Eklenme Tarihi : 06 Aralık 2010 Pazartesi
Vedat Diriker

Büyüyen ekonomi, gelişen perakende ve derinleşen yaralar

72,5 milyon, 750 milyar dolar, 683 milyar TL, 317 milyar TL, 9 bin dolar, 28.5, 2,01 milyon, 236, yüzde 14, 5.5 milyon, 14...


Rakamlar, rakamlar... Çoğu dünya çapında yapılan sıralamalarda önemli sayılabilecek büyüklüklere karşılık gelen etkileyici rakamlar.Türkiyenin vurucu güçleri... Sırasıyla nüfus, Gayri Safi Yurt içi Hâsıla, tüketici harcamaları, perakende satışları, kişi başı milli gelir, yaş ortalaması, perakendedeki istihdam sayısı, alışveriş merkezlerinin sayısı.Son iki yılda dünya ekonomisindeki olumsuzluklardan etkilenerek yaşanan gerilemeyi saymazsak, her sene biraz daha büyüyen bir ekonomi...Ve bu rakamlara bakılarak, ne yazık ki yalnızca bu rakamlara bakılarak, olduğundan daha heyecan verici hale getirilen bir Pazar... Çok basit bir soruyu sormadığımız için hepimizi ve bu pazara yatırım yapmak isteyen herkesi yanılgılara, hatalara sürükleyen de bir pazar. Oysa o rakamların arasında gizlenmiş öyle bir kaç rakam var ki, biz o rakamları elbirliğiyle, devlet politikalarıyla, çalışma ekonomisinin dinamikleriyle, personel politikalarımızla, yatırım anlayışlarımızla, hükümetler üzerindeki baskı gücümüzle düzeltemezsek bu ülkeyi gerçek anlamda bir adım ileriye taşımamızı engellemeye devam edecekler.Bir yandan gayri safi milli hâsıla ve hane halkının tüketim harcamaları üzerinden yapılan hesaplarla perakende pazarının hayallerini büyüteceğiz, bir yandan dünyanın diğer ülkeleriyle Türkiyeyi karşılaştırıp AVM sayılarında gidilecek ne kadar çok yol olduğunu anlatacağız ama eğer o rakamları düzeltmezsek bunlar ham hayalden öteye geçemeyecek.Şimdi tekrar o rakamlara dönüp bakalım, özellikle de son üç rakama: Yüzde 14 bu ülkedeki gerçek anlamdaki işsizlik oranına işaret ediyor, 5,5 milyon yine pek çok rivayet arasında gerçeği gösteren işsiz sayısını gösteriyor. Belki de asıl önemlisi 14 olarak gördüğünüz rakam, bu ülkedeki en zengin ile en yoksul arasındaki gelir farkını gösteriyor. Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı araştırmaya göre, 2008 yılında, nüfusun en zengin yüzde 10u, en yoksul 10undan 14 kat fazla gelir elde ediyor. Şöyle de yazalım ki daha iyi anlaşılsın, nüfusun ilk yüzde 10luk grubu toplam gelirden yüzde 2,2 pay alırken, son yüzde 10luk grup yüzde 31 pay alıyor. Bir başka açıdan da, nüfusun ilk yüzde 60lık grubunun toplam payı yüzde 31,1 düzeyinde. Yani ilk yüzde 60 ile son yüzde 10un payı birbirine çok yakın. Hele hele işi biraz daha derinleştirip son yüzde 10 ile yüzde 90ı karşılaştırırsak, bu son yüzde 10un toplam gelirin yüzde 31ini aldığını ve yüzde 90ın aldığı payın ise yüzde 69larda kaldığını görürüz.OECD raporlarına göre -ki yazarken kendimi hiç iyi hissetmiyorum- en zengin ile en yoksul arasındaki fark açısından ikinci durumdayız. OECD ortalamasını da yazayım daha iyi görünsün resim: 8,9.Ve sırada diğer bir 14 var. Yüzde 14. Yukarıdaki tabloyu da besleyen ikinci rakam. İşsizlik oranı. Bazı rivayetlere göre 3,6 milyon, bazılarına göreyse 5.5 milyon olan işsiz sayımızın tahmini oranı da bu. DİSKin araştırmasına göre aileleriyle birlikte 10 milyona yakın vatandaşımız.İşte Türkiyenin düzeltilmesi gereken asıl gerçekleri bunlar. O nedenle perakende pazarı büyük ve hızla büyümeye açık. O nedenle AVM sayılarımız ve metrekarelerimiz dünyanın çok çok gerisinde ama satışlar da doluluk oranları da bir türlü istenen seviyeye gelmez. Çünkü nüfusun ezici çoğunluğu ne yazık ki bu sahada yer alamıyor. Ne yazık ki, işsizlik bir yana, olumsuz çalışma koşulları bir yana, düşük ücretli çalıştırmalar, sigortasız çalıştırmalar bir yana, çalışanların toplam gelirden aldığı pay onların pazarın oyuncuları olmasına yeterli imkânı vermiyor. Yapılan araştırmalara göre nüfusun yüzde 88,8i evden uzakta bir hafta tatilini, yüzde 71.1i beklenmedik harcamalarını, yüzde 82.6sı yıpranmış mobilyalarını yenileme ihtiyacını ekonomik nedenlerle karşılayamıyor. Yani nüfusun ezici çoğunluğu tüketim harcamalarını yalnızca temel ihtiyaç ürünlerini karşılamakla sınırlamak zorunda... Ve yine çok ciddi bir bölümü de bunu zorunlu gıda, ev kirası gibi daha dar bir çerçevede tutmak mecburiyetinde.Pazarımızı büyütelim, satış tekniklerimizi geliştirelim, alışveriş merkezlerimize dünyanın kaynağını akıtalım, zincirlerimize zincir ekleyelim, en son model otomobilleri, dünyanın bütün lüks markalarını getirelim ama gelir dağılımını adaletli hale getiremezsek, işsizliği azaltacak imkânları oluşturamazsak bütün bunları kime satacağımızı da iyi düşünelim.Kaynak: TÜİK, AMPD
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive