Eklenme Tarihi : 20 Şubat 2012 Pazartesi

Türk ekonomisini bekleyen büyük tehlike

Dünyayı sarsan ekonomik krizde 4üncü yıla girdik. ABDde 2008in ortalarında mortgage kriziyle başlayan, AB ülkeleri ve Japonya başta olmak üzere küresel ekonomileri saran yüksek borç krizi ateşi hala sönmüş değil!


Hatta Yunanistan örneğinde olduğu gibi kriz kapımıza kadar dayanmış vaziyette. Buna Kuzey Afrika ve Ortadoğudaki siyasi krizleri de eklediğinizde hem dünya ekonomisinin, hem de Türkiye ekonomisinin nasıl bir ince hat üzerinde yürüdüğünü görebiliyorsunuz.Evet, ABD, AB ülkeleri ve Japonyaya bakınca Türkiye ekonomisinin son 3-4 yılda krizden daha az etkilendiği görülüyor. Ama her şey güllük gülistanlık değil. Enerjide yüksek oranlı dışa bağımlılık, ihracat artışına karşın ithalatın neredeyse ihracatın iki katı oranında artışı ve bağlı olarak yaklaşık 100 milyar dolarlık dış ticaret açığı, 2011in son aylarında artan döviz kuru baskısı, teğet geçer gibi gözüken krizin her an kapıyı yumruklayabileceğine işaret ediyor.Şapkalar öne konulup iyi düşünülmez ve hesap kitap yapılmazsa, ülke olarak kendimizi her an kriz girdabının içerisinde bulabiliriz.Örneğin, perakende sektörüne baktığımızda ne kadar hassas bir döneme girildiğini görebiliyorsunuz.Bunu en net biçimde gözler önüne seren isimlerden birisi PERDERin kurucusu ve Makro Market sahibi Şeref Songör oldu. Türkiye Perakendeciler Federasyonunun Kartepede düzenlediği Zirvede toplantıya katılan 300e yakın sektör temsilcisini uyaran Songör, yabancı sermayenin Türk perakende sektörünü ele geçirme riskine ve olası sonuçlarına dikkat çekiyordu.Yaklaşık 10 yıldır tartışılan Perakende Yasasının çıkmasının neredeyse imkânsız hale geldiğini söyleyen Songör, ısrarla asıl tehlikenin nereden geldiğini göstermeye çalışıyordu. Bu öylesine önemli bir konu ki, stratejik hataların bedelinin büyük olması yüksek olasılık... Ekonominin can damarları arasında yer alan perakende sektöründe, ürünler tüketiciye ulaşana kadar önemli bir tedarik zincirinden geçiyor. Dolayısıyla büyük uluslararası sermayenin tüketiciye sunacağı ürünleri belirlemesi hayati önem kazanıyor.Daha açık yazalım, alışveriş merkezlerine gittiğinizde ihtiyaçlarınızı karşılamak üzere raflara yöneliyorsunuz. Hangi ürünlerin bu raflarda bulunacağına bu büyük marketler karar veriyor. Olasıdır ki, büyük yabancı sermaye markaları ürün tedariğinde kendi yerel markalarını tercih edecektir.Haliyle yerel/ulusal market zinciri sahiplerinin zihninde sektördeki varlıklarını nasıl sürdürmeleri gerektiği konusunda soru işaretleri büyük.Bir kısım sektör temsilcisi markalarını ve zincirlerini büyütüp yabancılara satma hayali görürken, bu beklenti içerisinde olanlara sektör içerisinden bazı itirazların yükselmesi doğrusu not edilmeye değer.Ama tüm tartışmalarda görüyoruz ki, yurtdışında sıkça örneği görülen, perakende kooperatifçiliğinin ve dayanışmasının eksikliği en önemli sorun.Market açma yarışına giren zincir sahiplerinin güçsüz sermaye yapılarıyla yürümeleri ve fiyat yarışına odaklı zayıf rekabet anlayışını değiştirmedikleri sürece Türkiye perakende sektörünü büyük bir tehlike bekliyor.KOBİ statüsü bile taşımayan sektör firmalarının yaşadıkları finansman sıkıntılarıyla birlikte ilk cazip yabancı sermaye teklifine balıklama atlamaları şaşırtıcı olmamalı.Son 10 yıl içerisinde Türkiye piyasasına giren ve hızla güçlenen Carrefour, Metro, Tesco, Media Markt, Electro World, Darty gibi büyük yabancı sermaye zincirlerine yenilerinin de eklenmesiyle Türk ekonomisinin büyük ölçüde etkileneceğini tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok.Türk sanayi üreticisinden, tarım üreticisine kadar geniş bir yelpazenin tüketiciyle buluşmak için büyük sancı yaşayacağı, binlerce ürünün fiyatlarını yabancı sermayenin belirleyeceği sancılı bir döneme girilecek.Açıkçası, böylesine hassas bir süreçte sektör temsilcileri yüksek sesle sık sık devletten destek beklediklerini açıklarken, bu desteğin tek başına yeterli olmayacağını, insan kaynağı yönetiminden inovatif çözümler geliştirmeye kadar işletme mantıklarını kökten değiştirmeleri gerektiğini de anlamaları gerekiyor.Keza büyük bir tehlike yola çıkmış vaziyetteABDnin kısa sürede borç krizini çözemeyeceği görülüyorken, AB havzasında yerel pazarlar daralırken, büyük yabancı perakende devleri gözlerini Kuzey Afrika, Ortadoğu, Asya gibi gelişen piyasalara dikmiş vaziyette.Perakende Zirvesinde Metro Macaristanı yöneten Mustafa Kalkandelenin ABDnin devasa market zinciri Wal-Martın krizin ardından ülke dışına çıktığını ve küresel bir operasyona başladığını aktarması, öncü uyarı sinyali gibiydi.Wal-Mart, ABDde 3 binin üzerinde mağazaya sahip ve yurt dışında da girdiği piyasalarda marketleri süpürerek satın alma operasyonlarına başlamış. Bunu Kuzey Afrikada gerçekleştirmiş ve gözünü şimdi Avrupa piyasasına çevirmiş.Wal-Mart Effectolarak bilinen bir kavram var. Yani Türkçesi, Wal-Mart etkisiBu etki de şöyle işliyor: Öldürücü fiyat politikasıyla açtığı her mağazanın çevresindeki esnafı iflas ettiriyor. Ayrıca elemanlarına da az para ödüyorİflas edecek esnafın artık bakkal olmayacağını anlamanız gerekiyor. Onların yerlerini alan küçük yerel market zincirleri de yok olup gidecekYazımızı perakendecileri uyaran Şeref Songörden alıntı yaparak bitirelim:2003-2011 arasında yaptıklarımız gibi devam edersek, 2012den itibaren emin olun bu iş böyle devam etmeyecek.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive