Eklenme Tarihi : 19 Ekim 2011 Çarşamba
Okan Aras

Organize perakende hepimize lazım

Daha düne kadar, bilgiye ulaşmakta ne büyük sıkıntılar çekerdik.Her kafadan farklı bir ses de çıkardı doğal olarak.Atmak, serbestti; çünkü karşılığında bir başka sağlam veri yoktu


Perakendenin organize olma oranı yükseldiğinde, Türkiye perakendesinin gerçek değerini de yakından takip etmek mümkün oldu. Ve AMPD, uzun süredir her ay yayınladığı endeks bilgileri ile perakendeyi daha donanımlı hale getiriyor. Ancak, gıda ayağında yine de önemli eksiklikler var.Bu konuda, iş PERDERe düşüyor. Daha ayrıntılı raporlar yayımlayarak, öngörüler yerine, rakamsal istatistikleri düzenli şekilde paylaşması, önem arz ediyor doğrusu.Nitekim Türkiye perakendesinin toplam hacmini halen bilemiyor, tahmini öngörülerimiz ile analiz etmeye çalışıyoruz***2011 yılına genel bir bakış yaptığımızda net olarak görünen şu ki; dünyayı saran ekonomik bunalım, geçtiğimiz yıl perakende de ciddi bir büyüme ile çıkış yolu denedi. Bu yıl ise, gidişat istikrardan yanaAncak; hem hükümet temsilcilerinden hem dünya iktisat kahinlerinden (?) gelen fren yapıcı/uyarıcı analizler, doğrusu çok karamsar.Ciddi bir korku var ve insanlara neredeyse eliniz arkanızda gezin diye talimat verecekler. İşin kış tutulması, yaz çıkarsa bahtımıza olması; doğru tabii ki de, korkunun da ecele faydası yok kiKorku deyince aklıma minik bir çoban hikayesi geldi: Hani, çoban sürüsünü gezdirirken, boku görünce korkup eyvah bu tarafta ayı var diyerek yön değiştirmiş Diğer tarafta da benzer dışkı yüzünden, yine yön değiştirmiş. Sonra patırtı duymuş, yine yön değiştirmiş. Korku bedenini sarınca da ellerini göğe kaldırmış:- Bu nasıl iştir, ayıdan kork, bokundan kork. Ben bu dünyaya korkmak için mi geldim?Korkmak yerine, hazırlıklı olmak, daha doğru bir yöntem olsa gerek.Yavaşlama veya bir istikrarsızlık durumunda, B ve C planı olan kimler var bakalım?***Geçtiğimiz günlerde Dünya gazetesinin çarpıcı bir analizi vardı. Katma değeri düşük ürünler hızla metalaşırken (her yerde/ortamda en ekonomik fiyat ile bulunabilirliği artarken) ekonomiler, ani bir durgunluk hali ile daha sıkıntılı bir yapıya geçebilir. İşte, Dünya tam bu konuda nefis bir manşet atmıştı:- İkinci 500 fazla sattı, az kar etti.Türkiyenin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu, ilk 500 şirkete göre satışlarını daha fazla artırırken, karlılıkta geri kaldı.Çok üretip/çok satmak; harika bir denge...İyi de; her yer güllük gülistanlık ise Çünkü en kısa yoldan ekonomik durgunluk veya daralma anında, çok üretilen ne yazık ki çok satılamıyor.Ve ardından, kısır döngü ile ekonomik kırılımlarSözgelimi; önceki aya göre, yüzde 20 civarında gıda perakende cirolarında artış gözlenmiş olmasına karşın, yıllık değişim oranı sadece yüzde 1Yılın son çeyreği için öngörüm o ki; perakende dünyasında bir daralma söz konusu değil.Esnaf için olumlu, yurttaş için sıkıntılı aylar var önümüzde. Yeni yılı ve sonrasını ise kestirmek zor... Çünkü ben de sizin yüreklerinize, yukarıdaki çobanın hikayesindeki ayı korkusunu salmak istemem doğrusu***Perakende sektöründe açıkça görünen tablo, yatırımların düzenli biçimde devam ettiği yönde... Nitekim 300 AVM sayısına ulaşılmak üzere. Bu arada, yerel zincirlerin büyümesi, hız kesmeden devam ediyor.Güvenleri tamPlanlanan yatırımlar devam ederken, mağaza sayılarındaki artış da sürüyor. Gıda dışı perakendede satış alanları da artıyor. Satış alanlarının artış hızı, perakendenin yüksek seyir izlediği önceki yıla paralel veya üstünde seyrediyor.Toplam mağaza sayısının 50 bin sınırını geçtiğine de tanık olduk. MüthişHal böyle olunca; reel ve hatta lokomotif ekonomi konumundaki perakende; Türkiyenin işsizlik sorununa çözüm olmasa da, her zaman pansuman yapıyor. Çalışan sayısı, artmaya devam ederken, yıl bazında yüzde 15lik ivme, harika bir işgücü demek. Kaba hesap; sektörde 600 bin civarında çalışan bir ordu varYüreğimiz sizinle
E-BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN
Copyright © 2005-2015 PEBEV Perakende Bilgi Evi
designed by nette interactive