Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce

Türkiyedeki en köklü kurumlardan Çaykur, son dönemde artan rekabete yeni ürünler, yeni yatırımlar ve etkin tanıtım stratejisiyle cevap veriyor. Kurum bugüne kadar hep gündem maddesi olan stok sorununa karşı da ciddi önlemler getirdi. Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce ile çaycılıktaki son gelişmeleri konuştuk...

Eklenme Tarihi : 03 Aralık 2007 Pazartesi
cay-isletmeleri-genel-muduru-ekrem-yuce
Artık İleriye Bakıyoruz Geride bıraktığımız yıl firmanız açısından nasıl geçti? 2005e nasıl bakıyorsunuz? 2004 yılında Çaykur olarak hedeflerimizin tamamını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 2004 yılı yaş çay kampanyası 12 Mayıs 2004 tarihinde açılıp, 22 Ekim 2004 tarihinde kapandı. İklim koşullarının uygun gitmesi sonucu üreticilerimizden satın aldığımız yaş çay ürün miktarı son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı ve 587 bin ton olarak gerçekleşti. Kampanya süresince üreticilerimizde satın aldığımız 587 bin ton yaş çay ürününü Artvinden Giresuna kadar yer alan 46 yaş çay fabrikamızda işleyerek toplam 107 bin ton kuru çay ürettik. Ayrıca geçen yıl, yaş çay ürün bedeli ödemelerinde yeni bir uygulama başlattık. Daha önceki yıllarda sürgün ödemeleri şeklinde yapılan ve ödeme süresi uzun zaman dilimini kapsadığı için üreticilerimizin ürün bedellerini geç almalarına neden olan ödeme sistemini kaldırdık. Ve yerine her ay alınan yaş çayın ürün bedelinin takip eden ay içerisinde üreticilerimize ödenmesini sağlayan yeni ödeme planımızı uygulamaya koyduk. Böylece üreticilerimizin alın terleri daha kurumadan ürün bedellerini almalarını sağladık. Bu ödeme planımız ile yıl içersinde üreticilerimizden satın aldığımız 587 bin ton yaş çay ürün bedeli olan toplam 270 Trilyon TLnin tamamını ödedik. Uyguladığımız satış politikaları ile 2004 yılında 110 bin tonu iç satış ve 5 bin tonu ihracat olmak üzere toplam 115 bin ton kuru çay satışı gerçekleştirdik. Almanya, Amerika, Avusturya, Avustralya, Azerbeycan, Belçika, İngiltere, Hindistan, Ege Serbest Bölge, Tuzla Serbest Bölge, Japonya, Romanya, Rusya, Kosova, KKTC, Kırgızistan, Norveç, Fransa, Polonya, Özbekistan, Hollanda, Türkmenistan, Ukrayna olmak üzere toplam 23 ülkeye ihracat yaptık. Tamamen kendi imkanlarımızla yapmış olduğumuz makinelerle yeşil çay deneme üretimine geçtik ve çok başarılı sonuçlar aldık. 2004 yılında dünya kalite standartlarına sahip 137 ton yeşil çay üreterek Kasım ayında piyasaya sunduk ve tüketicilerimiz yeşil çayımızı büyük ilgi ve beğeni ile karşıladı. Ülkemiz çay sektörünün en büyük ve öncü kuruluşu olan Çaykur, 2005 yılına sorunlarından büyük ölçüde arınmış olarak girdi. Bu nedenle güvenle baktığımız 2005 yılında; 203 bin üreticimizden 600 bin ton yaş çay yaprağı almayı ve 109 bin ton kuru çay üretmeyi planlamış bulunmaktayız. 107 bin 500 ton iç satış, 5 bin ton ihracat olmak üzere toplam 112 bin 500 ton kuru çay satışını hedefliyoruz Bununla birlikte 2004 yılında deneme üretimine başladığımız yeşil çay üretimini 2005 yılında artırarak, ülkemizde yeni gelişen yeşil çay tüketim pazarında önemli bir pay alarak, bu konuda da öncü olacağız. Yeni yıl için yatırım planlarınız nelerdir? Yeşil çay dışında yeni ürünler piyasaya sürmeyi düşünüyor musunuz? Çaykurun yatırımları artarak devam etmektedir. Yatırımlarımız üretimi, verimliliği ve rekabet gücümüzü artırmaya yönelik modernizasyon çalışmaları ile işletmelerimizin çevre kirliliğini önlemek amacıyla yapılmaktadır. 2005 yılı toplam yatırım ödeneğimiz 9 bin 850 YTL. 2003 yılı Mayıs ayında sona eren budama projesinin, çay sektörü üzerindeki olumlu katkıları nedeniyle yeniden başlatılması için Bakanlık nezdinde yaptığımız girişimler sonucunda budama projesinin 2005 yılında yeniden uygulamaya konulmasını sağladık. 27.12.2004 tarih ve 2004/8302 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereği yaş çay üreticilerine 2004 yılı ürünü Destekleme Primi ödenmesine ilişkin çalışmalar son aşamasına geldi. Ekonomik ömrünü tamamlamış çay bahçelerinin, yüksek verim ve kalitedeki klon çaylarla çay bahçelerinin yenilenmesi çalışmalarımız devam ediyor. Çay yetiştiriciliğinde yüksek kalite oluşumu için bazı çay tiplerinde aşı çeşitlerinin denenmesi çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz. Siyah çay üretimi yanında tüketicilerin organik ve yeşil çaya olan talepleri hızla arttığından, piyasalardaki bu gelişmeleri dikkate alarak organik ve yeşil çay pazarında çalışmalarımızı yoğun şekilde devam ettiriyoruz. Sektörünüzün Türkiyedeki konumu hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyiz? Bugün sektörde 46sı Çaykura, yaklaşık 160ı özel sektöre ait olmak üzere toplam 206 kadar yaş çay işleme fabrikası bulunuyor. Sektörde, 6 bin 600 tonu Çaykura, 8 bin 746 tonu özel sektöre ait olmak üzere toplam yaş çay işleme kapasitesi günde 15 bin 346 ton. Son beş yıl dikkate alındığında, Türkiyede yurt içi tüketim miktarının 150 - 160 bin ton arasında değiştiği görülüyor. Bu rakama kayıtsız kaçak yollarla giren çay miktarı dahil değil. Bugün ülkemizin resmi ithalat rakamları 3 - 4 bin tonu aşmamaktadır. Ancak, bazı resmi olmayan kayıtlarda ise bu rakamın üzerinde ithalat yapıldığı tahmin edilmektedir. Kayıt dışı yapılan ithalat iç piyasayı olumsuz yönde etkiliyor. Kayıt dışı kuru çay tüketimi ile birlikte, ülkemizde 190-200 bin ton kuru çayın tüketildiği tahmin edilmektedir. Bunun 100 - 110 bin tonu Çaykur, 60-70 bin tonu özel sektör ve 20-30 bin tonu ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bölgede üretilen yaş çay ürününün yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık yüzde 55-60ı Çaykur, yüzde 40 - 45i özel sektör tarafından satın alınıyor. Yurt içi çay piyasasındaki pazar payı yaklaşık 57dir. Bu pazarda özel sektörün payı yaklaşık yüzde 33, yabancı menşeli çayların pazar payı ise yüzde 10dur. Sektörde son yıllarda yaşadığınız sorunlar nelerdir? Türkiyede ve dünyada keyifli sohbetlerin birinci tanığı her zaman çay oldu. Sohbet denilince akla çay gelir, çay denince ise tabii ki Rize ve Çaykur. Türkiyede çay üretimini başlatan ve bugün toplam 850-950 bin tonluk yaş çay üretiminin yüzde 65ini gerçekleştiren Çaykur, yeni üretim politikaları ve pazar stratejileri ile hem üreticisini hem de tüketicisini memnun ediyor. İki yıl önce kurumun başına geldiğimizde kurumu tehdit eden üç önemli faktör tespit ettik. Bunlar; stok problemi, pazar payının geriye gitmesi ve atıl istihdam idi. Aldığımız tedbirlerle 2003 ve 2004 yılında koyduğumuz tüm hedeflerin üzerine çıktık. Fabrikalarımızda, arz edilmeyen talep karşısında depolarımızda bekletilen ve negatif taleple baş başa kalan 30 bin ton civarında stokumuz vardı. Bu 30 bin ton çay, Çaykur`u ciddi manada ekonomik olarak tehdit ediyordu. Biz, 2003 yılında ilk öncelikli hedeflerimizin başına stoklarımızın eritilmesini almıştık. Uyguladığımız satış politikaları ile 2002 yılında 93 bin 67 ton olan iç piyasa satışı, 2003 yılında 105 bin 585 tona, 2004 yılında ise 110 bin 006 tona çıkarıldı. Bugün artık Çaykurda stok diye bir problem kalmadı. Kurumumuzu tehdit eden ön önemli faktör ortadan kalktı. Çaykurun pazar payında her geçen gün bir daralma söz konusu idi. Pazarımızda her geçen gün geriye gidiş başlamıştı. 2003 yılında, normal satışlarımızda iç piyasada bayilerimize vermiş olduğumuz kota oranını yüzde 20 artırarak bütün bayilerimize yüzde 20 çay satışı mecburiyeti getirerek, otomatik olarak iç piyasayı hareketlendirmiş olduk. Tüm bayilerimiz bu konuda seferber edildi ve bu durum satışlarımızda yüzde 20lik bir artış sağlandı. Çaykur artık geriye değil ileriye giden bir kurum haline geldi. Çaykur atıl istihdam konusunda ciddi bir ekonomik sıkıntı içerisindeydi. Personel giderlerimiz genel imalattaki giderler içerisinde hammaddenin üzerine çıkmıştı. Yüzde 41 civarında personel gideri ve yüzde 40 civarında hammadde gideri gözüküyordu. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir işletmenin yürümesi ve yaşaması mümkün değildir. Bu sorunu aşmak için de 2003 yılında, bin civarındaki arkadaşımızı kendi istekleri doğrultusunda emekliye sevk etme çalışması başlattık ve bu rakam bugün 2 bin 500lere yaklaştı. Neticede buradaki planımız da hedeflerimizin üzerine çıktı. 2003 yılında temel işletme giderleri hammadde giderlerinin altına ilk defa düştü. Özellikle işçilik giderlerimiz yedi puan düşürülerek yüzde 34ler seviyesine indi. Bizim 2003 yılındaki hedefimiz personel giderlerini yüzde 5 aşağı çekmekti. 2003 yılında bu hedeflerimizin de üstüne çıkmış olduk. 2004 yılında da personel giderlerinin azaltılması yönündeki çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam etti. Avrupa Birliği müzakere sürecinde sektörde ne gibi gelişmeler yaşanacağını öngörüyorsunuz? 17 Aralık 2004te alınan müzakere tarihinin olumlu etkileri daha şimdiden görülmeye başlandı. Ülkemiz ABne üye olduğunda, dünyanın en büyük ekonomik ve siyasi birliğinin bir parçası olacaktır. Bu durum Ülkemizde gerek demokratikleşme anlamında gerekse ekonomik anlamda gelişmelere neden olacak. Türkiye genç ve dinamik nüfusuyla birlikte, AB üyeliğinden alacağı ivme ile bölgede çok önemli siyasi ve ekonomik güç haline gelecektir. Aynı zamanda bölgemiz çaycılığı da bu gelişmelerden faydalanacaktır. Müzakereler sonucunda ABne tam üye olacak olan ülkemiz, AB ülkeleri içinde çay üreten tek ülke olacaktır. Bu durum çay sektöründe yeni ufuklar açacaktır.Çaykur, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile birlikte çay sektörünün, ABnin ortak tarım politikası mevzuatlarına ve ortak piyasa düzenlerine uyum sağlaması konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalar ile çayın ortak piyasa düzenleri içinde yer alması, ABnin tarımsal yönlendirme ve garanti fonu kaynaklarından gerekli finansman ve teknik desteklerden yararlanması sağlanacak. Sağlanan bu destek sayesinde çay üreticisi ve sanayicisi korunarak ülkemiz çay sektörü daha da gelişecek. Bugün Çaykuru borçlarından kurtarıp, kâra geçen bir kurum haline getirmiş bulunmaktayız. Üreticilerimize yönelik tüm sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Çaykurda yaptığımız tüm değişimler bunlarla da bitmeyecek. 15in üzerinde çay çeşidi ile pazara hitap eden Çaykur, yeni ürünlerle pazara renk katmaya devam edecek. Ülkemizde çay sektörünü kuran ve bugünlere taşıyan Çaykur, ilkleri yapmaya devam edecek.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive