`Ankara`dan Çıkan Türkiye Markası`

Yayla Bakliyat Pazarlama Müdürü Mustafa Akdoğan ile Perakende.org okuyucuları için konuştuk
ankaradan-cikan-turkiye-markasi Eklenme Tarihi : 13 Aralık 2007 Perşembe

Yayla bakliyatın iç pazardaki konumu ve perakende sektöründeki yaygınlığından bahsederek başlayalım. Yayla Bakliyat, 1986 yılında kurulmuş bir firma. 1986 yılından 1998 yılında Gimatta lokal olarak faaliyet göstermiş. 1998 yılında bugünkü yönetim kurulumuz tarafından tüm isim haklarıyla birlikte satın alındı. Bu tarihten sonra markamızın kurumsallaşma ve büyüme süreci başladı. Bu süreç içinde, Ankaradaki yerel marketler için Private Label olarak şeker ve bakliyat üretimimiz başladı. 2002 yılında bugünkü tesisimiz olan ?aşmazdaki yaklaşık 7 bin metrekarelik kapalı alanlı depomuza geçtik. Ulusal marketlerin bazılarıyla çalışmaya başladık..2004 yılı sonunda İstanbul yolu üzerinde aldığımız arazi üzerine yaklaşık 30 bin metrekare kapalı alanlı bir tesis inşaatına başladık. Ortalama 3500 metrekarelik idari binasıyla beraber, Türkiyedeki bakliyat sektörünün en büyük lojistik merkezlerinden biri olacak bu tesise kısmet olursa yıl sonu itibariyle taşınmış olacağız. Ankara dışında bayilik ağı oluşturduk 50 bayiimiz aracılığıyla, tüm illerde hizmet veriyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 12 bin noktaya yayla ürünlerini bu bayilerimiz aracılığı ve direkt olarak ulaştırıyoruz. Bu konuda Yayla Bakliyat, alanında tek. Çünkü sektördeki başka hiçbir markanın bu kadar çok nokta ile Türkiye genelinde çalıştığını zannetmiyorum. İç pazarda, paketli bakliyat firmaları içinde en yaygın satış ve pazarlama ağına sahip, en yüksek tonajlı çalışan firmayız düşüncesindeyim. paketli bakliyat sektörünün gelebileceği en iyi yerde olmak ,sektörün büyümesi ve standartlarını yükseltmek için var gücümüzle çalışıyoruz Türkiyede, paketli bakliyat sektöründe markalaşmış bir firma yok. Marka olabilmek için öncelikle alt yapınızı tamamlamanız gerekiyor. Biz Yayla Bakliyat olarak bir yandan alt yapımızı tamamlarken, bir yandan da reklam çalışmalarına hız vererek 2007 yılı sonuna kadar önce Türkiyede, ardından tüm dünyada bakliyat sektöründe bir marka olma hedefi ve gayretiyle çalışıyoruz. Üretim kapasitesi olarak, sektörün en yüksek kapasitesine sahip firmalarından biriyiz. Yeni ürünümüz olan kutulu pirinç üretimi için yaptığımız makinaların kapasitesiyle beraber yıllık 90 bin ton üretim kapasitemiz var. Bu rakam, sektör açısından çok ciddi üretim kapasitesi demek. Yeni tesisimizle beraber, tesis büyüklüğü açısından da rakiplerimizin bir adım önüne geçmiş olacağız. Sadece bakliyat değil, aynı zamanda zeytin ve meyve suyu yatırımlarımızda var. Kayseride meyve suyu tesisimiz var. Kutulu pirinç, Türkiyede ilk defa çıkarıldı. Ürünü daha uzun süre muhafaza edebiliyor. Bu ürün, Yayla Bakliyatı diğer markalardan ayıracak bir ürün olacak. ?u an sadece pirinç için bu üretimi yapıyoruz. Ama yakında bulgur, nohut, fasulye ve mercimekte kutu ambalajlarda piyasaya çıkacak. Bu kutuların üretimini de biz yapıyoruz. Bunun için gerekli makina yatırımını gerçekleştirdik. Bu alanla ilgili yakın bir gelecekte çalışmaları devam eden PL çalışmalarımızda olacak. Kutulu ambalajımız, TSEnin düzenlediği Altın Ambalaj yarışmasında kategorisinde Altın ambalaj ödülünü kazandı. Bu ambalaj Uluslararası Altın Ambalaj yarışmasına katılma hakkı elde ederek yarışmaya dahil edildi ve umarım burada Ülkemizin yüz akı olacak Türk üreticisi ve halkına ödül getirecektir. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, paketli bakliyat sektörünü nasıl etkiliyor? Günümüz Türkiyesinde eğitimli nesil ile,İnsanlar üzerinde yazılı ve görsel medya ile iletişim sektörünün etkilerinin artıyor olmasına paralel olarak Tüketim alışkanlıkları da değişim göstermeye başlamıştır. Eskiden evlerde kilerler olurdu. Artık kilerlerde stoklana ürünler yerine küçük ambalajlar tercih ediliyor. Kalite, hijyen hizmet ve istikrar ön plana geçmeye başladı.Yeni Gıda Kanunu 30 Mart 2006 tarihinde yürürlüğe girdi. Ama uygulamada hala eksiklikler var. Bu kanuna göre, paketli bakliyat dışında bakliyat satılmaması gerekiyor. Özel üretim izni olan firmaların ürünleri sadece açık olarak satılabilir. Ben inanıyorum ki, 2007 sonuna kadar, değişen tüketici alışkanlıklarıyla beraber AB müzakerelerinin de etkisiyle sadece bakliyatta değil, tüm sektörlerde paketli ürünlere geçiş hızlanacak. Yani tüketiciyi iyi irdeleyebilen, İşine yatırım yapan, sektöre yatırım yapan ve uzun vadeli plan yapanlar kazanacaktır kanaatindeyim. İhracatla ilgili çalışmalarınız var mı? Elbetteki çalışmalarımız var ve olacaktır da.Biz müreffeh bir Tütkiyenin ihracat ağırlıklı bir üretim anlayışıyla oluşacağı fikrini savunan ve bu alanda üzerine düşeni yapmaya gayret gösteren bir firmayız.İhracatımızın payı yüzde 5 dolaylarında. Bu rakamın artması yönünde çalışmalar yapıyoruz. Avrupadan, Arabistan, Ortadoğu ve Güney Afrika ülkelerinden talepler var. Bunları yavaş yavaş değerlendirmeye almaya başladık. Yeni tesisimizle beraber, daha kurumsal bir yapıya kavuşacağız. Avrupa ülkelerinden birine , PL olarak ürün gönderiyoruz. Bu seneki PL Fuarında bu markayla PL ödülü aldık. PL konusunda ciddi bir potansiyelimiz var. Bakliyat ve küp ve toz şeker ürün gruplarında yaklaşık 20 firmayla PL olarak çalışıyoruz.Amaçlarımız arasında yurt dışı firmalarına PL ürünler yaparak ülkemiz ihracatına katkıda bulunmak öncelik arz etmektedir. Organize perakendenin gelişimi, paketli bakliyat sektörünün gelişimine nasıl bir katkı sağlayabilir? Tüm gıda üreticileri için perakende bir pazar. Perakende olmadan üretim olmasının bir anlamı yok. Çünkü ürünün satış noktası perakende noktaları. 2000li yıllarda, sektörümüzde 6 yüze yakın irili ufaklı firma varken Perakende noktalarının gelişimi ve standartların yükselmesi Bugün, yaklaşık 2 yüz firmanın sektörde kalmasına sebep olmuştur. Bu firmalar içinde, istikrarlı bir yaklaşımı olan, bundan 10 sene sonrada var olacak, 10-15 firmadan biri olacaktır. Yayla Bakliyatta bu firmalar arasında olacaktır. Perakende sektöründe, bir gelişim grafiği yakalanmakla beraber, ulusalların payı artmaya başladı. Yerel zincirler federasyon çatısı altında örgütlenmesi olumlu bir gelişme. Hükümetlerin perakende sektörüne bakışı da önemli.perakendecilerin beklediği kanunların çıkmasıyla tüm gıda üreticisi firmaların ve perakendecilerin paralel bir gelişim içine gireceği kanaatindeyim.Organize perakendede amaç bir veya birkaç noktaya bağımlı üreticiler yerine herkese , sürekli hizmet verebilecek ve ticari faaliyetlerine devam edebilecek üreticiler ile adil kazanç ve dağılım sağlayacak güçlü finans yapısına sahip perakendecilerin varlığını sağlamak olmalıdır diye düşünüyorum. AB uyum yasaları kapsamında sizce neler yapılmalı? Pirinç üretiminde, ciddi sıkıntılar var. Yerli tarım yeterli desteği görmüyor. Ama bu alana artık yatırım yapılmaya başlandı. Türkiye, yıllık 500-550 bin ton pirinç üretme kapasitesine sahip. Ama yıllık 800-850 bin ton pirinç tüketimimiz var. Modern tarım teknolojilerini hala tam olarak kullanamıyoruz.Hükümetlerin, yerli tarımı desteklemek için sübvansiyonlar çıkarması lazım, Türkiye, çeltik üretiminde kendi kendine yetebilecek bir ülke. Son birkaç yıldır ciddi rekolte artışları var. Bu yolda Türkiyenin tarım ülkesi sıfatını koruması adına üretici, perakendeci ortak amaçta çalışmalıyız. Perakende noktalarından bazılarının halen standart dışı gramaj ve kontrolsüz açık bakliyata satış desteği vermeleri paketli bakliyat sektörünün aktörlerinden AB standartlarında üretim ve hizmet yapma gayretinde olan firmalarına zarar vermektedir. Türkiyede paketli bakliyat, total bakliyat pazarının yüzde 20-25 i arasında rakamlarda seyretmektedir. Yüzde 75lik bir fırsat pastası vardır. Bu yüzde 75lik pasta gerek tüketicinin bilinçlenmesi, gerek devletin AB uyum süreci kapsamında yeni düzenlemeler getirmesiyle paketli bakliyat tüketimine kayacaktır. AB uyum yasaları çerçevesinde önceliklerimizi değiştirmeliyiz. Fiyat sektör açısından ölçü olmaktan çıkmalı ve kalite,istikrar ve hizmet ön plana alınmalıdır. Bu unsurlar ön plana çıktığında AB yasalarına bile gerek olmaksızın sektör ve markalar çıtalarını yükseltmek zorunda kalacaklardır. Döviz kurunda yaşanan dalgalanma bakliyat sektörünü nasıl etkiliyor? Türkiye ithalatçı bir ülke olduğu için, döviz fiyatlarından etkileniyoruz. Son dönemde dövizdeki dalgalanma ve yeni mahsulün gecikmesinden dolayı pirinç fiyatlarında ciddi hareketlenmeler oldu. Bu da sektörü etkiliyor. Bu durum tüketiciye de anında yansıyor. Pirinçte son zamanlarda ciddi fiyat artışları yaşanıyor. Geçtiğimiz 2 ay içinde yüzde 10-15 hareketlenen pirinç fiyatları yoğun talebin ve kurların da etkisiyle sektöre ve tüketiciye negatif yansımaktadır. 2005 yılı tüketici ödülüyle beraber Geçen yıl ve Bu yılki PL ödüllerini kendi sektörünüz içinde almaya hak kazandınız. Bununla ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz? Biz kendi ürünümüze ne kadar önem gösteriyorsak, PL ürünlerimize de aynı özeni gösteriyoruz. PL bizim için çok özel bir pazar. Ambalaj tasarımdan, fiyatına, lojistiğinden kalitesine kadar her sürecine aynı titizlikle yaklaşıyoruz. Geçen yılda Özdilekin Özsu markasıyla ödül almıştık. Bu yıl, Avusturyaya giden bir ürün olan Hayat Bakliyat ödüle layık görüldü. 2005 yılı tüketici ödülüyle beraber PL ödülünü 2 yıl üst üste almak bizim doğru yolda olduğumuzun ve bu işe doğru cepheden baktığımızın bir göstergesi diye düşünüyorum. Biz yayla bakliyat olarak hep farklı olmaya çalışıyoruz.sektörde var olmak ve öncü olmak adına herkesin yaptığını yapmamız gerekiyorsa o işi herkesin yaptığından farklı bir yöntemle yapmaya , veya herkesin yaptığından faklı bir şeyler yaparak farkımızı belli etmeye çalışıyoruz.

Firmanın Diğer Haberleri

Firma Haberleri

Tümü
  • KİPA ALIŞVERİŞ MERKEZİKİPA ALIŞVERİŞ MERKEZİ
    Kipa 22’nci yaşını sürprizlerle kutluyor
  • KARACAKARACA
    Karaca’nın ‘Cumhuriyet Vitrini’ ödül kazandı
  • JOURNEYJOURNEY
    Journey, yeni sezonu renklerin sıcaklığıyla karşılıyor