Ette Aşılamayan Sorun: Kayıt Dışılık

Et sektörüne ışık tutmaya çalıştığımız dosyamızda dün, dernek görüşlerine yer vermiştik. Bugün ise firmaların sorunlarına tercüman oluyoruz. Et sektöründe faaliyet gösteren firmaların dile getirdiği öncelikli sorun, kayıt dışılık. Sektörde yaşanan haksız rekabet, yeterli olmayan denetimler ve elbette merdiven altı üretim... Hayvancılığa yeterli yatırımın yapılmaması, ihracatta yaşanan teşvik sorunları, bürokratik engellerin aşılamaması, sürekli artan üretim maliyetleri ve gereğinden fazla arzdan yakınan üreticiler, sektörün mevcut potansiyelini değerlendiremediğini de dile getiriyor. Geçtiğimiz dönemde yaşanan ve hatta hala gündemde olan kuş gribi ve kene vakalarının ardından bir de kriz vurdu üreticiyi...

Eklenme Tarihi : 06 Temmuz 2009 Pazartesi
ette-asilamayan-sorun-kayit-disilik
Özlem ELGÜNAytaç Gıda Pazarlama Tic. Ve San. A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Tekten Aytaçtan ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?Aytaç, 1995 yılında Dünya Bankası ve İsviçre Yatırım Bankası ortaklığıyla kuruldu. Aytaç organizasyonunda 2 ayrı şirket bulunuyor: Üretim şirketlerinin bağlı olduğu Aytaç Gıda Yatırım San. ve Tic. A.Ş ile satış organizasyonunun bağlı olduğu Aytaç Gıda Pazarlama Tic. ve San. A.Ş. Üretim şirketine bağlı 6 fabrika ve 1 hayvancılık tesisi; pazarlama şirketine bağlı 4 bölge müdürlüğü bulunuyor. Bu fabrikalar Çankırının Çerkeş ilçesinde 885 bin metrekare alan üzerinde kurulu kırmızı et, beyaz et, yem fabrikası, hayvancılık tesisleri; Hendek Adapazarında su ve meyve suyu fabrikası, Tokat Turhalda peynir fabrikası, Yozgatta yağ fabrikası. Aytaç fabrikalarında üretilen ürünler Marmara, İç Anadolu, Akdeniz ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere 4 Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla Türkiyede yaklaşık 200 bin satış noktasına ulaşıyor. Müşteri portföyü olarak; distribütörler, ulusal ve yerel zincir marketler, otel ve turistik tesisler, toplu tüketim noktalarına sahibiz. Hangi kategorilerde kaç çeşit ürününüz var?Ağırlıklı olarak et ürünleri üretimi yapıyoruz. Piyasaya et ve et ürünleri markası olarak girmemize rağmen meyve suyundan suya, sütten peynire, margarinden ay çiçeği yağına, kahvaltı setlerinden mayonez ve ketçaba kadar 17 kategoride 600 çeşit a kalite ürüne çıkarttık. En son Darfresh teknolojisini Türkiyeye getirerek daha pratik kullanımlı ve ürünün kurumasına engel olan ambalajlarda dilimli halde tüketime sunduk. Halihazırda Aytaç olarak Ar-Ge çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Her sene yaz aylarında satış grafiğimizde artış yaşıyoruz. Bu bizim ürünlerimizin sadece evde tüketilmesine değil, aynı zamanda özellikle piknik alanlarında yoğun tüketilmesine, tatil yörelerinde bulunan turistik tesislere yönelik yoğun satış ve dağıtımımızın artmasına katkı sağlıyor. Türkiyedeki et sektörünün durumunu değerlendirir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Türkiyenin toplam et üretimi 1 milyon ton kırmızı et ve 1 milyon ton beyaz et olmak üzere 2 milyon ton civarında. Dünyada et üretimimizle 30uncu sırada geliyoruz. Ancak kişi başı tüketimlerde Avrupa ülkelerine göre gerideyiz. Avrupa ülkelerinde kişi başı kırmızı et tüketimi 75 kiloyken ülkemizde hala 15-16 kilogram seviyelerinde. Türkiyedeki et sektörü mevcut potansiyele sahipken bunu değerlendiremiyor. Ülkemizde beyaz et kırmızı ete tercih ediliyor. Bunun en büyük nedeni ise kırmızı etin kilogram fiyatının beyaz ete göre yüksek olması. Kırmızı et sanayisindeki en büyük sorun kayıt dışılık. Kırmızı et sektörünün yüzde 40ı kayıt dışı ve sektöre bu kayıt dışılığın yansıma bedeli yaklaşık 3 milyar TL civarında. Bu nedenle sektör maalesef rekabet ediyor ve kâr realizasyonunda zorlanıyor. Devletin bir an önce kayıt dışılığı önleyici tedbirler alması gerekiyor. Bir diğer sorun, hayvancılığa yeterli yatırımın yapılmaması. Yeterli destek görmediği için gelişemiyor ve verimli et ırkı üretimine yatırım yapılamıyor. Banvit A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener Banvit'i kısaca tanıyabilir miyiz?1968 yılında yem üretimiyle başladığımız faaliyetlerimize 1984 yılında piliç, 2001 yılında hindi ve ileri işlenmiş ürünler, 2005 yılında ise kırmızı et üretimini ekledik. Son üç yıldan bu yana da kırmızı et yatırımlarımız kapsamında büyük baş yem üretim ve satışı gerçekleştiriyoruz. Diğer taraftan 10 yıldır bulunduğumuz Romanya pazarında da buradaki entegrasyonlar için kuluçka tesislerimizde civciv üretiyoruz. Ürün portföyünüz nedir?Tüketicilerimize sunduğumuz ürün portföyümüz ana üretim gruplarımız olan piliç, hindi ve kırmızı et altında toplanıyor. Ayrıca ileri işlenmiş hazır ürünler de üretiyoruz. Bu son gruptaki ürün çeşitliliğimiz ise pazardan gelen taleplere göre artıyor. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Şube, ana bayi ve tali bayilerimizin oluşturduğu 62 dağıtım noktamız mevcut. Bu kanallardan satış noktalarına ve oradan da tüketicilerimize beyaz ve kırmızı et ile ileri işlenmiş hazır ürünler ve şarküteri ürünleri ulaştırıyoruz. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Yaz ayları muhakkak ki gıda tüketim oranlarını olumlu yönde etkiliyor. Turizmin canlanması ve mangal sezonunun başlaması sektörel satışlarımız üzerinde olumlu bir etkisi yaratıyor. Tahminlerimize göre bu dönemde yüzde 10 ila 15 arasında bir artış söz konusu oluyor. Bu sene artan üretimle birlikte yaz aylarında haftalık üretim rakamının 25 bin ila 26 bin ton aralığında gerçekleşmesini bekliyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Et sektöründe üretim maliyetlerinden ihracata kadar uzanan pek çok sıkıntı var. Ancak dürüst üreticiler için yurt içinde öne çıkan en büyük sorun yetersiz denetim ve kayıt dışı üretim. Et üretimi çiftlik aşamasından çatala kadar pek çok kritik kalite güvence aşamalarına sahip. Bu teknolojiyi getirmek, üretim süreçlerine entegre etmek oldukça maliyetli. Diğer taraftan tüketici güvenini kazanmak için ciddi marka yatırımları ve iletişim çalışmaları yapmanız lazım. Ama maalesef siz bu değerleri yaratırken, yasalar ve denetimdeki boşluklarından yararlanan merdiven altı sektörü hem sektörünüzü zan altında bırakarak hem de işletmenize yaptığınız bu yatırımlar karşısında haksız bir rekabet oluşturuyor. Bu, sektör ve ülke ekonomisini de negatif olarak etkiliyor. Son zamanlarda bunun önüne geçecek yeni düzenlemeler ve girişimler yapıldığını biliyoruz. Ancak rehavete kapılmadan, ilgili makamlarca bu girişimlere işlerlik kazandırılması ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşıyor. Tabii tüketicilerin markalı ve ambalajlı ürün tüketiminde gösterecekleri özenin de bu konunun aşılmasında önemli katkısı olacaktır. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Banvit olarak hem Türkiye hem de Romanyadaki yatırımlarımızla büyümeye devam ediyoruz. Ekonomik krizin devam ettiği bu dönemde kısa ve orta vadeli planlarımız için piyasaları yakından takip ediyor ve paralel olarak ilerliyoruz. Et ve et ürünleri üretiminde piliç, hindi ve işlenmiş ürünlerden sonra kırmızı ete, buna paralel olarak büyük baş yem üretimine de adım attık. AB pazarı için araştırma ve değerlendirme çalışmalarımızı sürdürürken, AB dışı pazarlar için ihracat çalışmalarımıza hız verdik. Romanyada ise yakın zamanda civciv üretiminden sonra yem üretimine de başlayacağız. Uzun vadeli hedefimiz ise Türkiyede olduğu gibi Avrupada da Banvit markasıyla önde gelen gıda üreticileri arasında yer alabilmek ve avantajlarımızı değerlendirebilmek. Bolca Hindi Genel Müdürü Kamil Erbayram Bolca Hindi'den ve üretim süreçlerinizden bahseder misiniz?Bolu Kalite Yem Sanayi A.Ş'nin entegre hindi üretim kuruluşu olan Bolca Hindi, 1995 yılında kuruldu. Türkiyedeki hindi eti pazarının yüzde 25'lik payına sahip. Kapasite artırımına yönelik yatırımımız tamamlandı ve 2007 yılında devreye alındı. Projenin tutarı 2005 yılı sonu itibariyle 10 milyon dolar civarında. Yeni yatırım ile yaklaşık yılda 30 bin ton kurulu kapasiteye sahip olan bu proje, mikrobiyal bulaşmayı ortadan kaldıracak bir şekilde dizayn edildi. Bolu Kalite Yem, 230 personel ve 100 adet sözleşmeli üretici ile tamamen kapalı sistem üretim yapıyor. Ürün portföyünüz nedir?Ürün yelpazemizde taze tabaklı ve ileri işlenmiş ürünlerin yanı sıra hindi etinin değişik bölümlerinden oluşan 42 çeşit ürün pazarda yer alıyor. Hindinin but, göğüs ve kanat kısımlarından elde edilen ürünler taze tabaklı ürünler. İleri işlenmiş ürünler ise, döner, külbastı, köfte çeşitleri ve burger gibi işlem görmüş ürünler. İleri işlenmiş ürün gamımızda şimdilik döner, külbastı, ızgara ve İnegöl köfte, burger gibi ürünler mevcut. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Ulusal marketlere direkt kendimiz satış yapıyoruz. Ancak yerel marketler ve diğer tüketim yerlerine ürünlerimizi bayiler kanalıyla ulaştırıyoruz. Belirli illerde bayii ve/veya bayilerimiz mevcut. Halen 50 adet bayiimiz hizmette. Türkiye'deki kanatlı eti sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Gelişmiş ülkelerde hindi eti üretimi ve tüketimi broiler üretiminden yaklaşık yüzde 10-15 gibi bir pay alıyor. Broiler piliç eti üretiminin 1 milyon ton civarında olduğu esas alınırsa, ülkemiz 100-150 bin ton hindi eti üretmeli. Oysa durum tamamen farklı. Üretim artacağı yerde yüzde 50 düşmüş durumda. Hindi eti üreten işletmelerin kurulu kapasiteleri halen gerçekleştirmekte oldukları üretimin üzerinde olduğundan, yeni yatırımlar söz konusu değil. Ancak dünyadaki teknolojik gelişmeler takip edilmeli, mevcut sisteme daha verimli ve daha hijyenik ortamlarda üretim yapabilmek için bir takım ilaveler yapılmalı. Özellikle 2005 yılı sonunda meydana gelen kuş gribi vakasının ardından sektörde kötü bir gidişat başladı. 2007 yılında bir düzelme olmuş gibi görünse de başta kene vakaları olmak üzere tüm dünyada artan yem maliyetleri, nakliye ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle sektörün kendini toparlayamadığı dikkati çekti. Şu an için cereyan eden küresel kriz nedeniyle tüm üreticiler üretimlerini yüzde 30-50 civarında geri çekti. Ayrıca ihracatta yaşanan teşvik sorunları, bürokratik engellerin aşılamaması, sürekli artan üretim maliyetleri ve gereğinden fazla arz nedeniyle kısa vadede çok hızlı bir düzelme beklenmiyor. Gereken tedbirler alınmazsa, durumda belirli bir düzelme olması zor gibi görünüyor. Gelecekle ilgili plan ve hedefleriniz nedir?Günümüzde insan sağlığının ön planda olduğu beslenme yöntemleri öncelik kazanmış durumda. Hindi eti de düşük kolesterol, bol proteinli ve az yağlı oluşu nedeniyle bu sağlıklı beslenme eğilimi içersinde fazlasıyla yer alacaktır diye düşünüyoruz. Ayrıca iş yoğunluğu nedeniyle evde hızlıca hazırlanabilen yemekler ön plana çıktı. Bu tür yemeklerin hazırlanması için hindi oldukça elverişli. 15 sene önce sadece yılbaşında tüketilen hindi eti, bugün yılın 12 ayında marketlerde bulunur hale geldi. Sadece karkas şeklinde değil; parça, füme, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, döner ve külbastı gibi hızlı pişirilen yemekler ve gulâş ve kavurma gibi hazır yemekler olarak çok çeşitli şekilde marketlerde yer alabiliyor. Bu avantaj ve özelliklerinden dolayı hindi eti 21inci yüzyılın sağlıklı protein kaynağına mükemmel bir örnek. Tüm dünyada üretim ve tüketimi artış kaydetti. Bizim beklentimiz, Türkiyede de aynı artışın gerçekleşmesi. Bu sayede hem halkımızın daha sağlıklı beslenmesine hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmuş olmak, tüm sektörü mutlu edecek. Bonfilet Genel Müdürü Hakan Akkoyun Bonfiletten ve üretim süreçlerinden bahseder misiniz?1987 yılında kurulan Bonfilet, tamamen ev dışı tüketim noktalarına et dağıtımı yaparak işe başladı. Eti ilk vakum ambalajlayan, karkas eti ilk poşete koyan, dondurulmuş et ürünlerinde farklı ambalaj yapısı oluşturan ve kırmızı ette ilk marka oluşumunu yapan firma. 7 kişiyle başlayan Bonfilet kadrosu bugün 130 kişiyi buldu. Ürünler, İstanbul Veterinerlik Fakültesi tarafından aralıksız olarak sürdürülen hijyen kontrolü altında üretiliyor. Ayrıca HACCP olarak adlandırılan, insan sağlığını etkileyecek olumsuz şartları kontrol altında tutma ve kontrol noktalarını tanımlayan program da harfiyen uygulanıyor. Ürün gamınızda neler var?Ürünlerimizi dondurulmuş ve taze olarak iki ayrı grupta ele alabiliriz. Dondurulmuş ürünlerde hamburger ve köfteden oluşan 28 çeşit ürün, taze ürünlerde ise dana kıymadan kuşbaşıya, kuzuda ise şişten pirzolaya 12 farklı üründen oluşuyor. Adana köfte, kuzu çöp şiş, kuzu beyti, ve Türkiyenin ilk taze hamburger niteliğindeki dana burger, Bonetin geçtiğimiz aylarda ürün yelpazesine eklenen yeni ürünleri. Pazara sürülen bu yeni ürünlerle birlikte Bonet, ürün gamını 21 çeşide ulaştırdı. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Türkiyede bir ilk olarak MAP (Modified Atmosphere Processing) teknolojisiyle 20yi aşkın taze et ve köfte çeşidini zincir ve yerel marketlerde tüketiciyle buluşturan Bonet; Türkiye çapında 32 bayisiyle Marmara ve Ege Bölgesi ile Ankaradan doğrudan taze et dağıtımıyla büyümeye devam ediyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Yaz aylarının gelmesinin yanı sıra okulların kapanması ile birlikte sahil kesimlerinde ve piknik yerlerine yakın noktalarda satış artışı bekliyoruz. Fakat geçtiğimiz yıl olduğu gibi kene olayı basının gündeminde yer alırsa, bu durum piknik yapanları olumsuz etkileyebilir. Türkiyedeki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sektörümüz hızla sanayileşiyor ve küresel pazara kendini hazırlıyor. Bunun yanı sıra yurt dışından gelen market zincirlerinin AB normlarında satın alma yapmaları sektörü olumlu yönde etkiliyor. Ancak haksız rekabet ve ürünler konusundaki denetim yetersizliği, sanayileşme ve markalaşma yolunda giden firmaları olumsuz yönde etkiliyor. Sektörümüzde hayvancılık her geçen gün zayıflıyor, yurt dışı ile hiçbir zaman rekabet içinde olamayan pazarımız, her geçen gün bundan daha da çok uzaklaşıyor. Hayvancılık, et ve et ürünleri üreten sektörün ayrı bir müsteşarlığının olması gerektiğini düşünüyorum. Besiye alınan hayvan ve verimliliğine oranla teşvikler verilmeli. Bu teşvikler gayet anlaşılır olmalı ve üreticiyi (besici) destekleyen yönü ağırlıklı olmalı. Bu şekilde sektörü kayıt altına almanın çok daha kolay olacağını düşünüyorum. Gıda konusunda suistimallerin yoğun olduğu bu ortamda, çok farklı ve pratik denetim organizasyonu oluşturulmalı. Bu konuda halkımızı da içine alan sosyal sorumluluk kampanyası ile sistemin kendini denetlemesi sağlanabilir. Verimli topraklara sahip ülkemiz, tüm dünyaya ihracat yapabilecek duruma gelebilir. Ayrıca son zamanlarda yaşadığımız küresel krize karşı, tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalara somut destekler verilebilir. Örneğin, işçi çıkarmayan ve üretimine dikkat eden firmalara SSK, vergi, elektrik gibi konularda vade açıp sektöre ciddi likidite kazandırabilir. Verilecek desteklerle şirketlerin bu dönemleri daha az zararla aşması sağlanabilir. 2009 yılı plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Bin 400 metrekarelik bir alanda üretim yapan Bonfilet, üretim kapasitesini artırmak amacı ile 10 bin metrekarelik alana oturacak yeni bir fabrika inşaatına başladı. Projeler ve ekipmanları tamamen yurt dışında hazırlanan bu yeni fabrika Türkiyede bir ilk olacak. Yeni yatırımımızla birlikte üretim hacmimizi yaklaşık 8 kat büyütmeyi düşünüyoruz. Hedefimiz karkas ette yılda 18 bin ton üretim hedefliyoruz. Yeni ürünlerimiz arasına hazır döner gibi daha ileri işlenmiş ürünler de ekleyebiliriz. CP Group Türkiye Başkan Yardımcısı Nezih Gençer CP Grupun geçmişten bugüne geçtiği aşamaları anlatır mısınız?CP Group, faaliyetlerine 1921 yılında Tayland'da başladı. Türkiye pazarına 1987 yılında İnegölde kurmuş olduğu yem fabrikasıyla girdi. Bugün Türkiyenin değişik bölgelerinde 6 adet yem fabrikası faaliyette. Ayrıca 5 bölgede piliç eti üreten CP Group; İnegöl, Turgutlu, Osmaneli, Abant ve Tarsusta kurulu 5 kesimhane işletiyor. CP Group, 2008 yılında Türkiyede 720 bin ton yem üretimi gerçekleştirdi, yüzde 10 pazar payıyla yıllardır olduğu gibi liderliğini sürdürdü. 100 bin ton piliç eti üretimiyle ve yüzde 10 pazar payıyla piliç sektörünün önde gelen kuruluşlarından birisi oldu. 2007 yılında Türkiyede CP Karides markasının lansmanı yapıldı. 2008 yılında 60 bin kilogram CP Karides satışı gerçekleştirildi. Mevcut ve yeni iş kollarındaki faaliyetleriyle, 2 bin 500 kişiye istihdam sağlayan CP Groupun cirosu, 2008 yılında 530 milyon TLye ulaştı. CP Grup pazarda hangi ürünlerle varlık gösteriyor?CP Group, gıda pazarında CP Piliç, CP Yumurta ve CP Karides markalarıyla yer alıyor. Kahvaltı sofralarından ana yemeklere uzanan zengin bir ürün yelpazesine sahip. Ürünlerimiz arasında bütün piliç, parça piliç ürünleri, küvet sosis, vakumlu sosis, vakumlu kangal sucuk, baton sucuk, salam, nugget, schnitzel, misket köfte, İnegöl köfte ve sofralık yumurta yer alıyor. CPnin yeni ileri işlenmiş ürün yelpazesinde ise Karidesli Mantı, Karides Popcorn Pane, Kelebek Karides Pane, Karışık Karides Lokumu, Firecracker Karides Pane, Torpido Karides Pane ve Pişmiş Karides bulunuyor. Ürünlerinizi tüketiciye nasıl ulaştırıyorsunuz?Ürünlerimizi tüketicilerimize, direkt satışlarımızda ve bayilerimiz aracılığıyla, zincir marketlerden (Migros, Tansaş, Real, Özdilek, Metro, Tesco, Carrefour, Macro), CP perakende satış mağazalarımızdan ve otel ve restoranlar aracılığı ile ulaştırıyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Kuş gribi vakaları, ardından tavukta hormon söylentileri, kene vakaları ve en son da yaşamakta olduğumuz küresel ekonomik krizin etkileri beyaz et fiyatları üzerinde de etkili oldu. 2008 yılının ilk çeyreğinden bugüne kadar maliyetine satışlar hatta zaman zaman maliyetin de altına satışlar söz konusu oldu. Şu anda da satış fiyatlarımız maliyet fiyatlarımız seviyesinde. Piliç eti üretim maliyetleri diğer ülkelerle karşılaştırıldığında hep yüksek kalıyor. Bu da hem tüketimin artmasını hem de ihracat yapmamızı olumsuz etkiliyor. Yüksek üretim maliyetlerine karşın uygulanan ihracat teşvikleri yetersiz kalıyor ve bu pazarlarda dünya piliç eti ihracat devlerinin fiyatları ile rekabet etme şansımız olmuyor. Bundan sonra daha fazla piliç eti üretip iç ve dış piyasalarda daha istikrarlı artan bir satış gerçekleştirmek için maliyetleri dünya fiyatlarına çekebilmek konusunda gerekli desteğin sağlanması önemli. Yem hammaddeleri olan mısır ve soyanın yurt içi üretimleri artırılmalı, maliyetleri düşürülmeli. Bu sorunlar çözüldüğü takdirde önümüzdeki dönemde sektörün istikrarlı bir şekilde büyüme potansiyeli var. Plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Ekonomik sıkıntılara rağmen Türkiyede yatırımlarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki günlerde hayata geçireceğimiz yeni bir projenin heyecanı içerisindeyiz. Taze bütün, parça piliç eti üretiminin yanı sıra değişen tüketici taleplerini de analiz ederek katma değeri yüksek, hazırlanması çok pratik olan ileri işlenmiş piliç ürünleri üretmek üzere yeni bir fabrika yatırımına karar verdik. Bilecik-Osmanelide kurulması planlanan ileri işlenmiş ürünler fabrikası 16 milyon dolarlık bir yatırımla, 2009 yılı sonunda üretime hazır olacak. İlk etapta bin ton/ay kapasiteli düşünülen tesiste; nugget, schnitzel gibi kaplamalı piliç ürünleri ve piliç sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri üretilecek. Ayrıca sosla pişirilmiş piliç ürünleri ısıt-ye tarzında tüketicilere sunulacak. Krizin etkilerini, yatırım, ihracat ve üretim çalışmalarımızı rasyonel hedefler belirleyerek ve bu hedefler doğrultusunda çalışarak, en az şekilde hissederek devam etmeyi planlıyoruz. Namet Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı N. Tarık Kayar Namet'ten ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?80 yıla yakın bir süredir şarküteri sektöründe olan Namet, 2005 yılı içinde et üreticisi Kayarlar Grup bünyesine katıldı. 4 bin 500 metrekarelik kapalı alanda yönetim, sevkıyat, üretim ve soğuk saklama tesisleri, 262 kişilik kadrosuyla üretim faaliyetlerini yürüten Nametin yıllık üretim kapasitesi 3 bin tonu aşıyor. Namet markası pastırma, sucuk, kavurma, salam, jambon, sosis, füme et ve rozbif çeşitleri gibi blok ve dökme ürün gruplarıyla toplu tüketim noktalarında, şarküterilerde ve ulusal zincir marketlerin şarküteri reyonlarında, dilimli paketlenmiş ürün gruplarıyla yine şarküteri, ulusal zincir, orta ve büyük ölçekli yerel marketlerin self servis raflarında yer alıyor. Kaç çeşit ürününüz var?Şarküteri alanında yüzde 100 dana, yüzde 100 piliç ve yüzde 100 hindi olmak üzere 3 ana grupta ürün sunuyoruz. Halen paketli ve açık 82 farklı şarküteri ürünümüz bulunuyor. Ürünleriniz tüketiciyle nasıl buluşuyor?Namet ürünleri Marmara, Akdeniz, Ege, Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölge Müdürlükleri ile soğuk zincir kırılmadan Türkiyenin dört bir yanındaki tüketicilerle buluşuyor. 100e yakın ürün çeşitleriyle her mutfağa, her açık büfeye sesleniyor. Satışlarınız mevsimsel değişiklik gösteriyor mu?Sucuk satışları havaların ısınması ile açık havada mangal etkinliklerinin artması nedeniyle olumlu etkileniyor. Bu yıl da şarküteri ürünlerinde, özellikle sucuk satışlarında artış bekliyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Sektörümüzün en önemi sıkıntılarından birini kayıt dışı üretim ve üzerinde fazla düşünülmeden, sektör temsilcilerinin görüşleri alınmadan yapılan mali uygulamalar oluşturuyor. Taze ette KDVnin yüzde 1den yüzde 8e çıkartılmasını bu uygulamalara örnek olarak verebiliriz. Uygulama kayıt dışı çalışan firmalara ne yazık ki büyük avantaj sağlıyor.Zincir marketler merdiven altı ürünlere karşı duyarlı davranarak, bu ürünlerin tüketicilere ulaşmaması için gerekli önlemleri alıyorlar. Ayrıca zincir marketlerin üretim aşamasında ve raflardaki ürünlerden numuneler alarak tahliller yaptırması, üretimde kayıt dışının payının küçülmesine ve kaliteli üretimin artmasına önemli bir katkı sağlıyor. Sektörümüzün bu sorununun, mali denetimlerin yoğunlaştırılması ve tüketicilerin bilinçlenmesi ile aşılabileceğine inanıyoruz. Bir başka önemli sorunumuz, kalite ve fiyat rekabeti arasındaki dengenin oluşturulamaması. Özellikle kırmızı et ile arasında önemli bir fiyat farkı olan beyaz etin birlikte kullanıldığı mix olarak adlandırılan ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin etiketlerindeki tüketiciyi yanıltıcı bilgiler rekabeti olumsuz yönde etkiliyor 2009 yılı plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Kayarlar Grubunun 2009 yılındaki en önemli gündemini, yapımına 2007 yılında başladığımız ve yılın üçüncü çeyreğinde faaliyete geçmesini planladığımız Çayırovadaki yeni üretim tesisimiz oluşturuyor. Yeni fabrikamızı 45 milyon euroluk yatırımla hayata geçiriyoruz. Günde 150, ayda yaklaşık 4 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak tesis, ana üretim, ofis ve market-restoran binaları olmak üzere 3 ana bölümden oluşuyor. Üretim tesisinde; şarküteri, dondurulmuş, ileri işlenmiş ve taze et ürünleri olmak üzere dört ana grupta üretim yapılacak. Tesisler, hem ev içi hem de ev dışı (EDT) olarak burger, köfte çeşitleri, döner, pişmiş döner, paket et, carpaccio, pepperoni, dilimi pizza malzemeleri, marinasyonlu et çeşitleri, soslu et çeşitleri, pişirme ve kaplama hattı (unlama, kızartma ve kaplama) ile Namet ürün yelpazesinin genişlemesini de sağlayacak. kırmızı et ve beyaz et ürünleri üretiminde mevcut çeşitlerimizi yaklaşık 100e çıkaracağız. Tesis, Türkiyede ürünlerin yüzde 100 el değmeden işlenebileceği teknolojik donanıma sahip olacak. Dilimleme ve paketleme parkuru, mikrobiyolojik ve kimyasal analiz laboratuarları, Ar-Ge departmanı, personel için üniversite ve özel sektörden gelecek eğitmenlerin eğitim verebileceği 800 metrekarelik barkovizyon ortamlı seminer salonu da Nametin yeni üretim tesisinin dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Sarıtaş Et Genel Müdürü Emrah Sarıtaş Sarıtaş Et'in hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?Şirketimiz 1946 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. İki ana faaliyet konumuz var; perakende ve toptan et satışı. Perakende alanında 9 şube ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Toptanda ise İstanbul genelinde yüzde 10luk bir pazar payımız var. Dana etlerimizi Afyon, kuzu etlerimizi ise Balıkesir yöresinden temin ediyoruz. Ürün portföyünüz nedir?Ürün portföyümüzü dana ve kuzu karkas ile parça etler oluşturuyor. Ayrıca perakende noktalarımızda satışı yapılan sucuk, sosis, kavurma ve pastırma gibi ileri işlenmiş ürünler de sunuyoruz. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Ürünlerimiz tüketiciye üç kanaldan ulaşıyor. Bunlar tedarikini sağladığımız market ve kasaplar aracılığı ile kendi perakende satış noktalarımız ve yine tedarikini sağladığımız otel, restoran gibi işletmeler. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Ülkemizde kırmızı et ürünleri Avrupa ülkelerine göre çok pahalı. Bunun en önemli sebebi yanlış devlet politikaları. Sektörümüzde yapılan bir uygulamanın sonuçları 15-20 yıl sonra alınıyor, biz de bugün geçmişin hatalı uygulamalarının sıkıntısını çekiyoruz. Anadoluda küçük ve büyükbaş hayvan nüfusu geçmişe göre çok düştü. Zaten ülkemizde yeterli mera yok. Bir de köylü hayvancılık konusunda desteklenmeyince kaçınılmaz olarak sıkıntı baş gösteriyor. Bu durumdan kurtulmanın çözümü ise hayvan yetiştiriciliği yapan köylünün devlet tarafından desteklenmesi ve entegre yetiştiriciliğin teşvik edilmesi. Tüm AB ülkelerinde bu yapılıyor. Ülkemizde de yakın geçmişte devlet tarafından bu yapıldı ve olumlu etkileri de görüldü. Bu teşvikler devam etmeli. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Küresel finansal krizden en az etkilenen sektörlerden biriyiz. Gıda, her ne kadar sorunları olsa da insanların tüketime devam etmek zorunda oldukları bir sektör. Hızla artan genç nüfusa sahip ülkemizde, sektörün geleceğini de olumlu görüyorum. Bu düşüncemden dolayı da üretimimizi daha entegre hale getirecek yeni yatırımlar planlıyoruz. Ayrıca perakende satış noktalarımızı da artıracağız. Şeker Piliç Genel Müdür Yardımcısı Emre Bor Şeker Piliç'ten ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?1960 yılında Bandırmada Emek Tavukçuluk adıyla kurulduk. 1999 yılında unvanımızı Şeker Piliç olarak değiştirdik. 2000 yılında yüzde 15i halka arz edilen firmamız; 10 üretim çiftliği, kuluçka ve kesim tesisleri, yem fabrikası, yaygın satış ve pazarlama ağı, yaklaşık bin 400 çalışanı ile Türkiyede beyaz et sektörünün en büyük altı firması arasında yer alıyor. Yıllık piliç eti üretim kapasitemiz 60 bin ton, ileri işlenmiş ürün kapasitemiz ise 6 bin ton. Irak, Türk Cumhuriyetleri, Orta ve Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyoruz. Entegre tesislerde yer alan laboratuarlarda, üretimi yapılan tüm hayvanların sağlık durumu sürekli olarak kontrol altında tutuluyor. Bu kontroller, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA tarafından önerilen analizleri de kapsıyor. Ürün çeşitlerinizden bahseder misiniz?100ün üzerinde ürün çeşidimiz var. Parça ve bütün piliç, köfte ve kebap grubu, döner, nugget, pane, kroket, schnitzel, burger gibi hızla hazırlanabilen ileri işlenmiş ürün grubumuz, sucuk, salam, sosis vb. ürünlerden oluşan şarküteri ürün grubumuz ve toplu tüketime yönelik ürünlerimiz bulunuyor. Ürün gamımıza geçen yıl hamburger köftesi, Light Burger, Şeker Biberli Salam, Şeker Kaşarlı Sucuklu Salam ve Şeker Jambonu ekledik. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Tüm Şeker Piliç ürünleri yurdun dört bir yanında yer alan bayi ağımız ve bölge müdürlüklerimiz kanalıyla tüketicilerle buluşuyor. Ülkemizde piliç eti üretimi ile ilgili var olan yasal düzenlemelere ilave olarak ABye ihracat yapmak isteyen firmalar için hazırlanan İlave Onay Prosedürünün ilk uygulamaya geçirildiği firmalardan biri Şeker Piliç. Buna bağlı olarak bütün üretim aşamalarımız işletmemizde görevlendirilen Resmi Veteriner Hekimler tarafından kontrol ediliyor ve yine Resmi Veteriner Hekimlerin onayı ile sevkine izin veriliyor. Şeker Piliç, Mobiliz Yük ve Depo Sıcaklık Takip Sistemi ile araç ve soğuk hava depolarının sıcaklıklarını kesintisiz olarak izliyor. Üretim ve dağıtımda HACCP, soğuk zincir ve soğuk muhafazayı da kapsayan bir dizi önlemlerin sistematik halde toplandığı ISO 22000 Gıda Güvenliği yönetim Sistemi de elektronik ortamda Sıcaklık Takip Sistemi ile destekleniyor. Ayrıca alışveriş yaptığımız müşterilerin kendi denetleme ekipleri de proses denetimi yapıyor. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Sektörün en büyük sorunu aşırı üretim. Türkiyede tavukçuluk sektöründe, dünya standartlarında üretim yapan çok iyi firmalar var. Bu firmaların hepsi Avrupa ve diğer ileri ülkelerden bile daha iyi konuma sahip tesisler. Ancak sektörümüzde kıyasıya rekabet var ve bu yüzden çok ciddi sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Son gelişmeler ışığında Avrupaya ileri işlenmiş tavuk ürünleri ihraç edebilecek olmamız çok olumlu bir durum. Ancak ihracatta devlet desteğine daha çok ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Dünya devletleri ile kıyaslandığında Türkiyede ihracat konusunda piliç etine verilen destek oldukça düşük. Bu şartlar altında Türk firmalarının dünya piliç eti pazarında rekabet etmeleri çok zor. Türkiyede ihracat iadesi olarak 2006 yılından itibaren 26 dolar/ton miktar ödeniyor. Bu rakam ABDde 600 dolar/ton, AB ülkelerinde ise 400 euro/ton. Türkiyede de AB ülkelerine benzer şekilde ihracat desteğinin mutlaka sağlanması gerekiyor. Aksi durumda dünya pazarında bu ülkeler ile rekabet etmemiz neredeyse olanaksız. Hükümetin ihracat desteğinin en kısa zamanda artıracağını umuyoruz. Diğer bir konu da AB ülkelerine kota uygulamaları. Kotadan pay alamazsak yüzde 50 gümrük vergisi karşımıza çıkıyor. Bu durumda hiçbir AB ülkesine mal satamayız. Bunun yanı sıra tüketicinin markalı ürün kullanmak konusunda daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ambalajlanmış ve güvenilir gıda ürünlerini tüketmek son derece önemli. Marketlerden veya diğer satış noktalarından alınan ürünlerin Türk Gıda Kodeksine uygun şekilde ambalajlanmış ve etiketlenmiş olması ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığından alınmış üretim izni olması gerekir. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Hedefimiz, bugün itibariyle yüzde 6 seviyesinde olan pazar payımızı yüzde 8-9lara çekmek. Ekonomik krizin ağırlığını hissettirmeye başladığı 2008 yılı içerisinde ileri işlem fabrikamızda kapasitemizi artırmak için 500 bin euroluk makine yatırımı yaptık. Buna bağlı olarak ileri işlenmiş ürün kapasitemizi günlük 30 tona yükselttik. Bu yıl içerisinde 1 milyon 350 bin euroluk yatırımla, yeni form hattı unlama-pişirme-fırın ve IQFden oluşan makineler alarak ileri işlem kapasitemizi günde 60 tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bandırmada günde 200 bin adet kesim yapabilen ikinci kesimhane tesislerimizin inşaatı da şu anda devam ediyor. Söz konusu tesiste kullanmak üzere kesim, parçalama ve paketleme hatlarında maksimum hijyen ve ürün güvenilirliği sağlayacak makineler aldık. Toplam 5 milyon TLye aldığımız makineler sayesinde ülkemizde faaliyet gösteren en hızlı kesim hattına sahip olacağız. Yeni tesisimizi devreye aldığımızda toplam kesim kapasitemiz 20 bin piliç/adede çıkacak olup günlük 525 ton piliç eti ve ürünleri üretilebilecek. Projenin 2009 yılı son çeyreğinde faaliyete geçirilmesi planlanıyor. Eskişehirdeki yatırımlarımız tamamlandığında, Eskişehir ilinde toplam 50 bin metrekarelik damızlık kümes tesislerine sahip olacağız. Bu haber Market dergisinden alınmıştır. Dosyanın son bölümünde yarın, Burda Ürün Satın Alma Yöneticisi Özcan Çalışkan, Groseri Market İcra Kurulu Üyesi Kazım Önür, Makromarket Satın Alma Kategori Müdürü Ertuğrul Gülhan, Mopaş Satın Alma Koordinatörü Bedrettin Demirer, Tesco Kipa Yetkilisi, Uyum Et-Balık Satın Alma ve Et Entegre Tesisi Müdürü Dr. Serkan K. Büyükünal, Üçge Elektronik A.Ş Endüstriyel Satış Yönetmeni Sinan Kutnay, JohnsonDiversey ve Cemal Tanyel'in görüşlerine yer vereceğiz. Dün yayınladığımız Et sektörü çözüm arıyor başlıklı haberimiz için tıklayınız:http://perakende.org/haber.php?hid=1246624370
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive