Unilever’de hedef 100 yeşil satış noktası

8 fabrika yatırımı ve 5 bini aşkın çalışanı bulunan Unilever Türkiye, bu yıl Kişisel Bakım ve Ev Bakımı kategorilerindeki sürdürülebilir büyüme kapasitesini artırmak için Konya’da yeni bir üretim tesisine 150 milyon euro’yu aşkın yatırım yaptı. Sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda toplamda 8 yerel market, 11 distribütör, 3 eczane, 3 Unilever ofis mağazasının faaliyetlerine yeşil satış noktaları olarak devam ettiğini anlatan Unilever NAMETRUB Satış ve Müşteri Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Cem Tarık Yüksel, yılsonuna kadar 50, 2015 sonuna kadar 100 noktaya ulaşmayı hedeflediklerini söyledi

Eklenme Tarihi : 25 Aralık 2014 Perşembe
unileverde-hedef-100-yesil-satis-noktasi

Özlem ELGÜN HARPUTLUOĞLU

Unilever Türkiye, 2014 yılını nasıl geçiriyor? Bu yıl yapılan yatırımlardan bahseder misiniz? 
Unilever olarak Türkiye’de 100 yıla yakın bir süredir katma değer yaratmaktan, pazara sunduğumuz gıda-dondurma, ev ve kişisel bakım kategorilerindeki 30 markamız ile tüketicilerimizin farklı beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaktan gurur duyuyoruz. Her ay ürünlerimiz ile Türkiye’de 51 milyon tüketicinin hayatının bir parçası olarak yer alıyoruz. Öte yandan iş modelimizin kalbinde yer alan ve tüm iş süreçlerimize entegre ettiğimiz Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planımız kapsamındaki hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere markalarımız ile başarılı çalışmalar yürütmeye devam ediyoruz. 1952’de Bakırköy’de Sana fabrikamızla başladığımız yatırımlarımıza, ara vermeden devam ediyoruz. Yakın dönemde gerçekleşen yatırımlarımıza örnek verecek olursam; 95 milyon euro’nun üzerinde bir yatırım ile gerçekleşen Türkiye’deki 8’inci fabrikamız Algida Konya, 2013 yılının Haziran ayında faaliyete geçti. Yine, bu yıl Kişisel Bakım ve Ev Bakımı kategorilerindeki sürdürülebilir büyüme kapasitemizi artırmak için Konya’da yeni bir üretim tesisine 150 milyon euro’yu aşkın yatırım yaptığımızı açıkladık. Yeni fabrikamız, şirketimizin büyüme hedeflerine paralel olarak, üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracak ve OMO, Domestos, Yumoş, Cif, Rinso, Elidor ve Dove gibi pek çok markamızın üretimi bu tesiste yapılacak. 2014’ü genel olarak değerlendirdiğimizde ise tüm sektörlerde olduğu gibi, farklı sosyal ve politik parametrelerin şekillendirdiği bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Hem tüketicilerimiz hem müşterilerimiz hem de işimizin geleceğini dikkate alarak; varolan planlarımıza paralel şekilde ilerlemeye devam ediyoruz.

Toplam üretim tesisi ve çalışan sayınız nedir?
Unilever Türkiye’nin bugün 8 fabrika yatırımı ve 5 bini aşkın çalışanı bulunuyor. Unilever Türkiye, bugün ürünlerinin yüzde 95’ini Türkiye’de üretir durumda. Öte yandan Unilever’in en önemli Ar-Ge merkezlerinden biriyiz. 3 milyon dolar yatırımla kurulan merkezimizde 159 çalışanımız farklı kategoriler için yeni ürün ve formülasyonlar geliştiriyor.

Unilever Türkiye’nin ihracat çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Unilever Türkiye; lojistik, finans, marka geliştirme, IT, yetenek yetiştirme, ihracat konularında önemli bölgesel üslerden biri olarak konumlandı. NAMETRUB (Unilever Kuzey Afrika, Orta Doğu, Türkiye, Rusya, Ukrayna&Belarus) adını verdiğimiz 35 ülkeden oluşan bu bölgede, Türkiye yaklaşık her yıl 34 ülkeye 159 milyon dolar ihracat gerçekleştiriyor.

3 yeni hedef

Sürdürülebilir Yaşam Planı hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu plan uygulanmaya başladıktan sonra neler değişti? Nasıl bir yol kat ettiniz?
Unilever olarak; yürüttüğümüz sürdürülebilirlik çalışmalarıyla hem sürdürülebilir geleceğe katkı sağlamayı hem tüketicilerimizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayıp tercih sebebi olmayı hem de maliyetleri düşürerek tasarruf etmeyi amaçlıyoruz. Günümüzde sürdürülebilir, adil büyümenin kabul edilebilir tek iş modeli olduğu düşünüyor ve gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmak amacıyla çalışıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda 2010 yılı sonunda Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planımızı hayata geçirdik ve 2020 yılına kadar üç büyük hedefimizi gerçekleştirmek üzere yol alıyoruz. İşimizi büyütürken ürünlerimizin çevresel etkilerini yarı yarıya azaltmayı, bir milyardan fazla insanın sağlık ve esenliklerini artırmak için harekete geçmesine yardımcı olmayı ve tarımsal hammaddelerimizin yüzde 100’ünü sürdürülebilir kaynaklardan tedarik etmeyi hedefliyoruz. Tüm bunları yaparken de içinde bulunduğumuz toplumlara olan pozitif sosyal faydamızı artırmak istiyoruz. Bu yıl global olarak planımızın kapsamını genişletme kararı aldık. Artık iklim değişikliği, gıda güvenliği ve sağlık-hijyen şeklinde özetleyebileceğimiz üç global sorunun çözümü için, kökten değişim yaratabilecek çalışmalarımıza ve kaynaklarımıza odaklanmaya başladık. Öncelikle ‘adil çalışma koşulları oluşturmak, kadınlara iş fırsatları desteği sağlamak ve katılımcı iş modelleri geliştirmek’ şeklinde 3 yeni hedef ortaya koyduk. Önümüzdeki dönemde bu kapsamdaki çalışmalarımız artarak devam edecek. Öte yandan ürünlerimiz ve operasyonlarımızdaki iyileştirmeler ile kaydettiğimiz ilerlemeye baktığımızda birkaç örnek vermek isterim; Konya Algida fabrikamız da dâhil olmak üzere, Türkiye’deki tüm fabrikalarımız, atık geri dönüşüm aktivitelerini tamamladı ve sıfır katı atık statüsünü elde etti, OMO markamız daha iyi çamaşır yıkama alışkanlıklarına yönelik çalışmalarıyla 2 Ömerli barajı kadar su tasarrufu sağlandı, tüm Lipton çay fabrikalarımız RA (Yağmur Ormanları Birliği) sertifikalı oldu, Signal markamız 22 bin çocuğu ağız sağlığı konusunda eğitirken Knorr markamız Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ile birlikte sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda yaklaşık 10 bin çiftçimize eğitim verdi. Yine planımız çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızla, Türkiye’de tedarik zincirimizde 13,2 milyon TL ve lojistik operasyonumuzda 2 milyon TL üzerinde tasarruf sağladık. Sürdürülebilir büyüme anlayışını aktarmaya çalıştığımız bir diğer alan ise elbette satış noktaları oldu. WWF işbirliğiyle Türkiye’de hayata geçirdiğimiz yeşil satış noktaları ile de müşterilerimiz ile işbirliği içinde yoluna devam ediyor. Buna ek olarak hammadde tedarikinden üretime, satış noktasından tüketici kullanımına kadar tüm süreçleri kapsayan değer zinciri adını verdiğimiz tüm iş süreçlerini kapsayabilmek için distribütörlerimizi de Yeşil Distribütör olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımıza dahil etmeye başladık. Projemiz kapsamında, satış ile kanallarının daha çevreci olmaları için altyapı değişimi ve sürdürülebilir uygulamalar konusunda destek oluyoruz. Bu sayede su ve enerji tasarrufu sağlanıyor, CO2 salımı ve atıklar azaltılıyor; aynı zamanda mağazaların maliyetleri düşüyor.

Yeşil satış noktaları yaratmaya yönelik girişimleriniz başarılı bir şekilde devam ediyor. Bugüne kadar kaç noktaya ulaştınız? Bu proje ile kazanımlarınız nedir? Bu projeyle ilgili neler hedefliyorsunuz?
Değindiğim gibi, Unilever olarak 2020’ye kadar şirketimizi büyütürken ürünlerimizin çevresel ayak izini yarı yarıya azaltmayı hedefliyoruz. Bu hedefimizde satış noktalarımızın yeşil hale gelmesinin önemli bir taşıyıcı olduğuna inanıyoruz. Ürünlerimizin Türkiye’nin dört bir yanında alışverişçilerle buluştuğu kilit nokta olan satış noktalarını, “sürdürülebilirlik” konusunda alışverişçiye dokunabileceğimiz, onları bilgilendirebileceğimiz en önemli yerlerden biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla, yerel market zincirlerini, dağıtım noktalarını, distribütörlerimizi sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda birer yeşil satış noktasına dönüştürmek büyük katma değer yaratacak. Unilever olarak değer zincirimizi göz önünde bulundurduğumuzda çevresel ayakizinin yüzde 23’ünün hammadde tedarikinden, yüzde 5’inin üretim ve nakliyeden kaynaklandığını, diğer taraftan yüzde 3’ünün satış noktasında, yüzde 68’inin de kullanım esnasında oluştuğunu görüyoruz. İşte bu noktada, projemiz ile mağazalarımızın ekolojik ayak izini azaltarak, satış noktasında oluşan çevresel etkiyi düşürmeyi hedefliyoruz. Projemiz kapsamında bugüne kadar 25 satış noktamız ve distribütörümüz WWF tarafından verilen yeşil diplomanın sahibi oldu; 27 satış noktasında ve distribütörde ise süreç devam ediyor. Toplamda 8 yerel market, 11 distribütör, 3 eczane, 3 Unilever ofis mağazası faaliyetlerine sürdürülebilirlik anlayışıyla faaliyet gösteren yeşil satış noktaları olarak devam ediyor. 2014 yılı sonuna kadar 50, 2015 sonuna kadar 100 noktaya ulaşmayı hedefliyoruz. İş ortaklarımızın ilgisi ve büyük katkısı ile bu kadar büyüyen ve başarılı olan bu girişimin Unilever olarak dünyada örnek gösterilen global bir iş olmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Burada iş ortaklarımıza ortak sürdürülebilir bir geleceğe yaptıkları katkı ve desteklerinden ötürü minnet borçluyuz.

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive