ASDF Fuarcılıkın Kurucu Üyesi Tufan Atalayman

Uluslararası Organik Ürünler ve Çevre Fuarlarını beş yıldır başarıyla gerçekleştiren ASDF Fuarcılıkın Kurucu Üyesi Tufan Atalayman; bir yaşam biçimi olarak gördüğü ekolojik ürün kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla böyle bir fuarı gerçekleştirdiklerini söylüyor

Eklenme Tarihi : 03 Aralık 2007 Pazartesi
asdf-fuarcilikin-kurucu-uyesi-tufan-atalayman
Bir Yaşam Tarzı ASDF Fuarcılık olarak, böyle bir fuarı gerçekleştirmekteki amacınız nedir? ASDF Fuarcılık, RDF Fuarcılığın kardeş kuruluşu. Biz bu şirketi kurarken, kendimize sektörde yapılmayan fuarları yapmak gibi bir hedef koyduk. Ekoloji Fuarı da bu çerçevede ortaya çıktı. Bu fuarın çalışmalarına beşyıl önce başladık. İlk olarak sektörün ihtiyaçlarını ve hedeflerini araştırdık. Dört yıl önce ilkini düzenledik. Bu fuar, dünyadaki benzerlerinin bir küçük versiyonu... Ülkemizde, kökleri bu büyük coğrafyada, Anadoluda olan bir üretim; çok miktarda ekolojik sertifikalı ürün var. Ve bunların yurt dışına ihracatı söz konusu. Ancak iç pazar talebini canlandırmak için de, böyle bir fuar gerekliydi. Biz de bunu gerçekleştirdik. Geçtiğimiz dört yılı, fuara katılım açısından değerlendirir misiniz? Geride bıraktığımız her türlü kriz veya problemlere karşın, her geçen yıl aritmetik diziyle büyüdü. Yalnız geçen yılla bu yıl arasında bir geometrik dizi var. Metrekare olarak aynı yeri koruduk; ama katılımcı, sertifikalı ekolojik ürün sayısında bir geometrik sıçrama var. Bu, sevindirici bir durum. Dolayısıyla sektörün kurumlarının ve sertifika kuruluşlarının kendi etkinlerini sergiledikleri bir vitrin oluşmaya başladı burada. Biz bu sektörün de, fuarın da büyüyeceğini düşünüyoruz. Çalışmalarımızı da bu düşünce çerçevesinde sürdürüyoruz. Diğer çalışmalarınız neler? Bizim ASDF Fuarcılık çerçevesinde bir Seramik Teknolojileri Fuarımız var. RDF Fuarcılık olarak da, yaklaşık 22 yıldır yapmakta olduğumuz ayakkabı yan sanayi ve ayakkabı moda fuarımız ve bunlara bu yıl ekledigimiz deri konfeksiyon fuarı ve antika fuarımız var. Sizin ekolojik ürünlerle aranız nasıl? Bu bir yaşam biçimi. Ben ekolojik ürünler konusunda çok büyük birikimleri olan biri olmasam da, ekolojik ürünlerin insan için ne anlama geldiğini, yarınımız için neler ifade ettiğini çok iyi biliyorum. Yaşam çevremde bu ürünleri tüketmeye çalışıyorum ve az da olsa bu ürünlerden üretmeyi amaçlıyorum. Ben bunun ticaretinden çok, felsefesiyle ilgileniyorum. Zaten boyut olarak bakarsak, böyle bir fuardan şu an için ticari olarak çok büyük beklentiler içinde olmak doğru değil. Buradaki tahta oyuncaklar sizin üretiminiz mi? Bu önünüzde gördüğünüz oyuncaklar, zeytin ağacından yapılmış oyuncaklar. Zeytin ağacı bu ülkede, Kutsal Zeytin Ağacı olarak bilinir. Ancak bu Kutsal Zeytin Ağacı, seyreltildikten sonra yakılır. Kutsal bildiğiniz bir şeyi yakmak çok da doğru değil. O yüzden biz bu zeytin ağaçlarını, çocuklar için bir oyuncak aracı, kalıcı bir ürün haline dönüştürmeye çalışıyoruz. Biz bu zeytin ağacını, küçük anı ve aksesuarlar olarak günlük hayata sokmayı düşünüyoruz. Türkiyede ekolojik ürüne ve felsefeye duyulan talep ne durumda? Bu biraz da eğitim seviyesiyle ilgili bir şey. Burada kastettiğim öğrenim seviyesi değil, hayata bakış açısındaki farklılık. Avrupa, kapitalizmi kömür ocaklarında öğrenip vahşi bir yaşam ve tüketme zincirini tamamladı. Pek de büyük bir anlamı olmadığını anlayıp, tekrar ekolojik yaşama dönme çabası harcıyor. Türkiyenin bir şansı var, bu zinciri tamamlamadı. O yüzden Türkiye, birçok şeyini yitirmeden bu açığı kapatabilir. İşte bunun için, dediğim anlamda eğitim çok önemli bir faktör. Ekolojik olmayan, konvansiyonel tarımda kullandığınız her türlü girdi size dönüyor. Ve bunun sizdeki kalıntı ve izleri sizin tüm yaşamınızı belirliyor. Biz her şeyi bencilce ve biraz da şımarık olarak israf ediyoruz. Dünyada açlıktan ölen insanları hiç düşünmeden bunu yapıyoruz. Dünyada ekolojik olarak yapılacak bir üretimle, tüm insanlar doyabilir; eğer yeterli organizasyon ve dağıtım şemasını kurabiliyorsanız... Siz bugün bir tane pirincin dikimi, toplanması, depolanması ve sizin masanıza gelinceye kadarki serüvenini biliyorsanız; pilav yerken tabağınızda bir tek pirinç tanesi bırakmazsınız.
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive