Eklenme Tarihi : 23 Haziran 2011 Perşembe
Vedat Diriker

Neden olmuyor?

İşimizi yaparken neden, sorusunu sorduğumuz anda o iş gördüğünü taklit etmekten, duyduğunu ezberlemekten öteye geçip, bizim işimiz, bizim aklımızın eseri olacak


Nasıl olsun ki? Neden olsun ki? Olması için ne yapıyoruz ki? Bilmiyor, bilir gibi yapıyoruz. Anlamıyor, anlar gibi yapıyoruz. Gözlerimiz açık, hem de çok açık, hatta açıkgöz olduğumuz bile söylenebilir ama yalnızca görüyoruz, bakmıyoruz. Zihnimiz, kalbimiz görmüyor. Kalbimizle bakmıyoruz. Bize söyleneni ya da gördüğümüzü sandığımızı taklit etmekle yetiniyoruz. Taklit etmekle ve ezberlemekle geçiyor hayatımız. Bize söyleneni tekrar ediyor, yap denileni yapıyoruz. Ezber bozmaya da mecalimiz yok. Üstelik tehlikeli de buluyoruz bunu. Çünkü bize bilgiden arındırılmış, bilimselliği olmayan belki kendisi de taklit ve ezber yoluyla öğrendiği şeyi dikte etmekten öteye geçmeyen öğretmenlerimiz olmuş ve onlar ezber bozmayı da öğütlemek bir yana bunun ne denli tehlikeli olduğunu bile belletmiş olabilirler. Bırakın iş alanlarını, sektörleri, perakendeyi ya da atom mühendisliğini; yer süpürmenin bile bir bilgi gerektirdiğini unutmuşuz. Ezbercilik ve taklit her birimizi aklını kullanan insanlar olmaktan uzaklaştırmış. Yer süpürmek deyince çok basit görünüyor belki de ama bir gün deneyin rüzgarın geldiği yöne doğru süpürmeyi tozları. Bilenin de bilmeyenin de elinde süpürge ama biri rüzgardan yararlanıp onun gücünü kendine yön olarak kullanıp işini yaparken diğeri tozları çöpleri etrafa savuruyor. İkisine de süpür denmiş, ikisi de süpürüyor. Birisi taklit ediyor diğeri aklını, bilgisini kullanıyor. İkisi de aynı sürelerde mesai harcıyor, ikisi de aynı işi yapıyor. Ama yalnızca birisinin ki gerçekten oluyor. Diğeri mış gibi yapıyor.Süpürmek çok basit belki, atom mühendisliği de bana ağır geldi, hadi yemek yapmak diyelim. Annemizin yemeklerini neden özlüyoruz? Yüzlerce anlı şanlı restoran da var pek de güzel yemek yapan ama biz annemizin yemeklerini özlüyoruz. Ben bütün annelerin yemek yaparken bilgi kullandığı varsayımından hareket ediyorum, belki fazla iyi niyetliyim ama şimdilik böyle olsun. Nedir oradaki bilgi ve neden dışarda yediğimiz yemekler böyle olmuyor? Oysa muhtemelen aynı malzemeleri kullanıyorlar. Eti, sebzeyi, yağı, tuzu... Yemekse yemek. Ama annelerimiz, hangi sebzeyi ne kadar süreyle, hangi et ya da kıymayı sebzeden ne kadar sonra ve baharatını, yağını, tuzunu ne zaman koyacağını bilerek yaparken, hızlı tüketimin geçerli olduğu restoranlarda muhtemelen bu bilgi gözardı edilerek yapılıyor yemek. İkisi de yemek ve ikisinden sonra da doymak mümkün. Ama birinde belki de aynı anda hızla tencereye birlikte atılan sebzeler ve diğer her şey, besin değerlerinden de kaybetmiş ve bambaşka lezzetlerle damağımıza gelirken annemizin yemeği o özel, özenli yerini koruyor hafızalarımızda. Birinde yemek gerçekten, hakketiği şekliyle yapılırken, diğerinde mış gibi yapılıyor.Hangi işi gözönüne alırsanız alın. Aynı sorunla yüzyüze kalıyoruz. Bir işi yaparken, bilerek, bilgiyle, anlayarak, aklını kullanarak yapanlarla, o işi yaparmış gibi yapanlar, taklitle, ezberle yapanlar. Bilgiyle, ezber, bilgiyle taklit arasında da çok basit bir soru gizli aslında. Neden? Sorusu. Bir işi yapmaya, taklitle ve ezberle başlasak bile arada bir an durup, neden böyle yapıyorum sorusunu sorabilsek ve cevabı aklımızı kullanarak bulsak bir anda bambaşka bir bakış açısı kazanacağımızı göreceğiz. O andan sonra yaptığımız işin bilincine varacağız. Yaptığımız işi idrak edebileceğiz. O iş, gördüğünü taklit etmekten, duyduğunu ezberlemekten öteye geçip bizim işimiz ve bizim aklımızın eseri olacak. Bilgi bilgiyi doğuracak, tecrübe ortaya çıkacak. İnsanlık bir öncekinin tekrarı olmaktan bilgiyle zenginleşerek nasıl kendini yeniliyor, nasıl gelişiyorsa günlük hayatımız da zenginleşecek. Kendimize güvenimiz artacak. Hatta kendimizi, hayatı değiştiren ve güzelleştiren ve ilerlemeye katkısı olan başka ve çok daha güçlü bir birey olarak tanımlama şansımız olacak.İşte bence bunun için olmuyor. İşte bunun için örneğin bazı indirim mağazaları aslının olmamış birer kopyasından öteye gidemiyor. İşte bunun için sadık çalışanlarımız, kendini işin bir parçası gibi gören, iş geliştiren kadrolarımız olamıyor, bunun için her bir yeni yatırım bir öncekinin hatalarını tekrarlıyor. Mümkün olduğunca çok neden sorusu sormaya ve sordurmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive