Eklenme Tarihi : 28 Temmuz 2010 Çarşamba
Engin Başaran

Bilinçli tüketici, bilinçli çevrecidir

Tüketim kültürü, günümüzdeki adıyla tüketim çılgınlığı, ABD ve Avrupanın gelişmiş ülkelerinden yayılmıştır. Tüketim çılgınlığı üretim ve kâr zihniyetiyle, insan hakları ve evrensel tüketici haklarını görmezden gelmiştir. Sürdürülebilir olmayan üretim modeli nedeniyle doğa ve doğal kaynaklar yakılıp yıkılmıştır. Bunun yanında sürdürülebilir olmayan bir üretim-tüketim kültürüyle sağlıklı yaşam, güvenlik ve çevre göz ardı edilmiştir. Dünya, büyük bir çöplük haline getirilmiş, dengesi bozulan doğa artık intikam almaya başlamıştır.Küresel ısınma ve ozon tabakasının aşınması sorunlarına neden olan sorumsuzca üretim - tüketim biçimi ve sürdürülebilirlik ilk kez 1972de Stockholmde BMler İnsan Çevresi konferansında dile getirilmiştir. Bu konferansa 113 ülke katılmış ve 26 ilkeden oluşan bir bildirge yayınlanmıştır. Bu bildirgenin ilk maddesinde İnsan, onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren nitelikli bir çevrede, özgürlük, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları temel hakkına sahiptir ilkesi yer almıştır.


Yıl 1972 ve yıl 2010.O günden bugüne fazla bir şey değişmemiş, çevre duyarlılığı gelişmesine rağmen, sera gazlarının atmosfere salınımı sürmüş, temiz teknolojide çok az yol alınmıştır. Buna karşın ormansızlaştırma, doğal kaynakların hızla tüketilmesi ve hava-su-toprak kirletilmeye devam etmiştir. Ayrıca üretim - tüketim sürdürülebilir olmaktan uzaklaşmaya devam etmiş ve sonuçta küresel ısınma gibi bir sorunla karşı karşıya kalınmıştır.11 Eylülde ABDde yaşanan terör, bu bağlamda bir dönüşüme neden olmuş, evrensel bir tüketici hakkı olan güvenlik, sağlık endişesi ön plana çıkmıştır. Ekonomik ve sosyal doygunluğa ulaşmış ABD insanı, dünya gerçeğini, zengin-fakir ayırımını sorgulamaya başlamış, davranış değişikliğine yönelmiş, tüketimden yavaş yavaş uzaklaşır olmuştur. ABDde olduğu gibi AB ülkelerindeki tüketicilerde de sürdürülebilir olmayan üretim ve sonucunda gelişen tüketim çılgınlığı nedeniyle, yaşamsal öneme sahip küresel ısınma gündeme gelmiştir. Evrensel bir tüketici hakkı olan sağlıklı çevrede yaşama hakkı kapsamında, doğa ve doğal çevreyi koruma endişesi ön plana çıkmıştır. Bu yeni tüketim biçimi, ABDde Mortgage ile başlayan, daha sonra finans ve reel sektörünü de etkisi altına alan tüketmeme ve tüketememe kriziyle domino taşları gibi tüketebilen dünya ülkelerini de etkisi altına almıştır. Böylece yaşanan küresel ekonomik kriz daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.Kısacası çeşitli nedenlerle ekonomik ve sosyal doyuma ulaşmış, gelişmiş ülke tüketicileri artık tüket komutlarına kulak tıkamışlardır ve tüketim davranışlarını değiştirmişlerdir. Sonuçta; çılgınca tüketen, kullanıp atan tüketiciler, agresif tüketim pompalamalarıyla bir yandan yapay mutluluk yaşarken, bir yandan da ellerinden kayıp giden çevrenin ve sağlığın endişesini yaşar olmuşlardır. Temiz çevrenin nasıl sömürüldüğünü, nasıl yalnızca kâra odaklanılıp, hak, etik, ahlak gibi kavramların unutulduğunu görmüşlerdir.Sonuçta küresel ekonomik krizin de etkisiyle yeşil tüketim yani sürdürülebilir, sağlıklı, uzun yaşam için az ve öz bilinçli tüketim anlayışı yayılmaya başlamış ve üretimi de bu yönde etkiler duruma gelmiştir.Sorumlu tüketim bilinci, doğanın, doğal kaynakların ve enerjinin optimum kullanılması ile yakından ilgilidir. Bu bilinç, atıkların, doğaya en az zarar verecek biçimde üretildiği ürünleri talep etmeyi ve geri ayrıştırma, geri dönüşüm konularında bizzat katılımcı olmayı gerektirmektedir.Bu bağlamda üretilmiş ürünlere ve bu duyarlılığı gösteren hizmetlere prim veren bir yeşil tüketim talebini görüp, yaşama geçirenler orta vadede varlıklarını sürdürebilir olacaklardır.Ülkemizde de doğaya dönüş özellikli ürün talebi, bir tüketim trendi olarak ciddi bir yükselişe geçmiştir. Doğal ürünlere olan talebin artması, her gün ayrı bir yerde doğal ürün pazarlarının açılması ve görece pahalı olmasına rağmen alıcı bulması bu duruma işaret etmektedir. İletişim kanallarındaki sağlıkla veya alternatif tıpla ilgili programların oldukça ilgi görmesi, balkonda, bahçede doğal ürün yetiştirme çabaları, geleneksel mutfağa dönüş, bu yeni tüketim biçiminin göstergelerindendir. Önemli olan yetkililerin ve ilgililerin de tüketim alışkanlıklarında oluşan bu değişiminin farkına vararak ekonomi politikalarını, doğal-eko üretim merkezli gerçekleştirmeleridir. Politikalarını, yalnızca kâr ve tüketime odaklı üretim yerine, doğal ve sosyal bir üretime kaydırmalarıdır. Çünkü artık tüketici, sorumlu tüketici niteliğine dönüşmektedir ve raflarda da bu talebine uygun ürünleri aramaktadır. Sonuçta, raflarında bu tür ürünleri bulunduranların ve sosyal sorumluluk projelerini bu tema üzerine oluşturanların, tüketicinin gözünde bir nevi ayrıcalık kazanacağı muhakkaktır.

Yazarın Diğer Makaleleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive