Yuda Mimarlık Ortakları Aslı Dağaltı ve Ulaş Yılmaz

Yuda Mimarlık ortaklarından Aslı Dağaltı ve Ulaş Yılmaz, başarılı bir perakende sunumu için gereken görsel kodları deşifre etti

Eklenme Tarihi : 21 Aralık 2009 Pazartesi
yuda-mimarlik-ortaklari-asli-dagalti-ve-ulas-yilmaz
Berrak COŞKUN Dilerseniz, önce sizi tanıyalım... Nasıl bir araya geldiniz? 2006 yılında faaliyetlerine başlayan Yuda Mimarlık, nasıl bir fikrin serüveni? AD: İkimiz de İTÜ Mimarlık Fakültesi mezunuyuz. Üniversitenin ilk senesinde, hazırlık okurken tanıştık. Sadece sınıf arkadaşı değil, iki iyi dost olduk. Ayrı hocalardan aldığımız projelerde bile, birbirimizin maketlerine yardım ediyorduk. Proje gruplarımız, çalışma alanlarımız, hep farklıydı aslında. Dostluğumuz sayesinde iletişimi sürdürüyor, böylece öğrendiklerimizi paylaşabiliyorduk. Ulaşın sakin, soğukkanlı yapısı ile benim her daim önceden organize olmuş halim ve son dakika paniklemelerim, iyi bir harman yaratıyordu. Direkt çalışma alanımız aynı olmadığından, değişik noktalara odaklanabiliyorduk. Benim gözümden kaçan detayı o, onun gözünden kaçanı da ben yakalıyordum. Neticede, ortaya çıkan bütün zenginleşiyordu. Mezuniyetin ardından, kısa bir süre ayrıldı yollarımız. Ben birkaç mimarlık ofisinde çalıştım, Ulaş ise bir tekstil firmasında tasarım bazlı işlerle ilgilendi. İmalat ve satın alma konularında kendini geliştirmesine imkan tanıyan müthiş bir deneyimdi onun için. Yaşadığımız farklı hayatlara rağmen farkına varışlarımızın benzediğini görmek, birlikte ofis açma fikrine alıştırdı bizi. Tanık olduğumuz ama hiç sevmediğimiz piyasa tarzı iş yapış biçimlerine karşı, kendi yöntemlerimizi denemek üzere attık sonraki adımlarımızı. UY: İdealler, hayaller var hepimizin hayatında gerçekleşmeyi bekleyen... Bir müddet sonra, onları ertelemekten yoruluyor insan. 2006 yılında ayrıldım çalıştığım şirketten, potansiyelimi biliyordum. Beraber çalışacağız dediğim anda da iş ortaklığımız kurulmuş oldu. Mekan algısı, aslında kurumsal itibar Perakendeye yönelik hizmetlerinizden bahsedelim mi biraz? Çözüm ortaklarınıza sunduğunuz ayrıcalıklar neler? AD: Ulaşın daha önceden edindiği ve Yuda Mimarlıka taşıdığı tecrübe, sektörde yön bulmamızı kolaylaştıran büyük bir avantaj. Perakendeci gözlüklerini takınca, benimsenecek stratejiler netlik kazanıyor. Mimardan, mağazadan, üründen, hatta reklamdan ne beklendiğini anlamakla ilgili işin püf noktası. Öyle çok yanlış uygulama var ki etrafta... Marka ile mekan arasında kopukluklar oluyor bazen. Tüketiciyi soğutan, iten bir şeye dönüşüyor mağaza görselliği. Bundan özellikle kaçınıyoruz. Işıktan demirbaş malzemeye kadar, her şeyde markanın kurumsal kimliğine gönderme yapıyoruz. Çözüm ortaklarımızın tarzı ve kurum kültürü neyse, mekanın ruhu da o. Kullanıcıyla iletişime geçecek unsurları doğru kurgulamak, öncelikli amaçlarımızdan. Standart bir formülden söz edemeyiz, yok çünkü. Mağazada kullanıcının dikkatini çeken detaylar, kafede kaybolup gidebilir. İkisi aynı olmaz, olamaz. Doku ve özel efektlerde markaya özel seçimler yapmak, hem lüksümüz hem sorumluluğumuz aslına bakarsanız. UY: Kimsenin dilinden düşmeyen perakende, hayatımızın çok içine girmiş bir kelime artık. Bunun altında da müşteriye yönelik türlü stratejiler yatıyor. O noktada devreye giren mimar, etkin rol üstleniyor. Ürün ve kullanıcıyı en doğru şekilde karşılaştırmak, mimarın görevi. Yani ürün kimliğini alışveriş atmosferine doğru aktarmak... Kendine özgü konseptiyle kolayca ayırt edilen, merak uyandıran, insanların içinde bulunmaktan keyif alacağı, huzurlu mekanlar yaratmayı çok önemsiyorum. Her marka, her ürün, yeni bir serüven böyle düşününce. Perakendede kimlerle çalışıyorsunuz, birkaç örnek vermeniz mümkün mü? AD: Geçen sene, Altınyıldız Classics markasının mağaza konsept tasarımlarını gerçekleştirdik. Bu mağazalar, 5 farklı ilde hedef kitlesiyle buluştu. Askıların yüksekliğinden içerideki yönlendirmelere varıncaya dek, bütün ayrıntılarda özgün bir yaklaşım ortaya koyduk. Kombin ürünlerin birbirine yakın yerleştirilebilmesi ve kasa tarafında aksesuar sunumlarının yapılabilmesi için en uygun düzeneği hazırladık. Ürün yığılabilecek askı mekanizmaları kullanıp, indirim dönemlerinde sergileme şeklinin değiştirilmesini kolaylaştırdık. Kesinlikle çok fonksiyonel... Maskülen renkler ve mekanı zenginleştiren bölücü metal paravanlardan yararlanarak, estetik bütünlüğe ulaştık en sonunda. Selfishe tasarladığımız konsept ise markanın çağrıştırdığı steril özellikler ile zaman dışılıktan besleniyordu. Beyazın masumiyeti ve organik formların güçlü vurgusu sayesinde, farklı bir atmosfer yarattığımıza inanıyorum. Bilinen dünya dışarıda kalıyor, alışverişe gelenler de bambaşka bir havaya giriyor orada. Işık oyunları ve mekandaki kıvrımlar, mağazayı daha eğlenceli hale getiriyor. Ortamdan etkilenen müşteri, ister istemez paralize oluyor. Deneysel, deneysel olduğu için de bir kereliğine...Tasarım anlayışınızın ayırt edici özellikleri neler? Bir mağaza veya bir restoranın sizin elinizden çıktığını nasıl anlarız? AD: Temel farkımız, tekrara düşmemek sanırım. Ürettiğimiz projelerin hiçbiri benzemiyor bir diğerine. Duygu değişiyor, mesaj değişiyor, mekanın hikayesi kendi kendini yazdırıyor. Ele aldığımız her markaya, ilk tasarımımızı yapıyormuş gibi uzaktan bakıyoruz önce. Her oyunda yeni rol kişisine bürünen tiyatro oyuncusununkine yakın bir özdeşleşme söz konusu. Birikim ve yeteneklerimizi markanın gerçekliğine teslim ederken, değişmiş/dönüşmüş oluyoruz biz de. Fotokopiyle çoğaltılmışçasına birbirini tekrarlayan, basit ve sıradan projelerden çok daha işlevsel çözümler sunduğumuz kesin. Fonksiyonellikten uzaklaşmayan, ayakları yere basan, deneysel çalışmalar hepsi. Bütün varlığımızı akıttığımız için epey yoğun ve yorucu geçen bir projelendirme dönemini, uygulama safhası izliyor. Her aşamada bizzat bulunuyoruz. İş bittiğinde aldığımız tarifsiz haz, inanın değiyor o yorgunluğa. Kullanmayı sevdiğimiz bazı malzemeler var elbette. Yakın bir arkadaşımızın deyimi ile tahta, yani ahşap, neredeyse tüm projelerimizde en güçlü ifade aracı. Hatta olmazsa olmaz bizim açımızdan. Doğal malzemelere, doğal malzemelerin mekandaki değişimine hayranız. Paslanmaz ve metal başta olmak üzere, kararlı malzemeleri ahşapla birlikte değerlendirmemiz, alana denge katıyor. Marka kimliğinin kullanıcıyla bütünleşmesi, en kıymet verdiğimiz şey. Aynı malzeme ve renkleri ayrı formlarda, bambaşka deneyimlerle sunabiliyoruz. En mükemmel, en akıl almaz tarafı da bu bence... Bir çeşit mucizeye tanık oluyoruz sanki her seferinde. UY: Tasarımda, ürüne ve ürünün müşteriye söylemek istediklerine odaklanıyoruz. Orantıdan, ticari (matematiksel) doğrulardan sapmadan, birbirine en yakışan malzeme kombinasyonlarını estetik sunum potasında birleştiriyoruz. Özgün ve yaratıcı buluşlar, Yuda Mimarlıkın çizgisini özetlemeye yeter herhalde. Tasarım üretimindeki ısrarımız, cesaret ve samimiyetimiz, bizi biz yapıyor. Mağaza: Markanın yüzü, sesi, soluğu Mimar ve marka arasındaki etkileşim/iletişim, mağazaya neler katıyor? Kullanıcı profili, nerede devreye giriyor? AD: Mimar, markadan gelen sesi duymak zorunda. Henüz tüketiciyle temas kurmamış yeni bir marka ise projenin öznesi, mimar çok daha fazla şey söylemek zorunda. Kurum kültürünü destekler nitelikte adımlar atarken, hassas bir denge gözetmesi şart. Kişisel beğeni ve kararlardan ziyade, projenin ne istediği önemli burada. Bir markanın ilk mağazasından bahsediyorsak, esinlendiğimiz kaynaklar çok farklı olabilir. Mekansal özellikler, etraftaki renkler, logonun renkleri, yazı fontları ve tüketiciyi ikna edecek iyi bir senaryo... Her markanın arkasında bir hikaye arıyoruz artık. Müşteri ilişkileri dahi ona göre geliştiriliyor. Türk insanı, değişime ve farklı deneyimlere açık. Hedef kitle profilini yukarı çekmek için cesur davranıp, şık ve nezih mekanlar yaratmaktan yanayım. Eskiden, Aman, dikkatli olalım, müşteriyi korkutmayalım! anlayışı hakimdi. Şimdi, öyle değil. Outlet mağazalarında bile tasarıma rastlıyoruz. Çünkü tasarlanmış olan, hem fonksiyonel hem nezih. Marka ve mağazasına yatırım yapan firmalara bakın, kalite yönetiminde de başarılılar. Tamamen kullanıcının bilinçlenmesiyle alakalı diyebilirim. Tüketici, marka kültürünün gelişip serpilmesini etkileyen en belirleyici öğe. UY: Marka ne söylemek istediğini biliyorsa, mimarın çatıyı kurması ve geliştirmesi kolay. Kurumsal anlamda tamamlanmış organizasyonların başarısı, burada gizli. Tasarıma yön veren bazı bileşenler, son derece kritik değerde. En mühimi, psikolojik faktörler. Markaya ait alt metinler ne kadar güçlü ve tanımlı olursa, tasarım da o denli sağlam temeller üzerine oturuyor. Sayfadaki her cümleyi, malzemelerle yeniden yazmak gibi biraz. Görünür, anlaşılır, yorumlanır kılmak yani. Nokta ve virgüllerin yerini, nerede durup nerede devam etmemiz gerektiğini gösteren estetik vuruşlar alıyor bu kez. Kullanıcı, marka tanımlarının direkt içinde. Mekan halihazırda hizmet veriyorsa, kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayamama lüksü yok. O nedenle hedef kitlenin yaşı, cinsiyeti, dünya görüşü ve benzeri unsurlar, mutlaka iyi analiz edilmeli. Kelimelerin/fikirlerin başaktörü onlar... Şapkadan tavşan çıkarmamızı bekliyorlarUluslararası standartlar açısından değerlendirdiğinizde, Türkiyedeki mağazaların mimari kimliğini nasıl buluyorsunuz? AD: Son birkaç senede, yabancı markaların açtığı mağazalara baka baka farkındalığımız arttı. Uygulamada her türlü imkana sahip olduğumuz, üstelik fahiş bütçeler ayırmadan da iyi neticeler alabileceğimiz anlaşıldı. Mimarların hep savunduğu bir şeydi bu. Nihayet, sektördeki yöneticilerle aynı taraftayız. Geçmişte neredeyse zorla kullanmaya ikna ettiğimiz malzeme ve formları, bugün onlar talep ediyor bizden. Pazar payını yitirmek istemeyen markalar, dizayna ağırlık veriyor. Ucuza mal etme kaygısı, azalıyor yavaş yavaş. Elegant ve orijinal tasarımlarla beraber, markaların cool durma çabası da anlam kazanıyor. O nedenle iyimserim. Birkaç yıla kadar, çıta iyice yükselecek. Mağazalardaki renk seçimlerinin koyu tonlara kayması, salaş ve eskitilmiş malzemelerin ön planda tutulması, önemli bir gösterge bu bağlamda. Eşzamanlı olarak hem giysi, hem kitap hem bardak satan mix- conceptlerin çoğalması, gene aynı noktaya işaret ediyor bana kalırsa. Ulaş, Öyle bir mağaza yapacağım ki araba da satacak, kalem de, elbise de, çay da... derdi biz daha okurken. Tam o zamanlar işte! UY: Her şey, elimizin altında. Her şeye zahmetsizce ulaşıyor; hızla öğreniyor, hızla tüketiyoruz. Yenilik ihtiyacının artması, markalar arasındaki rekabeti kızıştırıyor tabii. Ülkemizdeki mimarların kaderi ise üç aşağı beş yukarı genelde aynı: Kısıtlı imkan ve bütçelerle bazen olmayan bir şapkadan tavşan çıkarmaya kadar gidiyor- çalışmak!.. Hıza böyle tutsakken, bazı yeniliklerin özümsenmeden uygulandığını da görüyoruz mağazalarda. Neyin sahicilikten beslendiği, neyin laf olsun diye yapıldığı, zamanla anlaşılacak. Mimardan çok, işverene görev düşüyor bence. Vizyon, paradan daha gerekli. Bir mimara danışalım cümlesini kurmakta geç mi kalıyor acaba bizim yatırımcımız, ne dersiniz? AD: Türkiyede, mimara danışılmaz genelde. Herkes her şeyi biliyor ya, zaten bir fikir vardır kafalarında. Size de onu uygulayacak taşeron firma muamelesi yaparlar. 4 sene evvel, öyle bir müşteriyle çalışmak durumunda kalmıştık. Ucuz yapın diye uyarıyordu sürekli. Özgürlüğünüz kısıtlanıyor, tasarımdan yiyorsunuz haliyle. Neyse ki erken fark edip, yollarımızı ayırdık. UY: Milletçe, bir işi iki kez yapmadan tatmin olamıyoruz ne yazık ki(!).. Yanlışı ve yanılgıyı test edip, onaylamayı seviyoruz. Aklın yolu birdir diyemiyoruz hemen. Bir mimara danışalım sözünü de ilk denemedeki başarısızlığın ardından duyuyoruz maalesef. Spontan ve neşeli bir perakendeye doğru Marka ile satış mekanı arasında nasıl bir ilişki var? Markaya uygun mekan oluştururken, nelere dikkat edilmeli en çok? AD: Mağaza, markanın müşteriye dokunduğu en gerçek yer. Kişiye kendini anlatırken kullandığı ilk somut kavram... Ürün, daha sonra devreye giriyor. Markanın müşteriyi ikna edebilmesi ise ancak mağaza ve ürünlerin ortak bir dil geliştirmesiyle mümkün. İsterseniz, dünyada eşi benzeri bulunmayan bir ürün satın. Ona ulaşmayı olanaklı hale getirecek bir arayüzden yoksunsanız, derdini anlatamaz. Arayüz, yani mağazadaki ürün teşhiri ne kadar kolay olursa, o kadar çabuk anlaşılır ve o kadar çok akılda kalır. Renkliliği ölçüsünde keyifli bir deneyim yaşatır. Son dönem mağaza tasarımlarında, eğlence öğesinin ağır basmasına şaşmamalı o yüzden. Neşe faktörü, soyunma kabinlerine bile girdi. Alışveriş merkezleri de bu trende dahil. Gündelik hayatta kolay kolay rastlayamayacağımız deneyimlere davetiye çıkarıyorlar. Ben mesela, açık AVMlere alıştığımız şu günlerde, açık mağazalar bekliyorum. Tıpkı pazarlar gibi... Üzeri kapatılmayan ama ürünü dış etkenlerden koruyan mağazalar, hiç kuşkusuz yeni ve dinamik bir alışveriş modeli. Mimari bütünlüğü yakalamak ve markanın imajını mağazanın görselliğine yansıtmak, soyut bir kavramı somutlaştırmaya benzemiyor mu? AD: Bir bakıma haklısınız. İmaja ait tüm soyut tanımlamalar, mağazada nesneleşiyor. Konsept, katalog çekimleri ve sunulan ürünler, markayı soyut bir zeminden somut göstergelerin dünyasına taşıyor zaten. Geriye sadece, ürünün anlattığını doğru okuyabilmek ve onu tüketiciye doğru aktarabilmek kalıyor. Bir mimar olarak, markanın tasarımcısıyla birlikte çalışmanın olağanüstü etkiler uyandıracağı kanısındayım. Onun ürün için tasarladıklarını inşaat ekipmanları ve renklerle yorumladığınızı, kullandığınız malzemelerle de bağlamsal bütünlüğü koruduğunuzu düşünsenize... 212 İstanbul Power Outlet bünyesine kazandırdığımız Galata Muhallebicisi, çok güzel bir örnek buna. Tabaktan çalışan kıyafetine, mönüden logoya, orada her şey böyle bir yaklaşımın eseri. Müşteri, formülünü bilmediği fakat sevip benimsediği bir deneyim içinde buluyor kendini. UY: Evet ama psikolojiden faydalanarak... Seçtiğiniz renk, doku ve malzemenin nasıl bir etki yarattığını bilerek ilerleyebilirsiniz ancak. Buzdağı gibi... Altı matematik, üstü sanat!Bir tarafta fonksiyonellik, diğer tarafta estetik ve dayanıklılık... Mağazanın dekorasyonu sırasında, hangisi daha öncelikli? AD: Fonksiyonellikten uzak bir estetik, ticari mekanlarda kabul edilemez. Fakat konsepte göre farklı açılardan bakılabilir konuya. Kafedeki aydınlatma elemanı, kullanılacak sandalyeler kadar fonksiyonel olmak zorunda değil sözgelimi. Yalnızca estetik algıyı pekiştirme amacına hizmet edebilir pekâlâ. Öte yandan, bu iki kavramın zıt köşelere yerleştirilmesine de karşıyım. Genelde, estetik kaygılarla fonksiyonelliği unuttuğumuz düşünülür. Oysa tam tersi... Proje toplantılarında, ayaklarını yere en sağlam basan yine mimarlar olur. Mühendisin borusunun finalde nereden geçeceğini görür, onu hayal aleminden çıkarır, doğru kesit ve yüksekliklerin ayarlanmasını sağlarız her halükârda. UY: Ticaretin matematiği ile tasarımı doğru organize etmek, mağaza planlamasında uyulması gereken ilk kural. Arka plandaki işlemleri müşteriye fark ettirmeden, kolay algılanır bir denge yakalamalısınız. Dans etmek gibi. Bir ritimde öne çıkarken, diğerinde geride kalırsınız ya, aynen öyle. Oranlar bütünlüğüdür mühim olan... Dünya tekstil modasına yön veren trendler, iç mimari için de geçerli mi? Renkler ve malzemeler, sık sık değişiyor mu? AD: Malzemeler, moda renkler kadar hızlı güncellenmiyor. Çok normal. Tek parça ürün değil ki burada bahsi geçen, koskoca mekanlar tasarlıyoruz. Hiçbir mağaza sahibinin, yüksek bütçeler altına girmek isteyeceğini zannetmiyorum. O nedenle her yıl sil baştan düzenleyemezsiniz bir mağazayı. Yeni çıkan ürünler veya tekrar hatırlanan vintage malzemeler, ancak dönemsel olarak yer bulabiliyor kendine. Renk ve formların değişimi ise markanın diline bağlı. Tasarımın güncellenmesi derseniz, o başka. Daha hızlı olabilir, olmalı da bence. UY: Mimari dekorasyon, pek çok ihtimali içinde barındırır. Yeniliğe açıktır. Aynı malzemeyi değişik yerlerde değerlendirebilir, değişik çıkarımlar elde edebilirsiniz. Olur olmadık alternatifi bir araya getirip kafa karıştırmak, bizim yöntemimiz değil. Hoş ve ufak dokunuşlarla mekanı ön plana çıkarmayı, daha çok tercih ediyoruz. Alışkanlık mıknatısı konforMağaza tasarımında farklılaşma nasıl sağlanır, neleri göze almayı gerektirir? UY: Dünyaya bakıp, yereli görmekle ilgili. Trendler doğru analiz edilmediği takdirde, süzgeçten geçirilip öylece uygulandığında, çok tehlikeli sonuçlar doğabilir. Fark yaratmak, cesaret ve vizyon ister. Beğenilmeme, tepki görme riskini de peşin peşin kabullenirsiniz yola çıkarken... Mimari proje ve iç dekorasyon, tüketici tercihlerini nasıl etkiliyor? Mekan tasarımı ile müşteri sadakati artırılabilir mi? AD: Zaman değerli, çünkü uçup gidiyor! Günümüzün modern insanı, alışverişte pratik yöntemler arıyor. Mağazada sergilenen ürünler arasındaki hiyerarşi bile buna işaret ediyor. Sportif modellerin ya da iç çamaşırlarının yeri, her sezon aynı oluyor mesela. Müşteriye kolaylık sağlasın diye... Ürünlerin teşhiri ise doğrudan doğruya dekorasyonun konusu. Dolayısıyla konforu mekana yayacak düzenin bir mimar tarafından kurulması önemli. Ürün denerken zorlanmadığı, keyifle dolaşabildiği, üşümediği, terlemediği, yüksek sesli müzikle kafasını şişirmeyen mağazalara yönelir müşteri. Kafelerde de kaliteli ve şık bir ortamda bulunma ayrıcalığıdır tüketiciye vaat edilen... Müşterinin rutin hareketlerine izin veren ev rahatlığı, alışkanlığın kozasını çok çabuk örer. Bu röportaj Mağaza dergisinde yayınlanmıştır
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive