Etiden 50nci yılında Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi

Türkiyede özel sektör desteği ile hayata geçirilen ilk müze olma özelliği taşıyan Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi, geçtiğimiz günlerde törenle açıldı. Yaklaşık 10 yıldır ziyarete kapalı olan müze, Etinin 9 milyon TLlik yatırımı ile yeniden hayat buldu

Eklenme Tarihi : 30 Mayıs 2011 Pazartesi
etiden-50nci-yilinda-eskisehir-eti-arkeoloji-muzesi
Türkiyenin çağdaşlaşmasına katkıda bulunmak amacıyla kültürel alanlarda topluma fayda sağlayacak projelere öncülük eden ve bu yıl 50inci yılını kutlayan Etinin, sosyal sorumluluk bilinciyle hayata geçirdiği Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi açıldı. Eti, Eskişehirin tarihi ve kültürünün tanıtımına katkıda bulunacak ve ülkemizi uluslararası platformda temsil edebilecek, çağdaş nitelikte bir müze binası hayata geçirme projesini tamamladı. 2007 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalanan protokol doğrultusunda, Eti tarafından yeniden inşa edilen müzede, projelendirme aşamasından itibaren gelişen teknolojinin tüm imkânları kullanıldı. Eti Yönetim Kurulu Başkanı Firuzhan Kanatlı, bu proje ile amaçlarının ülkemizdeki zenginlikleri ve güzellikleri toplum ile buluşturmak ve tarihin hafızası olan müzeleri ayakta tutmak olduğunu belirtti. Paleolitik Neolitik Kalkolitik Tunç Hitit Frig Helenistik Roma - Doğu Roma - Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yer aldığı müzede; 7 bin 989 sikke, 3 bin 804 etnografik ve 7 bin 225 arkeolojik eser bulunuyor. Müzedeki eser sayısı, Seyitgazi ve Afyonkarahisar Müzesinden devredilen 3 bin 525 eser ile 22 bin 543 adedi buluyor. Bu eserlerin 2 bin adedi yeni yapılan müzede vitrinlerde ve bahçede sergileniyor. Ağırlıklı olarak Eskişehirde bulunan ören yerlerinde yapılan kazı ve yüzey araştırmaları sonucunda açığa çıkarılan eserlerden oluşan koleksiyonlar, Anadolu toplumlarının geçmişten bugüne tarihsel ve kültürel gelişiminin yanı sıra inançlarına da ışık tutuyor. Prof. Dr. Manfred Korfmann, Prof. Dr. Muhibbe Darga, Prof. Dr. Halet Çambel, Prof. Dr. Turan Efe, Prof. Dr. Taciser Sivas, Prof. Dr. Nejat Bilgen, Prof. Dr. Sümer Atasoy gibi ünlü arkeologlar tarafından yapılan kazı çalışmalarında bulunan eserlerin sergilendiği Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesinde; Dorylaion (Şarhöyük, Eskişehir, Merkez); Pessinus (Sivrihisar, Ballıhisar), Çavlum Köyü Eski Hitit Mezarlığı (Merkez, Alpu yolu), Demircihöyük (Çukurhisar yakınları), Küllüoba (Seyitgazi, Yenikent), Alpu Kocakızlar Tümülüsünde (Alpu yakınları) yapılan bilimsel arkeolojik kazıların buluntuları da yer alıyor. Hitit Güneşi Kurslarından biri artık Eskişehir Eti Arkeoloji MüzesindeEskişehir Eti Arkeoloji Müzesinde sergilenecek eserler arasında, aynı zamanda Etinin de amblemi olan Hatti Uygarlığına ait Güneş Kursu yer alıyor. 4 bin metrekarelik kullanım alanı olan ve bin 300 metrekarelik bir alana kurulan müzenin sergileme düzeninde, mekânsal bütünlüğün yanı sıra Eskişehir kentinin kimliğine özgü özellikler de vurgulanıyor. Arkeolojik eser sergi salonu, yarı açık teşhir ve süreli sergi salonuna ek olarak, konferans ve benzeri etkinlikler için çok amaçlı sergileme birimlerini bünyesinde bulunduran müzede, laboratuvar ve fotoğrafhane bölümleri de bulunuyor. Sanatsal organizasyonlara da ev sahipliği yapacak Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi, yaşayan modern yapısı ile Türkiyedeki çağdaş müzecilik anlayışının en önemli örneklerinden biri olacak. Müzede ayrıca kazılar ve antik kentler ile ilgili gösterimler de gerçekleşecek. Türkiyenin ilk bilimsel metotlu kazılarından biri de Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesinde Eskişehirin 25 kilometre batısında, Bilecik-Söğüt yol ayrımında yer alan Demircihöyükteki ilk kazılar, 1937 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Kurt Bittel, 1975-1978 yıllarında ise daha sonra Troia Kazısının Başkanı olan merhum Manfred Korfmann tarafından yapıldı. Bu kazılar, Türkiyede ilk bilimsel metotlu kazılardanbiri olma özelliğine sahip. Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı kültür tabakaları saptanan Demircihöyük kazılarında; Erken Tunç Çağına ait 15 yerleşim katı, höyüğün doğusundaki düzlük alanda ise dört evreli Orta ve Geç Tunç Çağı yerleşmesi bulundu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, Erken Tunç Çağı I-II katlarının M.Ö. 2900-2500 yıllarına ait olduğu saptandı.Yapılan kazı çalışmaları sonucunda yerleşimin; zikzaklı bir sur ile çevrili olduğu, arka kısımlarında ise çift odalı ve birbirine bitişik olarak inşa edilmiş sura dayalı evlerden oluştuğu anlaşıldı. Kazı başkanı Manfred Korfmann tarafından bu genel yerleşim planına Anadolu Yerleşim Planı adı verildi. Kazıda, idoller, disk yüzlü kadın figürinleri, hayvan figürinleri, ağırşaklar, ağırlıklar, öğütme ve ezgi taşları, iğneler, çanaklar, kâseler, yonca ağızlı ve gaga ağızlı testiler de ele geçirildi. Öte yandan ODTÜde TÜBİTAKın desteği ile geliştirilen ve bazıları dünyanın hiçbir müzesinde bulunmayan dijital sergileme teknikleri, tümüyle Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi için tasarlanmış olup, sanal ortamda eğitim ve öğretimin en güzel örneği olarak nitelendiriliyor. Sadece Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesinde Binlerce arkeolojik eserin sergilendiği müzede, dünyada ilk kez sergilenecek olan buluntular da var. Çavlum Mezarlığında ele geçen dünyanın ilk lületaşı mührü ile Eskişehirin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Keçiçayırına, mimarisi ile Anadolu yerleşim planının öncülerinden olan Küllüoba Höyükeve önemli yolların kavşak noktasında yer alan Şarhöyüke ait ünik eserler, sadece Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesinde ziyaretçilerle buluşuyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive