Soğutma Sektöründe Karlar Eriyor...

Soğutma Sektörünü, firmaları, sorunları, temsilcilerinin görüşleri ve tarihçesiyle büyüteç altına aldık

Eklenme Tarihi : 28 Kasım 2007 Çarşamba
sogutma-sektorunde-karlar-eriyor
Onlarca firmanın kıyasıya rekabet içinde olduğu bir sektör ve bu sektörü, verdiği bilinçsiz kararlarla olumsuz yönde et-kileyen müşteriler... Avrupa Birliği kriterlerine uyum çalışmaları çerçevesinde alınacak önlemlerin, sektörde önemli bir revizyona yol açması bekleniyor. Marketlere hitap eden başlıca tedarikçi sektörlerden olan Soğutma Sektörünü; firmaları, sorunları, temsilcilerinin görüşleri, tarihçesiyle büyüteç altına aldık Soğutma sektörü, Türkiyenin kuşkusuz en karmaşık sektörlerinden bir tanesi. Sektör içerisindeki hiçbir aktör, sektörün şu anki durumundan memnun değil. Bir tarafta Avrupa Birliği kriterlerinin dayattığı makinalaşma ve seri üretim, diğer tarafta standart üretim dışına çıkabilme imkanı sağlayan el işçiliği... AB kriterlerinin, merdiven altı firmaları bitireceğini ve az sayıda firmanın ayakta kalacağını düşünenler yanında, AB sayesinde Türk soğutma firmalarının büyük atılım yapacaklarını düşünenler de var. Tüm soğutma firmalarının, Türkiye piyasasında farklı hedefleri olsa da, sonuç olarak hepsinin ortak bir hedefi var: İhracat... Sektörün en büyük şikayet konusu ise haksız rekabet. Sektör temsilcilerinin söylediğine göre, soğutma sektörünün müşterisi genel olarak bilinçsiz. Doğal olarak karşılaştırabileceği tek konu da fiyatlar oluyor. Böyle bir ortamda da, kaliteli malzeme kullanıp, işi pahalıya getiren firma zarar etmeye başlıyor. Peki burada, müşteriyi bilinçlendirme görevi kime düşüyor? Tabii ki bu işten en fazla zarara uğrayan firmalara... Yani kaliteden ödün vermeyen soğutma firmalarının, aynı zamanda müşterilerini bilinçlendirme gibi bir misyonu da üstlenmeleri gerekiyor. Böyle bir misyonu taşıma kararlılığı içerisinde olan Ekip Mühendislik AŞden Makina Mühendisi İsmail Serinelin katkılarıyla, Market okurları için, Merkezi Soğutma Sisteminin genel özellikleri, kullanım avantajları ve periyodik bakımlarıyla ilgili bir dosya hazırladık. Merkezi Soğutma Sistemi ile, Lokal Soğutma Sistemini karşılaştırdığımızda görülüyor ki, çok fazla soğutucu kullanan marketler için, Merkezi sistem çok daha avantajlı... Merkezi Soğutma İn, Lokal Soğutma Out Genel bir tanım olarak Merkezi Soğutma Sistemi, gıdaların, ilaçların ve kimyevi maddelerin soğuk teşhir ve muhafazasında kullanılan teşhir dolaplarının yada soğuk hava depolarının soğutma ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış cihazlardır. Genel kullanım alanları gros marketler, hiper marketler, süper marketler, soğuk hava tesisleri, soğuk odalar, ilaç muhafaza odaları, gıda şoklama ve derin donduruculardır (deep freeze). İki veya daha fazla kompresörün seri bağlanması ile meydana getirilirler. Bir merkezi soğutma sisteminde genel olarak bulunan komponentler şunlardır : Kondenser (yoğuşturucu), kondenser fanları, evaporatörler (buharlaştırıcı), likit deposu (receiver), emiş akümülatörü, yağ ayırıcı, yağ deposu, termostatik genleşme valfleri (Expansion valf - TXV), titreşim önleyiciler, yağ regülatörleri, çek valfler, kurutucu filtreler (dryer), selenoid vanalar, gözetleme camları, açma ve kapama valfleri, elektriksel kumanda ve emniyet sistemi, elektronik kontrol cihazları, basınç kontrol otomatikleri. Merkezi ve Lokal Soğutma karşılaştırması Merkezi soğutma sistemiyle çok sayıda soğutulacak hacmin tek bir merkezden soğutulması ve kontrol edilmesi esas alınmıştır. Lokal soğutmada ise soğutulacak herbir hacim için daha küçük kapasiteli bir soğutucu cihazın kullanımı gerekmektedir. Örneğin bir soğuk hava tesisinde 20 adet soğuk hava deposu olduğunu varsayalım. Tek bir Merkezi Soğutma Sistemiyle tüm soğuk hava tesisini soğutmak ve ayrı ayrı kontrol etmek mümkün iken, Lokal Soğutma yöntemiyle yirmi adet soğutucu cihaza (condensing unit) ihtiyaç duyulacaktır. Merkezi Soğutma Sisteminin Lokal Soğutma seçeneğine karşı bazı avantajları bulunmaktadır. Bu avantajları şöyle sıralayabiliriz: Merkezi Soğutma Sisteminin genel maliyeti (Kurulum + İşletme maliyeti), Lokal soğutma sistemlerinin genel maliyetlerine göre daha ekonomiktir. Merkezi sistemin yüzde 30lara varan bir ekonomi sağladığı bilinmektedir. Kullanılan herbir lokal soğutucu için ayrı ayrı servis ve bakım hizmeti verilmesi gerekirken, Merkezi sistem için bir servis/bakım hizmeti verilmesi yeterli olacaktır. Ortalama ayda 2 kez servis/bakım hizmeti verildiğini düşünürsek -Türkiye şartlarında bu sayı ortalama 3-4 seviyelerindedir- işletme maliyetleri açısından fark oldukça fazladır. Soğutma sistemlerinde en fazla arızalanan parça kompresördür. Lokal soğutma uygulamalarında çok sayıda soğutma cihazı söz konusu olduğu için kompresör sayısıda buna bağlı olarak fazla sayıdadır. Yine 20 adet soğuk odanın bulunduğu soğuk hava tesisini örnek verirsek, lokal soğutma cihazından 20 adet kullanılması gerekir ki bu da 20 adet kompresör demektir. Merkezi Soğutma Sistemi uygulamasında ise 3 kompresör yeterlidir. Arıza riski oranı 1/6,8 dir. Merkezi Soğutma Sistemi, tüm sistemin soğutma ihtiyacına göre çalışır ve kompresörler sıralı şekilde devreye alınır ve devreden çıkarılır. Sistem rejime ulaştığı zaman kompresörler stand-by konumuna döner. Buna bağlı olarak elektrik sarfiyatı da azalır. Örneğin 20 soğuk odanın 6 tanesinde soğutma ihtiyacı yoksa kalan 14 soğuk oda için 2 kompresörün çalışması yeterlidir. Lokal soğutma cihazları da aynı mantıkla çalışır. Ancak lokal soğutma cihazlarının elektrik sarfiyatı sabittir. Bu nedenle ekonomik değildir. Soğutma Sistemi için tesiste ayrılacak alan açısından bakıldığında da Merkezi soğutma sistemi, lokal soğtuculara göre de 4-5 kat avantajlıdır. 20 adet lokal soğtucuyu koymak için 40-50 metrekare alan ayrılması gerekirken, merkezi sistem için 10-15 metrekare yeterlidir. Kullanım alanlarındaki mecburi alan kayıpları açısından bakıldığında da Merkezi sistem avantajlı görünmektedir. Merkezi sistemin bir başka avantajı da kumanda ve kontrol sistemindedir. Merkezi sistem üzerinde yer alan basınç ve elektrik kumanda sistemi, herbir lokal soğutucuda da bulunmaktadır. Yine aynı örnekten hareket edersek, alçak-yüksek basınç otomatiğinden bir merkezi sistemde bir adet (bazı sistemlerde 3 adet) bulunması gerekirken 20 adet lokal soğutucuda 20 adet bulunması gerekmektedir. Aynı durum elektrik kumanda sistemindeki sigorta, kontaktör ve termik için de geçerlidir. Tüm bu malzemeler hem servis-bakım maliyetleri bakımından hem de arıza riskleri bakımından büyük fark yaratmaktadır. Bir başka unsur da kullanıcılar tarafından en çok şikayet sebebi olan ses konusudur. Kompresörler ve kondenser fanları çalışırken bir ses meydana gelir. Merkezi sistemin oluşturduğu sesin seviyesi 60-70 dB/10m iken, 20 adet lokal soğutucunun ses seviyesi 80-100 dB/10m civarındadır. Her iki sistem için de ses izolasyonu ile ses seviyelerinin azaltılması mümkündür. İlklerin adı: Ahmet Yar Türkiyenin en büyük soğutma firmalarından Ahmet Yar AŞnin tarihi, firmanın sadece teknolojik gelişmelerin yakın takipçisi olmadığını, aynı zamanda da bu gelişmelerin öncülerinden biri olduğunu gösteriyor. Ahmet Yar A.Şnin parlak tarihi, 1946 yılında küçük bir elektrik atölyesinde elektrik motorlarının bobinaj sarımları ve küçük çaplı tamirat işleri ile başladı. Eskişehir Devlet Demir Yolları Elektrik Bölümünü bitiren kurucu Ahmet Yar, bu küçük atölyesinde oldukça büyük bir geleceğin temelini atmış oldu. Ahmet Yar, 1959 yılında ZOPPAS marka İtalyan malı buzdolaplarının mümessilliğini alarak soğutma sektörüne ilk adımı attı. 1964, firmanın Ahmet Yar adı altında buzdolabı üretimine başladığı ilk yıl. Ahmet Yar, 150 metrekarelik atölyede ve 8 çalışanı ile başladığı üretimini, 3 yıl gibi kısa bir sürede ürün çeşidi ve kalitesi ile birlikte artırarak; 1967de 450 metrekarelik atölyesine taşındı. Burada 18 çalışanı ile 200 adet değişik tip ve boyutlarda sanayi tipi buzdolabı üreten Ahmet Yar, aynı yıl, Türkiyede ilk kez uygulanan Fiberglas Monoblok gövdeli kasap tipi buzdolaplarını üretimine ekledi (Bu dolaplar gerek yurtiçi, gerekse yurtdışında büyük takdir toplamıştır). 1972de, uzun uğraşların sonucu Türkiyede ilk kez kristal buz makinesini üreterek, uluslar arası patent hakkına layık görülen Ahmet Yarın ürettiği buz makinesi, emsallerinde olmayan özellikleri nedeniyle icat olarak kabul edildi. Değişmeyen tek şey kalite Gelişimini süreklileştiren Ahmet Yar, 1980de 6500 metrekare kapalı alana sahip ve kendi inşa ettiği fabrikasına taşındı. Atölyeden fabrikaya geçiş, şirketleşmeyi ve profesyonel organizasyonu da beraberinde getirirken, bu süreç ikinci kuşağın katılımıyla daha mükemmel ve daha kaliteli ürünlerin üretilmesi süreci haline geldi. 1984, şirketin Isı Eşanjörleri üretimine başladığı yıl. Bu branşta ülkemizde büyük bir boşluğu doldurarak bu üretimi ihraç ürünü haline getiren firma; Almanya, Fransa ve Belçika gibi ülkelere önemli miktarda ihracat yaptı. Gıda muhafazası teknolojisinin sıkı takipçisi olan firma, 1992 yılında modüler sistem poliüretan enjeksiyon soğuk hava depo panelleri imalatını gerçekleştirdi. Kısa bir müddet sonra, bu imalat ile üretilen portatif soğuk hava depoları için ihtiyaç duyulan paket tipi soğutucu üretimine başlandı ve gıda sektöründe hizmet veren kuruluşlarının meyve-sebze, et ve süt ürünleri ile diğer gıda maddelerinin muhafaza ve soğuk depolama konuların-daki soğuk zincir teşekküllerine katkıda bulundu. Yine bu tip üretimlerle özellikle Fiber optik kablo sanayi laboratuarlarında hizmet gören, 40 + 80 santigrat derece ısıl değerlerde çalışan, laboratuar test odalarını üretme olanağı da sağlandı. Gelişen teknolojinin sadece takipçisi olmayıp, geliştiricisi olma özelliği de taşıyan Ahmet Yar, 1993te Avrupa ve Dünya standartlarına uygun poliüretan enjeksiyon sistem ticari tip buzdolabı üretimine başlayan ilk firma olma özelliği taşıyor. Birçok ilklere imza atan Ahmet Yar, 1996da, Dünyada Endüstriyel Soğutma sektörünün liderlerinden Alman Linde Firmasının temsilcisi oldu.Merkezi sistem soğutma ünitelerinin elektronik kontrol sistemlerinde Adap-Kool uygulamasını Türkiyede başlatan ve devam ettiren Ahmet Yar firması oldu. Ahmet Yar Soğutma, üretimini 2004 yılında inşa ettiği 25 bin metrekare üretim sahasına sahip yeni yerinde sürdürüyor. Yabancı danışmanlar yardımı ile kurdukları test laboratuarını, kaliteli ürünlerin çıkış noktası olarak gören firma yetkilileri, değişime her zaman hazır bir firma olan Ahmet Yarda, yıllar boyunca değişmeyen tek şeyin müşterilerine en iyiyi ve en kaliteliyi sunma isteği olduğunu söylüyorlar. Biz bir ekibiz Ekip Mühendislik ve Soğutma AŞnin sahiplerinden Abdurrahma Elvan ile Türkiyedeki soğutma sektörünü ve Ekipin sektördeki yerini konuştuk. Elvan, sektördeki en büyük sorunun haksız rekabet olduğu görüşünde... Öncelikle sizi ve Ekip Soğutmayı tanıyabilir miyiz? 1965 doğumluyum. İlk ve ortaokuldan sonra endüstri meslek lisesinde öğrenimime devam ettim. Daha sonra iş hayatına atıldım. Üniversite ve iş birlikte devam etti. İTÜ Makine Mühendisliği Bölümü mezunuyum. 1990 yılına kadar farklı bir sektörde çalıştım. 1990 yılından itbaren, sektöründe bildiği Teksonun imalat müdürlüğü, fabrika müdürlüğü ve genel müdürlüğünü yaptım. 1997 yılında Ekip Mühendislik ve Soğutma Sistemlerini kurduk. Ekip A.Ş. 1997 yılında Teksonun da ortak olduğu bir firma olarak kuruldu; ancak piyasadaki diğer firmalarla da iş yapmak ihtiyacı duyduğumuzdan Tekso ile ortaklığımızı 1997 senesi sonunda bitirdik. Türkiyede bu anlamda kurulan ilk firmaydı. Karşımıza neler çıkacağını bilmememizden dolayı böyle bir başlangıç yaptık. 1997 yılı sonunda Teksonun rakipleriyle de (Ahmet Yar, Kaplanlar, Diktaş gibi) iş yapma ihtiyacımız doğdu; dolayısıyla Teksonun ortak olduğu bir firmanın böyle bir iş yapması mümkün olmadığından Teksoyla ticari ortaklığımız bitti. Biz üç ortak olarak 2000 yılına kadar devam ettik. Bu yılda bir ortağımız da ayrıldı. Şu anda iki ortak olarak devam ediyoruz. Bizim sekiz araçlık ve yirmi beş kişilik bir personelimiz var. Beş yüz metrekarelik bir imalat alanımız var. iki mühendisimiz, altı idari personelimiz var. Türkiyenin 35 noktasında yetkili servislerimiz var. Tam olarak çalıştığınız alan nedir? Gıda sektöründe, ağırlıklı olarak gıdanın satış bölümü ile ilgili kısmında hizmet veriyoruz. Yani market piyasasına hizmet ediyoruz. Bunun dışında gıdaların ön hazırlığı kısmında; gıda üreticileri de çalışma alanımızın içinde. Bu ana sektörümüz diyebilirim. Burada Carrefourdan tutun, en küçük market zincirine kadar ulusal ve yerel zincirlerin hemen hepsine hizmet veriyoruz. Bu sektörün dışında endüstriyel soğutma sistemleri ile ilgili kimya, tekstil, plastik, alüminyum ve benzeri sektörlere de soğutma sistemleri ile ilgili hizmet veriyoruz. İsmimizin içinde ne kadar ısıtma ve elektrik geçse de; bunlar pek ağırlıkta değil. Öncelikle soğutma sektöründe hizmet veriyoruz. Bu saydığım iki sektörle ilgili bakım ve servis hizmetlerini yapıyoruz. Bununla ilgili kendi bünyemizde sekiz araçlık bir hizmet ağı sistemimiz var. Bununla müşterimiz olan marketlerin bakımını ve servis hizmetlerini veriyoruz. Yedi gün yirmi dört saat çalışan, saat 08:00-17:00 arası direkt organize edilen ve sonraki saatler için telesekreter vasıtasıyla, cep telefonuyla yönlendirilen nöbetçi servislerimiz var. Yurtiçinde otuz beş noktada yetkili servislerimiz var. Yurtdışında, hemen hemen iş yaptığımız her ülkede de yetkili servislerimiz var. Ürünlerinizi tanıtır mısınız? Ürünlerimizi iki ana grupta topluyoruz. İlki; merkezi sistem soğutma grupları, diğeri de münferit dediğimiz split sistem soğutma grupları. Ben, merkezi sistemin Türkiyedeki ilk uygulayıcılarından biriyim. Bunu biz 1991 yılında Ataköy Migrosta denedik. O zaman komple ithal bir gruptu. Sadece montajını burada yaptık. Daha sonra zaman içerisinde bir kısmı ithal, bir kısmı yerli oldu; ama bugün geldiğimiz noktada -kulandığımız malzemeyi saymazsak- tamamen yerli üretim olarak üretiyoruz . Tabii Türkiyedeki soğutma sektöründe kullanılan malzemenin neredeyse tamamı ithaldir, o ayrı. Split üniteler dediğimiz, bunlar imalatımızın daha küçük bir kısmını oluşturuyor; ancak Türkiye piyasasında da geçerli bir üründür. Her iki ürünün de yaklaşık on beşer değişik boyutlarda seri üretimini yapıyoruz. Hepsinin CE belgelerini, geçen sene içinde aldık. Ürünlerinizde ne tür malzemeler kullanıyorsunuz? Ürünlerimizde, Avrupanın ve dünyanın en üst düzey malzemelerini kullanıyoruz. Örneğin; en önemli komponent olan kompresörde Dünyanın en iyi markalarından biri olan Bitzeri , basınç presostatlarında Danfossu , kompresörlerin yağlama sistemlerinde ACR i , elektrik şalt malzemelerinde Siemens ve Telemecanique i kullanıyoruz. Hizmetlerimizi ikiye ayırabiliriz. İlki, seri üretimle yaptığımız ürünlerimizdir. Bir de proje bazında, müşterimiz projesini getirir, ona özel dizaynda bir üretim yapıp böyle bir hizmet de veriyoruz. Biz müşterilerimize bir yıllık garanti veriyoruz. Bu garanti süresinde gittiğimiz servislerin yüzde 90ı, tamamen bakımsızlıktan ve müşterinin yanlış kullanmasından kaynaklanan arızalar. Elektrik voltajındaki düzensizllik, arızaların ana sebeplerinden bir tanesidir. Ancak, biz değişik kontrol mekanizmaları koyuyoruz. Voltaj düştüğü zaman sistemin kapanma durumu zaman zaman müşteri tarafından istenmiyor; çünkü voltaj sürekli düşüyor. Bu durumda sistemin kapanmasına neden oluyor. Bizde bu durumla ilgili olarak çok fazla arıza yok. Bu da bizim marjlı çalışmamızdan kaynaklanıyor. Ancak biz bu durumla İstanbulun Avrupa yakasında ve Trakyada sıkça karşılaşıyoruz. Sektörle ilgili genel olarak ne düşünüyorsunuz? Bu sektörde çok sayıda bilinçsiz müşteri var. Bu durum bir haksız rekabet ortamı doğuruyor. Müşteri sizden neyi nasıl alacağını bilemediği için, sizi sonuç olarak sadece fiyatla karşılaştırıyor. Bu bizim piyasada en çok zorlandığımız konu. Kurumsal firmalar ise bu durumu atlatmış gözüküyorlar. Gima, Migros, Tansaş ve Kiler gibi kurumlar yavaş yavaş neyi aldıklarının bilincine varmaya başladılar. Ancak bu durumdan biraz da bizim sorumlu olduğumuzu söylemem lazım; çünkü müşteriyi tam anlamıyla bilinçlendirmediğimize inanıyorum.Sektörde belli başlı bir iki kurum dışında kurumsallaşmış ve belli bir bilinçte olan firmalar yok. Bu diğerleri bizim kaba tabirle tanımladığımız merdiven altı firmalar. Sektörle ilgili başka hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Özellikle, malzeme tedariğinde karşılaştığımız sorunlar var. Kullandığımız malzemelerin yüzde 90ı ithal. Bunları ithal eden firmalar da çok fazla profesyonel olmadıkları için, zaman zaman taleplerinizde sıkıntı çekebiliyorsunuz. Örneğin; bir kompresöre ihtiyacınız oluyor, ithal edecek firma bundan elli tane getirmiş, siz öyle kullanmışsınız ki, size daha fazlası lazım oluyor. Bulamıyorsunuz ve yerine alternatifler aramak zorunda kalıyorsunuz. Zaman zaman böyle de sıkıntılarımız oluyor. Avrupa Birliği sizin için, bir sıkıntı konusu oldu mu? AB kriterleri sizi nasıl etkiledi?Avrupa Birliğinin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Biraz daha profesyonelleşmeniz ve yurtdışına açılmanız için bazı kriterleri yerine getirmeniz lazım. Avrupa Birliği Standartlarına uymak şartıyla belli bir aşama kaydediyorsunuz. Örneğin, biz tüm ürünlerimiz için CE yani Avrupa Uyumluluk belgesini aldık. Avrupada önceden kullanılan; ama artık kullanımı yasak olan ozon tabakasına zarar veren gazların, bizde de kullanılmamaya başlandığını yeni yeni görebiliyoruz. Avrupadaki ülkelerle rekabet şansımız da doğmuş oldu. Bizde işçilik kısmen ucuz; ama malzeme temininde sıkıntı çekiyoruz. Ayrıca fiyatlarda zorlayıcı bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Kriterler ilerledikçe el işçiliğinden makine işçiliğine bir geçiş olacağı tahmin ediliyor. Böyle bir durum sizi nasıl etkiler? Olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz ve biz yatırımımızı bu duruma göre yapıyoruz. Böyle birdurumda merdiven altı dediğimiz firmalar sektörden yavaş yavaş çekileceklerdir ki, olması gereken de budur. Avrupadaki yapıyı, maliyetleri ve satış rakamlarını gördükçe şaşırıyoruz. Bizim iki üç katımıza çıkan maliyet ve satış rakamları ortaya çıkıyor. Bugün bizim rekabet edememizin en büyük nedenlerinden biride bu. Kriterler sayesinde hergün yeni yeni ufak firmalar türeyemeyecekler. Bu işe hazır olan, buna çaba gösteren firmalar ayakta kalacak. Bizim hedefimiz de, bunlardan biri olmak. 2001 krizine kadar biz yüzde 99 yerli müşterilere hizmet veren bir firmaydık. 2001 yılından itibaren bu durum yavaş yavaş başlangıçta yüzde 10, 20 ve geçen sene de yüzde 30lara varan bir ihracat seviyesine ulaştı. Hedefimiz bunun yüzde 80ini yurtdışına taşımak. Euroshop fuarına katılmamızın ana sebeplerinden birisi de bu. İhracatta geçen yıl yüzde 30u geçtik. Bu sene hedefimiz yüzde 50ye varmak. Türkiyede ve neredeyse dünyanın her yerinde hizmet veriyoruz. Bugünkü şartlarda Türkiyede rekabet etmek zor. Türkiyedeki iş potansiyelinden bahsedebilir misiniz? İş potansiyeli bakı-mından rakamların çok altında piyasa şu anda. Örneğin; nüfus olarak Almanya ile kıyaslarsak, Almanya gelişimini tamamlamış bir ülke ve sadece eski yatı-rımları yenilemek ola-rak düşünün, Türkiyenin neredeyse 20 katı kadar bir pazara sahip. Bu da sadece yenileme ile olan, gelişmeyle değil... Bizim sektörümüz açısından, Türkiyede henüz soğuk muhafaza edilen ürünlerin satışı düşük. Bu da tabii ki Türkiyedeki gelir düzeyinden kaynaklanıyor. Müşteri profilinizden bahseder misiniz? Bir bölümde ana ulusal zincirler var. Diğer bölümde ise yerel zincirler var. Biz bunların en büyüğünden en küçüğüne kadar, hepsine hizmet veriyoruz. Tabii verdiğimiz hizmetler profesyonellik düzeyine göre değişim gösteriyor. Yerel zincirlerin çağın gereklerine ayak uydurarak, her ne kadar aile firmaları olsalar da, kurumsallaşmaya başladıklarını görmek sevindirici. Eskiden firmalarda, babadan oğula, ailedeki herkes belirli görevlerde çalışıyordu. Şimdi baktığımızda ise, aralara profesyonel yöneticiler koymaya başladılar. Bu da bilinçlenme açısından olumlu bir gelişme. 2004ü kendi açınızdan nasıl değerlendiriyorsunuz? 2004 yılında biz hedeflerimize ulaştık; ancak karlılığı yakalayamadık. Örneğin; Avrupada bizimle aynı sektörde olan firmaların kar marjları yüzde 40-45lerdeyken, bizde bu yüzde 10-15lerin altına düştü. Biz 2004 yılında ciroyu yükselterek karlılığı yakaladık; ama 2005 ve daha sonraki yıllarda bunun Avrupa düzeyine çıkması lazım. Aksi takdirde, önünüzü göremezsiniz, yatırım yapamazsınız, sektör ileri gideceğine geriye gider. Bu söylediğim durum, kar marjlarının düşmesi, sektörde hemen hemen herkesin şikayetidir. Ayrıca malzeme gelirlerimiz ve işçilik maliyetlerimiz de yükseldi. Her sene ürünlerimizi, kullandığımız malzemeleri döviz cinsinde almamıza rağmen yılda ortalama yüzde 7-8 oranlarında zamlar geldi. Bu da dün-yadaki dengelerden kaynaklanan zamlar. Tabi biz bunları birebir yansıtamıyoruz. Genel olarak te-mel sıkıntımız, kar marjlarının çok düşük olması. 2005 yılından neler bekliyorsunuz ? Yatırım hedefleriniz nedir 2005te? İyi hizmet verip, kar etmeyi ve bu karı da yatırıma dönüştürüp, daha ilerdeki hedeflerimize daha kolay ulaşmayı düşünüyoruz. Öncelikli olarak üretim alanımızı büyütmeyi düşünüyoruz. Makine yatırımlarımızla ilgili çalışmalara başladık. Ciro olarak, hiç değilse geçen seneki ciromuzu yakalayıp, karlılığı artırmayı düşünüyoruz. Üretimimizin yüzde 50sini ihracata geçirmek hedefimiz. Beş yıl sonra Ekip Soğutmayı nerede görüyorsunuz? Avrupadaki benzer firmaların konumlarına -özellikle bizim sektörün ön planda olduğu İtalya, Almanya ve Fransa - gelmeyi hedefliyoruz. Bugünkü yapımızın yüzde 50 daha fazlası bir personelle, daha profesyonel bir kadroyla; daha iyi ve daha hızlı hizmet veren ve devamlılığı olan bir firma yaratmak bizim hedefimiz. Dünya bizim iş ortağımızSüpermarket tipi soğutucu üretiminde tecrübe ve bilgi birikimi ile sektöre uzun yıllar hizmet veren Diktaş, bir dünya markası olmayı hedefliyor. Süpermarket tipi soğutucu üretiminde tecrübe ve bilgi birikimi ile sektöre uzun yıllar hizmet veren, kaliteli bir dünya markası olmayı hedefleyen Diktaş, daima en kaliteliyi en uygun fiyatla müşterilerine sunmayı hedefliyor. Satış öncesi ve sonrası teknik destek ve hizmetleri en iyi şekilde müşterilerine sunmayı başaran Diktaş, Türkiye çapında 3 Bölge Distribütörü ve 22 noktada teknik servis ağına sahip. Diktaş Soğutma ileri teknolojiye sahip, kaliteli ve geniş ürün yelpazesi ile konusunda uzman ekibiyle yurt içi ve yurt dışı müşterilerine tam hizmet vermeyi prensip edinmiş bir kuruluş... Ankara Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Diktaş, üründe yüksek kalite standartı sağlayan tam otomatik CNC makine ve ekipmanlarla ürettiği ürünlerin yüzde 35ini ihraç etmektedir. İhracat yaptığı ülkeler arasında Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika, Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Türki Cumhuriyetler bulunmaktadır. Ürünlerinin dünya pazarında tercih ediliyor olması Diktaş için gurur vericidir. Diktaş Soğutma küçük ölçekli mağazalarda local soğutma sistemleri, büyük ölçekli alışveriş merkezlerinde ise merkezi soğutma sistemleri kurulumunu bilgisayar ortamındaki hesaplamalar ve uygulamalarla projelendirerek yapmaktadır. Soğutmada Yeni Boyut Türkiyede ve Dünyada ilk demonte vaziyette kapsüllü market dolapları Güray Soğutma kalitesiyle tüketiciyle buluşuyor... Güray Soğutma 11. kuruluş yıldönümünde, hedeflerinin büyük bir kısımını gerçekleştirmiş olmanın verdiği gururla, dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. 1994 senesinde küçük bir atölyede soğut hava modüler panel odaları ve soğutma cihazları üretimine başlayan Güray Soğutma 2002 senesinde Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde 6.000 metrekarelik kapalı alana sahip fabrikasında marketlere yönelik soğutmalı Teşhir Dolaplarının üretimine başladı. Demonte Modüllü Market Dolaplarını yaratarak Dünyada ve Türkiyede bir ilke imza atan Güray Soğutma, ürünlerin nakliyesi ve montajında kolaylık ve zamandan tasarruf sağlıyor. Müşterilerinin memnuniyetini sürekli kılacak yeni ürünler geliştirip yenilemek, teknolojinin onlara sunduğu kaynakları en akılcı şekilde kullanıp müşterilerine yansıtmak, çalışanlarının ve ülkemizin ekonomik gelişimine katkıda bulunmak Gürayın en önemli amaçları... Satış ve satış sonrası hizmetleri, uzman servis ağları ile Güray Soğutma, Türkiye ve Dünyada sektörün önde gelen firmaları içinde yerini almış durumda. Güray Soğutmanın tüm ürünlerinin yurt içi ve yurt dışı pazarlama-satış hizmetleri, Girişim Mağaza Ekipmanları Pazarlama Sanayi Ticaret Ltd. Şti. tarafından sürdürülmekte... Güray Soğutma, Girişim Mağaza Ekipmanları ile birlikte 2005 hedeflerini gerçekleştirmek için gerekli teknolojik altyapı çalışmalarını tamamladıktan sonra Pazar hedeflerine ulaşabilmek için yurt içi fuarlar yanında, yurt dışında da sektörün en önemli fuarı olan EuroShop fuarına katılıyor. Bursalı Soğutucu Devi Son derece gelişmiş teknoloji ile çalışan Kaplanlar Soğutma, üretiminin yüzde 65ini yurtdışına gönderiyor. Kaplanlar Soğutma Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin başarı dolu öyküsünü Fabrika Müdürü Mehmet Ali Böke ile konuştuk. Kaplanlar Soğutmanın 2005 yılı hedefleri neler? Şu an aylık ortalama 170 dolap üretiyoruz. Üretim kapasitemizi yüzde 50 oranında arttırmak istiyoruz. Ocak ayında ise 250 dolap ürettik. 2005i AR-GE yılı ilan ettik. Dolapların performansları yönünde elektrik enerjisi tüketimini azaltıcı verimlilikler üzerine yoğunlaşacağız. Daha verimli soğutma grupları, ticari dolaplar yaparak yolumuza devam edeceğiz. Vizyonumuz; AR-GE çalışmalarına hız vererek dünya standartlarında dolap üretmek. Şu anda Avrupa Standartlarında dolap üretme misyonumuzu tamamladık diyebiliriz. Avrupa standartlarına uygunluk; EN 441 belgemiz var. Avrupanın şu an istemiş olduğu kalite standartlarına uygun üretim gerçekleştiriyoruz. Amacımız dünya standartlarına, Amerikan ve Rusya standartlarına ulaşarak bu pazarlarda da etkili olmak. Ukraynaya girdik, Ukrayna sertifikamız var. Üç farklı akredite olmuş firmadan ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemleri Belgemiz var. TSE belgesine sahibiz. TÜVden almış olduğumuz CE belgemiz var. Teknolojik yatırımlarınız neler? Dolaplarımızın soğutma performanslarını takip etmek, bizim için en önemli unsurların başında geliyor. Artan üretim kapasitemizle birlikte 2003 yılında kurduğumuz test odamızı genişletme ihtiyacı doğdu. 2005 yılındaki en önemli hedeflerimizden biri test odamızı büyütmekti. Yeni bir test odası oluşturduk. Eskiden bir iki dolabı test edebiliyorken, şimdi 7-8 dolabı aynı anda test edecek olanağa sahibiz. Test olanaklarınız çok geniş. Soğutma performanslarını çok kısa sürede kontrol ediyoruz. Hangi ülkelere ihracatınız var? Belçika, Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Ukrayna, İsrail, İrlanda, ABD, Yunanistan ağırlıklı olarak çalıştığımız ülkeler. Atina Olimpiyatları sırasında çok sayıda dolap gönderdik Yunanistana. Ürünlerimizi genellikle distribütörlerimize gönderiyoruz. Merkezi İngilterede olan Kapso adlı bir şirketimiz var. Kaplanlar Soğutma Sanayi, bu şirketin yüzde 50sine ortak. İngiltere, İskoçya, İrlanda, Galler gibi ülkelere dolapları bu firmamız aracılığı ile gönderiyoruz. Perakende dünyasının en büyük fuarı olan Almanyadaki Euroshop 2005e katılıyorsunuz. Beklentileriniz neler? Havuz tipi derin dondurucu ürünümüzün imalatını tamamladık. Euroshopta görücüye çıkaracağız. Bir çok firma bunu bizden talep ediyordu. Önümüzdeki birkaç ay içinde de kombine deepfreeze dediğimiz altı havuz üstü cam kapılı deepfreeze modelimizi müşterilerimizin beğenisine sunacağız. Şu anda hipermarketlerin tercih etmiş olduğu tüm ürün yelpazesine sahibiz. Ticari tip buzdolabı üretiminde portföyü en geniş firma olduğumuzu iddia ediyoruz. Euroshopa iyi hazırlandığımızı düşünüyoruz. Fuarda D 59 standındayız. Yerli ve yabancı müşterilerimizi standımıza bekliyoruz. Euroshoptan çok büyük beklentilerimiz var. Ürünlerinizin farkından bahseder misiniz? Üretim yapımız çok karmaşık değil. Bu avantaj sayesinde müşterilerimizin isteklerine çok çabuk uyum sağlayabiliyoruz. Kullanmış olduğumuz sac ve alüminyumun yanısıra soğutma ekipmanları bir çok Avrupalı firmanın tercih ettiği malzemelerden. Soğutma ekipmanlarımızın çoğu ithal ve CE belgeli. Kalitemizden ödün vermiyoruz. Müşterilerinize tavsiyeleriniz neler? Yurt içinde ilk olarak fiyatlara bakılıyor. Oysa müşterilerimizin fiyattan ziyade dolabın iç yapısını göz önüne alması gerekiyor. Dolabın görünen bölümlerinden ziyade görünmeyen bölümlerinde ciddi anlamda eksiltmeler yapılabilir. Bu yolla fiyatlar çok aşağıya çekilebilir. Oysa kaliteyi düşünmek gerekir. Dolabınızın ömrü 10 sene ise, fiyatı düşük olan dolapta iki ya da üç yılda paslanmalar dökülmeler ve başka sıkıntılar başlıyor. Kalitenin belli bir fiyatı var. Fiyatı indirmemiz çok zor. Açıkçası; bazı şeylerden taviz veremiyoruz. Bunların başında da kalite geliyor. Sektörünüzün genel durumunu yorumlar mısınız? Yurt içi pazar tamamen rekabete dayalı ve eski karlılıklar kalmadı. Sektörde bizim gibi kalite güvence sistemleri, TSE ve marka belgeleri almış olan az sayıda firma var. Sistemini tam anlamıyla oturtmuş firma sayısı maalesef az. Bu nedenle kar marjları çok düştü. Teklif verirken maliyetine fiyatlarla karşılaşıyoruz. Buna karşılık biz de yönümüzü yurt dışına çevirdik. % 65 oranında yurt dışına dolap ihraç ediyoruz. Kalitemizden de ödün verme düşüncemiz olmadığı için dolap fiyatlarını aşağıya çekmiyoruz. Belli bir standardımız var. O standardın altına inmemiz imkansız. Bu gelişmeler ışığında yurt dışında kendimizi daha iyi ifade ettiğimizi düşünü-yoruz. Kaplanlar Soğutmanın kurucularından Ertuğrul Kaplan aynı zamanda Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı görevini yürütüyor değil mi? Evet. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesine verilen hizmetlerin bizim başkanımız ve yönetim kurulu üyelerince gerçekleştiriliyor olması gurur verici bir olay. Soğutma sektörünün prestiji Kısa zaman içerisinde, Türkiye çapında yaygınlaşmayı; daha sonra da hızla Avrupaya ihracatı hedefleyen Prestij Soğutma, Türk soğutma sektörünün prestiji olma yolunda ilerliyor. 1997 yılında, Ankarada faaliyete başlayan Prestij Soğutma, ilk aşamada, yaklaşık 180 metrekarelik küçük bir alanda üretim yapıyorken, günümüzde 2 bin metrekarelik bir fabrikada çalışmalarını sürdürüyor. Geçen 8 yıl içinde, Türkiyede soğutma sektörü içerisinde, yaptığı ürünlerle ve kalitesiyle en önde olan kuruluşlardan bir tanesi haline gelen Prestij Soğutmanın sahibi Demir Kerem Duygu, bu noktaya gelmelerindeki başlıca sebebi, Türkiyede kendi ürettikleri ürünlere cevap verecek başka bir firmanın olmaması olarak gösteriyor. Prestij Soğutma; market reyonlarının dışında, pastane reyonları ve kuruyemiş reyonları üretiyor. Bunu Türkiyede ve Avrupa genelinde pazarlayan Prestijin uzmanlık alanı pastane ve kuruyemiş reyonları... Üretiminde tamamen el işçiliğine dayanan Prestij, özellikle hipermarketlerin pasta ve kuruyemiş reyonları için daha canlı ve gösterişli seçenekler sunmayı hedefliyor. Prestij Soğutma, beş yıl içinde, 5 bin metrekare kapalı bir alanda, fabrikası ve plazasıyla birlikte konumlanmış bir hale gelmeyi planlıyor. Ve ilk üç yıl içinde de İstanbula bir plaza açtıktan sonra, Avrupaya yönelme planları yapıyor. Fabrikasyon sisteminin yanında, el işçiliği ve özel siparişlerin imalatlarını da yapacak bir firma olmaya devam edecek Prestij yetkilileri, bunun önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyor. Belli firmalar, bazı şeyleri aşıp, tamamen bant usulüne döndükten sonra, bir daha geri dönemiyorlar. Bizim işimiz standart bir soğutma cihazı, standart bir teşhir reyonu yapmak değil. Her zaman için farklılığımız olan; pasta ve kuruyemiş reyonlarını, her zaman için daha dekoratif, daha görünümü güzel, daha mal satar bir duruma getirmek için çalışmayı düşünüyoruz diyor Duygu. Soğutmanın Tarihçesi Soğutma konusunda tarihte bilinen ilk çalışmaları Çinliler yapmıştır. Kışın donmuş göllerin buz ve karların derin geniş kuyularda sıkıştırılarak muhafaza edilmesiyle, yaz aylarında bunların soğukluğundan faydalanmışlardır. İkinci sırada sayabileceğimiz Yunanlılar ve Romalılar ise toprağa gömülü büyük küpleri geceleri su ile doldurup, gece serinliğinde soğuyan suları gündüz içiyorlardı. Daha sonraları onlar da Çinliler gibi kardan ve buzdan istifade etmeye başladılar. Tarihlere göre kardan ilk defa istifade etmeyi sağlayan Büyük İskenderdi. İskender, kışın biriktirilen kar ve buzları yazın sıcak günlerinde içki soğutulması için kullanarak, ziyafetlerinde misafirlerine soğuk içki takdim etmiştir. Daha sonra İmparator Neron memleketinde güneş etkisinden korunmak için duvarları samanla izole edilmiş odalar yaptırmış, bu odalarda sebze ve meyveleri uzun zaman muhafaza ettirmiştir. 16ncı yüzyılda, Catherine de Medici, ülkesi İtalyadan ayrılarak Fransaya misafir gittiğinde kar ve buzdan istifade etmeyi onlara da öğretti. Kısa sürede Fransada soğuk meşrubatlar,dondurmalar ve içecekler yapılmaya başlandı. 1775 senesinde Glascow üniversitesi profesörü Dr. William Cullen eline eter sürdüğünde meydana gelen buharlaşma neticesinde elinin serinlediğini görerek çalışmalarına başladı. Bu olay, ilk mekanik soğutmanın temelini atmıştır. Dr. William Cullen bu tesadüfe dayanarak 1775de, sanayide vakum prensibine dayanan buz yapma makinesi imal ettirdi; fakat bu makine ancak labaratuvar aleti olarak kullanıldı. Makinenin benzerleri birçok kişi tarafından yapılsa da, devamı mümkün olmadı. Amerikalı mühendis Jacop Perkins, 1834 yılında pratik buz yapma makinesini icat ederek Londrada tescil ettirip buz yapma makinesinin yapımında muvaffak oldu. Yaklaşık 30 yıl bu sistemle çalışan makineler yapıldı. Bu arada elektrik enerjisi olmayan yerlerde çalışan makine üzerinde durulmuş ve 1858 yılında Fransız Ferdineand Carre absorbsiyon sistemini bulmuştur. 1886 yılında mühendis Windhausen karbondioksit gazı ile çalışır tesisat yaparak -80 santigrat derecelik sıcaklık elde etti. Bu tarihten sonra buz endüstrisi gelişerek tahtadan buzdolapları yapılmaya başlandı. Buz ile yapılan soğutma çok külfetli olduğundan bütün fabrikalar mekanik bir soğutma sistemi yapmak için arayışa başladılar. Birçok deneyim ve tecrübeden sonra 1910 yılında J.M. Larsen şirketi tarafından ilk küçük buzdolabı imal edildi. Fakat otomatik olmadığı için ortaya çıkan kullanım güçlüğü nedeniyle, imal edilen bu cihazlar pek rağbet görmedi.Bu sebeple bütün fabrikalar otomatik bir buzdolabı yapmak için faaliyete geçtiler. Nihayet 1918 yılında Kelvinatör şirketi ilk otomatik buzdolabını yaparak piyasaya sürdü ve o yıl 67 adet buzdolabı sattı. 1919-1920 yılları arasında satış adeti 200e yükselmişti. Daha sonra aynı esas ve prensiplere dayanarak buzdolapları yapıldı ve bugünkü duruma ulaşıldı. Türkiyede ise soğutmacılık, buzdolapları ve soğuk depolar ile başlamıştır. 1980li yıllardan önce, çok yaygın olmamakla birlikte pencere tipi klimalar kullanılmaktaydı. Özellikle 1980`lerin başlarında merkezi sistem soğutma/ısıtma sistemleri (ortak hizmet veren cihaz ve sistemler) kullanılmaya başlanmıştır. 1990`lardan sonra split tipi (ayrık) klimalar kullanılmaya başlanmış olup; merkezi sistem soğutma/ısıtma ve paket klima cihazlarının kurulması ve bakım onarımı, elektronik kontrol üniteleri ve tesisat farklılıkları nedeniyle ayrı uzmanlık alanlarına dönüşmüştür. Buz makineleri, ticari tip soğutucular, soğuk oda donanımları, proses klimaları gibi farklı makine ve cihazların ülkemize girmesi ve teknolojik gelişmelerle birlikte soğutmacılığın faaliyet alanı genişlemiştir.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive