Bursa'dan Dünyaya: Eker

Eker'in 1977 yılında Bursada başlayan serüveni 2006'da Fransız Andros Grubu ile birleşmesiyle yeni bir sahneye taşındı. Eker Süt Ürünleri Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nevra Eker ile yeni fabrikayı, yeni ürünleri, yeni hedefleri konuştuk

Eklenme Tarihi : 29 Nisan 2009 Çarşamba
bursadan-dunyaya-eker
Berrak COŞKUNNasıl bir organizasyonla, nasıl bir dağıtım ağıyla yürüyorsunuz hedefe? Kısaca anlatır mısınız? Eker ürünlerini doğru müşteriye doğru şekilde ulaştırmak, başlıca amacımız... Onun için kendi dağıtım kanallarımızı kullanıyoruz. Bursa, İstanbul, İzmir ve Ankarada bulunan bölge müdürlüklerimiz, güçlü bir organizasyonla dağıtımı gerçekleştiriyor. Marmara, Trakya, Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerindeki diğer şehirlere ise cep depolar kanalıyla iletiyoruz ürünlerimizi. 100 farklı ürün çeşidini, yaklaşık 200 frigofrik dağıtım aracıyla 10 bine yakın satış noktasına günlük olarak ulaştırabiliyoruz. Bir de tabii, bizim sektörümüzde dağıtım, satış ve pazarlama iç içe. Kaliteli ürünü tüketiciye uygun fiyatla sunmak istiyorsanız, satış ve dağıtım operasyonunu iyi yönetmeniz gerekiyor. Verimlilik için öncelikli şart bu. Ekonomi, esneklik ve verimliliğini kaybeden aile şirketleri ile dolu. Sektörde 32 yılı geride bırakmaya hazırlanan Eker, zamana direnmeyi nasıl başardı? Yüksek organizasyonel performansın asıl sırrı rekabet. Rakiplerin güçlü olduğu bir sektörde faaliyet gösteren bütün oyuncular, verimlilik ve yenilik odaklı hareket etmek zorunda. Kaynaklar sınırlı. Bizim sermayemiz de kısıtlı. Hayatta kalabilmek için sürekli yeni çıkış yolları arıyoruz. Olduğu kadar demek gibi bir lüksümüz yok! Eker, her şeyimiz çünkü... Abimle birlikte, ailenin ikinci kuşağını temsil ediyoruz. 1997de yönetimi devraldığımızda, sağlıklı bir rekabet analizi ve yeni yatırımlarla büyümeyi hedefledik. Rakiplerimiz hem sermaye, hem teknoloji hem de know-how bakımından güçlüydü. Neyi onlardan daha iyi yapabiliriz?, Nasıl fark yaratırız? sorularına karşılık gelecek yanıtlara yöneldik o zaman. Kendi çizgimizi yine kendimiz belirledik. Pazara ve markamıza katma değer sağlayacak ürünler geliştirmeyi, know-how anlamında hep daha ileri gitmeyi ilke edindik. Yabancı ortakla büyüme ivmesi 2006 yılının nisan ayıydı... Türkiye piyasasına girmek isteyen Fransız Andros Grubu ile birleşerek, büyük bir sinerji elde ettiniz. Söz konusu ortaklık, şirket ve ürün yönetimine nasıl yansıdı? Neler değişti, neler aynı kaldı? Şirketimiz ile Fransız Andros Grubuna dahil süt ürünleri firması Novandie arasında, yüzde 50ye yüzde 50 oranında bir ortaklık gerçekleşti. Bu ortaklık; değişen rekabet koşullarına ayak uydurmak, Ar-Ge alanındaki yenilikleri hızlandırmak, tüketiciye farklı ürünler sunmak, üretim teknolojisini ve altyapısını dünya standartlarına çekebilmek açısından Ekere büyük katkılar sağladı. Novandienin geniş ürün portföyü ile ileri teknolojisi, Türkiye pazarında rekabet avantajımızı artırdı. Ekerin büyümesini, yeni yatırımlarla modernleşmesini de kolaylaştırdı. Yönetim kadromuzda herhangi bir değişiklik olmadı ama yönetim anlayışımız değişti. Süreçle beraber daha fazla hesap veren, daha çok sorumluluk taşıyan, hiç durmadan kendini yenileyen ve yetiştiren bir ekibe dönüştük. Süt işleme kapasitesini giderek artıran Eker, ürün portföyü bakımından nasıl bir strateji izliyor? Ayran, yoğurt, pastörize süt, tereyağı, kaymak, kaşar peyniri, beyaz peynir, sütlü tatlılardan supangle, sütlaç, sakızlı muhallebi, keşkül, krem karamel, fındıklı krem şokola ve höşmerimi, ana ürün gruplarımız olarak sayabiliriz. Sütlü tatlılar, Eker ürün ailesinin en yeni fertleri. Üzerine eğilip, geliştirmeyi planladığımız bir kategori. Ekerden tatlı kaçamaklarSüt sektöründe bir ilke imza atıp, Türk halkı tarafından çok sevilen hazır tatlıları piyasaya sürdünüz. Üstelik son derece ekonomik fiyatlarla... Amacınıza ulaştınız mı? Başka sürprizleriniz de olacak mı? Sütlü tatlıları, 2007 Ağustosundan itibaren piyasaya sunuyoruz. Uzun süren titiz ve detaylı bir çalışmanın ürünü oldukları için lezzet, kıvam ve kalitelerine çok güveniyoruz. İlk çıktığı günden beri ilgiyle karşılanan ürünlerimiz, lezzet düşkünlerinin sofrasında başköşeye yerleşti bile. Ambalajlı, el değmeden doldurulmuş, folyolanmış, standart kalite ve lezzete sahip ürünleri pazara taşımak, dolayısıyla yeni bir pazar yaratmak, bizim için çok önemli. Perakende sektöründe daha önce denenmemiş bir şeydi bu. Ürünlerle ilgili olumlu geri dönüşler almak, hazır sütlü tatlılar hakkındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak ve yeni bir tüketim alışkanlığı oluşturmak, gerçekten mutlu etti bizi. Başka sürprizlerimiz de olacak elbette. Höşmerim ve fındıklı krem şokoladan sonra, iki yeni ürün daha ekleyeceğiz bu gruba. Süt endüstrisinde otomasyon çok önemli. Siz ne ölçüde yararlanabiliyorsunuz teknolojik yeniliklerden? Yaptığımız ortaklığın en büyük getirisi, teknolojik altyapıyı kuvvetlendirmek oldu. Üretim teknolojimizi besleyecek her türlü uluslararası gelişmeyi yakından takip ediyor, ortağımız tarafından bilgilendiriliyoruz. Otomasyon, süt kadar riskli bir hammaddenin işlenmesinde çok önemli, hatta en önemli faktör. Sistemlerimiz son yıllarda o kadar gelişti ki, birçok ürünü üretim aşamasında görsel olarak takip etmek imkansızlaştı. Tamamen kapalı devre sistemlerde işlenen sütü, sadece ambalajı açan son tüketici görüyor artık. Üretim esnasında ürünün havayla temasının kesilmesi ise kalite, standart ve raf ömrü açısından büyük avantajlar sağlıyor. Yeni fabrikayla yeni hedeflere... Merkez Bursada önemli bir pazar payını elinde tutan Eker, sektörde kendini nasıl konumlandırıyor? Ayranımız, sektörde bilinen bir firma olmamıza en büyük katkıyı sağlayan üründür. Yıllardır değişmeyen lezzeti, kıvamı ve kalitesi ile Türkiyenin en beğenilen ayranı olma özelliğini koruyor. Galiba bu yüzden, markamız ayranla özdeşleşti. Ayranda, Türkiyede yüzde 10a yakın bir pazar payına sahibiz. Yeni çıkan sütlü tatlılarımız da Ekerin ulusal anlamda marka bilinirliğini artırmada önemli rol oynadı. Ev içi tüketim haricinde, yerinde tüketim noktaları şeklinde tanımladığımız restoran, fast food, lokanta gibi dış alanlarda sağlam bir duruşumuz, güçlü bir pazar payımız var. Burada, ayran ile Türkiyenin 2nci büyük firması konumundayız. Yatırım kararlarınızı hangi etkenlere göre belirliyorsunuz, nelere dikkat ediyorsunuz? Yapmış olduğumuz yatırımın üretim verimliliği ile ürün kalite standardına nasıl ve ne ölçüde katkı sağladığı, dikkat ettiğimiz en temel kriter... Yüksek büyüme hedeflerimiz ve gelişen teknolojiye uyum çabamız, 2008 yılında yeni bir fabrika yatırımına başlamamıza sebep oldu. 2010 yılının sonunda taşınmayı düşündüğümüz yeni fabrikada, mevcut kapasiteyi 4 kat artırmayı hedefliyoruz. Eker Süt, önümüzdeki yıllar için neler planlıyor? Gelişme yönünde nasıl bir yol haritası çıkarıyor? İstikrarlı bir şekilde ve sağlam adımlarla büyümeye, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz. Yeni fabrika yatırımımızla birlikte pazarın ihtiyaçlarına göre biçimlenecek yeni ürünler geliştirip, art arda piyasaya süreceğiz. Süt ürünlerinin her dalında var olmak yerine, bazı kategori ve kanallarda uzmanlaşmayı tercih edeceğiz. Rekabetçi kişiliğim devrede!Eker Ailesinde ikinci kuşağı temsil ediyorsunuz. Böylesine köklü bir firmayı geleceğe taşırken, neler hissediyorsunuz? Her şeyden önce, çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Kişiliği, yönetim anlayışı ve ürettiği ürünlerin kalitesiyle bize çok güzel bir marka bırakan babamız Altan Ekere borçluyuz bunu. Şimdi, şirketimizin geleceğine sahip çıkarak ödüyoruz o borcu. Markamızın üzerine koyduğumuz her ilave değer, bizim eserimiz olacak ve Ekeri nice 30 yıllara taşıyacak. Çok dikkatli, çok özenli, çok akıllı, çok hesaplı davranmamız gerekiyor. Biraz stresli ama sonraki nesillerde devam edecek başarılı bir marka ve firma yaratma fikrine değer. Başarı, bana göre en büyük ödül, en güzel motivasyon. Nasıl bir yöneticisiniz, kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Nelerden taviz vermiyorsunuz mesela?.. Ekeri bir yerlere getirmek, sektörümüzdeki zorluklar ve güçlü rakipler karşısında mücadele etmeyi gerektiriyor. Rekabetçi, mücadeleci bir kişiliğim olduğu için hep sınırları zorladım Ekerde. Daha kaliteli ürün üretmek, daha iyi hizmet vermek, daha fazla yaygınlaşmak, daha çok müşteri edinmek... Hep yüksek tuttum hedeflerimi. Düşündüğümüzden daha iyisini yapabilecek kapasite ve beceriye sahip olduğumuzu, bütün ekibe kanıtladığımı sanıyorum. Benim açımdan Ekerde çalışmak, yüzme bilmeden denize atlamak gibiydi. Fakat başarmak istediğimde, önümde gerçek bir engel kalmadığını gördüm. Yeter ki o mücadeleye hazır hissedeyim kendimi. Çalışma hayatında kadın olmanın avantaj ve dezavantajları neler? Önyargılarla savaştığınızı, kendinizi ispatlamak zorunda kaldığınızı düşündünüz mü hiç? Günümüzde kadınlar, iş yaşamının birçok alanında ve etkin kademelerde rol alıyor. Kadın olarak çalışmanın bazı güçlükleri olsa da -evdeki sorumluluklarımız erkeklere kıyasla çok daha fazla- negatif etkileri pek hissetmedim. Öte yandan, bu negatif etkileri avantaja dönüştürmek mümkün... Sorumluluk duygumuzun, iş yaşamına olumlu yansıdığı kesin. Kadınlar, çalışma hayatında daha dikkatli ve daha titiz davranabiliyor.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive