Et Sektörü Çözüm Arıyor

Et sektörü geçmişte olduğu gibi bugün de kayıt dışılık, haksız rekabet, hayvan hastalıkları, yetersiz denetim ve ticari engellerle boğuşuyor... Söz konusu sorunlar çözülmeden dünya pazarında rekabet gücü kazanmamız -varolan potansiyele rağmen- mümkün olmazken, sektörü dernek yetkilileri, et üreticileri ve perakendecilerle yaptığımız söyleşilerle büyüteç altına aldık
et-sektoru-cozum-ariyor Eklenme Tarihi : 03 Temmuz 2009 Cuma

Özlem ELGÜN Kırmızı et, geniş anlamda iyi bir protein kaynağı.. Ayrıca vitamin B12 de kırmızı ette bulunuyor. Beyaz et de dengeli beslenme için önemli besin kaynaklarından biri... Aynı zamanda yüksek biyolojik değere sahip olan hayvansal bir gıda. Genellikle pahalı olan diğer hayvansal kaynaklı besinlere göre daha ekonomik olması beyaz eti daha çok tercih edilebilir bir duruma getiriyor. Gerek kırmızı gerekse beyaz etin sağlıklı beslenmede önem ve yararları tartışılmaz ancak üretici cenahında sorunlar bitmek bilmiyor. Yem maliyetlerinin yüksekliği, besi ırkı ıslah çalışmalarının yetersizliği, hayvan hastalıklarının istenilen seviyede kontrol altına alınamaması, üreticinin tarımsal sanayi sektörü ile entegrasyonunun gelişmemesi, finansman ve teşvikler dile getirilen başlıca sorunlar... Bir de kayıt dışılık ve merdiven altı üretimler var elbette. Sektörü ve sektörün gelişmesini önleyen kısır döngüleri dernek yetkililerinden dinleyelim...Kırmızı et üreticileri ETBİR çatısı altındaİstanbul genelinde birbirinden ayrı yerlerde faaliyet gösteren kırmızı et üreticilerini bir çatı altında toplamak, sektörde işletmeler arasında yardım ve dayanışmayı sağlamak ve en önemlisi ülkemizde hayvancılığın gelişmesine yardımcı olmak için sektörün önde gelen işletmecileri 1998 yılında Et Üreticileri Birliğini (ETBİR) kurdu. ETBİR, sektörle ilgili tüm resmi ve sivil toplantılara katılarak sektörü temsil ediyor. Türkiyede kırmızı et üreticilerinin sorunlarına dikkat çekilmesi konusunda pek çok çalışma gerçekleştiriyor. Üniversiteler, akademisyenler ve konusunda uzman kişiler ile sürekli işbirliği yaparak sektörün sorunlarının çözümüne ilişkin projeler üretiyor. ETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Kayar Kırmızı et sektörü, ülkemizin mevcut potansiyeline rağmen arzu edilen seviyede gelişmedi. Avrupada kişi başına 20 kilogram kırmızı et tüketilirken bu rakam ülkemizde 12 kilogram. Üretim maliyetlerinin yüksekliği nihai ürünün fiyatına yansıyor, tüketici yüksek fiyat nedeniyle tüketim talebini kısıyor. Daha da kötüsü protein ihtiyacını karşılamak için güvenilir olmayan, denetlenmeyen merdiven altı üretilen ürünlere yönelmek zorunda kalıyor. Bu ise sektörün gelişmesini önleyen bir kısır döngü yaratıyor. Bakanlığımız ve diğer ilgili paydaşlarımızla birlikte bu yıl başlatılan Güvenilir Gıda, Sağlıklı Yaşam kampanyası sayesinde tüketici ve üreticinin bilinçlenmesi ile sektörde yaşanılan olumsuzlukların giderileceğine inanıyoruz. Kırmızı et sektörünün en önemli sorunu hammadde olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde ne yazık ki besi ırkı ıslah çalışmaları istenilen seviyeye ulaşamadı. Bu ise hayvan başına elde edilen et verimini etkileyen en önemli husus. ABde karkas ağırlığı hayvan başına 250 kilogram üzerindeyken ülkemizde bu rakam 200 kilograma bile ulaşamıyor. Yem maliyetleri, hububat ve yem bitkisi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle dünya ortalamalarının üzerinde. Mevcut hayvan varlığımız ile yem maliyetlerinin yüksekliği verimsiz üretimi beraberinde getiriyor. Sonuç olarak, birim maliyetler dünya fiyatlarının üzerinde oluşuyor. Hayvan hastalıkları ile yapılan tüm mücadelelere rağmen hastalıkların istenilen seviyede kontrol altına alınması da sağlanamadı. Tüm bu sorunlarla mücadele eden üreticinin tarımsal sanayi sektörü ile entegrasyonu da istenilen seviyede gelişmiyor. Kırmızı et sektörünün gelişmesi ancak gerekli entegrasyonun sağlanması ile mümkün olacak. Sektörde çok fazla işletme var ancak hepsinden verimli ve kaliteli üretim alınamıyor. Ölçeklerin küçüklüğü yüksek maliyetlere neden oluyor. Bu yapımızla AB üyelik süreci ve sonrasında sektörümüzü, özellikle üreticiyi büyük tehlikeler bekliyor. Biz üretimimizin tüketimimizi karşılayacak miktarda olduğunu söylüyoruz, ancak tüketimin artacağını varsaydığımızda şimdiden önlem alınması kaçınılmaz. Sektörle ilgili önemli bir konu da finansman ve teşvikler. Son yıllarda Türkiyede kırmızı et üretimi, özellikle yerli üreticiler için avantajlı bir sektör olma özelliğini kaybetmeye başladı. Kırmızı et uzun üretim dönemi ve buna bağlı olarak nihai ürünün daha geç elde edilmesi nedeniyle özel finansman modellerine ihtiyaç duyuyor. Kırmızı et üretiminin finansmanı için ilgili banka, bakanlık ve hazine yetkililerin harekete geçmesine ihtiyaç var. 4 milyar dolarlık güçlü sektörTavukçuluk, Türkiyede tarım kesiminin güçlü olduğu sektörlerden biri. Ülkemizde geçimini tavukçuluk sektöründen sağlayan (üretici çiftçi, yem, ilaç, yan sanayi, satıcı esnaf, nakliye, pazarlama elemanı vb.) insan sayısı 2 milyona yaklaşıyor. Sektörün yıllık cirosu ise 4 milyar dolar civarında. Üretim koşulları, gelişmiş ülkelerle hemen hemen aynı olmakla birlikte, ülkedeki piliç tüketimi gelişmiş ülkelerdeki tüketimin yarısı kadar. Kişi başına yılda tüketilen kanatlı eti miktarları ABDde 50 kilogram, Kuveytte 46 kilogram, Suudi Arabistanda 36 kilogram, İngiltere, İspanya ve Macaristanda 30 kilogram, ülkemizde ise 17 kilogram. Kanatlı sektörünün gelişmesinde lokomotif rolü oynayan Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği (BESD-BİR) Genel Sekreteri Yüce Canolerle yaptığımız söyleşiyle bu verilerin ayrıntılarına ulaşalım... BESD-BİRin çalışmalarından bahseder misiniz? Üyelerinizin ticari faaliyetlerine yönelik neler yapıyorsunuz?Derneğimizin üyeleri piliç ve hindi eti üreten entegre firmalarla, et yönlü damızlıkçı firmalardan oluşuyor. Üye firmalarımız Türkiye'nin toplam kanatlı eti, kuluçkalık yumurta ve civciv üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını karşılıyor. Dernek kanatlı sektörünün gelişmesinde lokomotif rolü oynuyor. Derneğimizin üyeler ve kamu kuruluşları arasında iletişim ve koordinasyonu sağlamak, sektörünün gelişmesini, kanatlı eti üretim politikasının ülke yararına oluşturulmasını sağlayacak faaliyet ve girişimlerde bulunmak, sektörle ilgili bilgileri toplayarak istatistiki değerleri oluşturmak ve duyurmak, kaliteli ürün üretimini teşvik etmek, tüketimi artırıcı çalışmalar yapmak, piliç ve hindi eti ürünlerine olan talebin artırılmasına ve ihracat imkanlarının geliştirilmesine katkıda bulunmak gibi birçok amaç ve çalışma alanı var. 2009 yılı itibariyle BESD-BİR'e kayıtlı 29 üye firma bulunuyor. Türkiye'de beyaz et sektörünün büyüklüğü ve yarattığı istihdam hakkında bilgi alabilir miyiz?1990 yılında 217 bin ton üretim seviyesinde olan kanatlı eti sektörü, 2000 yılında 752 bin ton, 2007 yılında 1 milyon 100 bin ton üretim düzeyine ulaştı. 2008 yılı tahmini kanatlı eti üretimi 1 milyon 170 bin ton piliç eti, 33 bin ton hindi eti, 57 bin ton çıkma tavuk ve diğer kanatlı etleri olmak üzere toplam 1 milyon 260 bin ton seviyesinde olduğu kabul ediliyor. Sektörde yaklaşık 11 bin 20 adet broiler, 3 bin 284 adet yumurta üretim kümesi mevcut. Yumurta üretimi dahil yaklaşık 500 bin kişi istihdam ediliyor. Sektörün yıllık cirosu 4 milyar doları civarında. Peki Türkiye tavuk eti üretiminde dünyada kaçıncı sırada?2006 yılı üretim büyüklüğüne göre, Türkiye, 937 bin ton piliç eti üretimiyle dünya ülkeleri arasında 17nci sırada yer alıyor. Beyaz et tüketimi Türkiyede diğer ülkelere göre hangi düzeyde?Kişi başına kanatlı eti tüketimi 1990 yılında 3,8 kilogramken 2008 yılında yaklaşık 17 kilograma yükseldi. 1990-2008 arası 19 yıllık süreçte üretim yaklaşık 6 kat, kişi başına tüketim 4 kat arttı. Sektör ülkenin bir numaralı hayvansal protein kaynağı durumuna erişti. Türkiyenin hayvansal protein açığını kapatmada en etkili çözüm tavuk eti ve yumurta üretimi. 29 Mart itibarıyla AB'ye kanatlı eti ihracatının başladığını duyurmuştunuz. İhracat şu anda ne durumda? Modern kanatlı kesimhanelerine sahip ve canlı üretimde ortalama değerlerin üzerinde verimliliğe ulaşmış olan sektörün ihracatta da şansının olması doğal olarak bekleniyor. Oysa son 3 yıla kadar toplam kanatlı eti üretimi içinde ihracatımızın payının yüzde 2nin altında kaldığını, son 3 yılda yüzde 4 civarına çıkabildiğini söyleyebiliriz. İhracattaki düşüklüğü iç pazar talebinin yüksekliği ile açıklamak mümkün değil. Kanatlı eti ihracatında lider ülkelerle kıyaslandığında, maliyetlerimizin yüksekliği ve ihracat iadelerinin yok denecek kadar düşük kalması nedeniyle ihracatımızın gelişemediğini, üretimde dünya 17ncisi olmamıza rağmen ürettiğimizin tamamına yakınını tüketmek zorunda kaldığımız ortada. Üç yıllık ihracat tablosunda özellikle 2008 yılında sağlanan gelişme birçok yönden dikkat çekici olmakla beraber yine de olması gerekenin çok altında kaldığını söylememiz gerekir. 81 bin ton ihracat, toplam üretimimizin yüzde 6,4 kadarını oluşturuyor. Dünya piliç eti ticareti 2007 yılı rakamlarına göre 8,7 milyon ton civarında. Bu ticaretin 1/3ü Türkiyenin yakın çevresinde yapılıyor. Yani yaklaşık 2,9 milyon tonluk pazarın neredeyse orta yerindeyiz ve bu pazardan tavukayağı haricinde alabildiğimiz pay yüzde1,7 civarında. İhracat yaptığımız ülkeler listesine son iki yılda giren Suriye ile Malezya ve Afrika Ülkeleri olarak; Gabon, Angola, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Liberya, Benin, Gana, Gine ve Ekvator Ginesi dikkat çeken gelişmeler arasında. 2009 yılı ilk 3 ayında yapılan kanatlı eti ve sakatatı ihracatımız 2008 yılının aynı dönemine kıyasla yaklaşık 3,5 kat artarak 26 bin 756 tona ulaştı. İhracat değerindeki artış ise 2,2 kat oldu. Toplam 26 bin 756 ton ihracatın yaklaşık 11 bin 137 tonu yine Iraka yapıldı. İlk üç ayın tavukayağı ihracatı yaklaşık 6 bin 800 ton oldu. 2009 yılının ilk üç ayındaki kanatlı eti ve sakatatı ihracatının hiç hızını düşürmeden devam etmesi halinde yıl sonunda 100 bin ton ihracata ulaşmamız mümkün. AB Komisyonunun aldığı bir kararla ileri işlenmiş kanatlı eti ürünlerinde ABnin ithalat yapabileceği üçüncü ülkeler listesine Türkiyeyi almış olmasının yarattığı olumlu kanaatin 2009 yılı ihracatımızın artmasına da katkıda bulunması beklentilerimiz arasında. ABye ileri işlenmiş kanatlı ürünlerinin ihracatı için Fransa, Hollanda, Almanya, Romanya gibi topluluk ülkelerinden ticari heyetler ülkemize gelerek ihracata yetkili kılınan 7 firmamızın tesislerinde incelemelerde bulundu. Bu konuda ticari temaslar devam ediyor. Sektörde son dönemde ne gibi sorunlar yaşanıyor? Bunlara yönelik çözüm önerileriniz nedir?Dışa bağımlı olduğumuz damızlık ve yem hammaddeleri sektörün zayıf noktasını oluşturuyor. Damızlıkların yurt içinde üretilmesi çok zor ve uzun vadeye bağlı olduğu için o konuda dışa bağımlılığın daha uzun yıllar devam etmesi söz konusu. Ama soya fasulyesinin ülkemizde üretilmesi mümkün ve çok önemli. Mısırda olduğu gibi soya fasulyesinin de iyi bir fiyat ve destekleme alım politikası uygulanması halinde üretimini artırmak mümkün. Ayrıca yüksek üretim maliyetlerimizi aşağıya çekmemiz, ihracatın geliştirilmesi için şart. Maliyeti artıran bir unsur olarak gümrük vergisinin kaldırılması veya sadece yem üretimi yapanların gümrük vergisinden muaf tutulmasının sağlanması etkili bir çözüm olacak. Destekleme politikalarının dış pazarla iç pazar arasındaki fiyat farkını ortadan kaldıracak şekilde belirlenmesi halinde bizim yabancı ülkelerle rekabet edebilmemiz daha kolaylaşacak. Enerji maliyetleri her sene artıyor. Sektöre imtiyazlı tarife uygulanması gerekli. KDVsi yüzde 8 olan canlı tavuk, hindi, civciv, yumurta ve kanatlı etleri, karma yem ve yem hammaddelerinde oran yüzde 1e düşürülmesi, maliyetler üzerinde olumlu etki edecektir. Piliç etine ihracat iadesinden ele geçen net miktarın 26 dolar/ton olması ihracatın önündeki en büyük engellerden biri. ABD piliç eti ihracatına 600 dolar/ton, AB ise 300-550 euro/ton destek uyguluyor. Bu yüksek destekler himayesindeki ülkelerle Türkiye kanatlı sektörünün rekabet etmesi ve ihracatını geliştirmesi mümkün değil. Kanatlı eti ihracat desteğini yeterli ve güvenilir hale getirilmesi için, 5 yıl içinde her yıl azaltılarak verilmesi ve 5 yılın sonunda desteğin sıfırlanmasını temin eden yeni bir sistemin uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Kuş gribi vakaları da sektörün zayıf noktalarından biri olsa gerek...Ülkemiz kuşların göç yolu üzerinde... Bu da her sene kuş gribi olaylarını gündeme getiriyor ve serbest köy tavuklarında ortaya çıkan her kuş gribi vakası ihracat kapısının 3 ay ile 1 yıl arasında kapanmasına sebep oluyor. Bu durumun önlenebilmesi için ülkemizde hastalıklar açısından bölümlendirme uygulanmasına geçilmek üzere çalışmalar yapıldı, hatta yönetmelik yayınlandı. Bu sistemde bir veya birkaç firmanın üretim alanları devamlı devlet kontrolünde tutularak bu firma veya firmaların ürünlerinin hastalık taşımadığı garantisi verilerek ülkede salgın hastalık çıksa bile bölümlendirme kapsamındaki firmaların ihracata devam etmeleri mümkün oluyor. Henüz dünyada uygulama örneği bulunmayan bu sistemin ithalatçı ülkeler tarafından kabul görüp görmeyeceği henüz tam olarak bilinmiyor. Bu bakımdan sektörümüz Bakanlığın bölgelendirme üzerinde de çalışmalar yapmasını istiyor. Aytaç Gıda Pazarlama Tic. Ve San. A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Tekten Aytaçtan ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?Aytaç, 1995 yılında Dünya Bankası ve İsviçre Yatırım Bankası ortaklığıyla kuruldu. Aytaç organizasyonunda 2 ayrı şirket bulunuyor: Üretim şirketlerinin bağlı olduğu Aytaç Gıda Yatırım San. ve Tic. A.Ş ile satış organizasyonunun bağlı olduğu Aytaç Gıda Pazarlama Tic. ve San. A.Ş. Üretim şirketine bağlı 6 fabrika ve 1 hayvancılık tesisi; pazarlama şirketine bağlı 4 bölge müdürlüğü bulunuyor. Bu fabrikalar Çankırının Çerkeş ilçesinde 885 bin metrekare alan üzerinde kurulu kırmızı et, beyaz et, yem fabrikası, hayvancılık tesisleri; Hendek Adapazarında su ve meyve suyu fabrikası, Tokat Turhalda peynir fabrikası, Yozgatta yağ fabrikası. Aytaç fabrikalarında üretilen ürünler Marmara, İç Anadolu, Akdeniz ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere 4 Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla Türkiyede yaklaşık 200 bin satış noktasına ulaşıyor. Müşteri portföyü olarak; distribütörler, ulusal ve yerel zincir marketler, otel ve turistik tesisler, toplu tüketim noktalarına sahibiz. Hangi kategorilerde kaç çeşit ürününüz var?Ağırlıklı olarak et ürünleri üretimi yapıyoruz. Piyasaya et ve et ürünleri markası olarak girmemize rağmen meyve suyundan suya, sütten peynire, margarinden ay çiçeği yağına, kahvaltı setlerinden mayonez ve ketçaba kadar 17 kategoride 600 çeşit a kalite ürüne çıkarttık. En son Darfresh teknolojisini Türkiyeye getirerek daha pratik kullanımlı ve ürünün kurumasına engel olan ambalajlarda dilimli halde tüketime sunduk. Halihazırda Aytaç olarak Ar-Ge çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Her sene yaz aylarında satış grafiğimizde artış yaşıyoruz. Bu bizim ürünlerimizin sadece evde tüketilmesine değil, aynı zamanda özellikle piknik alanlarında yoğun tüketilmesine, tatil yörelerinde bulunan turistik tesislere yönelik yoğun satış ve dağıtımımızın artmasına katkı sağlıyor. Türkiyedeki et sektörünün durumunu değerlendirir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Türkiyenin toplam et üretimi 1 milyon ton kırmızı et ve 1 milyon ton beyaz et olmak üzere 2 milyon ton civarında. Dünyada et üretimimizle 30uncu sırada geliyoruz. Ancak kişi başı tüketimlerde Avrupa ülkelerine göre gerideyiz. Avrupa ülkelerinde kişi başı kırmızı et tüketimi 75 kiloyken ülkemizde hala 15-16 kilogram seviyelerinde. Türkiyedeki et sektörü mevcut potansiyele sahipken bunu değerlendiremiyor. Ülkemizde beyaz et kırmızı ete tercih ediliyor. Bunun en büyük nedeni ise kırmızı etin kilogram fiyatının beyaz ete göre yüksek olması. Kırmızı et sanayisindeki en büyük sorun kayıt dışılık. Kırmızı et sektörünün yüzde 40ı kayıt dışı ve sektöre bu kayıt dışılığın yansıma bedeli yaklaşık 3 milyar TL civarında. Bu nedenle sektör maalesef rekabet ediyor ve kâr realizasyonunda zorlanıyor. Devletin bir an önce kayıt dışılığı önleyici tedbirler alması gerekiyor. Bir diğer sorun, hayvancılığa yeterli yatırımın yapılmaması. Yeterli destek görmediği için gelişemiyor ve verimli et ırkı üretimine yatırım yapılamıyor. Banvit A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener Banvit'i kısaca tanıyabilir miyiz?1968 yılında yem üretimiyle başladığımız faaliyetlerimize 1984 yılında piliç, 2001 yılında hindi ve ileri işlenmiş ürünler, 2005 yılında ise kırmızı et üretimini ekledik. Son üç yıldan bu yana da kırmızı et yatırımlarımız kapsamında büyük baş yem üretim ve satışı gerçekleştiriyoruz. Diğer taraftan 10 yıldır bulunduğumuz Romanya pazarında da buradaki entegrasyonlar için kuluçka tesislerimizde civciv üretiyoruz. Ürün portföyünüz nedir?Tüketicilerimize sunduğumuz ürün portföyümüz ana üretim gruplarımız olan piliç, hindi ve kırmızı et altında toplanıyor. Ayrıca ileri işlenmiş hazır ürünler de üretiyoruz. Bu son gruptaki ürün çeşitliliğimiz ise pazardan gelen taleplere göre artıyor. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Şube, ana bayi ve tali bayilerimizin oluşturduğu 62 dağıtım noktamız mevcut. Bu kanallardan satış noktalarına ve oradan da tüketicilerimize beyaz ve kırmızı et ile ileri işlenmiş hazır ürünler ve şarküteri ürünleri ulaştırıyoruz. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Yaz ayları muhakkak ki gıda tüketim oranlarını olumlu yönde etkiliyor. Turizmin canlanması ve mangal sezonunun başlaması sektörel satışlarımız üzerinde olumlu bir etkisi yaratıyor. Tahminlerimize göre bu dönemde yüzde 10 ila 15 arasında bir artış söz konusu oluyor. Bu sene artan üretimle birlikte yaz aylarında haftalık üretim rakamının 25 bin ila 26 bin ton aralığında gerçekleşmesini bekliyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Et sektöründe üretim maliyetlerinden ihracata kadar uzanan pek çok sıkıntı var. Ancak dürüst üreticiler için yurt içinde öne çıkan en büyük sorun yetersiz denetim ve kayıt dışı üretim. Et üretimi çiftlik aşamasından çatala kadar pek çok kritik kalite güvence aşamalarına sahip. Bu teknolojiyi getirmek, üretim süreçlerine entegre etmek oldukça maliyetli. Diğer taraftan tüketici güvenini kazanmak için ciddi marka yatırımları ve iletişim çalışmaları yapmanız lazım. Ama maalesef siz bu değerleri yaratırken, yasalar ve denetimdeki boşluklarından yararlanan merdiven altı sektörü hem sektörünüzü zan altında bırakarak hem de işletmenize yaptığınız bu yatırımlar karşısında haksız bir rekabet oluşturuyor. Bu, sektör ve ülke ekonomisini de negatif olarak etkiliyor. Son zamanlarda bunun önüne geçecek yeni düzenlemeler ve girişimler yapıldığını biliyoruz. Ancak rehavete kapılmadan, ilgili makamlarca bu girişimlere işlerlik kazandırılması ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşıyor. Tabii tüketicilerin markalı ve ambalajlı ürün tüketiminde gösterecekleri özenin de bu konunun aşılmasında önemli katkısı olacaktır. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Banvit olarak hem Türkiye hem de Romanyadaki yatırımlarımızla büyümeye devam ediyoruz. Ekonomik krizin devam ettiği bu dönemde kısa ve orta vadeli planlarımız için piyasaları yakından takip ediyor ve paralel olarak ilerliyoruz. Et ve et ürünleri üretiminde piliç, hindi ve işlenmiş ürünlerden sonra kırmızı ete, buna paralel olarak büyük baş yem üretimine de adım attık. AB pazarı için araştırma ve değerlendirme çalışmalarımızı sürdürürken, AB dışı pazarlar için ihracat çalışmalarımıza hız verdik. Romanyada ise yakın zamanda civciv üretiminden sonra yem üretimine de başlayacağız. Uzun vadeli hedefimiz ise Türkiyede olduğu gibi Avrupada da Banvit markasıyla önde gelen gıda üreticileri arasında yer alabilmek ve avantajlarımızı değerlendirebilmek. Bolca Hindi Genel Müdürü Kamil Erbayram Bolca Hindi'den ve üretim süreçlerinizden bahseder misiniz?Bolu Kalite Yem Sanayi A.Ş'nin entegre hindi üretim kuruluşu olan Bolca Hindi, 1995 yılında kuruldu. Türkiyedeki hindi eti pazarının yüzde 25'lik payına sahip. Kapasite artırımına yönelik yatırımımız tamamlandı ve 2007 yılında devreye alındı. Projenin tutarı 2005 yılı sonu itibariyle 10 milyon dolar civarında. Yeni yatırım ile yaklaşık yılda 30 bin ton kurulu kapasiteye sahip olan bu proje, mikrobiyal bulaşmayı ortadan kaldıracak bir şekilde dizayn edildi. Bolu Kalite Yem, 230 personel ve 100 adet sözleşmeli üretici ile tamamen kapalı sistem üretim yapıyor. Ürün portföyünüz nedir?Ürün yelpazemizde taze tabaklı ve ileri işlenmiş ürünlerin yanı sıra hindi etinin değişik bölümlerinden oluşan 42 çeşit ürün pazarda yer alıyor. Hindinin but, göğüs ve kanat kısımlarından elde edilen ürünler taze tabaklı ürünler. İleri işlenmiş ürünler ise, döner, külbastı, köfte çeşitleri ve burger gibi işlem görmüş ürünler. İleri işlenmiş ürün gamımızda şimdilik döner, külbastı, ızgara ve İnegöl köfte, burger gibi ürünler mevcut. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Ulusal marketlere direkt kendimiz satış yapıyoruz. Ancak yerel marketler ve diğer tüketim yerlerine ürünlerimizi bayiler kanalıyla ulaştırıyoruz. Belirli illerde bayii ve/veya bayilerimiz mevcut. Halen 50 adet bayiimiz hizmette. Türkiye'deki kanatlı eti sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Gelişmiş ülkelerde hindi eti üretimi ve tüketimi broiler üretiminden yaklaşık yüzde 10-15 gibi bir pay alıyor. Broiler piliç eti üretiminin 1 milyon ton civarında olduğu esas alınırsa, ülkemiz 100-150 bin ton hindi eti üretmeli. Oysa durum tamamen farklı. Üretim artacağı yerde yüzde 50 düşmüş durumda. Hindi eti üreten işletmelerin kurulu kapasiteleri halen gerçekleştirmekte oldukları üretimin üzerinde olduğundan, yeni yatırımlar söz konusu değil. Ancak dünyadaki teknolojik gelişmeler takip edilmeli, mevcut sisteme daha verimli ve daha hijyenik ortamlarda üretim yapabilmek için bir takım ilaveler yapılmalı. Özellikle 2005 yılı sonunda meydana gelen kuş gribi vakasının ardından sektörde kötü bir gidişat başladı. 2007 yılında bir düzelme olmuş gibi görünse de başta kene vakaları olmak üzere tüm dünyada artan yem maliyetleri, nakliye ve enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle sektörün kendini toparlayamadığı dikkati çekti. Şu an için cereyan eden küresel kriz nedeniyle tüm üreticiler üretimlerini yüzde 30-50 civarında geri çekti. Ayrıca ihracatta yaşanan teşvik sorunları, bürokratik engellerin aşılamaması, sürekli artan üretim maliyetleri ve gereğinden fazla arz nedeniyle kısa vadede çok hızlı bir düzelme beklenmiyor. Gereken tedbirler alınmazsa, durumda belirli bir düzelme olması zor gibi görünüyor. Gelecekle ilgili plan ve hedefleriniz nedir?Günümüzde insan sağlığının ön planda olduğu beslenme yöntemleri öncelik kazanmış durumda. Hindi eti de düşük kolesterol, bol proteinli ve az yağlı oluşu nedeniyle bu sağlıklı beslenme eğilimi içersinde fazlasıyla yer alacaktır diye düşünüyoruz. Ayrıca iş yoğunluğu nedeniyle evde hızlıca hazırlanabilen yemekler ön plana çıktı. Bu tür yemeklerin hazırlanması için hindi oldukça elverişli. 15 sene önce sadece yılbaşında tüketilen hindi eti, bugün yılın 12 ayında marketlerde bulunur hale geldi. Sadece karkas şeklinde değil; parça, füme, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, döner ve külbastı gibi hızlı pişirilen yemekler ve gulâş ve kavurma gibi hazır yemekler olarak çok çeşitli şekilde marketlerde yer alabiliyor. Bu avantaj ve özelliklerinden dolayı hindi eti 21inci yüzyılın sağlıklı protein kaynağına mükemmel bir örnek. Tüm dünyada üretim ve tüketimi artış kaydetti. Bizim beklentimiz, Türkiyede de aynı artışın gerçekleşmesi. Bu sayede hem halkımızın daha sağlıklı beslenmesine hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmuş olmak, tüm sektörü mutlu edecek. Bonfilet Genel Müdürü Hakan Akkoyun Bonfiletten ve üretim süreçlerinden bahseder misiniz?1987 yılında kurulan Bonfilet, tamamen ev dışı tüketim noktalarına et dağıtımı yaparak işe başladı. Eti ilk vakum ambalajlayan, karkas eti ilk poşete koyan, dondurulmuş et ürünlerinde farklı ambalaj yapısı oluşturan ve kırmızı ette ilk marka oluşumunu yapan firma. 7 kişiyle başlayan Bonfilet kadrosu bugün 130 kişiyi buldu. Ürünler, İstanbul Veterinerlik Fakültesi tarafından aralıksız olarak sürdürülen hijyen kontrolü altında üretiliyor. Ayrıca HACCP olarak adlandırılan, insan sağlığını etkileyecek olumsuz şartları kontrol altında tutma ve kontrol noktalarını tanımlayan program da harfiyen uygulanıyor. Ürün gamınızda neler var?Ürünlerimizi dondurulmuş ve taze olarak iki ayrı grupta ele alabiliriz. Dondurulmuş ürünlerde hamburger ve köfteden oluşan 28 çeşit ürün, taze ürünlerde ise dana kıymadan kuşbaşıya, kuzuda ise şişten pirzolaya 12 farklı üründen oluşuyor. Adana köfte, kuzu çöp şiş, kuzu beyti, ve Türkiyenin ilk taze hamburger niteliğindeki dana burger, Bonetin geçtiğimiz aylarda ürün yelpazesine eklenen yeni ürünleri. Pazara sürülen bu yeni ürünlerle birlikte Bonet, ürün gamını 21 çeşide ulaştırdı. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Türkiyede bir ilk olarak MAP (Modified Atmosphere Processing) teknolojisiyle 20yi aşkın taze et ve köfte çeşidini zincir ve yerel marketlerde tüketiciyle buluşturan Bonet; Türkiye çapında 32 bayisiyle Marmara ve Ege Bölgesi ile Ankaradan doğrudan taze et dağıtımıyla büyümeye devam ediyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte satışlarda bir artış bekliyor musunuz?Yaz aylarının gelmesinin yanı sıra okulların kapanması ile birlikte sahil kesimlerinde ve piknik yerlerine yakın noktalarda satış artışı bekliyoruz. Fakat geçtiğimiz yıl olduğu gibi kene olayı basının gündeminde yer alırsa, bu durum piknik yapanları olumsuz etkileyebilir. Türkiyedeki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sektörümüz hızla sanayileşiyor ve küresel pazara kendini hazırlıyor. Bunun yanı sıra yurt dışından gelen market zincirlerinin AB normlarında satın alma yapmaları sektörü olumlu yönde etkiliyor. Ancak haksız rekabet ve ürünler konusundaki denetim yetersizliği, sanayileşme ve markalaşma yolunda giden firmaları olumsuz yönde etkiliyor. Sektörümüzde hayvancılık her geçen gün zayıflıyor, yurt dışı ile hiçbir zaman rekabet içinde olamayan pazarımız, her geçen gün bundan daha da çok uzaklaşıyor. Hayvancılık, et ve et ürünleri üreten sektörün ayrı bir müsteşarlığının olması gerektiğini düşünüyorum. Besiye alınan hayvan ve verimliliğine oranla teşvikler verilmeli. Bu teşvikler gayet anlaşılır olmalı ve üreticiyi (besici) destekleyen yönü ağırlıklı olmalı. Bu şekilde sektörü kayıt altına almanın çok daha kolay olacağını düşünüyorum. Gıda konusunda suistimallerin yoğun olduğu bu ortamda, çok farklı ve pratik denetim organizasyonu oluşturulmalı. Bu konuda halkımızı da içine alan sosyal sorumluluk kampanyası ile sistemin kendini denetlemesi sağlanabilir. Verimli topraklara sahip ülkemiz, tüm dünyaya ihracat yapabilecek duruma gelebilir. Ayrıca son zamanlarda yaşadığımız küresel krize karşı, tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalara somut destekler verilebilir. Örneğin, işçi çıkarmayan ve üretimine dikkat eden firmalara SSK, vergi, elektrik gibi konularda vade açıp sektöre ciddi likidite kazandırabilir. Verilecek desteklerle şirketlerin bu dönemleri daha az zararla aşması sağlanabilir. 2009 yılı plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Bin 400 metrekarelik bir alanda üretim yapan Bonfilet, üretim kapasitesini artırmak amacı ile 10 bin metrekarelik alana oturacak yeni bir fabrika inşaatına başladı. Projeler ve ekipmanları tamamen yurt dışında hazırlanan bu yeni fabrika Türkiyede bir ilk olacak. Yeni yatırımımızla birlikte üretim hacmimizi yaklaşık 8 kat büyütmeyi düşünüyoruz. Hedefimiz karkas ette yılda 18 bin ton üretim hedefliyoruz. Yeni ürünlerimiz arasına hazır döner gibi daha ileri işlenmiş ürünler de ekleyebiliriz. CP Group Türkiye Başkan Yardımcısı Nezih Gençer CP Grupun geçmişten bugüne geçtiği aşamaları anlatır mısınız?CP Group, faaliyetlerine 1921 yılında Tayland'da başladı. Türkiye pazarına 1987 yılında İnegölde kurmuş olduğu yem fabrikasıyla girdi. Bugün Türkiyenin değişik bölgelerinde 6 adet yem fabrikası faaliyette. Ayrıca 5 bölgede piliç eti üreten CP Group; İnegöl, Turgutlu, Osmaneli, Abant ve Tarsusta kurulu 5 kesimhane işletiyor. CP Group, 2008 yılında Türkiyede 720 bin ton yem üretimi gerçekleştirdi, yüzde 10 pazar payıyla yıllardır olduğu gibi liderliğini sürdürdü. 100 bin ton piliç eti üretimiyle ve yüzde 10 pazar payıyla piliç sektörünün önde gelen kuruluşlarından birisi oldu. 2007 yılında Türkiyede CP Karides markasının lansmanı yapıldı. 2008 yılında 60 bin kilogram CP Karides satışı gerçekleştirildi. Mevcut ve yeni iş kollarındaki faaliyetleriyle, 2 bin 500 kişiye istihdam sağlayan CP Groupun cirosu, 2008 yılında 530 milyon TLye ulaştı. CP Grup pazarda hangi ürünlerle varlık gösteriyor?CP Group, gıda pazarında CP Piliç, CP Yumurta ve CP Karides markalarıyla yer alıyor. Kahvaltı sofralarından ana yemeklere uzanan zengin bir ürün yelpazesine sahip. Ürünlerimiz arasında bütün piliç, parça piliç ürünleri, küvet sosis, vakumlu sosis, vakumlu kangal sucuk, baton sucuk, salam, nugget, schnitzel, misket köfte, İnegöl köfte ve sofralık yumurta yer alıyor. CPnin yeni ileri işlenmiş ürün yelpazesinde ise Karidesli Mantı, Karides Popcorn Pane, Kelebek Karides Pane, Karışık Karides Lokumu, Firecracker Karides Pane, Torpido Karides Pane ve Pişmiş Karides bulunuyor. Ürünlerinizi tüketiciye nasıl ulaştırıyorsunuz?Ürünlerimizi tüketicilerimize, direkt satışlarımızda ve bayilerimiz aracılığıyla, zincir marketlerden (Migros, Tansaş, Real, Özdilek, Metro, Tesco, Carrefour, Macro), CP perakende satış mağazalarımızdan ve otel ve restoranlar aracılığı ile ulaştırıyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Kuş gribi vakaları, ardından tavukta hormon söylentileri, kene vakaları ve en son da yaşamakta olduğumuz küresel ekonomik krizin etkileri beyaz et fiyatları üzerinde de etkili oldu. 2008 yılının ilk çeyreğinden bugüne kadar maliyetine satışlar hatta zaman zaman maliyetin de altına satışlar söz konusu oldu. Şu anda da satış fiyatlarımız maliyet fiyatlarımız seviyesinde. Piliç eti üretim maliyetleri diğer ülkelerle karşılaştırıldığında hep yüksek kalıyor. Bu da hem tüketimin artmasını hem de ihracat yapmamızı olumsuz etkiliyor. Yüksek üretim maliyetlerine karşın uygulanan ihracat teşvikleri yetersiz kalıyor ve bu pazarlarda dünya piliç eti ihracat devlerinin fiyatları ile rekabet etme şansımız olmuyor. Bundan sonra daha fazla piliç eti üretip iç ve dış piyasalarda daha istikrarlı artan bir satış gerçekleştirmek için maliyetleri dünya fiyatlarına çekebilmek konusunda gerekli desteğin sağlanması önemli. Yem hammaddeleri olan mısır ve soyanın yurt içi üretimleri artırılmalı, maliyetleri düşürülmeli. Bu sorunlar çözüldüğü takdirde önümüzdeki dönemde sektörün istikrarlı bir şekilde büyüme potansiyeli var. Plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Ekonomik sıkıntılara rağmen Türkiyede yatırımlarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki günlerde hayata geçireceğimiz yeni bir projenin heyecanı içerisindeyiz. Taze bütün, parça piliç eti üretiminin yanı sıra değişen tüketici taleplerini de analiz ederek katma değeri yüksek, hazırlanması çok pratik olan ileri işlenmiş piliç ürünleri üretmek üzere yeni bir fabrika yatırımına karar verdik. Bilecik-Osmanelide kurulması planlanan ileri işlenmiş ürünler fabrikası 16 milyon dolarlık bir yatırımla, 2009 yılı sonunda üretime hazır olacak. İlk etapta bin ton/ay kapasiteli düşünülen tesiste; nugget, schnitzel gibi kaplamalı piliç ürünleri ve piliç sosis, salam, sucuk gibi şarküteri ürünleri üretilecek. Ayrıca sosla pişirilmiş piliç ürünleri ısıt-ye tarzında tüketicilere sunulacak. Krizin etkilerini, yatırım, ihracat ve üretim çalışmalarımızı rasyonel hedefler belirleyerek ve bu hedefler doğrultusunda çalışarak, en az şekilde hissederek devam etmeyi planlıyoruz. Namet Gıda A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı N. Tarık Kayar Namet'ten ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?80 yıla yakın bir süredir şarküteri sektöründe olan Namet, 2005 yılı içinde et üreticisi Kayarlar Grup bünyesine katıldı. 4 bin 500 metrekarelik kapalı alanda yönetim, sevkıyat, üretim ve soğuk saklama tesisleri, 262 kişilik kadrosuyla üretim faaliyetlerini yürüten Nametin yıllık üretim kapasitesi 3 bin tonu aşıyor. Namet markası pastırma, sucuk, kavurma, salam, jambon, sosis, füme et ve rozbif çeşitleri gibi blok ve dökme ürün gruplarıyla toplu tüketim noktalarında, şarküterilerde ve ulusal zincir marketlerin şarküteri reyonlarında, dilimli paketlenmiş ürün gruplarıyla yine şarküteri, ulusal zincir, orta ve büyük ölçekli yerel marketlerin self servis raflarında yer alıyor. Kaç çeşit ürününüz var?Şarküteri alanında yüzde 100 dana, yüzde 100 piliç ve yüzde 100 hindi olmak üzere 3 ana grupta ürün sunuyoruz. Halen paketli ve açık 82 farklı şarküteri ürünümüz bulunuyor. Ürünleriniz tüketiciyle nasıl buluşuyor?Namet ürünleri Marmara, Akdeniz, Ege, Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölge Müdürlükleri ile soğuk zincir kırılmadan Türkiyenin dört bir yanındaki tüketicilerle buluşuyor. 100e yakın ürün çeşitleriyle her mutfağa, her açık büfeye sesleniyor. Satışlarınız mevsimsel değişiklik gösteriyor mu?Sucuk satışları havaların ısınması ile açık havada mangal etkinliklerinin artması nedeniyle olumlu etkileniyor. Bu yıl da şarküteri ürünlerinde, özellikle sucuk satışlarında artış bekliyoruz. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Sektörümüzün en önemi sıkıntılarından birini kayıt dışı üretim ve üzerinde fazla düşünülmeden, sektör temsilcilerinin görüşleri alınmadan yapılan mali uygulamalar oluşturuyor. Taze ette KDVnin yüzde 1den yüzde 8e çıkartılmasını bu uygulamalara örnek olarak verebiliriz. Uygulama kayıt dışı çalışan firmalara ne yazık ki büyük avantaj sağlıyor.Zincir marketler merdiven altı ürünlere karşı duyarlı davranarak, bu ürünlerin tüketicilere ulaşmaması için gerekli önlemleri alıyorlar. Ayrıca zincir marketlerin üretim aşamasında ve raflardaki ürünlerden numuneler alarak tahliller yaptırması, üretimde kayıt dışının payının küçülmesine ve kaliteli üretimin artmasına önemli bir katkı sağlıyor. Sektörümüzün bu sorununun, mali denetimlerin yoğunlaştırılması ve tüketicilerin bilinçlenmesi ile aşılabileceğine inanıyoruz. Bir başka önemli sorunumuz, kalite ve fiyat rekabeti arasındaki dengenin oluşturulamaması. Özellikle kırmızı et ile arasında önemli bir fiyat farkı olan beyaz etin birlikte kullanıldığı mix olarak adlandırılan ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin etiketlerindeki tüketiciyi yanıltıcı bilgiler rekabeti olumsuz yönde etkiliyor 2009 yılı plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Kayarlar Grubunun 2009 yılındaki en önemli gündemini, yapımına 2007 yılında başladığımız ve yılın üçüncü çeyreğinde faaliyete geçmesini planladığımız Çayırovadaki yeni üretim tesisimiz oluşturuyor. Yeni fabrikamızı 45 milyon euroluk yatırımla hayata geçiriyoruz. Günde 150, ayda yaklaşık 4 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak tesis, ana üretim, ofis ve market-restoran binaları olmak üzere 3 ana bölümden oluşuyor. Üretim tesisinde; şarküteri, dondurulmuş, ileri işlenmiş ve taze et ürünleri olmak üzere dört ana grupta üretim yapılacak. Tesisler, hem ev içi hem de ev dışı (EDT) olarak burger, köfte çeşitleri, döner, pişmiş döner, paket et, carpaccio, pepperoni, dilimi pizza malzemeleri, marinasyonlu et çeşitleri, soslu et çeşitleri, pişirme ve kaplama hattı (unlama, kızartma ve kaplama) ile Namet ürün yelpazesinin genişlemesini de sağlayacak. kırmızı et ve beyaz et ürünleri üretiminde mevcut çeşitlerimizi yaklaşık 100e çıkaracağız. Tesis, Türkiyede ürünlerin yüzde 100 el değmeden işlenebileceği teknolojik donanıma sahip olacak. Dilimleme ve paketleme parkuru, mikrobiyolojik ve kimyasal analiz laboratuarları, Ar-Ge departmanı, personel için üniversite ve özel sektörden gelecek eğitmenlerin eğitim verebileceği 800 metrekarelik barkovizyon ortamlı seminer salonu da Nametin yeni üretim tesisinin dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Sarıtaş Et Genel Müdürü Emrah Sarıtaş Sarıtaş Et'in hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?Şirketimiz 1946 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. İki ana faaliyet konumuz var; perakende ve toptan et satışı. Perakende alanında 9 şube ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Toptanda ise İstanbul genelinde yüzde 10luk bir pazar payımız var. Dana etlerimizi Afyon, kuzu etlerimizi ise Balıkesir yöresinden temin ediyoruz. Ürün portföyünüz nedir?Ürün portföyümüzü dana ve kuzu karkas ile parça etler oluşturuyor. Ayrıca perakende noktalarımızda satışı yapılan sucuk, sosis, kavurma ve pastırma gibi ileri işlenmiş ürünler de sunuyoruz. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Ürünlerimiz tüketiciye üç kanaldan ulaşıyor. Bunlar tedarikini sağladığımız market ve kasaplar aracılığı ile kendi perakende satış noktalarımız ve yine tedarikini sağladığımız otel, restoran gibi işletmeler. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Ülkemizde kırmızı et ürünleri Avrupa ülkelerine göre çok pahalı. Bunun en önemli sebebi yanlış devlet politikaları. Sektörümüzde yapılan bir uygulamanın sonuçları 15-20 yıl sonra alınıyor, biz de bugün geçmişin hatalı uygulamalarının sıkıntısını çekiyoruz. Anadoluda küçük ve büyükbaş hayvan nüfusu geçmişe göre çok düştü. Zaten ülkemizde yeterli mera yok. Bir de köylü hayvancılık konusunda desteklenmeyince kaçınılmaz olarak sıkıntı baş gösteriyor. Bu durumdan kurtulmanın çözümü ise hayvan yetiştiriciliği yapan köylünün devlet tarafından desteklenmesi ve entegre yetiştiriciliğin teşvik edilmesi. Tüm AB ülkelerinde bu yapılıyor. Ülkemizde de yakın geçmişte devlet tarafından bu yapıldı ve olumlu etkileri de görüldü. Bu teşvikler devam etmeli. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Küresel finansal krizden en az etkilenen sektörlerden biriyiz. Gıda, her ne kadar sorunları olsa da insanların tüketime devam etmek zorunda oldukları bir sektör. Hızla artan genç nüfusa sahip ülkemizde, sektörün geleceğini de olumlu görüyorum. Bu düşüncemden dolayı da üretimimizi daha entegre hale getirecek yeni yatırımlar planlıyoruz. Ayrıca perakende satış noktalarımızı da artıracağız. Şeker Piliç Genel Müdür Yardımcısı Emre Bor Şeker Piliç'ten ve üretim süreçlerinizden kısaca bahseder misiniz?1960 yılında Bandırmada Emek Tavukçuluk adıyla kurulduk. 1999 yılında unvanımızı Şeker Piliç olarak değiştirdik. 2000 yılında yüzde 15i halka arz edilen firmamız; 10 üretim çiftliği, kuluçka ve kesim tesisleri, yem fabrikası, yaygın satış ve pazarlama ağı, yaklaşık bin 400 çalışanı ile Türkiyede beyaz et sektörünün en büyük altı firması arasında yer alıyor. Yıllık piliç eti üretim kapasitemiz 60 bin ton, ileri işlenmiş ürün kapasitemiz ise 6 bin ton. Irak, Türk Cumhuriyetleri, Orta ve Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyoruz. Entegre tesislerde yer alan laboratuarlarda, üretimi yapılan tüm hayvanların sağlık durumu sürekli olarak kontrol altında tutuluyor. Bu kontroller, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA tarafından önerilen analizleri de kapsıyor. Ürün çeşitlerinizden bahseder misiniz?100ün üzerinde ürün çeşidimiz var. Parça ve bütün piliç, köfte ve kebap grubu, döner, nugget, pane, kroket, schnitzel, burger gibi hızla hazırlanabilen ileri işlenmiş ürün grubumuz, sucuk, salam, sosis vb. ürünlerden oluşan şarküteri ürün grubumuz ve toplu tüketime yönelik ürünlerimiz bulunuyor. Ürün gamımıza geçen yıl hamburger köftesi, Light Burger, Şeker Biberli Salam, Şeker Kaşarlı Sucuklu Salam ve Şeker Jambonu ekledik. Ürünlerinizi tüketiciye hangi kanallardan ulaştırıyorsunuz?Tüm Şeker Piliç ürünleri yurdun dört bir yanında yer alan bayi ağımız ve bölge müdürlüklerimiz kanalıyla tüketicilerle buluşuyor. Ülkemizde piliç eti üretimi ile ilgili var olan yasal düzenlemelere ilave olarak ABye ihracat yapmak isteyen firmalar için hazırlanan İlave Onay Prosedürünün ilk uygulamaya geçirildiği firmalardan biri Şeker Piliç. Buna bağlı olarak bütün üretim aşamalarımız işletmemizde görevlendirilen Resmi Veteriner Hekimler tarafından kontrol ediliyor ve yine Resmi Veteriner Hekimlerin onayı ile sevkine izin veriliyor. Şeker Piliç, Mobiliz Yük ve Depo Sıcaklık Takip Sistemi ile araç ve soğuk hava depolarının sıcaklıklarını kesintisiz olarak izliyor. Üretim ve dağıtımda HACCP, soğuk zincir ve soğuk muhafazayı da kapsayan bir dizi önlemlerin sistematik halde toplandığı ISO 22000 Gıda Güvenliği yönetim Sistemi de elektronik ortamda Sıcaklık Takip Sistemi ile destekleniyor. Ayrıca alışveriş yaptığımız müşterilerin kendi denetleme ekipleri de proses denetimi yapıyor. Türkiye'deki et sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz? Sizce en büyük sorun nedir ve bununla ilgili neler yapılabilir?Sektörün en büyük sorunu aşırı üretim. Türkiyede tavukçuluk sektöründe, dünya standartlarında üretim yapan çok iyi firmalar var. Bu firmaların hepsi Avrupa ve diğer ileri ülkelerden bile daha iyi konuma sahip tesisler. Ancak sektörümüzde kıyasıya rekabet var ve bu yüzden çok ciddi sıkıntılar ortaya çıkabiliyor. Son gelişmeler ışığında Avrupaya ileri işlenmiş tavuk ürünleri ihraç edebilecek olmamız çok olumlu bir durum. Ancak ihracatta devlet desteğine daha çok ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Dünya devletleri ile kıyaslandığında Türkiyede ihracat konusunda piliç etine verilen destek oldukça düşük. Bu şartlar altında Türk firmalarının dünya piliç eti pazarında rekabet etmeleri çok zor. Türkiyede ihracat iadesi olarak 2006 yılından itibaren 26 dolar/ton miktar ödeniyor. Bu rakam ABDde 600 dolar/ton, AB ülkelerinde ise 400 euro/ton. Türkiyede de AB ülkelerine benzer şekilde ihracat desteğinin mutlaka sağlanması gerekiyor. Aksi durumda dünya pazarında bu ülkeler ile rekabet etmemiz neredeyse olanaksız. Hükümetin ihracat desteğinin en kısa zamanda artıracağını umuyoruz. Diğer bir konu da AB ülkelerine kota uygulamaları. Kotadan pay alamazsak yüzde 50 gümrük vergisi karşımıza çıkıyor. Bu durumda hiçbir AB ülkesine mal satamayız. Bunun yanı sıra tüketicinin markalı ürün kullanmak konusunda daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Ambalajlanmış ve güvenilir gıda ürünlerini tüketmek son derece önemli. Marketlerden veya diğer satış noktalarından alınan ürünlerin Türk Gıda Kodeksine uygun şekilde ambalajlanmış ve etiketlenmiş olması ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığından alınmış üretim izni olması gerekir. Gelecekle ilgili plan ve hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?Hedefimiz, bugün itibariyle yüzde 6 seviyesinde olan pazar payımızı yüzde 8-9lara çekmek. Ekonomik krizin ağırlığını hissettirmeye başladığı 2008 yılı içerisinde ileri işlem fabrikamızda kapasitemizi artırmak için 500 bin euroluk makine yatırımı yaptık. Buna bağlı olarak ileri işlenmiş ürün kapasitemizi günlük 30 tona yükselttik. Bu yıl içerisinde 1 milyon 350 bin euroluk yatırımla, yeni form hattı unlama-pişirme-fırın ve IQFden oluşan makineler alarak ileri işlem kapasitemizi günde 60 tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bandırmada günde 200 bin adet kesim yapabilen ikinci kesimhane tesislerimizin inşaatı da şu anda devam ediyor. Söz konusu tesiste kullanmak üzere kesim, parçalama ve paketleme hatlarında maksimum hijyen ve ürün güvenilirliği sağlayacak makineler aldık. Toplam 5 milyon TLye aldığımız makineler sayesinde ülkemizde faaliyet gösteren en hızlı kesim hattına sahip olacağız. Yeni tesisimizi devreye aldığımızda toplam kesim kapasitemiz 20 bin piliç/adede çıkacak olup günlük 525 ton piliç eti ve ürünleri üretilebilecek. Projenin 2009 yılı son çeyreğinde faaliyete geçirilmesi planlanıyor. Eskişehirdeki yatırımlarımız tamamlandığında, Eskişehir ilinde toplam 50 bin metrekarelik damızlık kümes tesislerine sahip olacağız. Burda Ürün Satın Alma Yöneticisi Özcan Çalışkan Et ve et ürünlerinin cironuzdaki payı nedir?Taze et ürünlerinin toplam ciromuz içerisindeki payı ortalamada yüzde 12 civarında seyrediyor. Tabii mevsimsel etkilere bağlı olarak bu oranın üstüne çıkıldığı ya da altına inildiği dönemler olabiliyor. Bu vermiş olduğum oranların içinde işlenmiş et ürünleri dahil değil. İşlenmiş et ürünlerinin de yine mevsimsel etkilerle değişimler olsa da yüzde 5 civarında genel ciroya oranla bir cirosu var. Ürün tedariğini nereden yapıyorsunuz? Taze ürün tedariğini et sektöründe faaliyet gösteren güvenilir kuruluşlardan sağlıyoruz. İşlenmiş et ürünlerinde doğrudan üreticilerle çalışıyoruz. Ürün gamını nasıl ayarlıyorsunuz? Ürünler raflarda ya da dolaplarda mevsime göre değişiyor mu? Taze ürünlerde standart bir ürün işleme metodumuz var. Et entegre tesisimizde ürünler işlenip yarı mamul halinde mağazalara sevk edilir. Mağazalarda ise sadece sunuma hazır hale getirilir. Müşteri talebine uygun olarak ürün çeşitliliği tezgaha arz edilir. İşlenmiş et ürünlerinde çeşitlerimizi mağaza büyüklüklerimize uygun olarak ayarlıyoruz. Peki satış potansiyelleri dönemsel olarak değişiklik gösteriyor mu? Mevsimsel olarak üründen ürüne değişen satış grafikleri bulunuyor. Bunun dışında beyaz/kırmızı et fiyat endeksi, ramazan ayı ve Kurban Bayramı öncesi ve sonrası da önemli dönemsel etkiye sahip. Tüketicileriniz üretim izinleri konusunda hassasiyet gösteriyor mu? İzinleri görme talebi var mı?Bizim tüketicimizin böyle bir talebi olmuyor çünkü biz zaten web sitemizde bu sertifikaları yayınlıyoruz. Taze et alımlarında her bir alımı resmi laboratuarda incelettirip sonuçlarını da sürekli tüketicilerimizle paylaşıyoruz. Müşterilerimiz dilediğinde mağazalarımızda da sertifikaları görme şansına sahip. Et üreticilerinden ne bekliyorsunuz?Et üreticilerinden standardizasyon hususunda çaba sarf etmelerini bekliyoruz. Groseri Market İcra Kurulu Üyesi Kazım ÖnürEt ve et ürünlerinin ciromuzdaki payı toplam olarak yüzde 15 civarında. Beyaz ette ulusal ve bölgesel olarak müşterilerimizce genel kabul görmüş marka ürünleri satıyoruz. Kırmızı ette ise büyükbaş ve küçükbaş hayvanları canlı olarak alıp, Veteriner Hekim kontrolünde Büyükşehir Belediye Mezbahanesinde kesimini yapan bölgemizdeki tek marketiz. Groseri Market olarak büyükbaşlarda en fazla bir yaşında erkek dana; küçükbaşlarda 5-6 aylık kuzu kesimi yapıyoruz. Groseride satılan etleri Doğu, Güney Doğu, İç Anadolu ve Akdeniz bölgelerinden mevsimlerine göre temin ediyoruz. Ürün gamımızı müşterilerimizin taleplerine ve bölgenin geleneksel damak tatlarına uygun olarak seçiyoruz. Ürünlerimiz mevsimsel olarak değişim göstermiyor. Satış potansiyellerimiz ise dönemsel olarak değişiyor. Bölgenin yazları aşırı sıcak olması dolayısıyla yöre halkının geleneksel olan yaylalara ve sahillerdeki yazlıklara gitme alışkanlığı dönemsel olarak satış potansiyellerini etkiliyor. Tüketicilerin özellikle ürünlerimizin kalitesi ve hijyeni konusunda bilgilenmeleri açısından sattığımız ürünlerin resmi üretim izin belge kopyalarını müşterilerimizin görebileceği yerlerde teşhir ediyoruz. Son kullanma tarihi geçen ürünleri tedarikçi firmalara iade ediyoruz. Ayrıca Türkiyedeki et üretiminin sistematik olarak revize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Makromarket Satın Alma Kategori Müdürü Ertuğrul Gülhan Et ve et ürünlerinin cironuzdaki payı nedir? Kırmızı ve beyaz et reyonlarımızda sunduğumuz ürünler et işleme tesislerimizde, veteriner hekim kontrolünde, uzman personelimiz tarafından hazırlanıyor ve soğuk zincir kırılmadan müşterilerimize ulaştırılıyor. Gösterdiğimiz bu özen sonucunda taze et ürünlerinin ciromuzdaki payı yüzde 13 civarında bulunuyor. Ürün tedariğini nereden yapıyorsunuz? Mağazalarımızda müşterilerimize sunduğumuz et ürünlerimizin canlı hayvan alımını Kayseri, Kırşehir ve Amasya Suluovadan yapıyoruz. Bu alımları yaparken, Tarım Bakanlığına bağlı il ve ilçe müdürlüklerinin, besi sürecinde kayıt altına aldığı özel besi dana ve kuzuları seçiyoruz. Satın aldığımız bu canlı hayvanlar gerekli kontrolleri yapıldıktan sonra kesimhaneye getiriliyor. Devlet kontrolünde ve veteriner gözetimindeki kesimhanede yapılan kesme işleminden sonra işleme bölümüne geçiliyor. Farklı amaçlar için işlenen etler, soğuk zincir kırılmadan şubelere ulaştırılıyor. Beyaz et alımında da aynı özeni gösteriyoruz ve ürünlerimizi seçkin markalardan tedarik ediyoruz. Ürün gamını nasıl ayarlıyorsunuz? Ürünler, raflarda ya da dolaplarda mevsime göre değişiyor mu? Tesislerimizde her türlü et ürününü her mevsimde işliyoruz. Ancak tabii ki bazı mevsimlerde daha fazla talep gören ürünler oluyor. Yaz mevsiminde mangallık ürünler (ağırlıklı olarak pirzola, biftek, antrkot ve bonfile) yoğun bir şekilde talep ediliyor. Reyonlarımızda değişiklik yapmadan ürün bulunurluluğunu sağlıyoruz. Et işleme tesislerimizin köfte hazırlama bölümü de mevcut. Satış potansiyelleri dönemsel olarak değişiklik gösteriyor mu? Et ve et ürünleri söz konusu olduğunda, Kurban Bayramları dışında çok büyük değişiklikler olmuyor. Ancak et fiyatlarının yükseldiği dönemlerde müşteriler daha çok fiyatı ucuz olan beyaz ete yöneliyor ve kırmızı etin satış oranları düşüyor. Son kullanma tarihi geçen ürünleri ne yapıyorsunuz? Üretimimizi, satış rakamlarımıza ve oluşabilecek satış potansiyeline bakarak gerçekleştirdiğimiz için, son kullanma tarihi geçen ürün bulundurmamız mümkün değil. Ancak bulunması durumunda bu ürünleri derhal imha ediyoruz. Mopaş Satın Alma Koordinatörü Bedrettin Demirer Et ve et ürünlerinin cironuzdaki payı nedir?Kasap reyonlarında sattığımız kırmızı et ve beyaz etin ciromuzdaki payı yüzde 11, şarküteri reyonlarında satmakta olduğumuz işlenmiş et ürünlerinin cirodaki payı ise yüzde 5. Ürün tedariğini nereden yapıyorsunuz?Kırmızı et (dana ve kuzu) ürünlerini yaklaşık 12 yıldır Afyon ve Balıkesir yörelerindeki et mezbahanelerinden temin ediyoruz. Bu da reyonlarımızda sürekli aynı kaliteyi istikrarlı bir şekilde müşterilerimize sunmamız anlamına geliyor. Beyaz et ürünlerini Keskinoğlu, Erpiliç, Beypiliç ve Bolca firmalarından alıyoruz. Ürün gamını nasıl ayarlıyorsunuz? Ürünler raflarda ya da dolaplarda mevsime göre değişiyor mu?Ürün satışlarında mevsime göre farklılıklar oluşuyor. Örneğin, yazın pastırma-kavurma gibi ürünleri kışa göre daha az satıyoruz. Dolayısıyla bu tür ürünlere reyonlarda daha az pay veriyoruz. Kırmızı ette ise yazın piknik dolayısıyla ızgaralık ürünler (köfte, antrkot, pirzola, bonfile, sucuk) daha çok satıldığından, bu ürünlere daha çok önem veriyoruz. Yani bu ürünlerin raflardaki payını daha da artırıyoruz. Tüketicileriniz üretim izinleri konusunda hassasiyet gösteriyor mu? İzinleri görme talebi var mı?Türkiyede artık hemen hemen bütün müşteriler bu konuya titizlikle yaklaşıyor. Faaliyet gösterdiğimiz bölgeler de bilinçli müşterilerin yoğun olduğu noktalar. Genelde işlenmiş et ürünlerinde tüketiciler tarafından kabul görmüş markaları sattığımızdan dolayı tüketicinin güvenini kazanmış durumdayız. Bu tür ürünlerin tamamının üzerlerinde üretim izin belgeleri de mevcut. Bu, beyaz et ürünleri için de geçerli. Beyaz ette tamamen üretici firma tarafından paketlenmiş ürünleri satıyoruz. Reyonlarda da bu firmaların görünür bir biçimde üretim izin belgeleri mevcut Son kullanma tarihi geçen ürünleri ne yapıyorsunuz?Genelde bu ürünlerin tüketimi fazla. Dolayısıyla ürünler tarihi geçmeden tüketiliyor. Tarihi geçen ürünler olduğunda da bölge müdürleri denetiminde bu ürünler imha ediliyor. Et üreticilerinden ne bekliyorsunuz?Türkiyede maalesef merdiven altı üretimi tam anlamıyla bitmiş değil. Bu tür üretimlerin üzerine öncelikle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Et Üreticileri Birliğinin (ETBİR) daha çok gitmesi gerekiyor. Et üreticileri birleşerek bir dernek kurup bu tür yerleri ortadan kaldırmak için mücadele etmeli. Kırmızı et üreticileri Türkiyede halen bir standart oluşturmuş değiller. Kesimhaneler, depolamalar ve sevkıyatlar daha iyi ve hijyenik bir hale getirilmeli. Eğer bu oluşmazsa bizlere hizmet veren, işini iyi yapan üreticiler haksız rekabetten dolayı zor durumlara düşebilirler. Tesco Kipa Yetkilisi Et ve et ürünlerinin cironuzdaki payı nedir?Müşterilerimiz et reyonumuza oldukça yoğun ilgi gösteriyor. Et ve et ürünleri kategorisi ciromuzun en yüksek paylarından birini alıyor ve gün geçtikçe bu pay artıyor. Ürün tedariğini nereden yapıyorsunuz?Müşterilerimize arzu ettikleri lezzetleri sunabilmek amacıyla, ürün tedariğini tercih ettikleri yörelerden yapıyoruz. Kırmızı etlerimizi İzmir, Burdur, Bursa, Balıkesir, Trakya, Diyarbakır ve Gaziantep bölgelerinden tedarik ediyoruz. Ürün gamını nasıl ayarlıyorsunuz? Ürünler raflarda ya da dolaplarda mevsime göre değişiyor mu?Ürün asortmanımızın oluşmasında en büyük pay, müşterilerimize ait. Müşterilerimizin talep ettiği ürünleri reyonumuzda sunuyoruz. Müşterileriniz üretim izinleri konusunda hassasiyet gösteriyor mu? İzinleri görme talebiyle karşılaşıyor musunuz?Müşterilerimizden gelen talep ile üretim izinlerimiz reyonumuzda görünen bir yere asıldı.Oldukça olumlu geri bildirimler alıyoruz. Müşterimizin bize olan güveni artıyor. Bizler de Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın istediği hijyenik şartlarda işlenmiş ürünleri satmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Son kullanma tarihi geçen ürünleri ne yapıyorsunuz?Reyonlarımızda her gün son kullanma tarihi kontrolleri yaparak müşterilerimize her zaman taze ürünleri sunmayı amaçlıyoruz. Reyonumuzdan toplanan son kullanma tarihi geçen ürünler imha ediliyor. Uyum Et-Balık Satın Alma ve Et Entegre Tesisi Müdürü Dr. Serkan K. Büyükünal Ürün tedariğini nereden yapıyorsunuz?Trakya bölgesi, Balıkesir, Afyon, Burdur, Isparta yörelerinden kesim olgunluğuna erişmiş danaları toplayıp, Tarım Bakanlığınca ruhsatlandırılan mezbahalarda Veteriner Hekim kontrolünde kesim yapan köklü firmalardan temin ediyoruz. Alım yapacağımız firmaların gıda güvenliğine göstermiş olduğu hassasiyet ve karkasların menşei bizim için öncelikli tercih sebebini oluşturuyor. Ürün gamını nasıl ayarlıyorsunuz? Ürünler raflarda ya da dolaplarda mevsime göre değişiyor mu?Ürün gamı mağazalarımızdan alışveriş yapan müşteri profiline göre farklılık gösteriyor. Mağazalarımızın lokalize olduğu semtlerdeki tüketim alışkanlıkları bu tespitte önemli rol oynuyor. Raf ve dolaplarımızdaki ürünlerin dağılımı mevsimlere göre farklılık gösteriyor. Genel bir ifadeyle bahar aylarının gelmesi ile birlikte haşlamalık ve yemeklik grubu ürünlerin yerini ızgaralık ve kızartmalık spesiyaliteler almaya başlıyor. Bu değişim sadece kategori yönetimimizce verilen bir karar değil, müşterilerimizin talebi üzerine şekillenen bir arz vakası. Peki satış potansiyelleri dönemsel olarak değişiklik gösteriyor mu? Satış potansiyelimiz ivmeli bir seyir izliyor. Mevsimsel farklılıklar teşhire sunulan ürün yelpazesini değiştiriyor. Uyum kalitesine, lezzetine güvenen müşteri sayımızda meydana gelen artışlar tabii ki cirolarımıza da yansıyor. Müşterileriniz üretim izinleri konusunda hassasiyet gösteriyor mu? İzinleri görme talebi var mı?Tüketiciler geçmiş yıllara oranla daha da bilinçlendi. Bunda Tarım Bakanlığınca görsel ve yazılı basında yürütülen kampanyaların payı oldukça büyük. Gıda güvenliğine göstermiş olduğumuz hassasiyetin bir ibaresi olarak, müşterilerimizi bilgilendirmek amacıyla tüm mağazalarımızda üretim izinlerimizi, veteriner hekim sağlık raporlarını ve dezenfeksiyon belgelerini bulunduruyoruz. Son kullanma tarihi geçen ürünleri ne yapıyorsunuz?Son kullanma tarihi geçen ürünler merkezimizde toplanıp, oluşturmuş olduğumuz imha prosedürü uyarınca tutanakla kayıt altına alınıp imha ediliyor. Et üreticilerinden ne bekliyorsunuz?Müşterilerimize sunmuş olduğumuz etin kalitesindeki standart ve bu standardın sürekli olması, et üreticilerinden en önemli beklentimiz. Zaten bu beklentiler günümüz şartlarında uygulamaya geçirilmesi gereken konular. Giderek kontrollü şartlar altındaki yetiştiriciliğe yönelmeleri ve bu anlamda üretilen projelere destek verilmesi en büyük beklentimizi oluşturuyor. Hayvancılıkta söz sahibi olan, gelişmiş ülke normlarında tesis edilen çiftliklerde veteriner hekimlerin kontrolü altında üretim ve yetiştirme yapılması, karkasların kesim sonrasında kalite kriterlerine göre sınıflandırılıp fiyatlandırılarak piyasaya arz edilmesi üreticilerden beklentimizin özetle ifadesi. Et sektörüne Üçge hizmetiEt sektörüne Alman Teknolojisi Bizerba markası ile tartım, etiketleme sistemleri ve son olarak Komet ile paketleme sistemleri konusunda hizmet veren Üçge Elektronik A.Ş Endüstriyel Satış Yönetmeni Sinan Kutnay ile konuyla ilgili kısa bir söyleşi yaptık... Tartım ve etiketleme sektörünün önde gelen makinelerinden olan Bizerbanın Türkiye distribütörüsünüz. Bize Bizerbadan bahseder misiniz?Bizerba, tartım sistemleri konusunda bir dünya devi.1994 senesinden beri Bizerba distribütörlüğünü yürütüyoruz. Firma, her zaman bir çok ilke ve yeni teknolojilere imza atmış ve bu sayede sektörün liderliğine oturmuş durumda. Perakende sektörü için tasarlanmış olan terazi sistemleri dışında üretim tesisleri için, bizim endüstriyel ürünler dediğimiz ürünleri de kullanıcıların beğenisini kazandı. Endüstriyel ürünler dediniz... Konuyu biraz açar mısınız?Ürün gruplarımızı perakende ve endüstriyel olarak ikiye ayırıyoruz. Üretim tesislerinde kullanılan her türlü tartım sistemleri, üretim ortamının zor şartları düşünülerek dizayn ediliyor. Endüstriyel ürünler dediğimiz bu grup, Bizerba tecrübesi ve müşterilerimizden gelen istekler üzerine sürekli modifiye edilerek bugünkü halini aldı. Müşteri grubunuzdan ve sunduğunuz çözümlerden bahseder misiniz?Ağırlıklı olarak kırmızı ve beyaz et sektörü ile tartım, etiketleme ve barkodun olabileceği tüm müşterilere hitap ediyoruz. Ana müşteri grubumuzu oluşturan kırmızı et mamulleri üreticileri ve taze kırmızı et üreticilerinin, tesisin girişindeki monoray kantardan başlayarak zemin kantarları, parçalama ve paketleme bölümündeki otomatik ve manuel tartım-etiketleme sistemleri, metal dedektörler, ağırlık kontrol sistemleri (Checkweigher) ile ilgili ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bunun dışında otomatik dilimleme makinelerimiz ile dilimli ürün yapmak isteyen müşterilerimize de hizmet sunuyoruz. Paketleme sistemleri konusundaki çalışmalarınız neler?Tartım sistemleri konusundaki bilgi-birikimimizle, ihtiyacımız olan ve portföyümüzde yer almayan paketleme sistemlerinde de başarılı olacağımızı düşündük ve bu konuda yine bir Alman firması olan Komet ile çalışmayı tercih ettik. Kalitesi ve teknolojik üstünlükleri ile Bizerba ile aynı kalitede bir firma ile çalıştığımızı düşünüyorum. Komette bir et üreticisinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bütün ürün grupları mevcut durumda. Masaüstü vakum makinesinden çift odalı endüstriyel vakum makinelerine, manuel gazlı tabak kapama makinelerinden otomatik gazlı tabak kapama makinelerine ve termoform makinelerine kadar değişik ebat ve özelliklerde cihazlarımız ürün portföyümüzde yer alıyor. Bizerba ve Kometin teknik servis hizmetleri konusunda neler söyleyebilirsiniz?Üçge Elektronik olarak pazarlama ve satışını yaptığımız tüm ürün gruplarının servis hizmetini kendi bünyemizde bulunan eğitimli personel kadrosu ile gerçekleştiriyoruz. Yurt dışında gerekli teknik eğitimleri almış olan personelimiz sayesinde üretici firmadan personel desteği almadan tüm ürünlerin kuruluş, servis ve eğitim hizmetlerini gerçekleştirebiliyoruz. Tüm cihazlarımız ile ilgili yedek parça stoğumuz sürekli mevcut. Ayrıca isteğe bağlı olarak yapılan bakım anlaşmaları ile müşterilerimize çeşitli avantajlar da sunuyoruz. Et sektörüne özel gıda güvenliği programı: SecureCheck JohnsonDiverseyin Gıda ve İçecek Hijyen Grubunun geliştirdiği SecureCheck Hijyen Gözlem ve Çözüm Ortaklığı programı, tavukçuluk ve kırmızı et işleme sektörlerine özel çözümler sunuyor Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzları, beslenme alışkanlıkları ve beklentilerindeki hızlı değişime paralel olarak gıda ve içecek endüstrisinde gıda güvenliği en önemli kalite parametresi haline geldi. Kaliteli ve güvenli gıda üretebilmek için kullanılan hammadde ve üretim teknolojilerinin yanı sıra doğru hijyen ve sanitasyon uygulamaları da risklerin minimize edilmesi açısından büyük önem taşıyor. JohnsonDiversey Gıda ve İçecek Hijyen Grubu süt ve süt üreticilerine, alkollü ve alkolsüz içecek üreticilerine, perakende, tarım, ilaç ve kozmetik sektörüne, her türlü işlenmiş gıda üreticilerine ve hammadde tedarikçilerine hizmet veriyor. Özellikle kalite sistemleri ile entegre hijyen planı uygulamaları, risk ölçümleri, danışmanlık, servis ve eğitim hizmetleri ile müşteri memnuniyeti zincirini tamamlamayı amaçlıyor. JohnsonDiversey, gıda ve içecek sektöründeki iş ortakları ile gıda güvenliği ve HACCP standartları çerçevesinde gözlem, ölçme, kıyaslama ve geliştirme prensiplerine dayalı bir platform oluşturuyor. Hedef başta mikrobiyolojik olmak üzere tüm potansiyel risklerin tanımlandığı, uzman gözlemcilerin yapacağı analizler ile risklerin tespit edildiği, hijyen seviyesinin ortaya konduğu ve endüstri ortalamasına göre sorgulandığı bir yaklaşım. SecureCheck Hijyen Gözlem ve Çözüm Ortaklığı programı tavukçuluk ve kırmızı et işleme sektörlerinde gözlem-analiz ve çözüm ortaklığı aşamalarından oluşan hijyen ölçüm, değerlendirme ve geliştirme aracı. SecureCheck sektörlere özel AB direktifleri ve GHP (Good Hygiene Practices - İyi Hijyen Uygulamaları) kuralları baz alınarak hazırlanmış potansiyel risklerin takibine yönelik veri bankasının, el bilgisayarları aracılığıyla değerlendirilmesi ve kullanılmasına olanak sağlıyor. Merkezi veri saklama ve yönetim sistemi ile elde edilen gözlem sonuçlarının kolaylıkla depolandığı, incelendiği, kıyaslandığı ve raporlandığı esnek ve zaman tasarrufu getiren bir bilgi yönetim sistemi. SecureCheck, işletmede yapılan gözlem çalışmasının veri tabanında değerlendirildiği Scan ve çözüm ortaklığı aşaması olan Partnerlik aşamalarından oluşuyor. Bir dosttan tavsiyelerEt sektöründeki otuz beş yıllık çalışma hayatını sektörün tüm kademelerinde görev yaptıktan sonra, son on beş yıllık dilimini de tepe yöneticiliği yaparak geçirmiş bir kişi olarak, söyleyeceklerim bazı kesimleri rahatsız edebilir. Hatta ifadelerim kabul de görmeyebilir. Ama madem ki ekonomimizin bu milyonlarca insanı ilgilendiren sektörü ile ilgili bir araştırma ve haber yapıyorsunuz, ben de bu işin tedarikçi ve de perakendeci taraflarında da bulunmuş bir insan olarak gerçek tespitlerimi sizinle paylaşmak isterim.Öncelikli -ve bana göre- sektörün en önemli konusu, nitelikli ve yetişmiş personel... Bu konuda maalesef tedarikçilerde pek olmasa da perakendeci kanadında çok ciddi bir sıkıntı var. Perakendecilerin satın alma departmanlarından başlayarak, mağazalarının satış reyonlarına kadar mevcut personelini eğitimden geçirme mecburiyetleri olduğuna inanıyorum. Bu konu ilk anda iş sahiplerine antipatik, hatta masraf getireceği için mevcut kriz ortamında gereksiz gelebilir. Fakat, işletmelerinin bu departmanının selameti ve kârlılığı için personel eğitimine mecburlar. Böyle bir mecburiyetleri olmadıklarına inanan iş sahiplerinin aşağıdaki açıklama ve tespitlerimi objektif bir gözle okumalarını rica ederim. Bir kısmının, bu yazı sonunda fikirlerini değiştireceğine en azından doğru diyeceklerine inanıyorum.Perakendecilerin satın alma departmanlarında istisna bazı şirketler dışında- tamamen eğitim, bilgi ve becerisine bakılmaksızın yakın akraba veya hemşehriler çalıştırılıyor. Diğer bölümlerde de olmasının yanlış olduğunu düşünmekle birlikte, özellikle et bölümünde bu tür bir uygulamanın işletmelere kesinlikle zarar getireceğine inanıyorum. Bu iş gurubunun satın alması, yetkin olmayan kişilerce ve masa başı siparişler verilerek yapılamaz. Bu işi yapan insanların eti tanıma ve bilme, dolayısıyla da görerek ve seçerek alma; mağazalarının satış performanslarını da takip edebilme yeteneklerinin olması gerekiyor. Bu şekilde satın alma yapmayan bir perakendecinin et ve et ürünleri departmanında kazanma ihtimali sıfırdır. Ayrıca ette, sadece mağazaların taleplerine göre ve fiyata bakarak satın alma yapmak da doğru değil. Doğru kişiler tarafından, doğru yöntemlerle alımı yapılmayan ve ucuz bir fiyatla satın alınıldığı düşünülen ürünler, emsallerine göre daha pahalıya mal olabilir. Bazı firmalar bu konuda şunu ifade edebilirler: Biz yıllardır aynı personel, aynı yöntem ve aynı firmalarla çalışıyoruz. Her hangi bir olumsuzluk da yaşamıyoruz. Ben de hemen şunları sorayım: Acaba işletmenizin farklı departmanlarında kazanıp da et gurubunu bir şekilde finanse mi ediyorsunuz? veya Özellikle sadece et departmanınızın bir kârlılık hesabını çıkartıyor musunuz? ya da Sadece et reyonlarınızda sağladığınız ciroları uzun vadelerde finans gücü olarak kullanabilmenin dayanılmaz cazibesi bazı şeyleri görmenizden ve tespit etmenizden sizleri alı mı koyuyor? Bu konu ciddi olarak irdelendiğinde gerçek ortaya çıkacaktır... Perakendecilerin tamamına yakın bölümünün çok sevdiği bir konu da tedariğini yaptıkları malların bedellerini olabildiğince uzun vadede ödemeleri. Hatta bu durumda bazen mal fiyatı ikinci planda bile kalabilir. Sipariş yöntemi ile satın alma yapıldığında, olaya bir de tedarikçi kanat tarafından bakalım. Tedarikçi et firmalarında üç ana tip müşteri vardır:1) Peşin ve nakit para ile satın alanlar -ki bu tip müşteriler gelip mallarını almadan firma sahibi bile mal seçmez veya seçim yaparsa da bu müşterileri adına yapar-2) Mallarını görerek, seçerek ve kısa vade de (on-on beş gün gibi) ödeyerek alanlar3) Sipariş yöntemi ile satın alma yapan ve uzun vadede ödeyenlerBu durumda sipariş vererek ve uzun vadede ödeme yaparak satın alma yapanlar, seçilmiş ve bu işi hakkı ile yapanların beğenmedikleri, başka bir deyişle işin uzmanları tarafından kabul görmeyen ve kalan malları, uzun vadede ödeme yaptıkları için kesinlikle daha yüksek fiyata almak zorunda kalmış olurlar. Bu durumda bir başka olumsuzluk da kalan mallardaki randıman düşüklüğüdür ki, bu da birim maliyetlerini ciddi anlamda negatif olarak etkiler. Uygun olmayan yöntemlerle satın alınan ve mağazalara sevk edilen etlerin teslim alınmalarından sonrada olumsuzluklar devam eder. Bu meslek gurubunda, gelen etlerin aynı gün işleme alınma ve satış sırasına sokulma zorunluluğu vardır. Hal böyle iken, tamamına yakın işletmelerde gelen etler soğuk odalara koyulur ve teslim alındıkları halleri ile bekletilirler. Bu durum birinci maliyet artırıcı yanlıştır. Etlerin işlenme sıra ve yöntemleri bilerek veya bilmeyerek uygulanmamasından da ikinci bir maliyet artırıcı hata yapılmış olunur. Reyonlarda ürünlerin teşhir ve çeşitliliğinin yanlışlarına, dördüncü ve en can alıcı bir hata olarak da maliyet muhasebesi yapılmadan sadece rekabet etme adına daha düşük satış fiyatı uygulandığında da kaçınılmaz son, yani zarar ortaya çıkar. Bu yanlışlar silsilesi düzeltilemez mi? Uygulamanın doğrusu nedir? Bu durum elbette ki düzeltilebilir. Öncelikle işletme sahiplerinin bir öz eleştiri yaparak bu konudaki yanlışlarını düzeltme isteklerinin netleşmesi gerekiyor. Bu istekler geçici yöntemler değil, radikal ve köklü çözümler olmalı. İşletmeler et departmanları özerk hale getirilmeli. Yani personel alımından mal alımına, ürün çeşidinden fiyat tespitine, muhasebesinden finansına kadar tüm birimler kendi içinde organize olmalı ve tek bir merkezden yönetilmeli. Et mal kabullerinin yapıldığı bir entegre merkez oluşturulmalı ve ürünler mağazaların satış performanslarına göre işlenip çeşitlendirilerek buradan mağazalara sevk edilmeli. Bu sistem hayata geçirildiğinde, mal alımlarındaki azalma çok net olarak görülecektir ki, bu doğru yolun ve kârlılık başlangıcının ilk adımıdır. Ayrıca merkezi sistemle üretim yapıldığında mağazalardaki personelden ciddi anlamda tasarruf sağlanacak ve ihtiyaç fazlası personel farklı değerlendirilecektir. Mağazaların et satış performansları da net olarak görülecektir. Mağazalarda daha önceki sistemde satılamayan ve bu nedenle zarar edilen ürünler, satılabilen mağazalara sevk edilerek kârlılığın artması sağlanacaktır. Merkezi yönetimde mağazaların taleplerine göre değil, stok ve satış performanslarına göre sevkıyatlar yapılacağından, ürün fire kontrolleri net olarak yapılabilecek ve anormal olmaları halinde ilgililerinden hesap sorulabilecektir. Bazı ürünlerin olası satılamama durumuna karşı kurumsal satış departmanı kurularak bu ürünlerin satılabilmeleri, dolayısıyla da ek kârlılık sağlanacaktır. Piyasada büyük tedarikçilerden satın alma yapamayan küçük hacimli işletmelerin, kurumsal satış yapan bu birimlerden özel fiyatlandırma yöntemleri ile ürün almaları sağlanarak ek satış potansiyeli ve kârlılık elde edilecektir. Merkezi sistem öncesi mağazalarda atık kalan kemik vs. ürünler değerlendirilemez ve hatta atacak yer sıkıntısı yaşatırken yeni dönemde bu işin ticaretini yapanlara satılarak ayrıca gelir elde edilecektir.Bu mevcut durum tespiti ve yapılması gerekenlerin anlatılmasından sonra yukarıdaki inancımı yineleyerek, bir işletme bile bu yönde kendini değiştirmeye karar verirse et sektörünün kazanımı adına çok mutlu olacağımı ifade etmek istiyorum. Ayrıca bu durum değerlendirmemin bir çok firmaya faydalı olması dileklerimle okuyan herkese sevgi ve saygılarımı sunarım. Bu haber Market dergisinden alınmıştır

Bu Sektör ile İlgili Diğer Haberler

Diğer Güncel Haberler

Firma Haberleri

Tümü
  • SİMİT SARAYISİMİT SARAYI
    Simit Sarayı Kuveyt’te
  • CHEPCHEP
    CHEP’ten dev satın alma
  • BOYNERBOYNER
    Boyner eskileri ‘İyiliğe Dönüştür’ecek