Şenöz Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Şenöz

1936 yılında Bursada mütevazi bir atölyede başlayan Şenöz öyküsü, bugün ulusal ve uluslarası perakende zincirlerin rağbet gören markası durumuna geldi. Kuruyemiş dünyasıyla hasıl olmuş birikimiyle önemli söylemleri paylaştığımız Şenöz Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Şenöz sektörün bugünü ve yarını ile ilgili sorularımızı yanıtladı. İşte sayın Şenözün penceresinden kuruyemiş dünyası...

Eklenme Tarihi : 03 Aralık 2007 Pazartesi
senoz-kuruyemis-yonetim-kurulu-baskani-bedri-senoz
Kuruyemişi ABye Hazırlamalıyız Bize kısaca Şenözün bu günlere ulaşma sürecinden bahseder misiniz? Şenöz, 68 yıla yaklaşan tarihiyle Bursa ve Türkiyede kuruyemiş alanında önemli bir yere gelmiştir. Kurulduğu günden bu yana işletme ve müşteri memnuniyeti konusunda birçok ilke imza atan Şenöz, her devirde teknolojinin yakın takipçisi olmuştur. 1969 yılında ithal ettiği kuruyemiş paketleme sistemleriyle model olan Şenöz, sonraki yıllarda da Alman teknolojisini takip ederek birçok konuda atılımların ilki olmuştur. Müşteri odaklı pazarlama felsefemiz ve araştırma titizliğimizi hiçbir zaman elden bırakmadan bu günlere geldik. Bundan böyle ise ben ve oğullarım Fatih ve Burak Şenözle firmamızı daha iyi yerlere getirmek için çaba harcamaktayız. Türk kuruyemişçisinin bugünki sıkıntıları konusunda neler diyeceksiniz? Bilindiği gibi kuruyemiş ürünü toprağa ve tarıma odaklıdır. Ürün temini konusunda rekoltede yaşanan istikrarsızlık, bizlerin planlı ve standardizasyona uyumumuz konusunda sıkıntılar yaratmaktadır. Örneğin bu sene Antep fıstığı ve fındıkta ciddi rekoltenin düşük ve ürünün verimsiz olması sektörü zor durumda bıraktı. Kalibreli mal bulmakta güçlük çektik.Dünya piyasasıyla rekabet şansımız oldukça zayıfladı. Birde son zamanlarda fındıkta Aflotoksin (fındığın içindeki küf) sorunu yaşanıyor. Bu sorun da ihracatta sıkıntılara yol açıyor. Ziraatçilerimiz bu konuyla ilgilenip çözüm bulmaları gerekiyor. Diğer bir konu ise üreticilerin ürünü temizlemeden getiriyor, buda çok ciddi problemler yaratıyor. Türk halkı iyi bir kuruyemiş tüketicisi midir? Buna kesinlikle evet diyebilirim. Kuruyemiş tüketme keyfini bizim kadar çıkaran başka bir ulus olamaz. Uzun kış geceleri ve günlük yaşam içinde yediden yetmişe herkes kuruyemiş tüketicisidir. Eskiden aile içinde yada misafirliklerde kuruyemiş tüketimi çok daha yoğundu. Son yıllarda bu konuda da bir azalma göze çarpmaktadır. Ailelerin küçülmesi ve genç neslin alternatif ürün türlerine eğilim gösterdiğine şahit oluyoruz. Kuruyemişimizin Avrupa pazarındaki yeri ne durumda? Türk kuruyemişi Avrupalıdan çok Avrupadaki Türkler tarafından talep görüyor. Buradaki 8 milyon Türk geleneksel kuruyemiş tutkusunu devam ettiriyor. Avrupalının fındık, fıstık, leblebi ve diğer çerez türlerini tüketme alışkanlığı yok. Hatta bizim vazgeçilmezimiz olan ay çekirdeğimizi kuş yemi olarak adlandırıyorlar. Onlarda cips ve benzeri yiyecekler daha daha yaygın. Bunları da çoğu kez bira içerken tüketme alışkanlıkları var. Bizde onların damak tadına uygun olan SPICY ile Avrupa ve dünya pazarına gireceğiz. Bu alanda fındıkla lider konumdayız. Bizden sonra ise İran ve Irak gelmektedir. Ancak biz kalitemiz ve sunum tekniğiyle onlardan daha iyiyiz. Diğer yandan ürün yelpazemiz ise onlardan daha geniş durumdadır. Kuruyemişi ve markanızı tanıtmak için neler yapıyorsunuz? Son yıllarda dış ülkelerde organize edilen fuarlarda sıkça yer almaya başladık. Avrupanın birçok ülkesine ihracat yapma fırsatları yakaladık. Ulusal ve yerel marketlerin raflarında yer almaktayız. Sektörel yayınlarla irtibat halindeyiz. Sıcak satış filomuzla da perakendecilere hizmet vermeye devam ediyoruz. Diğer yandan üretim kapasitemizi artırmak için yeni projeler düşünmekteyiz. Dünyaca ünlü Türk kahvesini Tropıcal adıyla Türkiyeye sunduk. Teneke ambalajlı kahvemiz ise yeni tiryakiler kazandırdı. Tropıcal ve diğer yeni ürün gruplarımızla dünyanın beğenisini kazanacağımıza inanıyoruz. AB sürecinin, umut veren gelişmeleri ışığında sektörünüzde neler değişmeli? Kuruyemişin çarşı-pazarda açıkta satılmasının önüne mutlaka geçilmeli. Kaliteli ve resmi normlara uyan tüm işletmeler için tehdit unsuru olan merdiven altı, kayıtsız ve faturasız satışa fırsat verilmemeli. ABnin kapısını araladığımız şu günlerde bu gibi konuların tartışılması bile çok komik. AB ülkelerinde Merdiven altı üretim, kayıt dışı ve hijyen riski taşıyan satışa rastlamanız asla mümkün değildir. Değişimden bahsediyorsak, bu sorunu çözmek için acilen harekete geçmeliyiz. Kuruyemişin açık satışı engellenmeli, yani kuruyemişi sokaktan kurtarmalıyız. Bu operasyon hem hijyen, hem ülke ekonomisi, hem de AB normları için mutlaka hayata gerçekleşmelidir.

Firmanın Diğer Haberleri

E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive