Eklenme Tarihi : 09 Kasım 2009 Pazartesi
Yılmaz Pekmezcan

Perakendede Kariyer (1)

Günümüzde insanların en büyük kâbusu işsizlik!


Özel sektörün darboğazdan geçişi, nitelikli ya da niteliksiz birçok insanımızı işsiz konuma getirdi, üniversiteden mezun olan on binlerce genç nüfusu da bu kervana dâhil etti. Korkarım ki gençler artık üniversitelerin bazı bölümlerini iş bulamayacakları ihtimalini de göz önünde bulundurarak tercih etmeyecek, veliler de bu konuda bir hayli baskıcı davranacak. Nihayetinde eğitimin temel amacı her alanda ülkeye hizmet edecek donanımlı insan gücünü yetiştirmek... Fakat yetişen bu insan gücü, bunca emek ve harcamanın sonunda almış olduğu bilgi, beceri ve donanımı başta ülke ekonomisi olmak üzere gelişimi için gerekli her sahaya aktarabilmeli. Aksi takdirde birçok Avrupa devletinin nüfusundan çok fazla olan okuyan sayısının ülkemizin yararına değil bir süre sonra zararına olacağını söyleyebiliriz. Gençlerin belirli bir eğitimin sonunda sahip oldukları kazanımları ile enerjilerini bir yere kanalize edebilecek iş sahaları ve imkânları mutlaka sunabilmeliyiz. Elbette ki üniversitelerin iş bulma gibi bir görevi bulunmuyor. Fakat üniversite-sanayi işbirliği sağlanarak özellikle üretim ve hizmet sektörleri için gerekli ihtiyaç ve talepler doğrultusunda eğitim planlaması yapılabilir. Bu işbirliği sağlandığı takdirde özellikle ara işgücü temini konusunda daha gerçekçi adımlar atılabilir. Sektör aradığı elemanı temin edebilme konusunda formal eğitim yollarını daha süreç devam ederken kullanarak kaynak planlaması yapabilir. Böylelikle okullar da mezunlarının (çıktı) bir an önce işe yerleşmesiyle başarılarını tescil etmiş olacaklar. Bir eğitim kurumunun başarısı sanırım mezunlarından ne kadarının kurumsal bir firmada, dolgun ücretli ve prestijli bir konumda iş bulabildiği ve ne kadarının üretim sürecine katılarak katma değer üretebildiği ile ölçülebilir. Çok iyi bir üniversite ya da okul düşünün... Fakat mezunlarının ancak yüzde onu ya da on beşi iş bulabilmiş, yüzde doksanı ise işsiz! Gözü de kulağı da tırmalıyor... Bu durumda eğitim kurumları bence misyonlarını yeniden gözden geçirmeliler! Tekrar ifade etmek isterim ki; elbette üniversitelerin iş bulmak gibi bir görevi yok. Ancak ülkenin her alandaki muhtemel gelişimlerine ya da geliştirilecek alanlarına paralel üniversite, bölüm, program ve öğrenci planlaması yapılarak eldekilerin sanayinin ve sektörel kurumların beklentilerine cevap verecek donanımla hazır hale getirilmesi gerekir. Kariyer, iş hayatında olsun ya da olmasın her insanın ilgisi dâhilinde olması gereken bir kavram. Zaman, her daim aleyhimize işleyen bir mefhum aslında... O ilerledikçe hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak. Şayet geleceğe dair bir hedefimiz ve buna ulaşmak için bir çabamız varsa sorun yok. Ancak ne çabamız ne de hedefimiz yoksa işte o zaman tüm sorunların başladığı yerdeyiz demektir. Böyle bir durumda kişinin yapacağı en kolay iş; başta devletini, hükümetini, sonra ailesini ya da kendilerini eğitenleri suçlamak olacaktır. Bu süreçteki asıl acı olan ise, suçlama sürecinin artık çaresizlik içine düşüldüğü dönemlerde yani sorumluluk ve inisiyatif alması gereken bir dönemde başlayacak olmasıdır. Böyle bir dönemde psikolojik bunalımın eşiğindeki ya da içindeki bir insanın artık ne kariyerinden bahsedilebilir ne de ülke ekonomisine katkısından. Tam aksine bu durumdaki kişi bir de genç ise kendi kendisine bu durumun üstesinden gelmesi beklenemez. Eğitim kurumları böylesi olumsuz durumların yaşanmaması ve ülkenin kalkınabilmesi ve milyonlarca eğitim gören gencini sağlıklı bir şekilde topluma kazandırılabilmesi için kariyer planlamasına yardımcı olmalı, önlerine ulaşılabilir hedefler koyarak ülke genelinde bir bütünlük içinde onları geleceğe hazırlamalı. Bu konudaki en önemli desteği de sanayiden alabilmeli. Üniversitelerimiz başta işletme olmak üzere birçok yakın ve alt dallardan her yıl onbinlerce mezun veriyor. Bunların bir kısmı dört yıllık fakültelerden, önemli bir kısmı da iki yıllık programlardan mezun oluyor. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneğinin (AMPD) 2009 Perakende Endeksine göre dünyada ve ülkemizde yaşanan mevcut küresel krize rağmen perakende sektöründe istiham, sadece bir miktar hız keserek devam ediyor. Türk Perakendesi ve Acil İstatistik isimli makalemde de dikkat çekmeye çalıştığım gibi, henüz ülkemizde sağlıklı bir veri tabanı olmadığından, çalışan sayısı ve büyüklüğü konusunda tam bir rakam veremiyor olsak da, içine dâhil edilebilecek tüm iş kollarıyla birlikte değerlendirildiğinde, toplamda milyonlarca kişinin istihdam edildiği bir sektörden bahsediyoruz. Böylesi büyük bir sektör, on binlerce genç arkadaşımız için eşsiz kariyer fırsatları ile karşımızda duruyor! Bir dahaki yazımda kariyer ve kariyer planlaması ile perakende sektöründeki fırsatlar konularına değineceğim.Kendi gelecekleri ile ilgili planları olmayanlar, başkalarının planlarına dâhil olurlar. Anthony Robbins
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive