Bal Sektörü Çıkış Arıyor

Bal, biyolojik çeşitlilik açısından yaşadığımız coğrafyanın bize sunduğu önemli ürünlerden biri... Sektörde yer alan irili ufaklı yaklaşık 500 firma, yılda 25 bin ton bal üretiyor. 300 milyon dolarlık pazarda yer alan bu firmalar, bir yandan birbirleriyle diğer yandan da haksız rekabetle mücadele etmek durumunda kalıyor

Eklenme Tarihi : 08 Şubat 2010 Pazartesi
bal-sektoru-cikis-ariyor
Özlem ELGÜNTürkiye, arı varlığı, topografik yapısı, çiçeklenmeye uygun mevsimleri, geniş flora sahaları, bal verimi yüksek kır çiçekleri, endüstri bitkileri, kızılçam ormanları gibi doğal kaynaklara sahip olması nedeniyle dünya bal üretimi sıralamasında önemli bir yere sahip. Ülkemiz toplam arı varlığı bakımından Çin ve Hindistanın ardından, bal üretimi bakımından da Çin ve Arjantinin ardından üçüncü sırada. Ülke genelinde özellikle son yıllarda yaşanan iklim değişikliklerine bağlı kuraklık, üreticinin borçlarını geri ödemede zorluk yaşaması, yan sanayinin gelişmemesi gibi nedenlerle zor durumda olan bal sektörü, ekonomik krize rağmen verimli bir yıl geçirdi. Olumlu gelişmeler yaşanmış olsa da, arıcılık sektörünün çözüm bekleyen birçok sıkıntısı bulunuyor. Söz konsuu sıkıntıları ve sektörün durumunu Bal Paketleyicileri, İhracatçıları ve Sanayicileri Derneği (BALDER) Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmakla konuştuk BALDER kimler tarafından, ne zaman kuruldu? Şu anda kaç üyeniz var?Bal Paketleyicileri, İhracatçıları ve Sanayicileri Derneği (BALDER), 2006 yılının Mart ayında kuruldu. Şu anda derneğimize bağlı 21 üyemiz bulunuyor. Derneğin amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?Derneğimiz, bal paketleyicileri, ihracatçıları, sanayicileri ve tedarikçilerinin koordinasyonuna, gelişmesine ve sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak, tağşiş ve taklitle mücadele etmek, kaliteli bal üretimini teşvik etmek ve tüketicinin kaliteli bal tüketmesini sağlamak amacıyla kuruldu. Böylelikle iç tüketimi artırmak, pazarı genişletmek, ülke ekonomisinin gelişimini ve Türkiyede ticari, sınaî ve sosyo-ekonomik ilerlemeyi teşvik etmeyi hedefliyoruz. BALDER, Avrupa Birliği Gıda ve İçecek Endüstrileri Konfederasyonu (CIAA) üyesi olan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonunun bal sektöründeki tek üyesi. Öncelikli hedeflerimiz arasında; Türkiye bal pazarının geliştirilmesi, Türk ballarının dünya piyasalarında itibarının artırılması, kamuoyunun hakiki ve sağlıklı bal konusunda bilinçlendirilmesi geliyor. Bu amaçla kampanyalar ve tanıtım çalışmaları düzenlenmesini de görevlerimiz arasında sayıyoruz. Geçtiğimiz yıl içinde, sektörümüz için oldukça önemli olan bir çalışmaya dernek olarak imza attık. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının AB Uyum Yasaları çerçevesinde yürüttüğü İyi Hijyen Uygulamaları Projesi kapsamında, toplam 24 sektör için rehber hazırlanması planlandı. BALDERin desteğiyle hazırlanan Bal Sektöründe İyi Hijyen Uygulamaları adlı rehberimiz, bu projenin ilk uygulaması olarak yayınlandı. Tarım Bakanlığı ile ortaklaşa hazırladığımız bu rehber, bal dolum ve paketlemesi yapan veya böyle bir tesis kurmayı hedefleyen küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik olarak, ürün güvenliğini sağlamak ve ürün güvenliğine yönelik tehditlerin ne şekilde kontrol altına alınabileceğini açıklamak üzere hazırlandı. Rehberde, balın kabulünden başlayarak tüketiciye ulaştığı son noktaya kadar, içerebileceği fiziksel, mikrobiyolojik ve kimyasal tehlikeler ve bunların, balın işlenmesi sırasında ne şekilde önlenip kontrol altında tutulabileceği açıklandı. Ürün özellikleri ve ilgili kritik limitler verildi. Bir bal dolum tesisinde uyulması gereken yasal zorunluluklar da dahil, asgari hijyen uygulamaları tarif edildi ve daha ileri uygulamalar da yol gösterici olarak açıklandı. 3 bin adet basılarak sektörün tüm ilgililerine dağıtılan rehber, ayrıca, yine Bakanlığımız ile birlikte düzenlediğimiz bir eğitim toplantısıyla sektör temsilcileri ile paylaşıldı. Gelen talepler üzerine eğitimi tekrarlamayı planlıyoruz. Öte yandan derneğimiz, uluslararası alanda da Türk bal sektörünü en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. Derneğimizin daimi teknik danışmanı Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ve Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Sunay, International Honey Commission (IHC) üyesi olarak, ülkemizi temsilen komisyonun yıllık toplantı ve seminerlerine katılarak, ülke imajını korumaya ve pekiştirmeye yönelik sunumlar yapıyorlar. Bal sektörünün büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz? Bu sektörde faaliyet gösteren kaç firma var, bunların toplam üretim kapasiteleri nedir?Türkiyede bal rekoltesi ortalama yıllarda 50 bin ton dolaylarında gerçekleşiyor. Bu tonajın yarısı açıkta satılan ballar. Sektörde yer alan irili ufaklı yaklaşık 500 firma ise geri kalan 25 bin tonu sağlıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiyenin 30 milyar dolar seviyesindeki tarım ürünleri pazarında bal sektörü, yaklaşık 300 milyon dolarlık büyüklüğe sahip. Ancak, bitkilerin tozlaşarak üremesini sağlayan en önemli faktörlerden biri de arılar. Bu nedenle arıcılığın tarım sektörü içindeki payı küçük (yüzde 1) görünmesine rağmen, tarımsal üretime 5 milyar doların üzerinde katkı sağlıyor. Peki, yıllık kişi başı bal tüketimi ne kadar? Kişi başı bal tüketimi Avrupada, yılda 1,5 kilogram civarındayken, Türkiyede yılda 650 gram dolaylarında. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere, bir bal ülkesi konumunda olan Türkiyede bal tüketimi düşük seviyelerde... Kovan sayısı bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasında olan Türkiye, hem kovan başı verimlilik hem de tüketim açısından yeterli düzeyde değil.Bal sektörü ihracat konusunda ne durumda?Arıcılık, dünyada yapılan en yaygın tarımsal faaliyetler arasında sayılıyor. Günümüzde, dünyada yaklaşık 56 milyon arı kovanı bulunuyor ve bunlardan yaklaşık 1.3 milyon ton bal üretiliyor. Üretilen balın 1/3ü ticarete aktarılıyor ve bal ihracatının yüzde 90ı 20 dolayındaki bal üreticisi ülkeden yapılıyor. Kovan başına ortalama dünya bal üretimi 20 kilogram dolayında, bu değer Çinde 33, Arjantinde 40, Meksikada 27, Kanadada 64, Avustralyada 55, Macaristanda 40 ve Türkiyede 16 kilogram civarında. Bu ülkeler aynı zamanda dünyanın en çok bal ihraç eden ülkeleri. Dünyada en çok bal ithal eden ülkeler ise; Almanya, ABD, Japonya, İngiltere, İtalya, İsviçre, Fransa, Avusturya ve diğer Avrupa ülkeleri. Bu ülkelerden Almanya, yalnız başına Türkiyenin bal üretiminden daha fazla bal ithal ediyor. (Kaynak: T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, Ortak Piyasa Düzenleri Alt Çalışma Grup Raporları) Çam orman alanları bakımından zengin olan ülkemizde üretilen çam balları, başta Almanya olmak üzere, AB ülkelerine ihraç ediliyor. Türkiye, dünyada yaklaşık yüzde 95 oranlarında tek üretici olduğu çam balı ile ihracatta büyük bir fırsata sahip. İhracat rakamlarımız doğrudan rekolteye bağlı. Verimli rekolte elde edilemeyen yıllarda ballarımız öncelikle iç pazara sunuluyor. İstanbul İhracatçı Birlikleri rakamlarına göre 2008 yılında Almanya, Arnavutluk, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Danimarka, Hong Kong, Irak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan ve Suudi Arabistana yaklaşık 650 ton ihracat yapıldı. 2009 yılında gerçekleşen ihracat miktarı ise Almanya, Amerika, Arnavutluk, Avusturya, Danimarka, Irak, İspanya, Japonya, Kuveyt, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Macaristan, Moğolistan, Suudi Arabistan, Ürdüne yaklaşık toplam bin ton. Balda verimlilik sorununun aşılması ile ürün, makine ve ekipmanda kalite standardizasyonuna gidilmesi, ülkemizin önemli bal ihracatçı ülkeleri arasına girebilmesini sağlayacaktır. Hileli bal pazarı konusunda neler söyleyeceksiniz? Balın sahte olduğunu anlamanın bir yolu var mı? Bu konuda neler yapılabilir?Günümüzde balla ilgili problemlerin başında, tüketiciyi aldatmaya yönelik uygulamalar (arının şeker şurubu ile beslenmesi, bala çeşitli şeker şuruplarının doğrudan ilave edilmesi) ve bazı bal ambalajlayan firmaların teknik donanım ve bilgi eksikliği nedeniyle balın doğal yapısını ve özelliklerini bozabilecek işlem uygulamaları geliyor. Balın kalitesini (hileli olup olmadığını, ilaç kalıntısı içerip içermediğini) sadece balın tadından, kokusundan ya da görüntüsünden anlamak mümkün değil. İster petek, ister süzme olsun, gerçek balı sahtesinden ayırmanın en doğru, sağlıklı ve emin yolu, laboratuar analizleri ile balın yapısının analiz edilmesidir. İleri teknoloji ile donatılmış laboratuarlarda, deneyimli uzmanlarca yapılacak analizler, gerçek balın sahtesinden kuşkuya yer vermeyecek biçimde ayırt edilmesini sağlar.Sahte baldan sakınmak için:Marka balı tercih edin: Balın kalitesini tadarak ya da başka herhangi bir duyusal özelliğinden anlamak mümkün değil. Açıkta satılan ballarda risk tüketicinin, markalı ballarda ise ambalajlayan firmanındır.Markayı sorgulayın, etiketi okuyun: Bal satın alırken etiketinin incelenmesi büyük önem taşıyor. Tüketiciler, ucuz bal alma yanılgısıyla bal olmayan, ancak, etiketine dikkatlice bakıldığında bal aromalı şurup olduğu anlaşılabilen, balın hiçbir faydasını taşımayan ürünleri, bal niyetiyle satın alarak yanılabiliyor. Alınan balın markasının yıllar içerisinde kendini kanıtlamış, güvenilir bir marka olmasına, üründe parti numarası, dolum tarihi, son kullanma tarihi, firma adı adresi, telefonu gibi ürün ve firma kimliğini açıkça belli eden ibarelerin bulunmasına ve kapakta garanti bandı olmasına dikkat edilmeli. Tüm bunlara ek olarak markayı üreten firmanın kalite kontrol sistemini ve bal konusunda uzman, deneyimli kadroya sahip olup olmadığını, hijyen şartlarda üretim yapıp yapmadığı sorgulanmalı.Bal sektörünün son birkaç yılı nasıl geçti? Sektördeki en büyük sorunun ne olduğunu düşünüyorsunuz?Sektörümüzde tüm dünyada yaşanan sorunların en önemlisi, balda rekolte düşüklüğüdür. Rekolte, başta iklim olmak üzere pek çok değişkene bağlı. Küresel ısınmadan kaynaklanan kuraklık ve arı kayıpları nedeniyle Türkiyedeki bal rekoltesi, 2006 yılından başlamak üzere özellikle 2007 hasat döneminde yüzde 40lara varan oranlarda düştü. 2007 yılında toplam 20 bin ton dolaylarında, 2008 yılında gerçekleşen iklim koşulları çerçevesinde ortalama seviyelere yakın bir düzeyde, 2009 yılında ise özellikle çam balında oldukça iyi bir rekolte elde edildi. Sektörde öncelikli olarak ele alınması gereken konulardan biri, balda verimlilik artışı sağlanması. Ülkemizde 1617 kilogram olan ortalama kovan başı üretim bazı ülkelerde 4060 kilogramlara kadar çıkabiliyor. Kovan başına verimlilik artışını sağlamakta eğitimin katkısı öncelikli Arıcılarımızın eğitimi ve arıcılıkta modern ekipman ile malzemelerin kullanılması; sektörün gelişimi ve kovan başına bal veriminin artırılarak, kaliteli ve sağlıklı bal üretiminin sağlanması adına son derece önemli bir konu. Ülkemizde arıcılık faaliyetleri modernize edilerek, arıcılarımızın bu mesleği daha profesyonel olarak yapmaları sağlanmadıkça, sektörel sorunlara kalıcı çözümler üretmek mümkün değil. Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız bu konuyu sürekli olarak desteklemeli ve ayrıca sektörde birlik, dernek ve firmalar da bu konuda ortaklaşa çalışmalar yürütmeli.Firmalar rüşdünü ispat etmek istiyorSektörde varlık gösteren firmalar, özellikle son zamanlarda ortaya çıkan sahte bal haberlerinden muzdarip. Görünüşünden ya da tadından gerçek olup olmadığı anlaşılamayan bal, bu nedenle sahte üretimlere meydan verebiliyor. Bu da usulüne uygun üretim yapan firmaları zan altında bırakıyorAltınpetek Genel Müdür Yardımcısı Serkan GüntaşOrta ve Doğu Anadolu Bölgesinin yayla ballarını toplayarak sektördeki bazı firmaların bal ihtiyaçlarını tedarik eden Altınpetek, 1997 yılında kuruldu. Şirketin kurucusu A.Cebbar Güntaş, firmadaki aktif görevinden çekildi ancak fahri ve manevi bağını kesmedi. Benim ve Serdar Güntaşın içerisinde bulunduğu yeni yapılanmayla birlikte ürünlerin ambalajları yenilendi ve yeni ürünler belirlendi. Kamuoyunda bal ile ilgili genellikle yanlış bilgiler dolaşıyor. Balın sahte olup olmadığı bakarak değil, laboratuar ortamında anlaşılır. Gerçek bal soğuk ortamda şekerlenir, yani kristalize olur. Sahte balda ise bu durum gerçekleşmez. İnsanların en çok yanıldığı konu bu... Gerçek bal kıvamlıdır, hafif bir kokusu vardır ve koku dışında başka bir tat bırakmaz. Sahte bal ise çok tatlıdır, ağızda değişik aromalar bırakır. Kıvamsızdır, kesik kesik akar. Piyasada sahte bal ya da bal adı altında satılan şuruplar çok ve daha düşük maliyetli olduğundan, ucuza satılıyor. Bu da bal piyasasını etkiliyor. Öncelikle tüketicinin bu konuda bilinçli olması gerekiyor. Anavarza Bal Genel Koordinatörü Can Sezen1979 yılında Süleyman Sezen tarafından kurulan firmamız, hayvancılık ve perakende sektöründen sonra Anavarza markası ile bal sektörüne girdi. Fabrikamız, ülkemiz bal üretiminin yaklaşık yüzde 40ının sağlandığı Adanada. Bu bölgede yaklaşık 5 bin arıcı ailesi yaşıyor. Biz de ürünlerimizi buradaki arıcılardan temin ediyoruz. 450 metrekarelik tesisimiz, gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla kısa bir sürede 3 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 10 bin metrekarelik entegre bal üretim tesisi haline geldi. Firmamızda yaklaşık 100110 kişiyi istihdam ediyoruz. TSE, ISO 22000in yanı sıra balda tek olan BRC belgesine sahibiz. Sektöre girdiğimizde Türkiyede çiçek ve çam balı olmak üzere iki çeşit ürün vardı. Biz bu ürünlerin haricinde kevenkekik, narenciye çiçeği, kestane çiçeği balını ve en önemlisi Türkiyede ilk ve tek olan krem balı üreterek ülkemizde çeşitliliği artırdık, sektörde yeniliklerin öncüsü olduk. 2010 yılı ve sonrasında Türkiyenin her yerinde kahvaltıların tek ortak damak tadı olmayı hedefliyoruz. Üniversitelerle işbirliğimiz ve Ar-Ge çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Müşterilerimize yeni ürünler ve yeni lezzetler tattırmaya devam edeceğiz. Bal sektörüyle ilgili en önemli sıkıntı, gerek ürünleri satan pazara arz eden kısım, yani satıcılar gerekse talebi oluşturan tüketiciler, bal ile ilgili yeterli bilgiye sahip değil. Firmalar bugüne kadar pek fazla bilinçlendirme çalışması yapmamış. Oysa yapılması gerektiği aşikâr... Biz, Anavarza Bal olarak, 0322 444 13 93 numaralı Alo Bal Bilgi Hattını aktif hale getirerek, bal hakkında bilinmesi gereken önemli detayları herkese ulaştırmaya çalışıyoruz. Buna bizimle birlikte sektördeki tüm firmaların dâhil olması gerekiyor. Bir diğer konu ise sektörde pek fazla oyuncu olmamasına rağmen birleşip bir dernek çatısı altında toplanamamamız. Elbette sivil inisiyatif dediğimiz dernekler, sektörü büyütmek açısından oldukça faydalı. Ancak bu dernekleri kurmaya öncülük yapan firmalar, kendilerini anlatmak ya da kurumlara kendini ispat etmek yerine sektörü anlatmaya çalışmalılar. Kurucuların ana teması markaları değil, genel olarak sektör olmalı. Bu yapılamadığı için, az sayıda firmanın yer aldığı bal sektöründe etkisi fazla olmayan dernekler kuruldu. Bence bu yapının sektöre de kendini anlatmaya çalışan firmalara da faydası yok.Balarısı Gıda Mühendisi Ürün ve Ar-Ge Müdürü Fatih UygurBal, her yaştan insanın sağlıklı beslenmesinde önemli bir yer tutuyor. Balarılarının çeşitli bitkilerden topladığı özsulardan ürettiği bal, besleyici değeri son derece yüksek, enerji verici, doğal bir gıda maddesi... Zengin bir içeriğe sahip olan bal, lezzetiyle de kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden. Balın sağlıklı beslenmede yetişkinler için olduğu kadar, çocuklar için de taşıdığı önemin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Firmamız, balla 1973 yılında tanıştı. 1991 yılından bu yana da sektörün önde gelen bal dolum ve ambalajlama firmalarından biri olmaya devam ediyor. Sektörde büyümeyi ve sürekli gelişmeyi hedefleyen firmamız, Eylül 2006dan bu yana 4 bin 500 metrekaresi kapalı, toplam 11 bin metrekarelik bal dolum ve paketleme tesisiyle, faaliyetini Düzce Organize Sanayi Bölgesinde sürdürüyor. Fabrikamızın günlük 10 ton, yıllık 2 bin 500 ton kapasitesi bulunuyor. Sektörde yaşanan sıkıntıların başında balla ilgili çıkan olumsuz haberler geliyor. Gerçek balın gözle ya da tadılarak anlaşılması olanaksız. Ancak konusunda uzman kişilerin yaptığı ayrıntılı laboratuar analizleri ile anlaşılabilir. Analiz sonuçları Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olmalı. Tüketiciler, etiketinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığının üretim izni olan, güvenilirliğini ve kalitesini kanıtlamış, denenmiş, markalı ballar tercih edilmeli. Diğer bir sıkıntı ise balın kristalize olması... Bal üreten, satan veya tüketen herkes balın zamanla kristalize olduğunu, yani akıcılığını kaybederek sertleştiğini görmüştür. Tüketiciler böyle ballara şeker karıştırılmış veya şekerden yapılmış nazarı ile bakarak büyük bir yanılgıya düşüyor. Bu husus, bal pazarlaması esnasında alıcı ve satıcıların karşılaştıkları en önemli sorun. Oysa balın kristalleşmesi kaliteyi etkilemeyen, tamamen doğal bir olay Binboğa Genel Satış ve Pazarlama Müdürü Bülent KayabaşKurumumuz 1972 yılında, Adanada, arıcılar tarafından kooperatif olarak kuruldu. O günden bugüne üretici, satıcı ve tüketici memnuniyetini esas alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yıllık paketleme kapasitemiz 3 bin ton. Ortaklarımızın ürettiği bütün balları kooperatifin laboratuarlarında belirli testlerden geçirerek alıyoruz. Balları kendi içerisinde endüstriyel bitki balları ve kır çiçeği bitki balları olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Kurumumuz, satış ve pazarlama olarak dört ayaküstüne kurgulandı: Birincisi bayi, ikincisi ulusal marketler, üçüncüsü private label, dördüncüsü ise ihracat ayağı. İç piyasada kavanoz ve catering gurubuna paketlediğimiz ballar, kır çiçeği bitki ballarından derleniyor. Çiçek, çam ve geven ballarının dolumu çeşitli gramajlarda yapılıyor. Sektörümüzde yaşanan en büyük sıkıntılardan biri, girdi maliyetlerinin yüksekliği yüzünden dünya piyasasında rekabet gücümüzün zayıf olması. Burada kovan başına elde edilen kilogram farklılığı da göz ardı edilmemeli. Türkiye dışındaki birçok ülkede kovan başına kilogram ağırlığı bizdekinden daha yüksek. İç piyasada balın kayıt dışı satılması söz konusu. Bu durum hem sağlık açısından tehdit oluşturuyor hem de gayri safi milli hâsıla olarak da ülkeye ciddi zarar veriyor. Bunun yanında sahte bal yapanları da tetikliyor.Erkut Gıda Genel Müdür Kudret Kıratlı1992 yılında kurduğumuz firmamız, bin 300 metrekare kapalı alana sahip fabrikada ISO 22000:2005 Gıda Güvenliği Sistemine uygun, yıllık 2 bin 81 ton bal işleme kapasitesine sahip. Erkut ve Kovan Bal markalarımızla beraber Carrefour ve Dia gibi birçok zincir markete private label da üretiyoruz. Yeni ambalaj ve çeşitteki ürünlerimizi de satış noktalarına sunmaya başladık. Ambalajlı ürün ihracatı yaparak, markalarımızı yurt dışında tanıtmaya devam ediyoruz. Yurt dışından genellikle hammadde bazında talepler geliyor. Fakat biz, yurt dışına Türk malı ibaresinin olduğu ambalajlı ve markalı ürünlerin gönderilerek orjin ballarımıza sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz. Baldaki kalite standardının en üst noktada olması için, iyi hijyen uygulamaları ve uygun teknolojinin sağlanması ile beraber izlenebilirlik sistemi oturttuk. Müstahsil bazındaki eksikliklerin tamamen ortadan kaldırılması için iç ve dış laboratuar sonuçlarına dayanarak yazılı ve sözlü bilgilendirmeye ve birebir eğitime önem veriyoruz. Şu an sektördeki en önemli sorun, bal aromalı şurupların bal ibaresi altında satılması. Bazı tüketicilerin bunu ayıramaması önemli... Bal olmayan bir üründe bal kelimesi hiçbir şekilde geçmemeli. Doğa koşullarında çalışan binlerce bal üreticisine ve GDOdan uzak, zengin ballı bitkiler florasına sahip ülkemizde balı kriz ortamında ciddi bütçeler ayırarak tüketiciye sunmaya çalışırken, aromalı yapay şurupların üretimini gereksiz ve haksız rekabet olarak görüyoruz. Satış noktaları ile tüketici bazında yaratılan bilgi kirliliği ve özellikle bal için oluşturulan korku psikolojisine engel olarak, net bilgi akışını taviz vermeden sağlamaya devam edeceğiz. Perçin Group Bölge Müdürü Adil BalyemezFirmamız üretime 1957 yılında şeker sucuğu ve şekerleme imalatı ile başladı. Üretimin yanında gıda toptancılığı yaparak 1984 yılında kendi bölgemizde yedi şubelik bir perakende marketler zinciri kurduk. 1996 yılından bu yana da bal sektöründe toptancılık yapıyoruz. 2008 yılında bin metrekaresi kapalı olmak üzere 10 bin metrekare alanda günlük 15 ton bal paketleme kapasitesine sahip kendi tesisimizi kurduk. Perçin markası ile tüm Türkiyeye ve ihracat kanalları ile de Avrupa ve diğer ülkelere birinci sınıf, kaliteli ve lezzetli ürünlerle hizmet vermeyi hedefliyoruz. Her sektörde olduğu gibi balda da olumsuz durumlar mevcut. Balın kalitesi konusunda tüketicilerimizin birçoğu yeterli bilgiye sahip değil. Bu da piyasada bal adı altında satılan şuruplar ve merdiven altı diye tabir ettiğimiz sağlıksız ortamda satışa sunulan, gerekli analizleri yapılmamış ballarla pazar sağlanmasına yol açıyor. Dolayısıyla Türk Gıda Kodeksine uygun üretim yapan firmalar da olumsuz etkileniyor.Power Vital Genel Müdürü Cuma AvcıPower Vital, 2005 yılında bal ve doğal ürünler pazarında faaliyet göstermek üzere kuruldu. İkitellide bin 200 metrekare alanda yer alan fabrikamızda günlük 15 ton (aylık 450 ton) üretim yapıyoruz. Ürünlerimizde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin yüksek kaliteli, doğal yapısı bozulmamış ballarını kullanıyoruz. Üreticilerden aldığımız ballar zengin çiçek florasıyla dikkati çekiyor. Toplanan ballar son teknolojiye sahip tesislerimizde laboratuar analizleri yapıldıktan sonra el değmeden paketleniyor. Bal grubunda yer alan ürünlerimiz: Power Vital Special Balı, Çiçek Balı, Petek Balı, Ballı Tahin, Ballı Kudret Narı, Bal-Arısütü-Polen Karışımı ve Haşhaşlı Bal. Bütün ürünlerimiz Tarım Bakanlığı onayı ile piyasaya sürülüyor. Aynı zamanda ISO 90012000 ve ISO 220002005 sertifikalarına sahibiz. İsviçrede düzenlenen Altın Marka yarışmasında En İyi Gıda Markası ödülü aldık. Bal grubumuzun yanı sıra üzüm, dut, keçiboynuzu pekmezi, arı sütü, polen çeşitlerimiz, nar ekşisi, haşhaş ezmesi, bitkisel çaylar, vücut direncini geliştirici doğal tabletler gibi ürünlerimiz de mevcut. Yine gıda takviyeleri olan arı sütü tableti, ginseng tablet, gingko biloba, ekinezya, lahana ve epimedium tabletlerimiz de var. Önümüzdeki aylarda ıhlamur ve papatya gibi yaklaşık 100 çeşit doğal bitki grubunu paketleyip piyasaya sunacağız. Anadolunun kaybolmaya yüz tutmuş tatlarını yeniden keşfederek bal ile birleştirdik. Üretimimizde annelerimiz ve ninelerimizin hazırladığı tariflerden esinlendik. ABD, Almanya, Belçika, Fransa, İsviçre, Hollanda, Danimarka ve Katar başta olmak üzere Avrupanın pek çok ülkesine ballı tahin, haşhaşlı bal, pekmez ihracatı yapıyoruz. Kurulduğumuz günden beri her sene yüzde 150 ciro artışı yakaladık. Şu an 35e yakın ürün çeşidimiz var. Bu rakamı 2010 yılı içerisinde 50ye çıkarmayı hedefliyoruz. Bilindiği gibi ülkemizin bitki florasının zengin, uçsuz bucaksız yayla ve dağ yamaçlarının da sanayiden uzak oluşu, Türkiyeyi dünya bal pazarında avantajlı hale getiriyor. Ülkemizin balları, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgesinde zengin çiçek çeşidi sayesinde yurt dışında seviliyor ve talep görüyor. Buna rağmen girdi maliyetlerinin düşük olması ve arıcıların yeterince teşvik edilmemesi nedeniyle sektörümüz hak ettiği yerde değil. Türkiyede üretilen balın dünyanın pek çok ülkesine göre pahalı olması, uluslararası pazarlarda işletmeleri rekabet edemez duruma düşürüyor. Bu durum merdiven altı diye tabir edilen sahte balların türemesine ve yurt dışından kaçak yollarla giren balların piyasaya hakim olmasına yol açıyor. Türkiyede arıcılık ve bal işletmeleri desteklenirse, dünya bal üretiminde söz sahibi oluruz. Her sektörde olduğu gibi bal sektöründe de kötü örneklere rastlanabiliyor. Kimi zaman ortaya atılan spekülasyonlar sektörü karalıyor. Artık firmalar dünya standartlarında üretim yapıyor ve çok sıkı denetleniyor. Tüketiciler fiyatı aşırı düşük baldan sakınmalı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının verdiği üretim iznine dikkat etmeli. Seğmen A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz SeğmenSeğmen, ticari faaliyetlerine üç kardeşten oluşmuş bir aile şirketi olarak 1938 yılında Ankarada başladı. 1958 yılında kolektif şirkete dönüşümünü gerçekleştirdi. 1987 yılından bu yana da anonim şirket olarak bugünkü modern fabrika çatısı altında faaliyetlerine devam ediyor. Reçel, diyabetik reçel, bal, helva, diyabetik helva, fındık kreması, tahin, pekmez, tahinli pekmez, kuruyemiş, baharat ve bakliyattan oluşan geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Reçellerimiz mevsiminde IQF tekniğiyle işlenip, eksi 40 derecede dondurularak muhafaza edilen meyvelerden yapılıyor. Meyveleri Mayıs-Ağustos ayları arasında temin ediyoruz. Çilek, ahududu ve böğürtlenleri Bursa Uludağın zirve köylerinden, vişneleri Afyon ve Konya yöresinden, kayısıları ise Malatyadan alıyoruz. Reçel çeşitlerimizi hiçbir suni renk ve koku maddesi kullanmadan, tamamen tabii meyvelerden üretiyoruz. Ürün yelpazemizi genişletme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Birinci hedefimiz ticari kazanç değil, tüketiciye sağlıklı ürünlerle hizmet verebilmek. Genç nesil, mutfak ve yemek kültüründen uzak yetişiyor. Bu nedenle hazır gıda tüketimi ve dolayısıyla kilo problemleri artıyor. Geleneksel damak tadımız olan doğal besinleri tüketmeli; enerjimizi, sağlığımızı bu ürünler sayesinde korumalıyız.Bu haber Market dergisinden alınmıştırYarın: Adese Alışveriş Merkezleri Satın Alma Müdürü Adil Uzun, Akyurt Satın Alma Uzmanı Aslıhan Korkusuz Kaya, Biçen Taze Gıda Kategori Yöneticisi Yener Güneş, Ekoroma Pazarlama Müdürü Hürol Kuralay, Fon Gıda Satın Alma Yetkilisi Nurten Öztürker Topçu, Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, Özhan Satın Alma Sorumlusu Şule Arslan, Uyum Gıda Mühendisi Didem Darıcı'nın görüşleri ile devam edeceğiz
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive