Minik Çekirdeklerde Saklı Keyif; Kahve

Kimi için Paris`te bir kafede, kimi için Tophane`de bir nargilecide... Bazen eğlenceli bir gecenin ardından yaşanan tatlı sarhoşluklarda, bazen bir gelin adayının ellerindeki titreyen gümüş tepsinin üstünde... Türk kahvesi ya da espresso, irish cream veya capuccino...

Eklenme Tarihi : 28 Kasım 2007 Çarşamba
minik-cekirdeklerde-sakli-keyif-kahve
Afrika`nın bin 500 yıllık siyah incisi, global kültürün ortak zevki olmaya devam ediyor.Kimi için Paris`te bir kafede, kimi için Tophane`de bir nargilecide... Bazen eğlenceli bir gecenin ardından yaşanan tatlı sarhoşluklarda, bazen bir gelin adayının ellerindeki titreyen gümüş tepsinin üstünde... Türk kahvesi ya da espresso, irish cream veya capuccino... Afrika`nın bin 500 yıllık siyah incisi, global kültürün ortak zevki olmaya devam ediyor. Her ne kadar kahvenin öyküsü Batı ülkelerinde 300 yıllıksa da, asıl öykü, Arap Yarımadası`nda, çok eski zamanlarda başlıyor. Kahvenin ilk ortaya çıkışı hakkında çeşitli söylenceler var. En iyi bilineni ise uyuklayan keçilerini gezdiren Kaldi adında bir çobanın, keçilerinin bazı yemişleri yedikten sonra canlandığını görmesi. Bunun üzerine Kaldi bu yemişleri dener ve kendini dinç hisseder. Kahve adı Arapça qahwah`dan gelmekte olup, bu Türkçe`de kahve`ye dönüşmüş, buradan da Avrupa`da café, caffe, koffie, coffee, koffie şekline gelmiştir. Kahve adının anlamı keyif veren içki dir. Kahvenin kökeni Arap yarımadasıdır. İlk bilimsel bilgiler 10. yy`da bir Arap doktoru olan Rhazes`e uzanırsa da, kullanım MS 575 yıllarında başlar. Kahvenin ilk elde edildiği ağaç olan Coffea Arabica, Etyopya`da yetişmiştir. Daha sonra, kahve elde edilen diğer ağaçlar olan Coffea robusta ve liberica`da Afrika`da yetişmiştir. Etyopya`da başlangıçta az olan üretim, bu ağaçların Yemen`de yetiştirilmesi ile artmıştır. Bu bölgelerde, kahve yemişleri başlangıçta bütün olarak veya kırılarak, yağ ile karıştırılıp yenmekte idi. Kahvenin fırınlanması ise 13. yy`ı bulmaktadır. Kahve Yemen`den Mekke ve Medine`ye yayılmış ve 15. yy. sonunda islam gezginler tarafından İran, Mısır, Türkiye ve tüm İslam dünyasına yayılmıştır. Bu yayılma sonucu kahvenin ticari değerinin yanı sıra, toplumsal önemi de ortaya çıkmıştır. İnsanlar cami yerine kahvehaneye gitmeye başlamış, buralarda çeşitli oyunlar oynamış, günlük sorunları tartışmıştır. Bu da dini çevreleri ve yöneticileri rahatsız ettiği için, kahve içimi üzerine dönem dönem ciddi kısıtlamalar gelmiştir. Kahvenin, Arap yarımadasından Osmanlı İmparatorluğuna ulaşması ise kahvenin tüm dünyaya yayılması için en önemli aşama olmuştur. Osmanlı`ya girişi Kahvenin Osmanlı İmparatorluğuna geliş tarihi kesin bilinmemekle birlikte, tarihçiler tarafından, ilk defa 1519 yılında I. Selim`in Mısır seferinden sonra İstanbula geldiği belirtilmektedir. Kahvenin gelmesi ile ilk kahvehanenin açılması arasında yaklaşık 30 yıl vardır (1551). Kahve özellikle Mısır ve İskenderiye`den Eminönüne gelmekte idi. Başlangıçta özellikle gelir düzeyi yüksek ve okuryazarlar tarafından tüketilen kahve, hızla tüm İstanbula yayılmış ve çok sayıda kahvehane açılmıştır. Kahvenin toplumsal özelliği burada da ortaya çıkmıştır. Özellikle dindar çevreler, kahvenin insanları bir araya getirici ve camilerden uzaklaştırıcı etkilerinden korkarak, kahveyi yasaklamaya çalışmıştır. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şeyhülislam Ebusuud Efendi, kömür derecesinde kavrulan maddeleri içmenin haram olduğunu söyleyerek, kahveyi yasaklamıştır. Bunu izleyerek III. Selim, III. Murad ve I. Ahmet dönemlerinde de (15-16. yy.) yasaklar gelmişse de bunların hepsi kısa ömürlü olmuştur. Evliya Çelebi`ye göre XVII yy.`da İstanbul`da 55 kahve dükkanı ve 300 kahve deposu vardır. Bu ticarette özellikle Mısır tüccarları rol almaktadır. Kahvenin aşırı tüketimi, kahve ticaret yollarındaki engeller, 17. yy`da kahvenin pahalanmasına, vergilendirilmesine ve özellikle Eminönündeki fırınlama tesislerinde Yeniçeriler tarafından kahveye nohut vb. karıştırılmasına yol açmıştır. Bunun üzerine kahve kontroluna denetim geliştirilmiş ve Mısır Çarşısı esnafı bu görevde önemli rol almıştır. 18 ve 19. yy`da ise kahve ticareti tüccarlardan, büyük şirketlere geçmiştir. Kahvenin, İstanbuldaki bu yaygınlığı, bir süre sonra kahvenin Avrupaya geçmesine yol açmıştır. Süleyman Ağa olmasa... Avrupada kahve içme alışkanlığının ilk yerleştiği merkez Venedik olmuştur. 1615te Venedikte açılan kahvehanelerin 1645e doğru bütün İtalyaya dağıldıkları görülür. Kahve 1644te Marsilyada, hemen ardından da Lyondadır. Fransanın iç kesimlerine doğru hızla ilerleyen bu önüne geçilemez alışkanlık, 1669da Türk elçisi Süleyman Ağa tarafından Paris sosyetesine tanıtılır. 1650de Londrada İngiliz aristokratları tarafından beğeniyle karşılanan ve şöhretleri bugüne kadar ulaşan bir dizi kahvehane, 17. yüzyılın ikinci yarısında şehrin gündelik hayatındaki yerlerini almışlardır. Pariste entellektüel faaliyetlerin merkezi haline gelen kahvehaneler, Londrada daha farklı bir çevreye, yükselen burjuvaziye seslenen mekanlar olma özelliğini kazanır. Amerika yolculuğu Kahvenin Amerika yolculuğu, kahve ticareti ve kültürünü derinden etkilemiştir. Zor bir deniz yolculuğundan sonra, Gabriel Mathieu de Clieu adlı bir deniz subayı, kahve bitkisini Martinik`teki bahçesine ekmeyi başardı. Buradan da tüm Amerika`ya yayıldı. Sömürgelerinde kahve yetiştirmekte en geç kalan ülke İngiltere olmuştur. Bu da İngilizlerin çay düşkünlükleri nedeni ile kahveyi arka plana itmelerine bağlı olabilir. Puerto Rico ve Küba`yı izleyerek kahve Brezilya`ya ulaştı. Dünyanın en önemli kahve üreticisi olan Brezilya`ya kahvenin girişi ilginçtir. Fransız Guyanasına yaptığı bir ziyarette valinin eşinin kalbini çalan bir Brezilyalı subay, dönüşte hediye olarak bir buket çiçeğin arasına saklanmış kahve bitkisi almış ve bu dünyanın en büyük kahve devinin doğuşu olmuştur. 19. yy. ortalarında, kahve bitkisinin ölümüne yol açan bir yaprak hastalığı, Brezilya dışında pek çok yerde kahve üretiminin durmasına yol açmış bu da Brezilyanın çok işine yaramıştır. Brezilya`da kahve üretiminin yol açtığı önemli bir değişiklik de, kahvenin lüks bir içecek olmaktan çıkıp, herkesin kullanabileceği bir içecek haline gelmesidir. Halen Brezilya ve Kolombiya kahve üretiminin önemli bir kısmını elinde tutmakla birlikte, II. Dünya savaşından sonra Afrika ülkelerindeki kahve üretimi giderek önemli bir noktaya gelmiştir. Kahve üretiminde hastalıkların ve politik olayların getirdiği değişiklikler, kahve fiyatlarında da önemli oynamalara yol açmıştır. Bunları önlemek için, 1962`de kahve üreten ülkeler Uluslarası Kahve Anlaşmasını NewYork`ta imzalamıştır. Halen bu alanda serbest piyasa kuralları işlemektedir. - Kıvam: Kahvenin kıvamı, dilin üzerinde kahvenin gezerken verdiği izlenimdir. Bunu veren kahvenin fırınlanması sırasında şekerlerin karamelize olması, bazı proteinlerin yanması ve yağların açığa çıkmasıdır. Koyu fırınlanmış çekirdekler, daha kıvamlıdır. - Koku: Yukardaki tüm faktörlerin hepsi kahvenin kendi kokusunu verir. Son yıllarda kahve çekirdeği fırınlandıktan sonra soğurken, özel fırınlarda yağlı, kokulu sıvılarla karıştırılarak kahveye yapay koku ve tat verilmeye başlanmıştır. Çikolata, fındık, badem, menta kokan esanslar kullanılabilir. Arabica ve Robusta Kahve, bir ağacın meyvesinin çekirdeğidir. Aile Rubiaceae, cinsi ise Coffea`dır. Çok sayıda Coffea türü varsa da, ekonomik anlamda iki tanesi önemlidir; Coffea arabica (Arabica) ve Coffea canephora (Robusta). Arabica, dünyada en yaygın kahve ağacıdır. Arabica, yetişmesi daha zor, parazitlere ve ısıya daha dayanıksızdır. Ancak elde edilen ürün daha kaliteli olduğu için yaygın olarak yetiştirilmektedir. Robusta daha nemli, sıcak bölgelerde de yetiştirilebilir ancak ürünü daha kalitesizdir. Gold adı altında satılan kahveler genellikle Arabica`dan yapılır. Alışkın olmayan bir göz, bu iki kahve ağacının çekirdeklerini birbirinden ayırt edemez. Aralarındaki en önemli fark Arabica çekirdekleri %1-2, Robusta çekirdekleri ise % 2-5 kafein içerirler. Ayrıca Robusta daha asidik olup, sindirimi daha zordur. İçimleri açısından ise, Arabica daha hafif ve aromatik iken, Robusta daha acımsı ve daha az lezzetlidir. Bu ağaçların yetişmeleri için en ideal bölgeler, tropik bölgelerdir. Brezilya, Guatemala ve Kenya bu açıdan en ideal ülkelerdir. Türkiye`de kahve ağacı yetiştirilmesi amacı ile özellikle Akdeniz yöresinde çeşitli denemeler yapılmıssa da, bunlar başarısız olmuştur. Halen kahve ağacı olan çeşitli bölgeler, hatta evinde kahve ağacı olan meraklılar varsa da, bunların ekonomik değeri yoktur. Nescafe Marka isminin ürünün adıyla özdeşleştiği örnekler düşünüldüğünde, dünyada bundan daha etkili bir marka ismi düşünülemez. 1930 yılında Brezilya Kahve Enstitüsü, kahveyi uzun süre koruyamamaktan doğan zararları önlemek için Nestle`ye başvurdu. Nestle`nin kahve gurusu Max Morgenthaler ve ekibinin 8 yıl süren çalışmaları sonucunda dünyanın ilk hazır kahvesi üretildi. Nestle tarafından üretilen dünyanın ilk hazır kahvesine Nestle ve cafe sözcüklerinin birleşmesinden oluşan Nescafe adı verildi. 1 Nisan 1938`de, ilk olarak İsviçre`de satışa sunulan Nescafe, daha sonra İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikan ordusunun vazgeçilmez içeceği oldu. Nescafe`nin popülaritesi gün geçtikçe arttı. Yıl 1950`ye geldiğinde kahve, rock`n`roll dinlemek için kafelere koşan gençlerin gözde içeceğiydi artık. Bugün, dünya üzerinde, her bir saniyede ortalama 4 bin 400 fincan Nescafe içiliyor. Jacobs Jacops bir çiftçi ailenin ikinci oğlu olarak Borgfeld`de dünyaya geldi. İki yaşındayken annesi öldü. Johann ailenin en büyük oğlu olmadığı için babasının çiftliğini devralması mümkün değildi. Bu yüzden köy okulunu bitirdikten sonra, ABD`ye göç etmeyi bile bir süre düşündü. 14 yaşındayken toptancılık ve perakende sömürge ürünleri satan bir bakkaliyede tüccar olmak için çıraklık eğitimine başladı. 1887`de kalfa olarak bir toptancının bürosuna geçti. Patronu bu özel gencin iyi kahve seçme konusundaki yeteğini daha o zamanlar takdir etmişti. Altı yıl sonra da şirketin imza yetkilisi oldu. 1895`te işinden istifa ederek, bağımsız olmak düşünü gerçekleştirdi ve Bremen`de Kahve, çay, kakao, çikolata ve bisküvi satışı yapan küçük bir özel ürün dükkanı açtı. O dükkandan bugüne ise dünyanın en büyük iki kahve markasından biri kaldı. Uluslararası çapta güçlü marka, son dönemde Türkiye`de de tanıtım ve yeni ürünlerle pazar payını artırma yolunda atağa kalktı. Özellikle de üçü bir arada konseptine alternatif getiren şekersiz Jacobs ikisi bir arada dikkat çekiyor. Kurukahveci Mehmet Efendi Türk kahvesinin üretilmesinde önemli aşamalar; kavurma, soğutma ve öğütme. Yıllardır bu işlemler geleneksel ama ilkel cihazlarla, elde yapıldı. O güzel tadı damakta hissetmek, yorucu ve zaman alan bir çaba gerektiriyordu. Türk kahvesini ilk kez kavurup öğüterek Türk toplumuna sunan Kurukahveci Mehmet Efendi`dir. Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları 1871`de kuruldu. Modern ortamlarda toptan Türk kahvesi üreten tesisler, bu lezzeti teknolojik gelişmelere paralel olarak taşıdılar dünyaya. Bu kuruluş bugün Kurukahveci Mehmet Efendi`nin torunları tarafından yaşatılıyor. Mastercafe Şık ve farklı ambalaj tasarımı ile dikkat çeken Master Cafe, geçen yıl Türkiye pazarına girdi. Özelliği hem soğuk hem sıcak tüketilebilmesi olan ürün, kısa sürede özellikle genç tüketicilerin beğenisini topladı. Mastercafe şu an ulusal zincir marketlerin bir kısmı, benzin istasyonları, üniversite kantinleri, restoran kafeterya, tekel bayii, şarküteri, kuruyemişçi, otel, hastane kantinleri, ticaret merkezlerinde satılıyor. Master Cafe Türkiye Satış Müdürü H. Cem Işın şunları söylüyor; Kahvenin suyunu hazırlarken musluk suyu kullanmamak yapılacak en doğru iştir. Suyun fazla sert ya da yumuşak olması kahvenin tadını olumsuz etkiler. Aynı şekilde distile su da lezzetsiz bir kahveye yol açar. En doğrusu piyasada satılan şişelenmiş suları kullanmaktır. Kullanılacak suyun soğuk olması da kahvenin lezzetine olumlu katkıda bulunur. Kahvenizi içerken ve de büyük bir keyif alırken, aslında bu keyfi size veren birçok şeyin bir arada olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Kahvenin o güzel kokusunu içinize çekersiniz, dilinizin üzerinden kahve kıvamı ile akıp giderken, tüm tadını algılarsınız. Aslında kahveye lezzetini ya da tadını veren çok sayıda bileşen vardır: - Asidite: Yeşil çekirdekler yüksek miktarda klorojenik asit (%7) içerirler. Bu düzeydeki asit kahveye kötü bir tat verir. Fırınlama işlemi sırasında bu asit çözünür ve yerini daha hafif asitler alır. Asetik asit, sitrik asit, malic asit gibi. Bu asitlerin yokluğu kahvenin tadını çok yumuşak yapar ve özelliksiz bir tad olur. İyi bir kahvede asidite olmalıdır. Kahvenin az fırınlanması veya çok ısıtılması asiditeyi azaltır. Bir tek espressoda, bu asit azalması lezzet için gereklidir. Master Cafe Türkiye pazarına gireli henüz çok kısa bir süre olmasına rağmen ilk 6 aylık metropol bayilikler oluşumu ile hedeflenen satış rakamlarını aşmış durumda.2005 yılının ancak sonunda bitmesi planlanan tüm ülke çapında bayilik teşkilatının oluşması, ulusal marketlerde satışın sağlanması ile 2005 yılı 12 aylık satış hedefi beklenenden daha erken olarak haziran ayında yakalanacak. Bu yepyeni kategori ile sektörün sadece en büyük değil, hem en büyük hemde en uzun soluklu oyuncusu olmayı hedefliyoruz. Master Cafe Bayilik sistemiyle Türkiye çapında yaygınlaşmayı hedefliyor. Master Cafe Türkiye Satış Müdürü H. Cem Işın, bayilikle ilgili de şunları kaydetti; Master Cafenin bayilik oluşumu bulunmadığı illerde, bu istikbal vadeden ürünle ilgili olarak bayiilik yapmayı arzu eden firmalar, bizimle irtibata geçebilirler. Öncelikle aynı konsepte sahip içecek ya da ithal gıda satışı yapan firmaları tercih ediyoruz. Master Cafe Türkiye, ürünlerinin satışı ile ilgili her türlü desteği veriyoruz. Bayilerimizi iş ortağı olarak görüyoruz. Çınar Baharat 1979 yılında baharat ve baharat çeşni ürünler ile üretime başlayan Çınar Baharat, 100 gramlık ambalajlarda Çınar Altı markasıyla çeyrek asırlık tecrübesini kahve üretimine de yansıtıyor. Anadolu`da Ankara Marmara`da İstanbul Ege`de İzmir Bölge Müdürlükleri oluşturulup, yaygın pazarlama ağıyla müşterilerine ulaşan firmanın sıcak içecek grubunda 100 gramlık ambalajda Çınar markalı toz kakaosu da bulunuyor. Ülker Gıdanın hemen her alanında tüketicilerin damak zevkine uygun ürünler geliştirip güçlü dağıtım ağıyla iddialı markalar yaratan Ülker`in kahve grubunda kendi adını taşıyan markası Ülker Türk Kahvesi ve İçim markası altında cappuccino bulunuyor. Türk kahvesi kategorisinde klasik Türk kahvesinin yanı sıra Gold markasıyla iri çekirdekli özel Türk kahvesi de Ülker`in pazara sunduğu ürünler arasında. Hem kahve hem cappuccinonun tekli, onlu ve yirmili paketleri var. Ayrıca Türk kahvesi ve Gold markalı Türk kahvesinin 250 gramlık büyük teneke kutulu ambalajları da market raflarından tüketicilere ulaşıyor. Starbucks 1971 yılında Amerika`nın Seattle kentinde özel kahveler satan bir dükkanla faliyete geçen Starbucks, bugün dünya genelinde 6 bin 400`ün üzerinde Coffee Store ile kahve tutkunlarına hizmet veriyor. Starbucks Coffee Storelarda değişik kahve çeşitlerinin (Espresso, Cappuccino, Caffe Latte, Macchiatto gibi) yanı sıra, Starbucks`a özel çaylar, FrappuccinoTM gibi buzlu kahve, çay bazlı buzlu karışımlar ile bu kültüre eşlik eden özel tariflerle hazırlanan yiyecekler de sunuluyor. Starbucks Ortadoğu`nun en büyük perakende mağazacılık grubu Al Shaya tarafından Türkiye`ye 2002 yılında getirildi. Grubun gıda, hazır giyim, güzellik ve bakım sektörlerindeki 15`i aşkın uluslararası marka ve İstanbul, Ankara ve Bursa`da 60`ın üzerinde mağazası bulunuyor. Starbucks Coffee, Topshop, Evans, Dorothy Perkins, The Body Shop, River Island, Peacocks, Claire`s, Vero Moda, JackJones, Only, Limited Too, Miss Selfridge, Topman, Faith gibi dünyaca ünlü markalar Türkiye`de Shaya A.Ş. tarafından temsil ediliyor. Metropolitan Gıda Firma, İtalya`da ayrı ayrı işlerde çalışan iki Türk girişimcinin, (İtalyan kahveci Sagefredo Zanetti`nin teklifi üzerine) Faruk Dak ve Orhan Arsel`in Yunan kahve dağıtım şirketi Makan ile ortaklığıyla kuruldu. Segafredo Zanetti`nin Türkiye girmek istediğinde Faruk Dak ve Orhan Arsel`e gelmesinin nedeni ise bir `dost tavsiyesi. Biz kahve değil; keyif satıyoruz diyen şirket Genel Müdürü Faruk Dak, Profesyonel sektörde kahve dağıtımıyla ilgiliyiz. Türkiye`de yapmayı planladığımız operasyonları daha önce İngiltere ve Yunanistan da yapmış. HORECA`lara (otel, restoran, kafeterya) soft drink (kola, gazoz gibi) olarak adlandırdığımız içecekler hariç, sıcak - soğuk içecekler, bunların hazırlanmasında ve sunumunda kullanılan ekipmanları sağlıyoruz. Dak, Segafredo`nun dünyada lider olduğu ülkelerden Türkiye`ye ciddi bir turist akını var. İtalya, Fransa, İspanya, Almanya ve İskandinav ülkelerinden gelen turistlerle turizm bölgelerinde çok hızlı ilerliyoruz. Türk insanı çay kültüründen kahve kültürüne geçmeye başladı ve özel kahveler arıyor. Bizim piyasaya sunduğumuz 15 çeşit kahvemiz var. Bunlardan farklı kahve şuruplarıyla 100 değişik kahve yaratabiliyoruz diyor. Firma, kahve keyfini artırmak için baristalar (barın arkasından kahve hazırlayan kişi) yetiştiriyor. İsteyen herkese bu eğitimi veriyor; ürünlerini satın almak da mecburi değil. Bu eğitimin içinde profesyonellere, mekân sahiplerine işletmecilere ve elemanlara kahvenin üretiminden kavrulması, makinesinin kullanımından sunumuna kadar kahve kültürüyle ilgili pek çok konu aktarılıyor. Coffee Haus İlk Coffee Haus 1987 yılında Texas`ta açıldı. Coffee Haus, müşterilerine en kaliteli kahveyi sunabilmek için 1992 yılında 12 kg.lık bir makinede kendi kahvesini kavurmaya daha sonra Texas`ta açtığı yeni şubelerle yepyeni bir anlayışa sahip, bilgisayar donanımlı yüksek üretim kapasiteli yeni bir kahve kavurma şirketi devralmıştır. Kahve kavurma konusundaki uzmanlık ve yıllar boyunca Coffee Haus`ta elde edilen lezzet profilleri gün geçtikçe Amerika Birleşik Devletleri`nde daha geniş kitlelere ulaşmış ve servis ağı genişletilmiştir. Şu an birçok eyaletlerde lisanslı şubeler ve franchiseler bulunmaktadır. Coffee Haus`un Türkiye merkezi İzmir`de bulunuyor. Gloria Jean`s Coffees Chicagonun kuzeyindeki küçük ve şirin kasabanın her köşesinde kafeler açılmadan çok evvel, Ed ve Gloria Jean Kvetko 1979 yılında ilk Gloria Jean`s Coffeesi açtılar. Ed ve Gloria Jean Kvetko, kafelerinde, sıcak ve dostane bir ortamda sundukları zengin gurme kahve çeşitleri ile kısa sürede sadık bir müşteri kitlesi edindiler. Ürünlere olan yaygın talebi karşılayabilmek için, Gloria Jean`s Coffees`in özel satış hakkını, 1986 yılında, özel kahvelere olan tutkularını paylaşan girişimcilere vermeye başladılar. Gloria Jean`s Coffees; Kuzey Amerika`nın en büyük özel kahve çeşitleri perakendecisidir. USA, Meksika, Avusturalya, Kore, Birleşik Arap Emirlikleri, Japonya, İrlanda, Malezya, Guam, Endonezya, Tayland, Filipinler, Yeni Zelanda, Afrika, Romanya ve Türkiye dahil 16 ülkede hizmet vermektedir. Çoğu kavrulmuş kahvelerin aksine, Gloria Jean`sin aromalı kahveleri, en kaliteli kahve çekirdeklerinden taze olarak kavrulur ve sonradan aromalandırılır. California kökenli Gloria Jean`s Coffees dünya çapında, kahveye olan tutkusu ve kendini en iyi kahveleri temin etme ve satmaya adamasıyla bilinir. Zengin bir ürün yelpazesine sahip olan Gloria Jean`s Coffees`in menüsünde, 58 ayrı çekirdek kahve çeşidi vardır. Bunların 10u harman, 16sı kafeinsiz, 24ü aromalı, 8i ise yöresel kahvelerden oluşur. Filtre kahveden Latte`ye, Cappucino`dan Mocha`ya kadar uzanan zengin menüsünde; Gloria Jean`s Coffees`e özel, farklı lezzetlerden oluşan şuruplarla kombine edilerek oluşturulan espresso bazlı birçok ürün yer almaktadır. Kahve çeşitlerinin yanı sıra, Gloria Jean`s Coffees`in menüsünde; GJC için özel olarak üretilen doğal meyve püreleri ve crush ice`ın birleşiminden oluşan Fruit Chillers, Very Vanillia Chiller, Mocha Chillers ve Klimenjero dağlarının gizemini taşıyan Oragon Chai da bulunmaktadır. Gloria Jean`s Coffees, Türk halkının vazgeçilmez geleneksel içeceği olan ``Türk Kahvesi`ni menüsüne alarak, bu geleneğin korunmasında öncülük etmiştir. Gloria Jean`s Türk Kahvesini sunuş olarak öne çıkarmaktadır. Gloria Jean`s Coffees, sadece shoplarda hizmet vermekle kalmayıp, perakende çekirdek kahve satışları ile muhteşem tatları evlere taşımayı kendine misyon edinmiştir. Gloria Jean`s Coffees ayrıca; kahve severlerin aradıkları her şeyi bulabilecekleri gerçek bir koleksiyon olan, kahve değirmenleri, kupalar, termoslar ve özel hediye sepetlerini de kahve severlerin beğenisine sunmaktadır.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive