Gurmelerin en “Namlı”sı

Birbirinden özel lezzetleri en kaliteli haliyle sunan Namlı Gurme, İstanbul’un pazar kahvaltılarında buluşma noktası haline geldi. Perakende satış, cafe ve restoran konseptini Türkiye’de ilk kez kendisinin uyguladığını söyleyen Namlı Gurme’nin yaratıcısı Engin Mepa, başarılarını ve perakendenin ince noktalarını Perakende.org'a anlattı

Eklenme Tarihi : 22 Eylül 2015 Salı
gurmelerin-en-namlisi

Röportaj: Murat KÜÇÜK

Öncelikle sizi tanıyalım ve daha sonra da Namlı’nın geçmişine bir uzanalım.

1953 doğumluyum. Ortaokulu bitirdikten sonra, dedemin 1928 yılında kurduğu Namlı Pastırmacı’da tezgahtar olarak çalışmaya başladım. Babamın mezbahasına sık sık gittiğim için pastırma sucuk kavurma üretimi konusunda bilgi sahibi olmaya başladım. Uzun bir süre hayatımızı böylece idame ettirdik.

Namlı isminin değişik bir hikayesi var. Ondan biraz bahsetmek ister misiniz?

Dedemiz zamanında Mısır Çarşısı’nda seyyar olarak pastırma satıyormuş. Daha sonra şu anda hala Eminönü’nde bulunan tarihi dükkanı almış. Bu dükkanın ismini ne koyalım diye düşünürken çevredekilerden gelen; “İyi pastırmayı satıyorsunuz, namınız aldı yürüdü” şeklindeki söylemlerle ikna olup dükkanın adını Namlı olarak koymuş.

Namet ile çok büyük bir başarı hikayesi yazdınız. Namet’i de biraz konuşabilir miyiz?

Önceleri sadece Eminönü’ndeki dükkanda pastırma ve kahvaltılık satıyorduk.1993 yılında Almanya’da bir fuara gittim. Orada ambalajlama ve paketlemedeki değişimleri görünce bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündüm. O dönem zincir marketlerin büyüme dönemiydi ve rafları boştu. Pastırma reyonlarda satılmıyordu. Pastırmaları dilimleyip, paketleyip marketlerde deneme yaptım. Baktım güzel oluyor daha sonrasın da Makro’lara teklif götürdüm. Onlardan gelen olumlu cevaptan sonra başta İstanbul çevresi olmak üzere yurt içindeki birçok ulusal markete mal vermeye başladım. Daha sonra da Namet’in imalatına girdim ve Namet çok hızlı büyüdü. O dönemlerde herkes ucuz malın peşindeydi. Ben de tam tersine gittim o dönemde ucuzuna gitmektense en kalitelisini sunmaya çalıştım. Sonrasında Namet çok önemli bir marka oldu.

“İşim gereğinden fazla büyüdü”

İşin sırrı neydi? Sonra neden sattınız?

İşin sırrı en iyisini ve en kalitelisini sunmak. Hiçbir zaman kaliteden taviz vermeden en iyi yere geldik. O zaman yeğenim ve çocuklarım yoktu. Tek başıma olduğum için ve biraz daha uğraşmamak için sattım. Herhangi bir maddi sıkıntım ve herhangi bir kaygım yoktu. Ama işim gereğinden fazla büyümüştü. Yani benim istediğim kapasitenin çok çok üstünde bir büyüme yaşadık. Sosyal hayatıma düşkün olmamın da bu karımda etkisi var. Ben sadece işe bağımlı bir hayat istemiyordum. Denizcilik, kayak, tekne ve seyahat gibi hobilerime de zaman ayırmak istiyordum. Şirketi satayım biraz daha rahat edeyim diye karar aldım. Sadece Namet’i sattım, Namlı Pastırmaları bizim aile şirketimiz olarak devam ediyor.

Hobilerinize de değinmek istiyorum. Önemli bir markayı satacak kadar sevdiğiniz hobileriniz var. Sattıktan sonra neler yaptınız?

Motosikletle dünya turu yaptım. Güney ve Kuzey Amerika, Güney ve Kuzey Afrika, Avrupa’nın her yerini motosikletle gezdim. Bir de Yeni Zelanda var. Oranın da motosikletle her bir karışını turladım. Geçen senenin sonunda Meksika’yı da gezdim. Bir Avustralya ve Asya kaldı. İnşallah oralara da gitmeyi çok istiyorum. Hayat gerçekten yiyerek, içerek ve gezerek güzel...

Bu işi esnaflık haliyle yaparken zevk aldığınızı söylesem yanılmış olur muyum?

Gerçekten öyle... Ben bu ortamı bu işi bu şekilde çok seviyorum. Namet’teyken biraz daha fabrikasyon ve şirket tarafına kaydığı için bu kadar hoşuma gitmiyordu. Burada hayat daha farklı burada insanlar daha fazla, muhabbet daha fazla buradaki keyif bambaşka.

Namlı Gurme şu anda çok önemli bir marka, bu konsept nasıl doğdu?

Biz yapana kadar Türkiye’de böyle bir konsept yoktu. 2007’de fabrikayı sattıktan sonra bazı çalışmalar yaptım. Böyle bir fikir ortaya çıktı. İlk başta insanlara biraz tuhaf geldi. Çünkü bir şarküteri dükkanı içinde çorba satmak, ızgara satmak, sıcak yemek satmak ve kahve satmak görülmüş iş değildi. Böyle bir modele gerek vardı. Bu tip mekanları yurt dışında çok görüyordum. Biz, kendi imkanlarımıza ve kendi damak kültürümüze göre bir model geliştirdik. Namlı Gurme ile kahvaltı sektörüne de yeni bir model getirmiş olduk. Şu anda Türkiye’nin her tarafında kahvaltı kültürü almış başını gidiyor. Yeni bir akım oluştu. Eskiden insanlar yemek için buluşurken şimdi kahvaltı için buluşuyor. Gelinen noktaya öncülük yaptığımızı düşünüyorum.

Namı Bahreyn’e ulaştı

Şu an kaç şubeye ulaştınız? Kaç kişilik bir ekip görev alıyor?

Eminönü’ndeki mağazayı saymıyorum çünkü orası aile şirketi olarak devam ediyor. Karaköy, Nişantaşı, Ataköy ve Ankara’da olmak üzere 4 şubemiz var. Karaköy’deki mağazamızda 55 kişi çalışıyor. Ankara’da aşağı yukarı 50 kişi, diğer şubelerimizde de ortalama 25-30 kişi çalışanımız var. Toplamda 200’e yakın personele sahibiz.

Planlarınız arasında dışarıya açılmak var mı?

Şu anda Bahreyn’de bir şube açmak için anlaşma sağladık. Sonrasında; Dubai ve Katar’ı düşünüyoruz. Bize yurt dışından çok talep var. Talep çok olunca biz de kıramadık ve artık işe bir yerinden başlayalım dedik. Yoksa çok fazla büyümek niyetinde değilim.

Dubai varken neden ilk mağaza Bahreyn’e?

Aslında ilk olarak Dubaililerle anlaşma sağlamıştık ama orada istediğimiz gibi bir mekan bulamadık. Daha sonra Kuveytlilerle görüşmeye başladık. Oradaki partnerlerle görüşmelerimiz devam ediyor. Bahreyn’deki mekan çok hoşumuza gittiği için harekete geçtik.

Konu gelmişken franchise veriyor musunuz? Bu konudaki kriterleriniz neler?

Franchise veriyoruz ama aslında vermemeye çalışıyoruz. Çünkü gerçekten bizim işimiz çok zor. Kriterlerimizi sıkı tutmaya ve standardımızı bozmamaya çalışıyoruz. Şu anki şubelerimizin 3’ü franchise. Yurt dışındakiler de franchise modeli olacak.

“Damak zevkime güveniyorum”

Damak zevkinize oldukça güveniyorsunuz. Ürün seçimlerini siz mi yapıyorsunuz?

Seçimleri ben yapıyorum ve damak zevkime de çok güveniyorum. Bu işi çocukluğumdan beri yaptığım için her zaman en iyi ürünü bulmayı bilirim. Türkiye’nin her bir tarafını geziyorum ve buralarda kendi bulduğum çok sağlam partnerlerimiz var. Onların da yardımlarıyla en iyi ürünleri bulabiliyoruz. Ürünlerin çoğunu sezonluk olarak alıyoruz. Bu yüzden kurulduğumuzdan beri standartımızı hiç bozmadık.

Namlı Gurme’lerde kaç çeşit ürün satılıyor?

3 bin civarında farklı ürün var. Örnek olması için şunu söyleyeyim; sadece zeytinin 25 çeşidi var. 50’den fazla peynir, 20’den fazla reçel sunuyoruz. Et mamullerimiz, cafe ve restoran grubumuz zaten çeşitliliğiyle meşhur. Sıcak yemek bölümümüzde, sadece zeytinyağlılarda 50’ye yakın çeşit çıkıyor.

Yeni bir şube düşünüyor musunuz? Sizce olmanız gereken bir yer var mı?

Güzel bir yerde iyi bir partner olursa düşünüyoruz. Anadolu Yakası’nda sadece Bağdat Caddesi’nde bir şubemiz vardı orayı da bazı problemlerden dolayı kapattık. Anadolu Yakası’nda bulunmamız gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak gelecek dönem planlarınızı öğrenebilir miyiz?

Her an her şey olabilir. Ben hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyorum. Çok fazla olmasa da şubeleşmeyi düşünüyoruz. Ama bu kontrollü ve az sayıda olacak.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive