıymalı soslarla birlikte kullanılır. Sosları iyi taşıdıkları için salatalarda da mükemmel sonuç verirler.Kalem, boncuk şekilli makarnalar: Bu çeşitler fırın makarnalar için uygundur. Salatada da kullanılabilir.Makarnanın besin değeri (yarım fincan)* Kalori 98 * Karbonhidrat 20 * Protein 3,4 gr. * Yağ 0,5 gr. * Kolesterol 0 * Lif 1 gr. (Kepekliyse daha fazla) * Sodyum 0,7 mg. * Demir 1,3 gr. * Kalsiyum 17 mg. * Fosfor 165 mg. * Çinko 0,4 mg. * Folik asit 60 mikrograma kadar * B1 (Thiamin) 0,14 mg. * B2 (Riboflavin) 0,11 mg. * B3 (Niasin) 2 mg.Kepekli makarna* Pratiktir, 10 dakikada hazırlanabilir. * Besleyicidir; ekmeğe göre mineral madde, protein ve lif bakımından daha zengindir. * Şişmanlatmaz çünkü pişirilmiş kepekli makarnanın kalorisi ekmekten yarı yarıya düşüktür, daha uzun sürede sindirilir, tok ve dinç tutar. * Yağsızdır. Çok az yağ (yüzde 1-1,5 minör yağ bileşenlerini ve yüksek oranda linoleik yağ asidi) içerdiğinden kolesterolü düşürücü etkisi vardır. * Kepekli makarnada bulunan kompleks karbonhidratlar kana yavaş karıştığı için tok tutar. * Kilo vermeye ya da kiloyu korumaya yardımcı olur. * İştahı azaltır. * Enerjiyi sabit tutar. * Şeker hastalığına yakalanma riskini azaltır. * Tatlı-çikolata krizlerini önler. * Duygusal dalgalanmaları önler. * Kan yağlarını azaltmaya yardımcı olur, böylece kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini de düşürür.Bu haber Market dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive