Yükselen Değer: Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü III

Dünyada zeytinyağı üreticisi ülkeler arasında en düşük tüketim, ülkemizde gerçekleşiyor. İç talepte son yıllarda özellikle sızma zeytinyağında yükselme yaşansa da kişi başı tüketimdeki rakamların düşüklüğü dikkat çekmeye devam ediyor. Perakendeciler zeytinyağı hakkında tüketicilere daha fazla bilgilendirme yapılmasını istemekle beraber; ülkemiz dünya pazarlarını hedefleyecek bir zeytin politikasını hayata geçirebilen, sağlıklı ve hijyenik ortamlarda üretim yapan firmalar görmeyi umuyor

Eklenme Tarihi : 12 Kasım 2009 Perşembe
yukselen-deger-zeytin-ve-zeytinyagi-sektoru-iii
Özlem ElgünAdese Alışveriş Merkezleri Satın Alma Müdürü Adil UzunZeytin ve zeytinyağı ürünleri gıda ciromuzda yüzde 5'lik bir satış payına sahip... Zeytin tüketiminde müşterilerimizin yüzde 75'lik bölümü açık şarküteri ürünlerini, yüzde 25'lik bölümü ise ambalajlı ürünleri tercih ediyor. Raflarımızda müşterilerimizin hassasiyetlerini göz önüne alarak beğenilerine sunduğumuz 8 zeytinyağı markası yer alıyor. Zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden beklentilerimiz; hesaplı, kaliteli, gıda kodeksine uygun, sağlıklı ve hijyenik ortamlarda, damak tadına ve her kesimden müşterinin alım gücüne uygun kalitede üretim yapmaları ve istenen kriterlerde üretilen ürünlerin zamanında teminini sağlamaları...Akyurt Satın Alma Uzmanı Mustafa AlkanZeytinin toplam ciromuzdan aldığı pay yüzde 2-3 civarında seyrediyor. Zeytinyağı satışımız ise müşteri profiliyle doğru orantılı olarak yüzde 4 civarında. Müşterilerimizin çoğunluğu açık şarküteride satışa sunulan zeytinleri tercih ediyor. Açık ürünler tatma, daha rahat görme ve hatta koklama imkânı verdiği için müşteri tatmini sağlıyor, paketli ürünlere göre fiyat olarak da uygun oluyor. Mağazalarımızda zeytinyağı (riviera-sızma) markası olarak sektör lideri olan iki markanın satışı yapılıyor. Zeytinyağının insan sağlığına olan faydaları aşikâr... Bu sektörü elinde bulunduran firmalar gerekli satış rakamlarına ulaştıkları ve özellikle ihracat rakamlarını tatmin edici düzeye çektikleri için iç piyasa satış rakamlarını yeterli görüyorlar. Sanırım bu nedenle zeytin ve zeytinyağının faydalarının anlatıldığı, tüketiciyi bilinçlendiren reklam ve tanıtım kampanyaları düzenlenmiyor. Üretici firmaların bu kısır yaklaşımı, hedef kitlesi ağırlıklı olarak B ve C olan perakendecilerin satış rakamlarını düşük düzeyde tutuyor. Ulusal kanallarda yapılacak tanıtıcı ve bilgilendirici reklamların satış rakamlarını olumlu yönde etkileyeceği muhakkak. Barem Satın Alma Müdürü İsmail YılmazZeytin ve zeytinyağının ciromuzdaki payı yüzde 2 civarında. Açık şarküteri bölümünde yer alan zeytinler daha yüksek oranlarda satılıyor. Raflarımızda dört çeşit zeytinyağı bulunuyor. Zeytin üreticilerinden öncelikle standart ve kalite bekliyoruz. Zeytinyağı üreticilerinden de aynı şekilde kalite ve diğer bitkisel yağlarla rekabet yaratabilecek tanıtım, tüketiciyi bilinçlendirme çalışmaları gibi beklentilerimiz mevcut.Burda Genel Müdür Yardımcısı Hamit Akçayİzmir ve İstanbul mağazalarımızda bu oranlar değişmekle birlikte toplam ciro içerisinde zeytin satışımız yüzde 1 ile yüzde 0.9 arasında, zeytinyağı satışımız ise yüzde 0.5 ile yüzde 0.4 arasında bir pay alıyor. İzmir bölgesinde zeytinyağı ve zeytin tüketimi İstanbuldan daha yüksek bir düzeyde gerçekleşiyor. Zeytinyağının toplam yağ kategorindeki payı ise yüzde 1415 aralığında seyrediyor. Yine zeytinin toplam şarküteri ürünleri içindeki payı yüzde 9 civarında gerçekleşiyor. Ülkemizde paketli zeytin pazarı henüz dökme zeytinle boy ölçüşecek düzeylere ulaşmış değil. Bunun birçok sebebi mevcut. Zeytin ticari pazarının özelliklerinden, zeytinin üretim ve çeşitliliğinden, tüketim alışkanlıklarından, sektörde son kullanıcıyı aldatmaya-yanıltmaya dönük yapılan işlere kadar pek çok etkeni bu konu bağlamında ifade edebiliriz. Tüketicilerin görerek, tadına bakarak alma alışkanlığı sürdüğü, zeytinde standardizasyon sağlanamadığı sürece de bu temayül devam edecektir. Şu an raflarımızda 3 farklı marka zeytinyağı ürünü bulunuyor. Zeytinyağı tüketiciler tarafından son derece sağlıklı olarak biliniyor, kabul ediliyor ve gerçekten de öyle. Tüketicilerin zeytinyağını az tüketmesinin sebeplerinin ilki yüksek fiyat, ikincisi ise yemek kültüründeki alışkanlıklar. Yani herkes biliyor ki ayçiçeği yağı ile zeytinyağı arasındaki fiyat değer aralığı azaldığında zeytinyağı tüketiminin artması muhtemel. Fakat zeytinyağının tüketici algısını alt üst edecek bir tehlike, zeytinyağına hile karıştırılarak elde edilen haksız kazancın kamu gündemine gelmesi olur. Ciddi zeytinyağı üreticileri bu konuda tedbir almalı, özdenetim mekanizmalarını işletmeli. Yoksa sahte zeytinyağı meselesinin gündeme gelmesiyle geçmişte balda yaşandığı gibi bir güven erozyonu oluşacak ve sektörün tamamı ciddi zarar görecek. Bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir denilir. Böylesi bir durumda dürüst ve düzgün üreticilerin de zarar görmesi kaçınılmaz olur. Zeytin ile ilgili alınacak tedbirler ise üreticiden ziyade birlikler ve tüccarlarla ilgili. Çünkü ülkemizde endüstriyel mono blok bir üretim söz konusu değil. Çiftçinin ise kendi başına karar alması mümkün olmuyor. Bugün birlikler sektör üzerinde politika oluşturacak güce sahipler ancak bu gücü kullanacak iradeye sahip değiller. Şayet ülkemiz dünya pazarlarını hedefleyecek bir zeytin politikasını hayata geçirmeyi başarırsa, yurt içinde de sorunlar asgari düzeylere gerileyecek. Perakendeci ve her şeyden öte birey ve tüketici olarak doğal mucize/eczanenin en sağlıklı ve saf hali ile soframıza ulaşmasının temin edilmesini bekliyorum. CarrefourSACarrefourSA mağazalarında zeytinyağı satışlarının kuru gıda sektörü içindeki payı ortalama yüzde 2, zeytin satışlarının açık ve kapalı toplamda ortalama payı ise yüzde 1. Şarküteri reyonunda müşteriler, ürünlerin tatlarına bakarak satın alma yapabiliyorlar. Bu nedenle zeytinde açık şarküteri reyonlarımızda satılan ürünler paketli ürünlere göre daha fazla rağbet görüyor. Ancak light ürünlerde paketli ürünler tercih ediliyor. Zeytinyağı reyonumuzda Carrefour dahil 15 marka bulunuyor. Türkiyede üretilen zeytin ve zeytinyağının uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulabilmesi için zeytin üreticisine çok daha fazla görev düşüyor. Zeytin üretiminin yıllara göre değişkenlik göstermesi nedeniyle oluşan arz sıkıntısının minimuma indirilmesi gerekiyor. Zeytinler cinslerine ve bölgelerine göre segmente edilip, işleme alınmalı. Zeytin işleme tesislerinin kalite standartları çerçevesinde olması ve işleme sırasında zeytinin daha hızlı olgunlaşmasını sağlayan kimyasal maddelerin kullanılmamasına özen gösterilmeli. Zeytinyağı alıcısının desteklenmesi ve zeytinyağı hakkında daha fazla bilgilendirilme yapılmalı. Organik zeytinyağı üretiminin daha fazla desteklenmesi, organik zeytinyağı fiyatının, mevcut fiyattan yüzde 20 daha ucuz olması hedeflenmeli. Türkiyede paketli zeytinyağı üretimi, toplam zeytinyağı tüketiminin yaklaşık üçte biri kadar... Tüketicilere yöresel açık zeytinyağının değer ve vitamin kaybı ile ilgili daha fazla bilgilendirme yapılmalı. Yasal olmayan zeytinyağı üretimi ve satışının daha sıkı denetlenmesi gerekiyor.Makromarket Satın Alma Kategori Müdürü Şükrü Keskin ve Paketli Zeytin ve Zeytinyağı Satın Alma Uzmanı Hakan TaşerZeytinin toplam ciromuzdaki payı yüzde 1,3 olarak gerçekleşiyor. Zeytinyağının ciromuzdaki payı ise yüzde 0,58 şeklinde. Raflarımızda paketli olarak 3 markanın ürünlerini bulunduruyoruz. Zaten zeytin söz konusu olduğunda çok fazla alternatif olduğunu söyleyemeyiz. Açık zeytin grubundaysa, uzun yıllardır çalıştığımız pek çok tedarikçi firmanın ürününü şarküteri reyonlarımızda müşterilerimize sunuyoruz. Bu yöntemde, müşterilerimiz markalı zeytin değil marka bir perakendecinin kalite güvencesini verdiği zeytini tercih ediyor. Türk halkının zeytinyağına olan ilgisinin düşük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunun en önemli sebebi, tabii ki fiyat... Yüksek fiyatlı olan zeytinyağı, diğer yağ çeşitleriyle rekabette zorlanıyor. Biz raflarımızda, kalitesini kanıtlamış zeytinyağı markalarına yer veriyoruz. Zeytin üreticilerinden beklentilerimiz, aslında ülkemizde bu konuda neler yapılması gerektiğini gösteriyor. Tüketicilerin severek tükettiği bu ürün grubunda, organize ve tek başına ülkemize cevap verebilen bir üretici, maalesef yok. Orta büyüklükteki işletmelerden oluşan ve sayıları binlerle ifade edilen bir gruptan bahsettiğimizde, sorunların ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz. Türkiye, pek çok alanda olduğu gibi zeytin grubunda da çok büyük bir zenginliğe sahip... Ülkemizin organize üreticilere ve bölgesel farklılıklara bağlı organizasyonlara ihtiyacı var. Örneğin bugün Gemlik yöresine ait zeytinle Aydın yöresine ait zeytinin üretimi ve pazarlaması ayrı yapılmalı ve farklılıklarına bağlı değerlendirme yöntemleri oluşturulmalı. Zeytinin saklama koşulları da çok önemli. Daha hijyenik ortamlarda üretilmesi ve saklanması gereken zeytinde tek hedef, insanımıza sağlıklı ürünler sunabilmek olmalı. Yaşlanmanın, hem genel olarak doku ve organlar, hem de beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerini azalttığı bilinen zeytinyağında ise daha önce de söylediğim gibi, fiyat problemi ortaya çıkıyor. Zeytinyağı üreticilerinden beklentimiz, daha ucuz ve kaliteli zeytinyağı üreterek, halkın zeytinyağı tüketimini artırmaya yönelik çalışmalar yapmaları. Varolan potansiyele rağmen tüketim düşük. Büyük bir problem olarak görülmesi gereken bu konuyla ilgili önlemler alınmalı. Açık şarküteri reyonundaki ürünler, ambalajlı olanlara göre çok daha fazla satılıyor. Bu konu geçmişe bakıldığında yaşanan bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bugün tek başına Türkiyeye mal olmuş bir markayı, ne açık zeytinde ne de ambalajlı zeytinde bulamazsınız. Bu konuda uzun yıllar özel sektörde hiçbir yatırımın olmadığı, ürünlerin devlet kanadıyla ve belli bir kurum aracığıyla alınıp işlendiği ve satışa sunulduğu bir dönem yaşandı. Son yıllarda, her alanda olduğu gibi zeytinde de özel teşebbüsün yaptığı yatırımlarla özel markalar ortaya çıktı ancak şu ana kadar tek başına Türkiye genelinde pazarın tamamında güçlü olan bir marka oluşamadı. Üretici fazlalığı ve ürünün açık pazarlanması yönteminin benimsenmesi gibi nedenlerden dolayı paketli grup, pazarda çok fazla büyüyemiyor. Üretici bölgesinde çok küçük maliyetlerle marka oluşturan ve kendi adına teneke yaptıran herkes üretici oluyor ve sürecin açık ürünler üzerinden devam etmesine katkıda bulunuyor. Onur Group Self Servis Satın Alma Yöneticisi Fidan Kılıç Toplam zeytin (paket ve açık) satışlarının ciromuzdaki payı yüzde 2,26. Zeytinyağının ciromuzdaki payı ise yüzde 0,65. Ciro oranlarına bakacak olursak, toplam ciro içerisinde ambalajlı zeytinin payı yüzde 0,28, açık zeytinin payı yüzde 1,98. Dolayısıyla Türk tüketicisinin zeytinde açık ürüne göstermiş olduğu talep çok daha fazla. Kaliteli hizmetle beraber birebir tadarak, dokunarak satın almanın tüketicilerimiz tarafından hala en çok tercih edilen satın alma tarzı olduğu görülüyor. Raflarımızda 3 çeşit zeytinyağı markası bulunuyor. Zeytin üreticilerinden; her bir tenekede tat, kalite, lezzet ve kalibrasyon olarak standardizasyonun sağlanmasını, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına ait tüm izin belgelerine sahip olmalarını, zeytinin olgunlaşma sürecini yapay olarak hızlandırmaya yardımcı olan çeşitli kimyasalların kullanılmamasını, 12 ay boyunca aynı tat ve kalitenin sağlanması ve saklama koşullarına dikkat edilmesini bekliyoruz. Zeytin, ağacında doğal bir meyve olması nedeniyle hava koşulları, ağacın bulunduğu bölge, hatta bulunduğu yer gibi etkenler, zeytinin kalitesini birebir etkiliyor. Özellikle üreticilerin farklı bölge ve yerlerdeki zeytinleri aynı havuzda olgunlaştırıp, tenekelememelerini ya da paketlememelerini istiyoruz. Aynı kalitenin yakalanabilmesi için buna özellikle dikkat etmeleri gerekiyor. Ağaçtan toplandıktan sonra havuzda bekletilmesi, olgunlaşma sürecinde tüm hassas noktalara dikkat edilmesi, havuzdan toplandıktan sonra yapılan kalibrasyon, el işçiliği ve paketlenme süreci kaliteli ürün ve hizmetin de devamını getirir. Farklı kalitelerde yapılan ürünler, ürünün fiyat politikasını da direkt etkiliyor, piyasada fiyat çeşitliliği meydana geliyor. Bunun da önüne geçilmesi zeytin sektörünün geleceğini ilgilendirirken, kaliteli markaların varlığını sürdürebilmeleri açısından da çok önemli. Bu noktalara dikkat ederek organize olmuş, bilinçli üreticiler olması beklentisi içerisindeyiz. Zeytinyağı üreticilerinden beklentilerimiz ise gerçekten büyük. Bu beklentilerin en başında ürün kalitesi geliyor. Ürünün içeriği ile oynanması, rekabet koşullarını büyük derecede etkiliyor. Müşteri gözü ile baktığımızda, X marka ürün de, Y marka ürün de zeytinyağı... Neden Y marka daha ucuzken X marka ürüne fazla para vereyim? diye düşünüyor, belki de yüzde 100 zeytinyağı özelliği taşımayan bir yağı alıp evine götürüyor. Bu tarz kötü üretim yapan firmalar için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor.Tesco Kipa Kuru Gıda Satın Alma Kategori Müdürü Önder Kılıç Zeytin ve zeytinyağı, ciromuzda önemli bir paya sahip... Ancak hala, tüketimde AB ülkeleri seviyelerine ulaşamadık, alt seviyelerdeyiz. Zeytinyağının toplam yağ satışı içerisindeki payı yüzde 23... Müşterilerimizin büyük çoğunluğu zeytin alımında açık ürünleri tercih ediyor. Biz de bu doğrultuda reyonlarımızda açık ürünlere daha çok yer veriyoruz. Müşterilerimizin çoğunluğu açık ürünleri tercih etse de, ambalajlı ürünleri tercih eden tüketicilerimize de hizmet edebilmek amacıyla, paketli zeytinlerde 3 marka ile çalışıyoruz. Zeytinyağında ise, 7 ayrı markayı satışa sunuyoruz. Müşterilerimizin bizden istediği, her türlü bütçeye uygun, her çeşitteki zeytinyağını hipermarketlerimizde bulunduruyoruz. Yerel ekonomilere katkı yapmaya gösterdiğimiz özen ve yerli üreticiye verdiğimiz destek doğrultusunda bir takım çalışmalar da yürütüyor ve bölgesel müşterilerin tercih ettiği ürünleri raflarımızda bulunduruyoruz. Bu çerçevede Ayvalık Kipa mağazamıza özel bir zeytinyağı standı kurduk. Bu yöreye özel, yerel üreticilerin markalarının yer aldığı, genellikle organik ürünleri içeren bir stant. Ayvalık turistik bir yer olduğu için, özellikle burayı ziyaret eden ve mağazamıza da alışveriş için uğrayan yerli/yabancı turistlerin zeytinyağı alışverişlerini bizden karşılamalarını sağlıyoruz. Türkiye, zeytin ve zeytinyağının en kalitelisini üretebilecek potansiyelde bir iklime sahip. Üreticilerimizden beklentimiz, zeytinyağında kişi başına düşen tüketimi artırabilecek çalışmalara yönelmeleri ve tüketiciye zeytinyağını sevdirebilmeleri. Piyasada var olan kalitesiz/merdiven altı üretimin bitirilmesi ve tüketicinin kaliteli, aynı zamanda da uygun fiyatlı zeytin ve zeytinyağı tüketebilmesini sağlamalılar. Türkiyenin iklimi ve üretim kalitesi itibarıyla da fiyat olarak zeytinyağının daha aşağı seviyelere inebileceğine inanıyoruz. Yeni üretim teknikleri ve rafinasyon yöntemleri işçilik kaybı, üründen fire verme gibi durumların önüne geçiyor. Bunun raf fiyatlarına da yansıması, tüketici adına önemli bir beklentimiz...Bu haber Market dergisinden alınmıştırHaberin ilk bölümüne http://perakende.org/haber.php?hid=1257835185 ve ikinci bölümüne http://perakende.org/haber.php?hid=1257921982 linklerinden ulaşabilirsiniz
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive