Nurus Mali ve İdari İşler Direktörü Mehmet Demir

Prestiji üst düzeyde birçok şirketin vazgeçemediği isim Nurus, Şampiyonlar Ligi Finaline ev sahipliği yapan Atatürk Olimpiyat Stadyumunda yaptığı çalışmalarla dikkatleri iyice üzerine çekti. Nurusun başarı dolu öyküsünü gurur duyarak aktaran Mali ve İdari İşler Direktörü Mehmet Demir, tasarımı en başından itibaren baş tacı yaparak şanslarını kendilerinin yarattığını anlatıyor

Eklenme Tarihi : 02 Aralık 2007 Pazar
nurus-mali-ve-idari-isler-direktoru-mehmet-demir
Ofisten Çıkmak Zorlaştı Nurus Mobilyanın açılış öyküsünü dinlemek istediğimde derin bir soluk alıp başlıyor anlatmaya Mehmet Demir... Önce Nurusun açılımını yapayım. Nurus ismi, 1927 yılında Ankara Sitelerde ağırlıklı olarak ev mobilyası üreten Nurettin Ustadan geliyor. Nurus, Nurettin Ustanın ilk hecelerinden oluşuyor. Nurettin Usta, şimdiki Nurus Mobilyanın yönetiminde olan kuşağın dedeleri oluyor. Dede yani Akın Gökyayın eşi Birten hanımın babası ölünce, Akın Bey ve Birten Hanım Bu işi sürdürebilir miyiz? düşüncesi ile başlıyorlar işe. Onlar da belirli bir noktaya getiriyorlar. Ardından Akın Bey ve Birten Hanımın çocukları devreye giriyor. Akın Gökyay Ankara Hukuk Fakültesi mezunu. Bir hukukçu ticareti nasıl yaparsa öyle yapıyor. Her şey kurallara uygun olacak, adalet duygusu ön planda olacak. Çalışanların ücretleri kuruşu kuruşuna bordroda olacak. Faturasız bir kuruş mal satılmayacak. Bu tür düşünceler ev mobilyası satışlarında zorluklar çıkartıyor. Örneğin kadınlar bir mobilyayı beğeniyor, pazarlık yapıyor. Ama mobilya eve geldikten sonra Siz bize fatura kesmeyin, KDVyi bizden almayın gibi öneriler Akın Gökyayı ev mobilyasından, ofis mobilyasına yöneltiyor. Ofis mobilyasına zorunlu geçiş buradan kaynaklanıyor. Ofis mobilyası yatırım olduğu için satış yapılan yerler faturasını mutlaka istiyor ve alıyor. Yurtdışından gelen firmaların Türkiyede sergilediği çeşitli ofisler ve kapalı büro ortamından açık ofis sistemine geçişin başlattığı akımlar, değişime yol açtı. Nurus da Avrupalı tasarımcılarla çalışmaya başladı. Şu anda en ciddi tasarımlar, yurtdışındaki tasarımcılara yaptırılıyor. Bu tasarımlarla iki uluslararası ödül kazanıldı. Tasarımın Oscarı IF ödülü değil mi? Evet. Bu ödül Türkiyeye dört defa geldi. İki tanesini Nurus getirdi. Bir tanesini 2004te aldık. KISS dediğimiz operasyonel personel ofis mobilyaları ile aldık. Daha öncesinde 2001de I/X dediğimiz yöneticiye yönelik ofis mobilyaları ile alınmıştı. 2001de alınan I/X ödülünden sonra çok değerli bir yönetici konseptiniz var. Genel müdüre hitap edebiliyorsunuz, onun ofisini döşüyorsunuz ama bir şirkette sadece genel müdür çalışmıyor ki. Onun altında çalışan kişiler bu sefer onlara sunacağınız, onu tamamlayacak bir ürün grubu istedi. KISS o açıklığı 2003te kapattı. Ödülü de 2004te aldı. KISS grubunu Esma Sultan Yalısında hem yurtiçindeki hem de yurtdışındaki mimarlara tanıttık. Şu anki hedefimiz ürün yelpazesini tamamlamış bu grubu, kendi markası ile kendine has tasarımlarıyla yurtiçi piyasada olduğu gibi yurtdışı piyasaya çevirmek Bu hedefe ulaşmak için nasıl bir yol izlediniz? Renan Beyin görevinde değişiklik yaptık. Renan Gökyay üretimden sorumlu genel müdürdü. Nurusun yeni yurtdışı pazarlarının organizasyonunu şekillendirmek ve tasarımdaki yeni gelişmeleri yerinde takip edebilmek için yönetim kurulu karara bağladı ve Renan Gökyay yönetim kurulu başkan vekili olarak yurtdışındaki görevlerine başladı. Bu organizasyon hemen meyvelerini verdi. Bir Amerikan bayilik sistemi ve bir Kanada firması bayi olmak istediğini bildirdi. Bir kıtayı geçmiş olmak bizim 2005e olumlu bakmamıza yol açıyor. Aslında işimiz zorlaştı. Mobilya yükte ağır pahada hafif yük. Nakliyesinde büyük titizlik göstermek gerekiyor. Müşteri memnuniyetine önem veriliyor olması ve satış sonrası müşteri memnuniyetinin yoğun olması bizi farklı alanlarda farklı organizasyonlar kurmaya itti. Yeni ERP programımız gerçekten Microsoftun en yoğun ERP programlarından biri. Türkiyede bu programı en kısa sürede uygulayabilen kuruluşlardan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Ama Nurus bugünkü yapısını yeterli görmüş olsaydı. Daha fazlasına gerek yok deseydi bu yatırımlara gerek yoktu. Ama işi ikiye üçe dörde katlamak, Avrupada isim yapmayı hedeflemek, kendiliğinden bir takım teknolojik yatırımları da zorunlu hale getiriyor. 2005ten itibaren canlı kullanıma geçtik. Şimdi önümüzü görmeye başladık. ERP programı ile bilgiye çok kısa sürede ve doğru yönde ulaşabiliyoruz. Bu da bizim yönetici olarak aldığımız kararların kısa sürede çok daha etkili olmasını sağladı. Örneğin, Renan Bey Almanyadan bilgisayarı ile buraya bağlanıyor. Fabrikada hangi hatta ne üretildiğini, stoklarında ne olduğunu, finansman bölümünde neler geliştiğini hepsini şirketin başında bulunmasına gerek kalmadan izleyebiliyor. Eğer biz o şansı verememiş olsaydık. Renan Beyi buradan biraz zor uzaklaştırırdık. Yararlı alanlara ulaşması da zor olurdu. Ofis mobilyası denildiğinde akla gelmeyen pek çok ayrıntı var öyle değil mi? Tecrübelerinizi gözden geçirdiğinizde bize bu konuda neler aktarabilirsiniz? Örneğin, Amerikan büyükelçiliğine ofis mobilyası sattık. Oranın bütün ofis mobilyalarını biz yaptık. Bizim ürettiğimiz mobilyalar Ankaradan İstanbula gitti, güvenlik kameralarından tarandı, yüklendi ve Ankaraya getirildi. Geçen sene Türkiyede yapılan iki bin kişilik NATO toplantısının mobilyalarını Nurus yaptı. Hatta sipariş bir hafta önceye çekildi ve mobilyalar İslam Konferansı Örgütünün İstanbul toplantısına yetiştirildi ve orada da kullanıldı. NATO devlet başkanlarının oturduğu, 15 metre çapındaki toplantı masasının televizyon ve gazetelerde çok sıkça gözükmesi ayrıca bir gurur kaynağı oluyor. Buraya bir Amerikan Devlet Başkanının oturuyor olması, bu arada Dolmabahçe Sarayında sayın Bushun çalışma masasının da sizin tarafınızdan yapılmış olması ayrıca bir gurur kazandırıyor. En çok etkilendiğim olaylardan biri de HSBC Bank oldu. HSBC Bank bize yaklaşık 1500 ofis mobilyası siparişi verdi. Biz onların İstanbuldaki genel müdürlüklerini bitirdik. Hazır hale getirdik. Son rötuşlar yapılırken İstanbuldaki o patlama olayı oldu. HSBC Bank o anda genel müdürlüğünü taşıyabilirdi. Belki de HSBC Türkiyeden çekip gitmek veya kalmak konusunda çok önemli bir karar aşamasındaydı. Biz Nurus olarak HSBCnin gösterdiği yerde hasar gören bütün mobilyalarını üç gün içinde söküp, çalışabilir duruma getirdik. Belki de o bankanın Türkiyede kalmasına sebep olduk. Bu da bizim için bir gurur kaynağıdır. Çok zorlu müşterileriniz olmuş. Yunanistan Merkez Bankası, Suudi Telekom, Dublin Üniversitesi, Hyundai vb... Müşteri memnuniyetinizi nasıl sağlıyorsunuz? Müşteri memnuniyeti tamamen psikolojik bir olay. Siz bir söz veriyorsunuz ve verdiğiniz sözün tutarı önemli değil. Çok küçük bir iş olabilir. Ama ben büro açacaksam, o büro benim dünyam olacak. Benim bir hayalimin sonucu olacak. Biz büyük müşteri küçük müşteri diye bakmıyoruz. İnsanlar kendi beğenilerini bürolarına yansıtmaya çalışırlar. Biz önce proje elemanımızı göndeririz. Büro, bulunduğu kata göre, güneşin doğuşu-batışına göre projelendirilir. Büro sahibinin de görüşlerinin ana çizgileri yansıtıldıktan sonra işimiz başlar. Daha proje aşamasında müşterinizi memnun ediyorsanız en zor kısmı geçtiniz demektir. Sonra imalata geçeceksiniz. Kişiyi üzmeden söz verdiğiniz tarihte de büro mobilyalarını götüreceksiniz. Çünkü çok önceden açılış tarihi belirlenmiştir. Eşe dosta davette bulunulmuştur. Ben Kusura bakma koltuğu sandalyeyi yetiştiremedim bir hafta sonra teslim ederim dediğim zaman daha başta o müşterinin bütün hayalleri yıkılır. O mobilyanın eksiksiz ve hasarsız oraya gitmiş olması önemlidir.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive