Alışverişin Efendisi Çocuklar, Peki ya Markalar? - II

Giyimden oyuncağa, sağlıktan gıdaya kadar, pek çok alanda alışverişin kahramanı çocuklar... Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, tüketim konusunda en belirleyici karar grubunu temsil ettikleri ortada. Peki ya, onlara hitap eden markalar?.. Önceki gün yayınlamaya başladığımız çocuk markaları konulu araştırma dosyasına, kaldığımız yerden Chicco, B&G Store ve Goose ile devam ediyoruz.

Eklenme Tarihi : 05 Ağustos 2009 Çarşamba
alisverisin-efendisi-cocuklar-peki-ya-markalar-ii
Berrak Coşkun Chicco F. Erkin ÜLTANIR - Chicco Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Bebeğin olduğu her yerde hayatı kolaylaştıran Chicco, dünyada ve Türkiyede nasıl bir organizasyona sahip? Chicco, merkezi İtalya Comoda bulunan Artsana Grupa ait bir marka. Tescilli ürünlerimiz, dünyanın 120 ülkesinde tüketiciyle buluşuyor. Türkiye dahil 14 ülkede, doğrudan yatırım yoluyla faaliyet gösteriyoruz. Chicco mağazalarının 250 tanesi, markamızın anavatanı İtalyada. Kalan 180 tanesi, 32 farklı ülkede. Yani toplamda 430 mağaza mevcut. Diğer ülkelerdeki temsilciliklerimiz de bu büyük sistemin bir parçası. Tüm dünyada en zengin ürün yelpazesini sunan marka olarak anılmamız, boşuna değil. Türkiyede ise toptan ve perakende operasyonu şeklinde tanımlayabileceğimiz iki ayrı kâr merkezi var. 12si direkt, 8i bayi olmak üzere, ülke genelinde 20 mağaza ile hizmet veriyoruz. Toplamda, 2 bin 400 metrekarelik bir satış alanına sahibiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Batman, Gaziantep, Eskişehir, Marmaris ve Bodrumdaki mağazalarımız dışında, yurtiçindeki satış performansımızı giderek artıran çok kuvvetli bir dağıtım ağını yönetiyoruz. Bugün, Chicco Türkiye güvencesiyle 2 bin ayrı noktada, kullanıcının her türlü ihtiyacına çözüm üretiyoruz. İtalyan Chicco Türkiyeye yerleştiTürkiye pazarına girmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz? Sektörde ve tüketici gözünde kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Chicco, 1998 yılından önce, Türkiyede çeşitli distribütörler vasıtasıyla varlık gösteriyordu. Ancak belirli ürün gruplarında... Hikayenin gelişme bölümü, yine aynı döneme tekabül ediyor. O zamanki Türkiye distribütörlüğünün yüzde 51ini satın alan Artsana Grup, 1998in sonlarına doğru Adan Zye bütün Chicco ürünleriyle Türkiye pazarına girmiş oldu. Marka felsefesi ve profesyonelliğinin işe dahil edilmesi, Chiccoya inanılmaz bir ivme kazandırdı. Gelişmeler ışığında ülkemizle ilgili hedeflerini büyüten Artsana, Temmuz 2001de şirketin tamamını bünyesine kattı. Bu önemli hamle dengeleri tümüyle değiştirirken, Chicco Türkiyeyi de sektördeki ilk ve tek yabancı sermayeli firma haline getirdi. Diğer ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye pazarı zor mu? Zorluk derecesi, ürün grubuna göre değişiyor aslında. Buradaki avantajımız, marka bilinirliğimizin yüksek olması. Büyük şehirlerde yüzde 95lere kadar çıkan bir orandan bahsediyoruz. Fakat ilk yıllarda, pahalı marka imajı yüzünden biraz sıkıntı yaşadık. Akıllardaki olumsuz algıyı değiştirmek için gerçekten çok uğraştık. Son 6 senede elde ettiğimiz başarıyı, söz konusu çalışmalara borçluyuz. Chicco, hemen hemen her gelir düzeyinden tüketicinin ulaşabileceği bir marka haline geldi Türkiyede. Son 6 senenin rakamlarına baktığımızda ise dünyada Chicco satılan 120 ülke arasında, en hızlı büyüyen 2nci ülkeyiz. Özellikle bebek araç gereçleri, anne-bebek sağlık ve bakım ürünleri pazarında güçlüyüz. Türkiyedeki rekabet üstünlüğümüz, Capital dergisinin Mart 2009 sayısında yayınlanan bir haberle de belgelenmiş durumda. Söz konusu ürünlere ait pazarda 30 markanın yer aldığını belirten haberde, pazarın yüzde 40ının Chicco tarafından domine edildiği kesin verilerle ortaya kondu. Mutlu anne, mutlu bebekMağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? AVMlerdeki kira maliyetlerinin yüksekliği, son birkaç yılda mağaza yatırımlarından beklenen geri dönüşlerde ve operasyonel kârlılıkta ciddi sıkıntılar yarattı. Biz de son 2 yıldır tutucu davranıyoruz mağaza açma konusunda. Sadece fırsat olarak gördüğümüz projeleri değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemlerde, franchising modeline ağırlık vereceğiz. AVM mağazacılığı mı, cadde mağazacılığı mı daha avantajlı? Ciro anlamında hangisi kârlı? İkisinin de kendine özgü avantaj ve dezavantajları var. Doğru AVMnin seçilmesi, AVM içerisinde doğru konumlandırma yapılması ve metrekare bazında doğru kira bedellerinin uygulanması halinde, yeni mağaza yatırımlarında alışveriş merkezleri öne çıkıyor. AVMlerin perakendeciye sağladığı altyapı hizmetlerini ve diğer faydaları, görmezden gelemeyiz tabii. Onları cadde mağazalarında bulmak, her zaman mümkün olmuyor. Biraz da ürün gamınızdan bahsedelim mi? Nelerden oluşuyor, bebek ve çocuklarda hangi yaş aralığını kapsıyor? Annelere getirdiğiniz yenilikler neler? Chicco, özellikle 0-3 yaş grubuna yönelik gereksinimlerde ihtisaslaşmış bir bebek ürünleri markası. Bebeğin olduğu her yerde sloganı ile hizmet verirken, tüketiciye daha fazla fayda sağlayacak detaylara odaklanıyoruz. Bazı ürünlerimiz, 6 yaşa kadar kullanılabiliyor. Bebek puseti, oto koltuğu, mama sandalyesi gibi kalemlerden oluşan araç gereçleri, tekstil ürünleri ve ayakkabılar tamamlıyor. Emzik, biberon, göğüs pedi, buhar makinesi ve bebek telsizi başta olmak üzere, çok geniş bir skalada anne ile bebeğin hayatını kolaylaştıran sağlık/bakım ürünleri, bebek kozmetikleri, bebek güneş kremleri, çeşitli koruyucular, hem eğitici hem öğretici özelliği bulunan oyuncaklar, anne adaylarının özgüvenini tazeleyen hamile kozmetikleri ise diğer ürün gruplarımızdan... Kullanıcının konfor arayışına çözüm getirmek dışında, farklı alternatifler yarattığımızı söyleyebilirim. İtalyadaki Chicco Gözlem Merkezinin koordinasyonuyla tamamen bilimsel çalışmalar sonucunda üretilen Chicco ürünleri, bebek ve ebeveynlerin her türlü ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte. En büyük iddiamız, samimiyetimiz! Türkiye pazarını yılda ortalama 100 yeni ürünle tanıştırmamızdan da belli değil mi zaten? Cironun yüzde 75i toptan satıştan Trend avcısı Marian Salzman, geleceğimizin organik ürün ve tüketici etiği kavramları ile şekilleneceğini söylüyor. Tüketici güvenini zedelemeden güçlü marka imajını koruyan Chicco, bu alanda neler yapıyor? İtalyada organik bebek tekstil ürünlerimiz bulunuyor ama henüz Türkiye pazarına sunmadık. Organik ürünlerden bahsediyorsak, önce ne anlama geldiğini tam olarak anlamak lazım. Tohumun organik olması yetmez çünkü. Ekilen toprağın bile organik olması gerekiyor. Hepsi bir bütün... Chicconun tüm tekstil ürünleri, etkinliği dünyaca onaylanmış testlere tabi tutuluyor ve Oeko-Tex® Standard 100 olarak adlandırılan bir sertifikasyon sistemine uygun koşullarda hazırlanıyor. Kanser veya alerjiye yol açabilecek boyalar kullanmıyoruz. Yapay renk, koku ve alkol içermeyen ürünlerimiz, ağır metallerin çözünmesine karşın test ediliyor. Koleksiyonlarımız yüzde 100 pamuktan üretildiği için cilt dostu PH değerine sahip. Dolayısıyla hava akışına izin vererek, cildin nefes almasını sağlıyorlar. Uluslararası standartlar haricinde, birçok Chicco kuralı uyguluyoruz üretimde. Tüketici etiğinden yana da bir kaygımız yok. Satış öncesi ve sonrasına önem veren bir kuruluşuz. İnsanlara ürün satmak, bir yere kadar... Bizim asıl amacımız, karşılaştıkları sorunları sorun olmaktan çıkarmak! İnsana, sağlıklı yaşama hakkına duyduğumuz sorumluluk büyük. Bunu bilen, üstelik hayata geçiren, teknik bilgi ve donanımı son derece yüksek bir ekiple çalışıyoruz. Chicco Bilgi ve Danışma Hattı ile teknik servisimiz sayesinde müşteri isteklerini rahatlıkla karşılayabiliyor, problemlerine hiç vakit kaybetmeden müdahale edebiliyoruz. Chicco Türkiyenin orta ve uzun vadeli planlarını öğrenebilir miyiz? Doğru zamanda, doğru yerde, doğru fırsatı yakaladığımız sürece mağaza açılışlarına devam edeceğiz. Ancak tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de perakende operasyonun çok ötesinde bir dağıtım politikası yürütüyoruz. Chicco Türkiye olarak, ciromuzun yalnızca yüzde 25ini perakende mağazalarımızdan elde ediyoruz. Toplam şirket ciromuzun yüzde 75ini, Chicco ürünleri satan 400den fazla bebek mağazası, hipermarket ve departman mağaza ile birlikte, bin 500 civarında eczaneden sağlıyoruz. Bu tabloya göre orta ve uzun vadede yoğunlaşmamız gereken alanın toptan satış ve dağıtım olduğu çok açık... BG StoreSeyidullah NEBATİBG Store Yönetim Kurulu Başkanı/Genel Müdür Ne zamandan beri bu sektördesiniz? Şirketin gelişim sürecini anlatır mısınız? Şirket, faaliyetlerine 2000 yılında başladı. Benim tekstil sektörüne girişim ise kumaş ticaretiyle oldu, 1996 yılında. 1997de, ortağımla beraber Kahramanmaraştaki örgü fabrikamızı kurduk. O üretimle ilgilenirken, ben de pazarlama takibinden sorumluydum. Bir müddet böyle devam ettik. Fakat tekrardan kaçınmak, gelişme göstermek ve girişimde bulunmak, insanın doğasında var. Türkiyede, üst segment çocuk sektöründe, bir pazar boşluğu yaşandığını fark ettik. Neler yapabileceğimizi düşündük ve başaracağımıza inandık her şeyden önce. 1999 yılında, Baby Graziella markasından ilk ithalatımızı gerçekleştirdik. Düğmeye bir kez basınca, gerisi geldi. Dünyanın en seçkin ürünlerini satıp, Türk tüketicisiyle paylaşıyorduk artık. 2001 kriziyle birlikte, atağa geçtiğimizi söyleyebilirim. Bir anda, BG Store macerasının içinde bulduk kendimizi. Şimdi, Baby Graziella dahil, 6 tane ithal üst segment markamız var. Tamamen bizim dizaynımız olan Nebati ve Riccione markaları sayesinde iyice zenginleşen ürün yelpazemizi, mağazalarımızda müşterinin beğenisine sunmaya devam ediyoruz. Sezona özgü sürprizlerle hep daha iyiyi, daha güzeli vitrine çıkarıyoruz. Türkiyede 42 mağaza Çocuk hazırgiyimi ve aksesuarları konusunda nasıl bir iddia taşıyorsunuz? BG Storeun vizyonu hakkında neler söyleyeceksiniz? Dünyanın en kaliteli ürünlerini, olabilecek en makul fiyatlarla satıyoruz. Sanırım, ilk vaadimiz bu. Trendleri ve son modayı yakından takip ediyor, yurtdışında sözü geçen markaları araştırıp buluyor, vakit kaybetmeden Türk tüketicisiyle tanıştırıyoruz. Doğru ürünü doğru fiyatla, üstelik dünya ile aynı zamanda sunmak, vizyonumuzun disiplinli bir şekilde hayata geçmesini sağlayan en temel ilke. Türkiye genelinde nasıl bir organizasyona sahipsiniz? İstanbul dışında, nerelerde faaliyet gösteriyorsunuz? Satış noktalarınızı belirlerken, önceliği AVMlere mi veriyorsunuz? Niçin? Tüm Türkiyede 42 mağaza ile hizmet veriyoruz. İstanbul, Bursa, Adapazarı, İzmir, Ankara, Denizli, Kayseri, Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş, Mersin, Samsun ve Trabzon, mağazalarımızın bulunduğu iller. 3 adet mağazamız da Rusyada. BG Store konsepti, ortalama 100 metrekarelik mağazalardan oluşuyor. Outlet mağazalarımızda, daha büyük metrekarelere ihtiyaç duyuyoruz. Ve evet, haklısınız. Satış noktalarına dair seçimlerde, önceliğimiz alışveriş merkezleri... Yılın 365 günü açıklar çünkü. Çocuklu ailelerin alışveriş için AVMleri tercih etmesi de çok önemli bir kriter. Çocukları güvenli, hijyenik ve sokağın tehlikelerine kıyasla koruyucu bir ortamda ağırlayan AVMler, anne babaların tüketim alışkanlığını da etkiliyor, yönlendiriyor. Mağaza sahibi olmak daha iyiYurtdışı operasyonlarınız hakkında bilgi alabilir miyiz, orada nasıl konumlandırıyorsunuz kendinizi? Burada yakaladığımız sinerjiyi diğer ülkelere de taşıma planımız çerçevesinde, yurtdışı operasyonlarımızı olabildiğince geliştirmeye çalışıyoruz. İtalyada, stratejik ortaklarımızla beraber hareket ediyoruz. Bugün, İtalyanın değişik kentlerinde ve 63 ayrı satış noktasında satılıyor ürünlerimiz. Mevcut yapı içinde en zoru, Rusyadaki mağazalar... Mağaza sahibi olmak mı, franchise kanalıyla büyümek mi daha avantajlı? Sizce hangisi makul? Franchise kanalıyla büyümek avantajlı ama pek yönetilebilir değil ne yazık ki. Türkiye koşullarında mağaza sahibi olarak büyümek, daha uygun bir yaklaşımmış gibi görünüyor. Ürün gamınızda ne tür ürünler var? Hangi yaş gruplarına hitap ediyorsunuz? Hedef kitlemiz, 0-12 yaş grubundan oluşuyor. Ürün gamımızın yüzde 90ı tekstille ilgili. Fakat ayakkabı, iç çamaşırı, atkı, bere, kemer, kravat, papyon, askı ve diğer aksesuarları da mağazalarımızda bulmanız mümkün. Sezonda 750 model çalışıyoruz. Bunun standardı, yılda 250 modeldir. Sunum ve satışını gerçekleştirdiğiniz koleksiyonlarda, üretimin ne kadarı size ait? Hangi markaların temsilciliğini yapıyorsunuz? Ürünlerimizin yüzde 80i bize ait, yüzde 20si ithal. Patriza Pepe, Bogner, Killah, Phard Bebe, Mariella Burani, Bikkembergs, Zu Elements, Baby Graziella ve ayakkabı markası Twinpassın Türkiye temsilciliğini yürütüyoruz. Şimdi sıra dış piyasada! Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir politika uyguluyorsunuz? Sürekli iletişim!.. Evet, işin püf noktası iletişim... Müşterilerle yaptığımız yüz yüze görüşmelere çok önem veriyoruz. Piyasaya yeni bir marka sunduğumuz zaman, önce onların fikrini alıyoruz. Karar süreçlerinde de mağazalarımızda görmek istedikleri markaların temsilcisi olmaya çalışıyoruz. Pazarın yerli ve yabancı oyuncuları arasında rekabet gücünüzü nasıl besliyorsunuz? Türkiyede, hatta dünyada, yepyeni bir mağaza anlayışı ortaya koyduğumuzu düşünüyorum. O nedenle kimseyle rekabet etmemiz söz konusu değil. Bizim için rekabet, kendimizle rekabettir! Müşteriye aradığı mükemmelliği sunmak, giydirmenin ötesinde bir amaç BG Storeda. Yerli ve yabancı oyuncular arasındaki rekabetin çok dışındayız, bu kesin. Dediğim gibi, kendi içimizde kendimizle yarışıyoruz. Her zaman en iyiyi aramak, en iyiyi bulmak üzerine kurulu felsefemiz... Önümüzdeki dönemde, BG Store için nasıl bir gelecek tasarlıyorsunuz? Orta ve uzun vadeli planlamalara göre nasıl bir strateji izleyeceksiniz? BG Store, Türkiyedeki yatırımlarının çok büyük bir kısmını gerçekleştirmiş durumda. Sunduğumuz hizmeti geliştirmeye yarayacak farklı projeler üzerinde yoğunlaşıyoruz artık. Kendimize özgü duruş ve yaklaşımları koruyarak, dünya çapında bilinirlik kazanmayı hedefliyoruz. Dış piyasada nerede, nasıl bir açılım izlemek gerektiğine ilişkin altyapı çalışmalarımız, yaklaşık 3 yıldır devam ediyor. Asıl amacımız ise giderek globalleşen ve değerleri paylaşmayı öğrenen dünyada, İtalyan işbirliği ile küresel bir marka konsepti yaratmak... GooseMahinur SARIHerry ve Goose Marka Müdürü Bayan hazır giyim ürünleri tasarlayan Herrynin kardeş markası Goose, sektördeki faaliyetlerine ne zaman başladı? 1998 yılında girdik sektöre, kız ve erkek çocukları için tasarladığımız ayrı ayrı koleksiyonlarla... Dönemin koşulları, belki da kısıtlı bir pazarda yer almamız, erkek çocuk üretimini desteklemedi. Süreç içinde o alandan çekildik. Şimdi, sadece kız grubumuz var. Türkiyede kız çocuklarına üretim yapan tek firma değiliz. Fakat çocuk sektöründe bu tarz üretim yapan tek firma olduğumuzu söyleyebilirim. (Fotoğraftakiler) Herry ve Goose Marka Müdürü Mahinur Sarı, tasarım ekibinden Bahar Karataş Şahin ve Emel YakupoğluYoğun rekabet ortamında kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Gooseun vizyonu hakkında neler söylemek istersiniz? Ülkemizde çocuk sektörü, gelişiminin çok erken bir evresinde. Hâl böyle olunca da dünyanın epey gerisinde. Bir çocuk moda dergisi, çocuk moda çekimi veya sektörel bir yayın bile bulamıyorsunuz! Çocuk için üretim yapan, samimiyetle seçenek sunan firma sayısı, öyle az ki... Çocuklarının her şeyine özenen anne babaların, giyimle ilgili bir tarz arayışı yok maalesef. Lüks bir tatil köyüne gittiğinizde, bütün çocukların birbirine benzer kıyafetler giydiğini ve neredeyse klonlanmış gibi dolaştıklarını gözlemleyebilirsiniz. Seçenek az çünkü. Pazara giren bir İspanyol markası, çocuk modası konusundaki bilgi ve deneyimlerini paylaştı ama yetmedi. Ona benzer ürün üretmek isteyen yerli firmalar, karmaşanın artmasına yol açtı. Bakış açısı farklılığından, büyüğün küçüğünü üretmek doğru sanıldı. Kalpten severek değil, ticari yaklaşıyorlar zaten olaya. Bu durumda nasıl bir rekabetten söz edeceğimizi bilemiyorum. Gooseu, o piyasanın dışında tutuyorum. Şu 10 yılı sevgiyle, ilgiyle geçirdik. Hitap ettiğimiz hedef kitle gibi büyümeye çalışıyoruz biz de. Çocuk giyim sektöründe fark yaratmak, kaliteyi makul fiyatlarla alıcıya sunmak, vizyonumuzun en temel bileşenlerini oluşturuyor. Yeni nesil Shirley Temple Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz? Minik beylere kıyasla kız çocuklarını giydirmek daha mı zor? Goosedan alışveriş, annenin isteği doğrultusunda gerçekleşiyor. Her annenin hayalindeki kız çocuğu da prensesler gibi. Dantelli, karpuz kollu, kabarık diz altı elbiseler giyen, başında tacı olan, Shirley Temple misali bir kız çocuk hayal edin. Çocuk masumiyetini yitirmemiş kıyafetiyle bıcır bıcır gezinen, henüz bilgisayarı keşfetmediği için evcilik oynayan, romantik, iyimser, sevecen ve tabii ki annesinin kızı... Minik beyler, genelde eşofman ve türevi giysilerle idare ediyor. Türk halkı olarak, erkek çocuklarının çok şık olmasından hoşlanmıyoruz galiba. Kız çocuklarını giydirmek, becerimize ve bu grubun ruhuna daha uygun sanki. Şu an kaç mağazada hizmet sunuyorsunuz? Ürünleriniz hangi noktalarda tüketiciyle buluşuyor? İstanbul dışında nerelerde?.. Henüz istediğimiz pozisyona gelmedik. İzmir Alsancak, en yoğun satış yaptığımız nokta. Astoria ve Metroport Alışveriş Merkezinde mağazalarımız var. Kadir Has Çocuk Dünyasında outlet ürünlerimiz satılıyor. İstanbul ve İzmir dışında, çok sayıda cornerımız bulunuyor. Çanakkaleden tutun da Manisa, Kastamonu, Bursa, Alanya ve Gaziantepe kadar ulaşabiliyoruz bu sayede. Ayrıca 2009 yılında, özel bir çalışmaya imza attık. Goose ürünlerini, 18 Panço mağazasında görmek mümkün artık. Franchising için erken Mağazalaşırken, nasıl bir strateji izliyorsunuz? Daha çok franchising mi veriyorsunuz? Franchising için daha çok erken. Kendi mağazalarımızı açarak devam etmek istiyoruz. Doğru zamanda, doğru lokasyonlarda olmalıyız. Satış noktalarınızın ayırt edici özellikleri neler? Dekorasyonda yalın ve sıcak renkler, davetkâr bir anlayış hakim. Özellikle öyle seçtik; farklılığı hemen anlaşılsın diye... Üretim avantajınızı nasıl kullanıyorsunuz? Yıllık üretim ve tüketim miktarları hakkında bilgi verir misiniz? Üretim aşamalarında, Herrynin desteği çok fazla. Dikiş ve kumaş kalitesi, daha başlangıçta yakaladığımız avantajlardan. Ürün tekrarlarına çok çabuk dönüş yapabilme yeteneğimiz de Herrynin kanatları altında uçuyor olmamızla ilgili. Şimdilik, yılda 60 bin adet üretim bizi mutlu ediyor. 1-12 yaş aralığında Ne dersiniz, ürün gamınızdan bahsedelim mi biraz?.. Nelerden oluşuyor, hangi yaş aralığını kapsıyor? Örme, dokuma ağırlıklı bir koleksiyon haricinde, tamamlayıcı aksesuar seçeneklerimize her gün yenileri ekleniyor. Ayakkabı, çanta, şapka, renkli toka ve taçlar çok beğeniliyor. Yaş sınırlamamızı, eskiye nazaran genişlettik son zamanlarda. 1-5 yaş grubu için ürettiklerimizi, 6-12 yaş aralığındaki çalışmalardan ayırdık bir nebze. Çok küçük detaylara eğiliyor, yaş ve özellikler üzerinde oynuyoruz. 12 yaşa kadar çıkabiliyoruz. O noktadan itibaren, kendi seçimlerini kendileri yapıyor çocuklar. Müşteri talepleri, bizi ufak yaşa zorluyor aslında. Müşteri ilişkileri yönetimi ve ürünleri farklılaştırmada, nasıl bir politika uyguluyorsunuz? Her şeyden önce müşteriye kulak veriyoruz. Onların istekleri, beklentileri çok önemli. Hatta bazen, sil baştan tekrarlıyoruz bir ürünü. Müşterimizle aynı dili konuşabilmek için... Mağaza zincirinize yeni halkalar eklerken, önceliği AVMlere mi vereceksiniz? Pazar olanakları açısından önümüzdeki dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz? Önceleri, AVMlere markamızı anlatmakta güçlük çekiyorduk. Şimdi durum değişti, birlikte çalışma teklifi onlardan geliyor. Müşterinin beklentisi o yönde çünkü. Sık sık ziyaret ettikleri yerlerde, bizi görmek istiyorlar artık. Bunu AVMlerden de talep ediyorlar. Çok sevindirici ve gurur verici görüşmeler yapıyoruz. Sağlam adımlar atarak, markamızı geliştirme yolunda ilerliyoruz. Güçlenerek geliyoruz. Yarın: Tepe Nautilus AVM İşletme Müdürü Mahmut Gültekin, Tema Mağazacılık AŞ Pazarlama Müdürü Hami Cilara, Bıcırium Genel Müdürü Sebiha Uçak ve Panço Mağazalar Koordinatörü Yeşim Kurtuluş Yücel'in görüşleriyle devam edeceğiz Bu röportaj Mağaza dergisinden alınmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive