Unilever’den Türkiye’ye 150 milyon avroluk yatırım geliyor

Bir marka düşünün ki Türkiye’de her 10 evden 9’unda mutlaka bir ürünü kullanılıyor. Her ay 51 milyon kişinin hayatına giriyor. Türkiye’de 8 fabrikasıyla 5 binin üzerinde insana istihdam sağlıyor. Unilever Türkiye Müşteri Geliştirme Direktörü Rıza Güllüoğlu’yla bu dev organizasyon üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Güllüoğlu, Konya’da yapılması düşünülen 150 milyon avroluk yatırımın detaylarını da bizimle paylaştı

Eklenme Tarihi : 10 Haziran 2015 Çarşamba
unileverden-turkiyeye-150-milyon-avroluk-yatirim-geliyor

Murat Küçük

Rıza Güllüoğlu öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ne zamandan beri Unilever’de çalışıyorsunuz?
Üniversite eğitimimi Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra 2004 yılında Unilever ihracat bölümünde çalışmaya başladım. Sırasıyla; Kategori Operasyon Müdürü, Unilever Türkiye Tüm Kategorilerinden Sorumlu Ticari Kategori Müdürü olarak görev yaptım. Bu süre zarfında alışverişçi davranışlarını inceleyen, mağaza içini 3 boyutlu çizmeye olanak veren yüksek teknoloji donanımlı “Müşteri Geliştirme Merkezi”ni de yönettim. 2013 Ocak ayından başlayarak Unilever Zincir Mağazalar Batı Bölge Müşteri Geliştirme Müdürü olarak görev yapmaya başladım. 2014 Eylül ayından itibaren müşteri geliştirme direktörlüğü rolüne atandım aynı zamanda Sabancı Üniversitesi’nde Enerji Politikaları konusunda yüksek lisansıma da devam ediyorum.

Unilever’de çalışmak sizin için ne anlam ifade ediyor?
Unilever bir yandan 51 milyon tüketicinin hayatına dokunurken bir yandan da iş ortakları için karşılıklı iyi uygulamaların paylaşıldığı tabiri caizse bir okul görevini üstleniyor. Türkiye’ye istihdam, yatırım ve bilgi transferi konusunda önemli katkılar sunan bu dev yapıda çalışmak bana ayrı bir gurur veriyor.

Unilever’i bize; personel sayısı, fabrikaları, üretim faaliyetleri, ciro gibi konularda rakamlarla anlatır mısınız?
100 yılı aşkın bir süredir Türkiye ve Türk insanı için katma değer yaratıyoruz. Türkiye’de, 5 binin üzerinde çalışanımız ve 8 üretim tesisimiz var. Pazara sunduğumuz 29 markamızla Türkiye’de her ay 51 milyon tüketicinin yaşamının bir parçası oluyoruz. Türkiye’den 2014 yılında toplam 37 ülkeye 193 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Unilever Türkiye olarak 2014 yılında, tüm kategorilerde pazar payımızı artırdık.

En son Konya’da önemli bir yatırım yaptınız buna da biraz değinebilir miyiz?
Türkiye’deki sekizinci fabrikamız Algida Konya, 2013’ün Haziran ayında 95 milyon avronun üzerinde yatırım faaliyete geçti. Şimdi yine Konya’da kişisel ve ev bakım kategorisindeki ürünlerimizi imal edeceğimiz bir fabrika yatırımı üzerinde çalışıyoruz. Bu tesis için de 150 milyon avrodan fazla bir yatırım planlanıyor.

Bu büyük, başarılı ve hayranlık uyandıran yapının temelinde hangi felsefe yatıyor?
Unilever olarak insanların kendilerini iyi hissetmelerine, iyi görünmelerine ve hayattan daha fazla keyif almalarına yardımcı olan markalar yaratmak için çalışıyoruz. Türkiye’de her 10 evin 9’unda ürünlerimiz kullanılıyor. Bu da gösteriyor ki biz doğru bir felsefeyle hareket ediyoruz. Yakın bir geçmişte hayata geçirdiğimiz yeni pazarlama stratejimiz “Hayata değer katan markalar” (Crafting Brands for Life) adını taşıyor. Bu stratejinin en temel üç unsuru;  insan, marka sevgisi ve markaların içindeki sihri ortaya çıkarmak.

Yerel zincirler hem evlere hem kalplere yakın

Türkiye perakendesini çok iyi bilen bir isim olarak yerel zincirleri değerlendirir misiniz?
Yerel zincirler hem eve yakınlığı hem de kalplere yakınlığı ile son yıllarda başarılı büyümüş, güçlü yanlarının üzerine daha çok giderek önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürecek çok başarılı bir kanal. Unilever olarak yerel zincirlerle beraber yönettiğimiz birçok projeyle bu ivmeyi daha da hızlandırmak istiyoruz. Gitgide sertleşen günümüz rekabet koşullarına rağmen; ortak iş planlamasını ve yerellik algısını daha çok kullanarak karşılıklı büyüyeceğimize inancımız tam.

Sıfır katı atık örneğinde olduğu gibi pek çok konuda önder bir firma olarak başka hangi sosyal sorumluluk konularına değineceksiniz?
Unilever Türkiye olarak, globalde uygulanan “Sürdürülebilir Yaşam Planı” doğrultusundaki hedeflere gönülden bağlıyız. Dünyadaki tüm Unilever tesisleri geçtiğimiz şubat ayında sıfır katı atık statüsüne kavuşurken, biz bu hedefi 2013 yılında gerçekleştirdik. Bu, Unilever Türkiye için önemli bir gösterge. Bu iş modeliyle, 2020 yılına kadar işimizi iki kat büyütürken çevreye olan etkimizi de yarı yarıya azaltmayı hedefliyoruz. Halen devam etmekte olan belli başlı projelerimiz var. Lipton markamız, Türk çayı gelecek nesillere de kalsın diye Sürdürülebilir Çay Tarımı Projesi’ni yürütüyor. Bugüne kadar 18 bin çay üreticisine doğru çay tarımı uygulamaları konusunda eğitim verdik. Sürdürülebilir tedarik odaklı benzer bir projeyi de Knorr markamız yürütüyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı Türkiye işbirliğiyle tedarikçilerimizi ve çiftçilerimizi, sürdürülebilir tarım uygulamalarını geliştirme ve sürdürülebilir yöntemleri kullanma konusunda eğitiyoruz. Yine Knorr markamızla imza attığımız yeni bir sosyal fayda projemiz var. “Hem içimiz hem kalbimiz ısınsın” sloganıyla ihtiyaç sahibi vatandaşlara hizmet veren Türk Kızılayı’na ait aşevlerine 1,5 milyon kase çorba bağışında bulunmayı hedefliyoruz. Bu vesileyle Türkiye’de yeterli ve dengeli yemek öğününe ulaşamayanlara gıda sağlanmasına destek vermeyi amaçlıyoruz. Temizlik kategorisinde lider markalarımızdan biri olan Domestos ile Türkiye’ye hijyen bilinci kazandırmak üzere çalışmalarımız sürüyor. “Eğlen, öğren, hijyen” adlı projemizi gördüğü ilgi ve başarısından dolayı 2017 yılına kadar uzatma kararı aldık. Çok yakın bir zamanda OMO markamızla yeni bir projeye başladık. “Çocukları Geleceğe Hazırlamak” isimli bu proje kapsamında, çocukları için gelecek kaygısı taşıyan ebeveynlere, oluşturduğumuz bir uzman çalışma grubu aracılığıyla rehberlik etmeyi hedefliyoruz.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive