Eklenme Tarihi : 24 Ekim 2008 Cuma
Doç.Dr. Kenan Aydın

ABDde Başlayan ve Dünyayı Etkileyen Küresel Kriz

Bilindiği üzere ABDde başlayan finansal kriz Asyadan Rusyaya kadar tüm dünyayı etkilemektedir, halen de durulmamıştır


Kriz, bir süredir ABDde yaşanan durgunluk ve istihdam hacmindeki daralmanın bir sonucu olarak kendini göstermiştir. Krizin nedenleri arasında; bazı finans ve sigorta firmalarındaki hantallaşma ve bunların kendi kendilerini kontrol etme yeteneklerinin yetersizliği yanında, Asya ülkeleri ekonomilerindeki gelişmeleri belirtmek gerekir.Krizi daha iyi algılayıp yorumlayabilmek için ise; öncelikle bu Asya ekonomilerinin öne çıkan yönleri ile ABD ekonomisinin diğer ekonomilerle bağımlılığına değinmek gerekir.1. Asya, üretim ve ekonomik büyümenin merkezi olarak gelişiyor. Esasen, Asya ekonomileri son yıllarda çok hızlı büyüdüler. Son yıllarda Çin yüzde 11, Hindistan yüzde 8 Endonezya yüzde 6, Singapur ve Hong-Kong yüzde 5,5 büyüdüler. Bu büyümenin arkasında ihracat ve yatırım bulunmaktadır. Intel firması Vietnamda bir fabrika kuruyor. Renault ve diğer batılı otomobil firmaları Hindistanda otomobil fabrikaları kuruyor. Philadelphia merkezli Crown Holding Kamboçyada bir alüminyum kutu fabrikası kuruyor. Oto parçaları tedarikçisi Amerikan Axle Holding Çin, Tayland ve Hindistanda fabrika kuruyor. Caterpillar Çinde büyük bir fabrika kuruyor. Özetle parası olan herkes Çinde ve Asyada yatırım yapmayı planlıyor. 2. Asya ekonomilerinin üretim ve ekonomik büyümenin merkezi olma nedenleri? o 1990 ların sonunda yaşanan ekonomik kriz sonrası bankacılık ve mali politikalarda reform yapılması, o Nüfusun büyüklüğü, nüfus bakımından dört büyük ülkenin üçü Asyadadır. Çin 1,4 milyar, Hindistan 1 milyar ve Endonezya 240 milyon (ABDden sonra 4), o Ucuz işgücü ve diğer üretim maliyetleri nedeniyle batılı şirketler ya outsourcing olarak ya da üretimlerini bu ülkelerde yaparak maliyetlerini düşürmektedirler. o Daha az bürokrasi ve daha iyi bir kalite kontrol, bu ülkeler her zaman batıya göre düşük işgücü maliyet avantajına sahiptirler. 3. Yaşam standardı, gelişmekte olan ülkelerde Batılı ülkelerden daha hızlı yükseliyor: Asya ülkelerinin yaşam standardının, batılı ülkelerin yaşam standardından daha düşük olduğu bir gerçektir. Batılı ülkeleri yakalamaları da biraz zaman alacaktır. Bu ülkeler için aslında orta sınıflardan söz edilmiyor. Bunlar orta sınıfın altındadırlar. Ancak, yakın gelecekte buralarda milyarlarca orta sınıf tüketici olacaktır.Hindistan, Çin, Endonezya, Brezilya, Meksika ve onlarca diğer gelişmekte olan ülkede orta sınıflar her zaman çok küçük olmuşlardır. Bu ülkelerde yapılan uzun süreli gözlemler göstermiştir ki insanlar bir iş bulduklarında orta sınıf olarak her şeyden önce iki şey isterler; ev ve çocukları için eğitim. 10 yıl içerisinde, orta sınıfın nasıl hızlı bir büyüme gösterdiği konusunda Hindistan çok güzel bir örnektir. 10 yıl önce Hindistanın orta sınıfı tüm Fransa nüfusu kadardı. Şu anda Hindistan orta sınıfı tüm ABD nüfusu kadardır. Şehirlere olan kitlesel göç nedeniyle kısa sürede bu orta sınıf ABD artı Brezilya nüfusu kadar olacak. Hindistanda yaklaşık 300 milyon insan hızlı bir biçimde orta sınıfa geçti. Bu orta sınıf Çin hariç dünyadaki her ülkenin nüfusundan daha fazladır. Bu büyümenin hala alacağı epeyce yol vardır. Bugün Hindistan nüfusunun yüzde 27si orta sınıftır. 2025 yılında Hindistanın nüfusunun 1.450 milyar olacak ve bunun 700 milyonu orta sınıf olacaktır. Bu tüm ABD nüfusunun 2 katından daha fazla olacak 5. ABD Dünyada Hala Çok Önemli Bir Ekonomi: Doların düşmesi, mortgage krizine bağlı olarak konut fiyatlarının düşmesi, negatif büyüme raporları, ekonominin bir durgunluğa girmesi ve belki de tüm bunların sonucu olarak yaşanan finansal krize rağmen ABD hala önemli bir ekonomi. ABD nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler; Çin, Japonya, Meksika ve diğer birkaç ülkedir. Bu ülkeler hala ABD ye ihtiyaç duyuyorlar. Bu aslında şaşırtıcı bir durum. Nedeni ise ABD nin Asya ülkelerindeki yatırımlarıdır. Bu ülkeler dahil dünyadaki birçok ülke ABD ekonomisinin aşağıya doğru gitmesinden endişe etmektedirler. Çin ve Japonya ABD ekonomisinin bu krizden çıkması için her biri 1 - 2 trilyon doları ABDye vermeye çoktan razılar. AB ve Körfez ülkeleri de önemli katkılarda bulunmaktan kaçınmamaktadırlar. Tüm bunların nedeni küreselleşmenin de bariz bir sonucu olarak ABD ekonomisindeki olumsuzlukların tüm ülkeleri olumsuz etkileyebilecek yapıda olmasındandır. Bu itibarla söz konusu ülkeler ABD ekonomisini ayakta tutmayı amaçlamaktadırlar.6. Doların Aşağı Gidişi ve Çin in ABD yi Finanse Etme Gayreti: ABD ekonomisi hala dünyada en büyük ve çok önemli bir ekonomidir. Doların aşağı gidişi her yerde görülmekle beraber bunun doların ölümü anlamına geleceğini söylemek erkendir. Çünkü; Çin ve ABD birbirlerine çok bağımlı bir durumdadırlar. Kriz öncesinde Çin in nakit fonları 1 trilyon dolar ABD yönetiminin borçlanması karşılığı ABDye yatırılmıştır. Çin yıllardır ABD dolarını sübvanse etmektedir. ABD yönetimi buna bağlı olarak yoluna devam edebilmektedir. ABD nin Çinde 3 trilyon dolar dolayında yatırımı bulunmaktadır. Bu yüzden Çin de bu başta Euro bölgesi olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde daha fazla avantajlar olmasına karşın bunu ABDde tutmaya devam etmektedir. Çin, daha önceden yatırdığı 1 trilyon dolara ilaveten ABD nin krizden çıkabilmesi için şimdi de 1 - 2 trilyon dolar daha verebileceğini ortaya koymuştur. Sonuç; ABD de başlayan finansal kriz, ABD de istihdam hacmindeki daralma yani; işsizlik ve ücretlerdeki düşüşe bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Şöyle ki; ABD firmalarının 3 trilyon doları Çine yatırmaları Çinde istihdamı arttırırken ABDde düşürmüştür. Bunun sonucu işini kaybeden ya da ücretleri düşen çalışanlar daha önce mortgage ile almış oldukları konutların taksitlerini ödeyemez hale gelmişlerdir. Böylece satın almış oldukları konutları iade etmişlerdir. Bunun sonucu yeniden arza bağlı olarak konut fiyatları düşmüştür. Bu konutları satan finans kuruluşları ise bu alacaklarına dayalı olarak hisse senetleri ihraç etmişlerdir. Yani türev işlemler yapmışlardır. Bu nedenle de zor durumda kalmışlardır.Burada çok ilginç olan bir diğer nokta ise; 150 yıldan daha fazla bir geçmişse sahip olan bazı finans kuruluşlarının batmalarıdır. Bu kuruluşlardan Lehman Brothers 2001 yılından beri Türkiye nin ekonomisine not vermektedir. Vermiş olduğu not ise oldukça yüksek AA++ yani yıldızlı pekiyidir. Bize yıldızlı pekiyi veren bu firmaların batışı çok hazindir. Çünkü bizi değerlendiren ve dünyaca kabul gören firmalar kendilerini değerlendirmekten aciz kalmışlardır. Merill Linch in değerlendirmeleri de benzerdir. Demek ki bizim ekonomimiz bu tür değerlendirmelere güvenerek bir yere gidemez. Bu durumda bizim ekonomimizin dayanıklılığını yeniden sorgulamak gerekir. ABD de başlayan finansal krizin tüm dünyayı sararak çok büyük felaketlere sebep olmaması için birbirine rakip gibi görünen ülkeler (Çin, Japonya, ABD ve Rusya) işbirliği içerisine girmişlerdir. Zira; küresel krizin yayılmasından herkes zarar görecektir. Bu nedenle her ülke krizin sona erdirilmesi konusunda fedakarlık göstermeye hazırdırlar.Türkiye nin bu krizden zarar görmemesi söz konusu küresel krizin sona erdirilmesine bağlıdır. Küresel kriz devam ederse Türkiye nin yumuşak karnı olan cari açık kırılganlığı arttıracaktır. Bilindiği üzere Türkiye yapısal olarak dış ticaret açığı ve cari açık üretmektedir. İhraç etmiş olduğumuz ürünlerin büyük bir kısmında katma değer çok düşük seviyelerdedir.Türkiye nin 2001 krizinden sonra finansal yapısını güçlendirmiş olması bu aşamada bir avantaj olarak görülebilir. Ayrıca, en yüksek faizi vermesi nedeniyle de görece güvenli olarak görülebilecektir. Bu itibarla yabancı sermaye gelişleri devam edecek ama kırılganlık da devam edecektir. Ayrıca, bu aşamada kriz atlatılabilse bile kapitalizm yeniden sorgulanacak ve kapitalizm için değişim ve dönüşümler kabul görecektir. Ayrıca, doların hakim para olması da sorgulanabilecektir. Kısaca hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive