Mağazaların Renkli Yüzleri; Vitrin Mankenleri

Türkiyede vitrin mankenlerinin mekanı Dolapdere. Bir cadde boyunca 50ye yakın mankenci olduğu söyleniyor. Ne yazık ki bunların büyük çoğunluğu merdiven altı diyebileceğimiz, kayıt dışı ve çalıntı modellerle çalışan işletmeler. Bu işi doğru düzgün yapan firma sayısı, bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az

Eklenme Tarihi : 28 Kasım 2007 Çarşamba
magazalarin-renkli-yuzleri-vitrin-mankenleri
Doğal olarak tüm önemli manken firmalarının şikayeti de bu yönde. Bugün bir holding olması gerektiğini düşünürken, sırf ürettikleri kopyalandığı için istediği yerde olamayan firmaların bulunduğu bir sektör bu... Mağaza Butik, önümüzdeki dönemde de bu sektörü ve sektördeki firmaları izlemeye devam edecek. Üretim tamamen el işçiliği Vitrin mankeni üretimi için vurgulanması gereken ilk konu tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de üretimin tamamen el işçiliğine dayanması. Makine ile üretim yapan, dünyada sadece bir firma var. Türkiyedeki maliyetler ve piyasanın durumu düşünüldüğünde, aşırı lüks bir yatırım olarak gözüken makineli üretime uzun yıllar daha geçilmesi gündemde değil. Üretimin ilk aşaması model seçimi. Modelde aranan özellik ise, ilginç ve belirleyici yüz hatları. Normalde, günlük hayatta çok güzel olduğunu düşündüğünüz birisi, modellik için uygun olamayabiliyor. İşin uzmanlarına göre Türkiyede de uygun olabilecek yüzler var; ancak yabancılar daha uygun. Bu yüzden genel olarak yabancı modellerle çalışılıyor. Listenin en başında da Çekler var. O günün güzellik trendi ne ise, mankenlerin şeklide ona uyuyor. Yani modayı belirleyen Avrupalılar, vitrin mankenlerinin şeklini de belirliyor. Bundan sonraki aşama ise en zor olanı; modelleri çamurdan oluşturmak. Aslında her bir vitrin mankenine, bir sanat eseri olarak bakabiliriz. Çünkü yapılan işin heykeltıraşlıktan hiçbir farkı yok. Bu aşamayla birlikte, malzeme, malzeme kalitesi gibi konular devreye giriyor aynı zamanda. Katkı maddeli malzemeler kullanmak, maliyeti düşürdüğü gibi; mankeninin ömrünü de kısaltıyor. Sıcaklık, soğukluk gibi fiziksel etkenler; mankenlerin deforme olması üzerinde etkili olsa da, deformasyonun temel nedeni, kullanılan malzemenin kalitesizliği Mankenlerin tek bir parça değil de, kol ve bacaklarının ayrılabilir olmasının bir tek nedeni pyaşanan güçlükler. Genelde amaç, üretilen mankeni gerçek modeline benzetmek. Son birkaç yıldır uçuk tarz (uzaylı, büyük kafalı vb.) mankenlere de azımsanamayacak bir talep olsa da, esas amaç insana benzeyen vitrin mankeni yapmak. Sektörün kurucusu Meriç Vitrin Mankeni Sektörünü Türkiyedeki kurucusu Rafet Meriçin kurduğu Meriç Vitrin Mankenleri (MVM) doğal olarak kopyacılığın en büyük mağduru Firma sahiplerinden, Rafet Beyin eşi Tülinay Meriç ve kızı Hülya Meriç, karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen, kopyacılarla mücadele etmeyi sürdüreceklerini söylüyorlar. Nasıl başladı Meriç Vitrin Mankenlerinin hikayesi? 1963te Rafet Meriçin yaptığı bir hayale yolculukla... Çok enteresan bir başlangıç oldu. Resim heykel bölümünü bitirdikten sonra ne iş yapabilirim diye düşünüyor; bu arada kurslarda Almancasını da ilerletmiş. Bir Alman mecmuasında Almanyada polyester denilen bir maddeyle manken yapıldığını okumuş. Sonra firmaya mektup yollamış. Almanyaya davet etmişler. Münihte büyük bir manken firması5 yıl oranın her bölümünde çalışıp, 1967de kendini yeterli hissettiği anda Türkiyeye dönmüş. İlk üretime Çorumda başlamış. İnsanlar çok garip karşılamışlar. Şimdi bile yaptığımız işi garip görüyorlar. Bizim çok geniş bir koleksiyonumuz var. İşe başladığımız andan itibaren ki mankenlerimizi sakladık. Bunlarla ileride müze açmayı düşünüyoruz. Dünyadaki güzellik anlayışının değişimini de bu müzede görebileceğiz aynı zamanda. Mankenlerinizi nasıl üretiyorsunuz? İlk aşama model seçimi. Daha çok yabancı yüzlerle çalışıyoruz. Türkiyedeki mankenlerden de güzel yüzler var; ama yabancılar daha uygun. Çek modellerle mesela var çalışmalarımız. Daha sonra en zor aşama olan çamurdan modellerin yapımına geçiyoruz. Aynı zamanda heykeltıraşlık da yapıyoruz. Üretimin her aşaması bize ait. Tüm harcamaları bize ait. İlk yıllarda üretim daha zor oluyordur sanırım. Biz iki kuşaktır; 40 yıldır bu işi yapıyoruz. Önceleri pratiğimiz de yoktu. Çünkü Türkiyede örnek alacağımız kimse yoktu bu sektörde çalışan. Bu mankenlerde kullandığımız malzemeleri sağlayacağımız yerler de yoktu. Eskiden, bu işle ilgisi olmayan kişilere gidiyorduk, bize hammadde tedarik etmeleri için. Şu anda fabrikamızda kendi demir atölyemiz dahi var. Dışarıya güvenmediğimiz için tüm demir aksanları kendimiz yapıyoruz. Çünkü kaliteli bunu biliyorsunuz. Ama çok maliyetli bir şey. Türkiyede çok büyük bir sorun var; her şey taklit edilebiliyor. Kendi modelini, markasını yaratan yok. Biz bu mankenlerin metal kısımlarını yapmak için uğraştık. Adamın bir tanesi bu modelden basıp piyasaya dağıtıyor. Türkiyede bütün mankenlerin ölçüleri aynı. Bizim gibi farklılığı yaratacak insan yok. 25 yıldan beri korsanlarla mücadele ediyoruz. Her şeyimizi taklit ettiler, çaldılar. Türkiyede bu konuda iş ahlakı yok. Şu anda durum nasıl? Şu anda da istediğimiz yerde değiliz. Hak ettiğimiz kadar büyüyemedik. Şu anda bile modellerimiz çalınıyor. Tescillerimiz var ama karşımızda muhatap olacağımız ciddi bir kuruluş yok. Modellerimizi hem Türkiye hem de Avrupaya karşı korumak için tasarım tescillerini yaptırdık. Ancak adaletsizlik devam ediyor. Dava açtığınız oldu mu? Oldu. Bundan sonra da olacak. Sonuçlanmaları biraz zor oluyor ama. Yine de devam edeceğiz uğraşmaya. Şu anda en çok sıkıntı çektiğiniz şey haksız rekabet öyleyse. Evet aynen öyle. Türkiyede birçok açıdan haksız rekabet var. Ancak bizim açımızdan daha çok var. Çünkü bu işi bizim gibi yapan sanatkar yok. Bizim geniş bir arşivimiz ve tecrübemiz olduğu için ne kadar zor olursa olsun gelen tüm talepleri karşılayabiliyoruz. Vaktinde teslim etmeye çalışıyoruz. Dünyanın en büyük firması için manken üretebiliyoruz. Bizim işimiz el işiyle yapılan, tozlu, kokulu bir iş. Ama kalitemiz belli. Euroshop 2002de de Türkiyeden katılan bu sektördeki tek firma olduk. Hatta bizi yabancı zannettiler. Marka olmak kolay değil. Pazarlama aşamasında karşılaştığınız zorluklar neler? Bu aşamada her zaman zorluk var. Üzerine etiket koyup manken satamıyorsunuz. Patronlarla karşı karşıya kalıyorsunuz. İlkel devirlerdeki gibi müşteriyle teke tek mücadele ediyorsunuz. Taklitçiler olduğu için her an müşteri kaybediyoruz. Korsanlar olmasaydı hiçbir sorun olmazdı. En azından emeğimizin karşılığını almak isterdik. Bayağı masraf yapıyorsunuz, kopyalanınca isteksizleşiyorsunuz. Ya firmayı kapatacaksınız ya da mücadeleye devam edeceksiniz. Türkiyenin Avrupa kıyısında olması avantaj tabii ki. Çin var ama çok uzak. Avrupada sevkiyatlar çok hızlı. Avrupalı bize itimat duyuyor. Biz de kendimize güvenerek o kişiyi çekiyoruz. Özgeçmişimiz bu durumda etkili. Siz Avrupadan esinleniyor musunuz? Bütün firmaların çizgilerini Avrupalıların 1-2 yıl önce ya da şimdi sundukları modeller belirliyor. Modayı belirleyen Onlar. Etkilenirsin ama farklılaşmak için kendi yeteneklerini eklemelisin. Avrupalı kopya edilen malı almak istemiyor. Cezası da var. Bizim esinlenerek yaptığımız modelleri beğenebiliyorlar. Örneğin şu modeli gören herkes şu firmanın malıdır diye tanır. Türkiyede bu işi yapanlar en ilkel şartlarda çalışıyorlar. Önümüzdeki dönem hedefleriniz? Yurt dışında ürünlerimizi daha fazla satmak. Mağazadan ziyade toptancı dediğimiz aracı kurumlar bulmak. Yine güzel modeller yapmak ve yurt dışındaki fuarlara katılmak. Yurt içinde ise birçok mağazada varız. Aynen böyle devam edeceğiz. 2008deki Euroshop fuarına katılabilmek de arzumuz tabii ki. Neden Avrupa? Avrupaya yönelmemizin sebebi Türkiyedeki krizlerle sarsılmamız. Başka bir nedeni dünyaca tanınmış bir marka olmak istememiz. Biz Türkiyede övünerek söylüyorum ki 40 yıllık bir markayız. Artık dünyaca ünlü bir marka olmaya çalışıyoruz. Her firmanın tarzına göre farklı bir manken yapabilir misiniz? Evet yapabiliyoruz. Hiç bir zaman müşterilerimize hayır demek istemiyoruz. Birçok özel proje yapıyoruz. Herkes vitrininin tanınabilirliğini istiyor. Amaç mankeni gerçek insana benzetmek mi? Realist manken denilen bir terim var. Gerçeğe benzeyen. Dünyadaki güzellik trendi ne ise genellikle odur yani. Bir manken çok uç da olabilir, örneğin kafası olmayabilir. Ama daha ziyade olan en benzeyenini yapmak. Eklemek istediğiniz şeyler var mı? Biz, krizlere rağmen hiçbir işçimizi çıkartmadık. Kendi personelimizi kendimiz yetiştirdik. Bizde 35 sene çalışıp emekli olan insanlar var. Okuma yazma bilmeyen insanlar dahi birer usta oldu. Bu konuda görüşleri var. Burası aynı zamanda bir eğitim kurumu gibi. Hem çalışıyorlar hem de sanat öğreniyorlar. Mankenlerin kalitesi hiçbir zaman değişmedi. Eşimle ben hiç olmayan bir sektörü hazırladık. Türkiyeye sunduk. Türkiyede bir çok müzeye manken yaptık. Devlet müzelerine de yaptık. 1969dan beri de devam ediyoruz. Haksız rekabet çok fazla Vitrin Mankencilerinin merkezi Dolapderenin belli başlı 3-5 firmalarından Kaan Mankenin Pazarlama Müdürü Ertuğrul Uz ile, sektör üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Ne zamandır bu işi yapıyorsunuz? Bir aile şirketi olarak 1970lerden bu yana bu sektördeyiz. Kaan Manken olarak ise 1995ten beri faaliyet göstermekteyiz. Bu sektörle ilgili yenilikleri her zaman ilk yapan firma biziz. Kullandığımız malzeme birinci sınıf. Şu ana kadar hiçbir şikayet gelmedi müşterilerimizden. Bu piyasada satıcı olarak 120, imalatçı olarak da 70 firma var. Çoğu da Laleli, Dolapdere ve Merter bölgesinde. Laleli bölgesi genelde Rus ve Balkanlara hitap ediyor. Dolapdere ise Osmanbey ve Arap ülkelerine. Şu sıralar Türkiyeye Avrupadan da talep var. Kalitemiz beğeniliyor. Türkiyeden müşterileriniz kim? Genellikle Laleli ve Merter bölgesinden müşterilerimiz. Yurt dışında ise birçok aracı firmaya mal veriyoruz. Yurt dışındakiler pek marka değil ama Türkiyedekilerin pek çoğu marka. Üretimde kullanılan malzemeler standart mı? Piyasada iki tür malzeme kullanılıyor. Birincisi elyaf ve polyesteri orijinal kullanmak. İkincisi ise polyestere katkı maddesi katarak kullanmak. Ancak 3-4 sene sonra bu malzeme ile yapılan manken deforme oluyor. sıcak, soğuk gibi etkenler de bunu tetikliyor tabii ki. Orijinal malzemenin maliyeti yüksektir ama kaliteyi artırır. Bu malzemeler müşterinin talebine göre mi kullanılır? Hayır. Biz hep birinci seçeneği kullanırız. Bizim gibi bir firma daha var: Meriç Manken. Bizim gibi çizgisini bozmadan gidiyor. Dolapderedeki firmaların ne kadarı birinci seçeneği tercih eder? 4 veya 5 firma yapar bunu. Bunlar: Meriç, Kaan, Dizayn, Detay ve Mode. Diğerlerini tanımıyorum. Bir şey söyleyemeyeceğim. Bu piyasada haksız rekabet var mı? Çok fazla. Her sektörden daha çok bu sektörde var. Kullanılan hammadde, vergisiz çalışmak vs. Bunlar hem mankene yansıyor hem de Türkiyenin ekonomisine. Manken kalitesiz çıkınca yurt dışı da bizim için kötü düşünür. İhracat yaptığınız ülkeler? Rusya ve Arap ülkeleri. Arap ülkeleriyle özel çalışmalarımız oluyor. Örneğin onlar mankende göğüs istemiyorlar ya da küçük istiyorlar. Bir kaç Avrupa ülkesiyle de çalışıyoruz. Modelleri nerelerden seçiyorsunuz? Resimlerden ya da herhangi bir model çağırtıp oradan yapıyoruz. Heykeltıraşlarımız var zaten. Canlı model olarak tanınmamış Türk modelleri kullanıyoruz. Bulamasak canlı manken; heykeltıraşlarımız resim üzerinden yapıyorlar. Kopyadan şikayetleri olanlar var. Piyasanın tamamı kopya ve haksız rekabet üzerine kurulmuş. Önceden biz de istemeden yapmışızdır. Büyük firmalar bile bunu yaptı. Ama şu anda tamamen kendi modellerimizi yapıyoruz. Peki hiç kopya mağduru oldunuz mu? Olduk. Bizim mankenlerimizden her yerde var. Gözükmeyen 20 modelimiz var sadece kopyalanamayan. Onları da sabit müşterilerimize satıyoruz. Güvenimiz var onlara. Tabii yazılı ve sözlü anlaşmalarımız da var. Kopyalama nasıl oluyor? Ürün duyuluyor. Sonra modelin çalınma aşaması var. Ya kendi geliyor almaya yada başkasını yolluyor müşteri gibi. Bir gün bir tanesini anladım ve mağazadan kovdum. Ayakkabısında manken boyası vardı. Silmeyi unutmuş. Bizim bir nevi emeğimiz çalınıyor. Kaan mankenin öyküsünü alabilir miyiz? 1970de büyük amcalarımız ve babalarımız bu işe başlamışlar. İlk olarak alçı mankeni yapıyorlarmış. Ama çok zor olduğu için giydirmek Avrupadaki polyester döneme geçilmiş. Büyüklerimiz devlet müzelerine de manken ürettiler. Örneğin Harbiye Askeri Müzesine. Asker mankenleri, At modelleri vs. Şu anda da müzelere manken yapıyoruz. Şu anki durumunuz nedir? 1995 yılında 3-4 kişilik bir atölye ile kuruldu. Şu anda atölye ve showroom olarak 23 kişi faaliyet göstermekteyiz. Kalitemiz her geçen gün arttı. Talebimiz arttıkça da kadromuzu genişlettik. Bayrampaşada 2 bin metrekare atölyemiz var. Dolapderede shovroom ve bin metrekarelik depomuz var. Firma olarak teknolojimizi genişletmeye çalışıyoruz. Şu anda her türlü modeli yapma kapasitemiz var. Cindy Crawfordu isteseler onu dahi yaparız. Tabii haberi olması lazım. Mesela bizim heykeltıraş arkadaşımız Çağla Şıkelin modelini yaptı defile için. Defilelerde de talep oluyor mu? Bu Türkiyede ilk defa oldu. 8 mankene onların 8 modeli yapıldı defile için. Heykeltıraş arkadaşımız kendi bağladı o işi. Biz sadece orada lanse edildik. Televizyonda da bayağı cansız manken kullanılmaya başlandı. Örneğin Kadir İnanırın profilo reklamındaki mankenlerin hepsi bize ait. Merdivenaltı hakkında ne düşünüyorsunuz? Türkiyenin kanayan yarası. O damarda artık kan kalmadı. Özellikle Topkapı bölgesi tamamen vergisiz çalışıyor. Kaliteyi düşürerek piyasanın değerini düşürüyorlar. Çok zorlanıyoruz. Bu işin sermayesi çok az. 4 milyarın varsa tamam. Genelde manken fiyatları 300-450 milyon gibi. Ama 60 milyona satıyorlar. Onları alan kişilere de inanamıyorum. Bir mankenin modası hiç geçmez. Makyajı, saçı değişir o kadar. Vücut değişmez. Standart. Bayan manken 36 ve 38 beden, erkek manken 50 beden. Bazen de 60 milyonluk manken almış vücut paramparça. 100 milyona tamir ettiriyor. Bunu da anlamıyorum. 150 ile 350 milyonluk mankeni yan yana koy. Mağazacı anlamaz ama biz anlıyoruz farkı. Merdiven altı üreticiden alıp sağını solunu düzeltip satan var mı? Bunu yapan her zaman olmuştur. Mağazacıların yüzde 30-35i mankeni önemsiyor. Vitrin çok önemli halbuki. Hammadde sıkıntısı yaşıyor musunuz? Aslında yaşamıyoruz. Ama polyester gitgide fiyatı yükselen bir madde. Dolar endeksine göre ayarlanıyor. Tekel bir ürün. Dolar 5 lira artsa polyester de artıyor. Sonra 5 lira düşüyor dolar. Ama polyester 2 lira düşüyor. Aradaki 3 lira bizim her zaman katlandığımız zarar. 10 kilo polyester harcanıyorsa biz 15 kilo harcıyoruz bir mankene. Ayrıca büyük beden firmalar için mankenler, çocuk mankenleri ve hamile bayan mankenleri de yapıyoruz. Dünya modasını nasıl takip ediyorsunuz? Genelde tip açısından. Özellikle moda da tip ve makyaj açısından takip ediliyor. 200e yakın makyaj tarzımız, 170e yakın da modelimiz var. Modayı internet ve dergilerden takip ediyoruz. Avrupadan gelen dergileri takip ediyoruz. Avrupa bizim için her zaman bir ışık. Biz onların da önüne geçmek istiyoruz. Biz Türkiyedeki büyük firmaların mankenlerine, bırakın çalmayı, bakamıyoruz bile. Türkiyede çok farklı mankenler var. Sporting firması örneğin. Uzaylı, koca kafalı mankenler kullandılar. Biz de kendi hayal gücümüzle böyle modeller kullandık. Türkiyede böyle bir akım başlattık. Çok sürmeden modeller çalındı. Merdiven altı dediğimiz firmalar. Burada kanunların esnekliği var. Patent için fotoğraf çekiliyor. 10 metre öteden. Tüm mankenler birbirine benziyor bu mesafeden. İspatlamak zor oluyor. Davalar sürüyor sonuçlanamıyor yakın çevremizde. Patent için de 1,5 milyar para ödemek lazım. Yani 15-20 tane manken satman lazım parasını karşılamak için. Yaptığınız başka ilginç bir tarz oldu mu? 1998-2001 senesinde polyester macundan her türlü modele uygulayabileceğimiz saç şekilleri yaparak piyasaya renk kattık. Yeni bir akıma yöneldik. Kopyacılar yine uygulamaya kalktılar ama kalıpsız yapılan bir iş olduğu için ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bir tek biz yapıyorduk. 2, 5 yıl sürdü modası geçti. Son olarak şunu söylemek istiyorum; Kendi üretimini yapan firmalar dışındaki tüm firmalar kopyacı. Para da kazanamıyorlar. Sadece benim modelimi ayağa düşürüyorlar.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive